MÜSİAD'ın kurucu başkanı Erol Yarar'ın röportajı çok tartışılacağa benziyor.

Recep Yeter'in söyleşisi

Erol Yarar ve Bosnalı eşi ***** Yarar bizi Göztepe'deki evlerinde misafir etti. Yarar'ın bir lokma bir hırka dini değil ölçüsünü dikkate aldığımızda kısmen mütavazı bulduğum evlerinde Boşnak kahvesi ve ev böreğiyle ağırlandık.

Durmuş Yılmaz Merkez Bankası Başkanı olduğunda evinin önündeki ayakkabılara bakan zihniyetle, mescidin kapısındaki ayakkabılara bakan zihniyet arasında ne fark var?

Çok büyük fark var. Bir tanesi tecessüsle bakıyor, açık arıyor. Öbürü ise her gelişmede mutlu oluyor. Biri eleştirmek için bakıyor, öbürü ise İslam aleminin gelişmesini istediği için her küçük ilerlemeyi bir mutluluk vesilesi olarak insanlara mesaj olarak vermeye çalışıyor. Açık aramak ayetle yasaklanmış bir bakış açısı. Bir insanın ayakkabısına ona puan vermek için bakmak, aşağılamak için kötü bir şeydir. Ama bir insanın üzerinde iyi bir kıyafet görürseniz onu söylemek tecessüs olmaz.

Marka ayakkabı giymek, Müslümanların ne kadar kaliteli olduğunu mu gösteriyor?

Bir toplumun zenginleri de dine sahip çıkıyorsa, o memlekette devrim oluyor demektir. Dünyanın neresine gidersen git. Bak zengin grubuna, zenginler dinden uzaklaşır. Bizde yıllar geçmiş. Lastiklilerin doldurduğu bir camiden marka ayakkabıların doldurduğu bir cami haline gelmiş. Bir devrim olmuş Türkiye'de. Bu mesaj neden ters anlaşılıyor? Ben önemli bir tespit yapıyorum. Zenginleştikçe dinden uzaklaşan bir istatistikten zenginleştikçe dine daha da yaklaşan bir topluma gelmişiz. Elhamdüllilah demek gerekir bu sonuca.

'Elhamdüllilah artık Müslüman Burjuva'mız mı var?

Ben burjuva kelimesini tartışılan röportajımda hiç kullanmadım. Hatta aynı gün Harward Üniversitesi'nden hocalar gelmişti, Türkiye burjuvası üzerine araştırma yapıyorlardı. Ben onlara da 'burjuva kelimesini çok iyi anlıyorum ama bu kelime kapitalizmin bir öğesi olduğu için bir Müslümana kullanmayı içime sindiremiyorum' demiştim. Bu inceliklerin farkındayım ben. Gazetenin kısıtlı imkanları içinde herşeyi sizin izah ettiğiniz gibi yansıtmayabiliyorlar. Daha sonra televizyona da bu yüzden çıkıp detaylıca anlattım.

Size 'mütedeyyin kapitalist' diyenler var. Ne diyorsunuz?

Kapitalist kelime olarak sermayedar demek, ancak bilindiği anlamıyla bunu Müslüman bir işad***** söyleyince sövmüş gibi hissediyorum. Burjuva da aynı şekilde. Belki içselleştirilebilir ama bugünkü anlamıyla kullanmayı hoş karşılamıyorum. Biz Fransız kapitalizminin ürettiği adam tipi olarak burjuva da olamayız. Onun haricinde adam güzel giyinmiş, iyi bir markayı almış, arabası çok kaliteliymiş. Olsun kardeşim, dünyanın nimetlerini Allah kimin için yarattı.

Peki ölçü ne? Hayrettin Karaman '200 bin liradan pahalı bir arabaya binmek israftır' diyor.

Ben Allah'ü Teala'nın ahkamının parasal rasyonaliteyi yüzde olarak verdiğini gördüğüm için yüzdelere bakarım. 200 milyar benim için ölçü değil. 100 milyar da israf olalbilir bir insan için. Adam, çoluk çocuğu aç iken 50 milyara bir araba alıyorsa bu da israf olur. Bir adam, farzedelim X Müslüman, 10 milyar dolar serveti var ve her sene 1 milyar dolar bağışlıyor. Bu adam 1 milyon dolarlık bir arabaya binse ben bu adam için israf demem.

Yüzdeler; işin ahkam boyutuyla alakalı… Peki vicdan? Mesela asgari ücretin 700 lira olduğu bir ülkede 1000 liralık bir ayakkabı giymek nereye oturur?

İmam Azam Hazretleri'nin 30 Altınlık kaftanı nereye oturursa oraya… Benim karşı çıktığım düşünce bu. Adamın ayakkabısı kaç para, sanane? Birincisi seni ilgilendirmez. İkincisi o insanın Allah indinde yaptıklarını bilmiyorsun ki, sen adama sadece o anki konumuyla, daracık bi alanda tecessüs yapıyorsun. Biz insanların ne giydiklerine arabalarına bakarak onların ahlaki kriterleriyle ilgili yorum yapma selahiyetimiz yok.

'Bir lokma bir hırka bize yutturulmuş zokadır' diyorsunuz. Problem tasavvufta mı?

Ben bunu 96 yılında da söylemiştim. Çünkü dünyevi motivasyonu engelleyen en önemli şey bu. Baktım ki anlamıyorlar, biraz daha dozu artırdım. Ben bir lokma bir hırkanın ne olduğunu çok iyi biliyorum. 15 yıl tasavvuf okudum, tekkelerde büyüdüm. Evliyaullah başımın tacı. Ama karşı çıkanların söylediği gibi değil o işler. Niye servetini terkeden İbrahim Ethem Hazretleri'ni örnek gösteriyoruz da Fatih'e bakmıyoruz. Akşemsettin, Fatih'e hiç İbrahim Ethem gibi ol demiş mi? Böyle bir İslam yok. Niye İbrahim Ethem'i anlatıyorsun, sen Yavuz'u, Fatih'i, Hz. Osman'ı anlat. Hangisi serveti terketmiş. Rasullulah'ın bir tavsiyesi var mı servetinizi terkedin diye… Hayır! Bir lokma bir hırka Bangladeş'te. Orası gibi mi olmak istiyoruz. Bu mu İslam ülkesi. Şimdi kitap yazıyorum, bunun bir zoka olduğunu anlatmak için.

Kitabın adı belli mi?

Evet. Zenginlik Dini İslam olacak. İslamın çağdaş dünyada nasıl bir yer alması gerektiğini anlatmak istiyorum. Bunu hangi fertler, hangi motivasyonlarla yapacaklar. İçeriği de bu olacak.

söyleşinin devamı...