2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 18 Toplam: 18
  1. #11
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    hem Allahtan ve hem kuldan nasıl istimdad edilebilir ki?
    "... ve İyyake nestain"(Fatiha:5)
    "Sadece Senden yardım dileriz"


    Evet abiciğim
    bende bunu anlatmak istemiştim ...

  2. #12
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265
    Alıntı nefisetülilm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Elbette Allahü Teala'nın yardımı istenir, bununla birlikte Allahü Teala'nın bir sevgili kulu vasıta edilirse yardıma kavuşmak ihtimali daha çok olur.

    Abdülaziz Dehlevi hazretleri Fatiha suresinin tefsirinde buyuruyor ki:
    Birisinden yardım istenirken, yalnız ona güvenilirse, onun, Allahü teâlânın yardımına mazhar olduğu düşünülmezse, haramdır.
    Eğer yalnız, Allahü teâlâya güvenilip, o kulun Allah’ın yardımına mazhar olduğu, Allahü teâlânın her şeyi sebeple yarattığı, o kulun da bir sebep olduğu düşünülürse, caiz olur. Peygamberler ve Evliya da, böyle düşünerek başkasından yardım istemişlerdir. Böyle düşünerek birisinden yardım istemek, Allahü teâlâdan istemek olur. (Tahkik-ul-hakkıl-mübin)


    Ebu Hasan-ı Harkani hazretleri, sefere çıkan talebelerine,
    (Sıkışınca benden yardım isteyin) buyurur. Yolda talebelerini, eşkıya yakalar. Onlar, kurtulmaları için Allahü teâlâya dua ederler; fakat kurtulamazlar.
    Bir talebe, (Yâ Ebel Hasan, imdat!) der. Eşkıya o talebeyi göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, (Biz Allah’tan yardım istediğimiz halde soyulduk; fakat şu arkadaşımız, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?) derler.
    O da, (Allahü teâlâ günahkâr kimselerin duasını kabul etmez. Arkadaşınız, benden yardım isteyince, onun duasını Allahü teâlâ bana duyurdu. Ben de, “Yâ Rabbi, bu talebemi kurtar!” dedim. Allahü teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, dua ettim. Kurtaran Rabbimizdi) diye cevap verdi. (Tezkiret-ül-evliya)
    (Bir müminin, bir mümine gıyabında (yani kendisinin haberi olmadan) ettiği dua makbuldur. Günah işlenmemiş ağızla yapılmış dua olarak nitelendirilir.)
    "ve iza seeleke ibadi anni feinni karibun ucibu da'vete'd -dai iza deani felyestecibuu li velyu'minu bi"
    Allah benden isteyin derken ebulhasen harkani hazretleri benden yardım isteyin buyuruyor????
    Kime inanalım(Haşa)

    Nereden bulursunuz böyle Kur'ana ters rivayetleri?
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  3. #13
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Biz burada kendi düşüncelerimizi ve görüşlerimizi yazmıyoruz. Allahü Teala'nın dini hakkında kendi kafamıza göre konuşmak hatasına düşmekten Allahü Teala'ya sığınırız. Biz sadece Ehli sünnet alimlerinin bildirdiklerini naklediyoruz. Bana göre, sana göre, benim düşünceme, senin düşüncene göre din olmaz. Ehli sünnet alimleri din bilgilerini Peygamber Efendimizden naklederek hiç değiştirmeden, pınarın kaynağındaki tertemiz su gibi günümüze kadar ulaştırmışlardır. Bu büyüklerin sözlerinde Kuran-ı Kerim'e, Hadis-i şeriflere, kısacası islamiyete aykırı hiçbir nokta bile yoktur.

    Kur'an-ı kerimde (Allah’a yaklaşmak için vesile arayın) buyuruldu. (Maide 35)
    Evliya, Peygamberler yaratıcı değildir. Allahü teâlâ istenilen şeyi onların hürmetine yaratır. Yani onlar vesiledir, sebeptir. Cenab-ı Hak, her şeyi yoktan yarattığı halde, yaratmasına bazı şeyleri sebep kılmıştır. Mesela Hazret-i Âdem’i ana-babasız yaratmış, fakat çamuru vesile kılmıştır. Bütün çocukları yaratan da Allahü teâlâdır. Fakat çocukların yaratılması için, ana-babayı vesile, vasıta kılmıştır. Hazret-i Âdem’i yarattığı gibi, bütün insanları da ana-babasız yaratabilirdi. Fakat ana-babayı sebep vasıta kılmıştır. Onun âdeti böyledir.
    Enbiya ve Evliyadan şefaat istemek, yardım istemek, Allahü teâlâyı bırakmak, Onun yaratıcı olduğunu unutmak demek değildir. Bulut vasıtası ile Allahü teâlâdan yağmur beklemek, ilaç içerek Allahü teâlâdan şifa beklemek, top, bomba, füze kullanarak Allahü teâlâdan zafer beklemek, hep Allahü teâlâdan istemek olur. Bunlar sebeptir. Allahü teâlâ, her şeyi sebeple yaratmaktadır. Bu sebeplere yapışmak, şirk değildir. Peygamberler hep sebeplere yapıştılar.

    Allahü teâlânın yarattığı suyu içmek için çeşmeye, Onun yarattığı ekmeği yemek için fırıncıya gidildiği ve Allahü teâlânın zafer vermesi için, savaş vasıtaları ve talim terbiye yapıldığı gibi, Allahü teâlânın duayı kabul etmesi için de, Peygamberin, Evliyanın ruhlarına gönül bağlanır. Allahü teâlânın elektro magnetik dalgalarla yarattığı sesi almak için radyo kullanmak, Allahü teâlâyı bırakıp bir kutuya başvurmak değildir. Çünkü, radyo kutusundaki aletlere o özellikleri, o kuvvetleri veren Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, her şeyde, kendi kudretini gizlemiştir.

    Müşrik, puta tapar, Allahü teâlâyı düşünmez. Müslüman, sebepleri, vasıtaları kullanırken, sebeplere, mahluklara, tesir, hassa veren Allahü teâlâyı düşünür. İstediğini Allahü teâlâdan bekler. Geleni Allahü teâlâdan bilir. Müminler her namazda Fatiha suresini okurken, (Ya Rabbi, dünyadaki arzularıma, ihtiyaçlarıma kavuşmak için maddi, fenni sebeplere yapışıyor ve bana yardım etmeleri için, sevdiğin kullarına yalvarıyorum. Bunları yaparken ve her zaman, dilekleri verenin, yaratanın yalnız Sen olduğuna inanıyorum. Yalnız Senden bekliyorum) anlamında söylüyorlar. Her gün böyle söyleyen müminlere nasıl müşrik denir ki?
    Enbiya ve evliyanın ruhlarından yardım istemek, Allahü teâlânın yarattığı bu sebeplere yapışmaktır. Bunların müşrik olmadıklarını, halis mümin olduklarını (Fatiha) suresinin bu âyeti açıkça haber vermektedir. Mezhepsizler maddi, fenni sebeplere yapışıyor, nefislerinin isteklerine kavuşmak için, her vesileye, her çareye başvuruyorlar da, Enbiya ve Evliyayı vesileye şirk diyorlar.
    Müslümanlara müşrik damgası basmak ne kadar çirkindir.

  4. #14
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265
    Maide 35 de bahsedilen vesile bir insan değildir,
    Ameldir,eylemdir,ona götürecek kulluktur ki en büyük vesile Kur'andır.
    Teşbihte hata olmaz kabilinden müşriklerin "...liyukarribuuna ilellahi zulfa" demelerini nereye koyacağız o zaman.

    Allaha tevekkül ve dua ayetlerinin hiçbirinde "aray başkaları sokulmamıştır."
    "Allah isteniel şeyi onların hürmetine yaratır"
    Bunu n dini dayanağı nerede acaba?
    Allah vahyin sorumluluğunu kaldırabilecekleri seçmiş ve onlara risalet görevi vermiştir.
    Ve onları önderler/örnekler kılmıştır.
    YAni-torpilli-değiller(Haşa)

    Allaha yakın olmak için peygamberlere uymak bir kurtuluş sebebi ve esbaba tevessüldür.
    Sıkışınca;"benden istesinler "diyen Allah varken, "ey falan demek" esbab tevessülü değil, Allahla araya başkalarını monte etmek olur...
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  5. #15
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Ben sadece şunu merak ediyorum ..

    bu zatlar sıkıştıklarında kimi araya koyuyorlar ?

    sakın peygamberleri demeyin lütfen

  6. #16
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265
    Alıntı MEKSELİNA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben sadece şunu merak ediyorum ..

    bu zatlar sıkıştıklarında kimi araya koyuyorlar ?

    sakın peygamberleri demeyin lütfen
    Uç örneklemeler zihinleri bulandırıyor,
    Dolayısıyla böylesi tepkiler oluşuyor,
    Siz haklısınız,
    Eğer aynı mantıkla gidersek,
    Onlar da peygamberleri çağırırlar ve iki aşamadan sonra dua Allaha varır!
    Oysa Allah herkese herşeyden daha yakın,
    Ve "Duanız yoksa neye yararsınız "derken,bu bağın kendisiyle kurulmasını istiyor,"Ondan istenilmesini" istiyor.
    Hal böyleyken gayriye ne hacet?

    Neredeysem gören O,
    Hastalansam şifa veren O,
    Ve beni unutmayan O!
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  7. #17
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Evet abiciğim çok haklıısın

  8. #18
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı nefisetülilm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Biz burada kendi düşüncelerimizi ve görüşlerimizi yazmıyoruz. Allahü Teala'nın dini hakkında kendi kafamıza göre konuşmak hatasına düşmekten Allahü Teala'ya sığınırız. Biz sadece Ehli sünnet alimlerinin bildirdiklerini naklediyoruz. Bana göre, sana göre, benim düşünceme, senin düşüncene göre din olmaz. Ehli sünnet alimleri din bilgilerini Peygamber Efendimizden naklederek hiç değiştirmeden, pınarın kaynağındaki tertemiz su gibi günümüze kadar ulaştırmışlardır. Bu büyüklerin sözlerinde Kuran-ı Kerim'e, Hadis-i şeriflere, kısacası islamiyete aykırı hiçbir nokta bile yoktur.

    Kur'an-ı kerimde (Allah’a yaklaşmak için vesile arayın) buyuruldu. (Maide 35)
    Evliya, Peygamberler yaratıcı değildir. Allahü teâlâ istenilen şeyi onların hürmetine yaratır. Yani onlar vesiledir, sebeptir. Cenab-ı Hak, her şeyi yoktan yarattığı halde, yaratmasına bazı şeyleri sebep kılmıştır. Mesela Hazret-i Âdem’i ana-babasız yaratmış, fakat çamuru vesile kılmıştır. Bütün çocukları yaratan da Allahü teâlâdır. Fakat çocukların yaratılması için, ana-babayı vesile, vasıta kılmıştır. Hazret-i Âdem’i yarattığı gibi, bütün insanları da ana-babasız yaratabilirdi. Fakat ana-babayı sebep vasıta kılmıştır. Onun âdeti böyledir.
    Enbiya ve Evliyadan şefaat istemek, yardım istemek, Allahü teâlâyı bırakmak, Onun yaratıcı olduğunu unutmak demek değildir. Bulut vasıtası ile Allahü teâlâdan yağmur beklemek, ilaç içerek Allahü teâlâdan şifa beklemek, top, bomba, füze kullanarak Allahü teâlâdan zafer beklemek, hep Allahü teâlâdan istemek olur. Bunlar sebeptir. Allahü teâlâ, her şeyi sebeple yaratmaktadır. Bu sebeplere yapışmak, şirk değildir. Peygamberler hep sebeplere yapıştılar.

    Allahü teâlânın yarattığı suyu içmek için çeşmeye, Onun yarattığı ekmeği yemek için fırıncıya gidildiği ve Allahü teâlânın zafer vermesi için, savaş vasıtaları ve talim terbiye yapıldığı gibi, Allahü teâlânın duayı kabul etmesi için de, Peygamberin, Evliyanın ruhlarına gönül bağlanır. Allahü teâlânın elektro magnetik dalgalarla yarattığı sesi almak için radyo kullanmak, Allahü teâlâyı bırakıp bir kutuya başvurmak değildir. Çünkü, radyo kutusundaki aletlere o özellikleri, o kuvvetleri veren Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, her şeyde, kendi kudretini gizlemiştir.

    Müşrik, puta tapar, Allahü teâlâyı düşünmez. Müslüman, sebepleri, vasıtaları kullanırken, sebeplere, mahluklara, tesir, hassa veren Allahü teâlâyı düşünür. İstediğini Allahü teâlâdan bekler. Geleni Allahü teâlâdan bilir. Müminler her namazda Fatiha suresini okurken, (Ya Rabbi, dünyadaki arzularıma, ihtiyaçlarıma kavuşmak için maddi, fenni sebeplere yapışıyor ve bana yardım etmeleri için, sevdiğin kullarına yalvarıyorum. Bunları yaparken ve her zaman, dilekleri verenin, yaratanın yalnız Sen olduğuna inanıyorum. Yalnız Senden bekliyorum) anlamında söylüyorlar. Her gün böyle söyleyen müminlere nasıl müşrik denir ki?
    Enbiya ve evliyanın ruhlarından yardım istemek, Allahü teâlânın yarattığı bu sebeplere yapışmaktır. Bunların müşrik olmadıklarını, halis mümin olduklarını (Fatiha) suresinin bu âyeti açıkça haber vermektedir. Mezhepsizler maddi, fenni sebeplere yapışıyor, nefislerinin isteklerine kavuşmak için, her vesileye, her çareye başvuruyorlar da, Enbiya ve Evliyayı vesileye şirk diyorlar.
    Müslümanlara müşrik damgası basmak ne kadar çirkindir.
    Hakikat bütünüyle budur.Herşeyden önce duanın kabul olması için 4 hak mezhepten birinde olmak , Ehli sünnet itikadında olmak , farzları ve sünnetleri yerine getirmek , haramdan sakınmak ve günah işlememek lazımdır.Günümüzde ise böyle sağlam vera ve takvaya sahip insan sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.Durum böyle iken nefsinin elinde inim inim inleyenlerin günahkar bedenleri ile yapacakları duanın arada hatırı sayılan bir Allah dostu yok ise kabul edilmesi Ehli sünnete göre mümkün değil.Ele geçen birşey varsa istidraçtır.Şeker hastalarına verilen helve ve tatlılar gibidir , sonuçta kişiyi felakete götürecektir vesselam.

    Ali Ramiteni hazretleri buyurdu ki:
    (Günah işlememiş bir dil ile dua ediniz ki, kabul olsun!) Yani, Huda dostlarının huzurunda tevazu eyleyiniz, yalvarınız da, sizin için dua etsinler. İstigase, yani bir Veliye tevessül de, bu demektir.
    [İsa aleyhisselama gelip derler ki, dua ediyorsunuz, devasız hastalıklar iyi oluyor. Hangi duayı okuyorsunuz, bize de söyler misiniz? İsa aleyhisselam da onlara okuduğu duayı söyler. Adamlar bir süre sonra tekrar gelirler, efendim okuyoruz okuyoruz bir şey olmuyor, acaba bize yanlış dua mı öğrettiniz derler. İsa aleyhisselam, (Dua doğru ama ağız yanlış) buyurur, yani doğru dua öğrettim, dua aynı dua ama, ağız aynı ağız değil!]

    Günah içinde yüzen bir kimsenin dünya işleri ile ilgili duasının kabul olması, isteklerine kavuşması, onun aleyhine olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Mümin dua ettiği zaman, Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama, "İsteğini hemen yapma, ben onun sesini seviyorum" buyurur. Facir dua edince de, "Bunun isteğini hemen yerine getir, ben onun sesini sevmiyorum" buyurur.) [İbni Neccar]

    (Kâfirin yaptığı duanın hemen kabul olmasını, müminin duasının gecikmesini merak eden meleklere Allahü teâlâ buyuruyor ki: "Ben kâfire ve sesine gazap ederim. Beni anmasın, bana dua etmesin diye hemen isteğini veririm. Mümini ve yalvarmasını severim. Benden ve beni anmaktan uzak durmaması için isteklerini geciktiririm." ) [Ramuz]

    Duanın kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

Benzer Konular

  1. Görmenin Sırrı ne?
    meridyen2 Tarafından Fotoğrafçılık Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-08-2010, 07:53 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 26-10-2009, 10:41 AM
  3. 8 Sayısının Sırrı
    SAHARAY Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-06-2008, 12:24 AM
  4. Aydaki Sır ve Sırrı
    Go[rk]eM Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-10-2007, 04:24 PM
  5. Bir Doların Sırrı
    dogangunes Tarafından Komplo Teorileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-10-2007, 05:12 PM
Yukarı Çık