Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Kur'anı Kerimi İdeolojisine Alet Etmekten Çekinmeyen Said Nursi

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Kur'anı Kerimi İdeolojisine Alet Etmekten Çekinmeyen Said Nursi Konusununun içerigi kısaca ->> Kur'anı Kerimin ayetlerini Efendimiz Aleyhisselam'ın bildirmediği ve Efendimizin varisleri Ehli sünnet Alimlerinin nakletmediği şekilde aklına göre Tefsir adı altında tahrip ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Kur'anı Kerimi İdeolojisine Alet Etmekten Çekinmeyen Said Nursi

    Kur'anı Kerimin ayetlerini Efendimiz Aleyhisselam'ın bildirmediği ve Efendimizin varisleri Ehli sünnet Alimlerinin nakletmediği şekilde aklına göre Tefsir adı altında tahrip edip kendi zatın yüceliğinden kitaplarının kutsallığından bahsettiğini ileri sürecek kadar hezeyanlar savuran Said Nursi aynı zamanda bu şekilde Efendimize sanki Kur'anı Kerimin gerçek mânasını gizlemiş gibi iftira atmakta Ehli Sünnet alimlerini de cahillik ile suçlamaktadır.

    Aşağıdaki ayetlere ne Efendimiz aleyhisselam nede O'nun temsilcileri olan Ehli sünnet Alimleri , 4 mezhep imamları , Tefsir alimleri , gelmiş geçmiş Müctehidler bu şekilde mana vermemiştir.Bu ayetlere bir tane Ehli sünnet Aliminin daha bu şekilde mana verdiğini ispatlıyacak , delilleri sunacak bir tane insan , bir tane nurcu yoktur.İçi boş olan bu uydurmalara , hezeyanlara aldanıp masonlara hizmet eden Said nursi'nin bu hezeyanını ortadan kaldıracak bir delil bulunması mümkün değildir.Biz buluruz , " bakın bu Ehli sünnet Alimi de böyle tefsir etmiş " diyebilecek bir Nurcu var ise kendisine istenildiği kadar zaman verebiliriz.Ve kendisinin de ellerini hürmetle öpeceğiz.Ve bütün Nurcuların temsilcisi olarak özür dileyeceğimizi de bilmelerini rica ediyoruz.

    Eğer böyle bir delil buraya getirilemiyor ise , insanlara bu tahripçi din adamı kılığındaki dinsizlik hizmetkarının hezeyanlarını din diye anlatmaya çalışan misyoner Nur'culara bir çift sözümüz var , " Şeytanın mezhebine hizmet edenler , kıyamette onlar ile birlikte haşrrolunacaktır , sonunuzu kendi ellerinizle hazırlamaktasınız " ...


    Said Nursi Tarafından Tarip Edilen Ayetlerin Bir kısmı :

    Said Nursi eserine Risale-i Nur adını vermesini hayatı boyunca her yerde karşısına nur kelimesinin çıkmasına bağlarken onu en çok etkileyen âyetin de, "Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir.(Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir." (Nur, 24: 35) ayeti olduğunu söyler.

    Said Nursi’ye göre ayetin, “Yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir.” cümlesi Risale-i Nur’a ve müellifine işaret eder. Risale-i Nur okuyan başka esere ihtiyaç kalmadan alim olur. Said Nursi de ateşsiz yanar, tahsil için külfet ve ders meşakkatine muhtaç olmadan kendi kendine nurlanır, âlim olur. Ayetin bu cümlesinin elektriğe, Risale-i Nur’a ve Said Nursi’ye işaret ettiği hakikattir. Yanlış anladıysa da Allah’a sığınır (Birinci Şua-s.833).

    Said Nursi bu ayeti yanlış anlamıştır. Zira âyette “nur” kelimesi, Allah’ın, göklerin nurunun sahibi (Zemahşerî, 1995: III, 234) ve her şeyin kaynağı olduğunu ifade edip O’nu övmek için (Kurtubî, 1995: VI/2, 237) kullanılmıştır ve ne doğrudan ne de sembolik olarak Risale-i Nur ve Said Nursi’ye işaret etmektedir. Bediuzzaman’ın bu mesnetsiz çıkarsaması için biz de Allah’ın onu bağışlamasını dileriz. Yine, “Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorla.. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor.” (Tevbe, 9: 32) ayetinde “nur” kelimesinden kastedilen, Hz. Peygamber (s)’in nübüvvetinin doğruluğuna dair deliller (Râzî, 1997: VI, 32) ve Allah’ın dini (Taberî, 1995: VI/2, 149) iken, Said Nursi, Risale-i Nur olduğunu söylemektedir. Ona göre bu ayet açıkça Risale-i Nur’un o nur-u İlâhînin bir lem'ası olacağı ve düşmanları tarafından gelen şüphe karanlıklarını dağıtacağını işarî anlamıyla müjdeler (Birinci Şua - s.844).

    Said Nursi’nin verdiği anlamı kabul ettiğimizde ayetin meali şöyle olur: “Allah'ın nuru olan Risale-i Nur’u ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Fakat kâfirler istemeseler de Allah onu tamamlamayı diliyor.”

    Kur'an, her vahyin anlaşılmak için geldiğini bu gerekçeyle vahyin dilinin peygamberin içinde yaşadığı toplumun diliyle aynı olduğunu belirtir: "Hak dini onlara açıklasın diye, her peygamberi Biz kendi kavminin lisanıyla gönderdik." (İbrahim, 14: 4) Bu ayeti cifirle, ele alan Said Nursi risaletin ve nübüvvetin her asırda veraset noktasında, vekilleri bulunması kuralıyla, bir sembolik anlam yönüyle Risale-i Nur'u özel bir iltifatla üyeleri arasına dahil eder. Ayrıca ayet bu eserin Kur'an dili olan Arapça değil ama Türkçe olmasının takdir edildiğini gösterir (Birinci Şua - s.847)

    Ayetin içeriğinin bırakın dilini Risale-i Nur’un kendisiyle hiçbir ilişkisi yoktur. Risale-i Nur’un ağdalı bir Türkçe ile yazılması tamamen Said Nursi’nin tercihidir. Elimizde bu tercihin Allah tarafından yapıldığına dair hiçbir bilgi söz konusu değildir. Cifr bilgi elde etme yolu olarak görülünce Kur'an’dan laikliği çıkarmak da zor olmaz: “Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırt edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz.
    Allah, her şeyi işitir ve bilir.” (Bakara, 2: 256)

    Risale-i Nur’da bu ayetin cifr ve ebced hesabıyla hem laikliğe hem de Risale-i Nur’un gelişine işaret ettiği ifade edilir (On Birinci Şua -s.984). Bu ayetteki “…sağlam bir kulpa yapışmıştır.” ifadesinin de Risale-i Nur’a işaret ettiği ileri sürülür (Birinci Şua - s.837).

    Bu durumda ayetin anlamı şöyle olur: “Dinde zorlama yoktur. Çünkü laikliğin gelmesiyle doğruluk, sapıklıktan ayırt edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, o kimse sağlam bir kulpa Risale-i Nur’a yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.” Ayetteki “sapasağlam kulp” ifadesine iman (Taberî, III/1, 29), İslâm, “Allah’tan başka ilah yoktur.” (Kurtubî,II/1, 257) şeklinde hemen hemen aynı anlama gelebilecek doğru anlamlar verilmişken, bu

    ifadeden Risale-i Nur’un kastedildiğini söylemek eserin ilmî açıdan değerini düşürmekten başka bir şey ifade etmez. Said Nursi açıkça olmasa da cennetliklerden olduğunu da Kur'an’dan çıkarır: “O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır." (Hud, 11: 105). Ayette şakîler günahları nedeniyle ateşi (Zemahşerî, II, 413), saidler de mükafatı hak eden kimseleri (Râzî,VI, 399) kastedilirken, Said Nursi yaptığı cifr hesabıyla bu ayetin de kendisine ve Risale-i Nur’un yönüne işaret ettiğini söyler (Birinci Şua - s.834). Bu durumda kendisi cennetle müjdelenmiş kişiler arasına girer.

    Said Nursi’ye göre “De ki: Rabbim, beni doğru yola iletti.” (Enam, 6: 161) ayeti de Risale-i Nur’un hazırlanma tarihine işaret eder. Ayetin cifrî hesabı da Said Nursi’nin geçirdiği fikri değişim tarihi olan 1316’ya işaret eder (Birinci Şua - s.837).

    Bu yorum doğru kabul edildiğinde ayetin Türkçe anlamı şöyle olur: “Ey Said Nursi de ki: Rabbim, beni doğru yola olan Risale-i Nur’a kavuşturdu.” Halbuki ayetin devamında, “Dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildi.” denilerek dosdoğru yoldan kastedilenin Allah’ın gönderdiği din (Taberî, V/2, 146) olduğu gayet net bir şekilde ortaya konmaktadır. Said Nursi, "Kime hikmet verilmişse, işte ona pek çok hayır verilmiştir." (Bakara, 269) ayetinden kendisinin kastedildiğine inanmaktadır. Ona göre Risale-i Nur’un Sözler kısmı bu ayetteki sözlerin sırrına mazhardır (Dördüncü Mektup - s.354).

    Halbuki ayette Allah’tan bir nimet olarak söz ve fiillerinde isabet edebilen kimselere verilmiş olan bu nimetin büyüklüğüne işaret edilmektedir (Taberî: III/1, 126) Müslüman ahlakı kişinin kendisini övmesiyle, hele hele ayetlerin kendisine işaret ettiğini söylemesiyle bağdaşmaz.

    Said Nursi’ye göre, "Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor." (Bakara, 151) âyeti, Bakara,129, 269 ayetlerinin küllî ve genel anlamlarına Risale-i Nur da kastî olarak dahildir (Birinci Şua - s.837). Bu durumda Said Nursi Kur'an’da kastedilen hikmetli, Kitab’ı ve hikmeti öğreten ve insanlara bilmediğini öğreten kişi” olmaktadır ve bu iddiayı desteklemek için yine cifr hesaplarından faydalanmaktadır. Kur'an, kendisinin ve Rasulullah (s)’a itaatin her ikisine inanan onları doğrulayan ve doğru yolu bulan kimselere bir nur (Taberî, XIII/3, 318), bir ışık (Kurtubî, IX/1, 240) olduğunu ifade eder: “Ey inananlar! Allah'tan korkun, O'nun Resulü'ne inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Hadid, 28). Bu ayete, "Karanlıklar içinde size bir nur ihsan edeceğim, ki o nur ile doğru yolu bulup onda gidesiniz." şeklinde meal veren Said Nursi, âyet için, “Allah’a hamdolsun, Risale-i Nur bu kudsî ve küllî anlamının parlak bir ferdi olduğu gibi, ayetin orijinalinde geçen nuran, kelimesindeki an kısmı, tenvin sayılırsa 1318 sayısıyla Resâilü'n-Nur yazarı eğitimden yazarlık görevine ve mücahidâne yolculuğa başladığı zamanın beş sene evvelki zamanına ve birçok ayetin işaret ettiği 1316 tarihindeki önemli bir fikrî değişimden iki sene sonraki zamana denk gelir ki, o zaman Risale-i Nur’un hazırlanmasının başladığı aynı tarihtir. İşte bu nurlu âyet, hem anlamca, hem cifirce tevafuku, Kur'an’da bir araya gelişi tesadüfî olamaz.” (Birinci Şua - s.836) şeklinde bir yorum yapar. Bu durumda ayetin anlamı şöyle olur: “Ey inananlar! Allah'tan korkun, O'nun Resulü'ne inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında

    yürüyeceğiniz bir Risale-i Nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Hadid, 28) "Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur'ân'ı verdik." (Hicr, 87) ayetinde muhatap Hz. Peygamber (s)’dir. Ve ona Fatiha suresi ya da diğer uzun surelerden (Zemahşerî, II, 564) içinde mesellerin, haberlerin ve ibret verici olayların olduğu 7 uzun surenin kastedildiği ifade edilmektedir (Taberî, VII/2, 68) Said Nursi bu görüşlerden ilkini benimsemesinin yanında ayetin cifr hesabıyla Risale-i Nur’a da işaret ettiği kanaatindedir (Birinci Şua - s.834). Bu durumda ayete şöyle meal verilebilir. "And olsun ki Said Nursi Biz sana, her zaman tekrarlanan Risale-i Nur’u ve Kur'an’ı verdik." Allah emirleriyle, dilemesiyle (Zemahşerî: II, 350) vaadiyle (Râzî, VI, 288) hakkı takviye eder: “Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu kelimeleriyle ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese de.” (Yunus: 82) Said Nursi’ye göre ise bu ayetin külli anlamı bu zamanda Risaletü'n-Nur’dur. Ayrıca ilahî lafızdaki harfler yaklaşık olarak 998 sayısına o da Risaletü'n-Nur'un 998 rak***** denk düştüğü için âyet Risale-i Nur’a işaret eder. Ayette geçen kelimât (kelimeler) da Risale-i Nur’un bölümlerinden Sözler’e işaret eder (Birinci Şua - s.836). Bu durumda ayetin anlamı şöyle olur: “Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu Risale-i Nur ile ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese de.” Said Nursi yaptığı şartlı cifr348 hesaplarıyla, "Ey Peygamber, eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben O’na tevekkül ettim." (Tevbe, 129) ayetinin

    Risale-i Nur’a özellikle de İşârâtü'l-İ'câz adlı bölümüne işaret ettiğini söyler (Birinci Şua - s.838). Bu durumda ayetin meali şöyle olur: "Ey Risale-i Nur! İnsanlar senden yüz çevirirse, de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim." Kur'an, Allah’ın dinine yardım edenlerin, hizmet eden askerlerin (Kurtubî: III/2, 162), Allah’ın dinini din edinen ve O’na itaat edenlerin galip geleceğini söyler: "Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir." (Maide, 56) Risale-i Nur’da bu âyetin cifr hesabıyla 1350 sayısına denk geldiği ve bu tarihin de Risale-i Nur’un öğrencilerinin görüntüdeki yenilgilerine ancak manevî anlamdaki galibiyetlerine ve kendilerine kurulan tuzakların boşa çıkmasına dair Rumi 1350-51 ve 52 tarihlerine tam olarak denk geldiğine işaret edilir (Birinci Şua - s.839). Bu durumda da ayeti şöyle meallendirirsek yanlış yapmış olmayız: "Şüphesiz Allah'a tâbi olan Risalei Nur talebeleri, gerçek galiplerin tâ kendisidir." Allah Hz. Muhammed (s)’e Kur'an’dan müminleri cehalet ve sapıklıktan kurtarıcı, körlükten kurtarıcı rahmetini gönderir. Müminler de ondaki Allah’ın farzlarını (Taberî, IX/1, 190) yerine getirirler: "Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır." (İsra: 82) Ayette indirilen şeyler Kur'an’ın ayetleridir, başka bir şey değil. Said Nursi’ye göre ise bu ayet Kur'an’a işaret ettiği gibi Kur'ân'ın semasından ilhâmî bir surette gelen şifadar nurlara da işaret eder. İşte, o Risaletü'n-Nur, Said Nursi’ye olduğu kadar Risale-i Nur talebelerine de çoğu zaman şifa olmuştur. Demek Resâili'n-Nur bu âyetin bir işarî anl***** dahildir. Buna delil de ayetin “müminlere şifa ve rahmet olan” kısmının cifr hesabıyla 1339 ederek, Resâili'n-Nur bu asrın mânevî ve müthiş hastalıklarına şifa olmakla meydana çıkmaya başlamasına denk gelmesidir.

    Bu, Said Nursi’nin kanaatidir ve kanaate itiraz edilmez (Birinci Şua - s.839). Bu durumda ayetin Türkçesi, “Biz Kur'ân'ın semasından mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan Risale-i Nur’u indiriyoruz.” şeklinde olur. Ayrıca kanaate itiraz edilemez demek ona çok üstün bir yer biçmektir. Risale-i Nur’da, "Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor." (Bakara, 151) ayetinin “Sizi temizliyor, size Kitabı ve hikmeti öğretiyor.” kısmının cifr hesabıyla 1338 olduğu, Kur'an’ın hikmetini Avrupalı filozoflara parlak bir surette gösterebilen ve gösteren Risalei'n-Nur yazarının Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye’de Kur'an’ın hikmetini savunduğu, hattâ İngiliz Başpapazının sorduğu ve 600 kelimeyle cevap istediği altı sorusuna altı kelimeyle cevap vermekle beraber inzivaya girip bütün gayretiyle Kur'ân'ın ilhamlarından Risale-i Nur'un meselelerini iktibasa başladığı aynı tarihe tamamen uyum gösterdiği ifade edilir (Birinci Şua).

    Bu yorum esas alındığında ayetin meali şöyle olur: "Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi Risale-i Nur ile temizliyor, size Kitabı ve onun hikmetini gösteren Risale-i Nur’u öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor." "Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır." (Zümer: 1) Ayetteki “indirilen”, Kur'an-ı Kerim (Taberî: XII/2, 226) ikinci ihtimal de Kur'an’ın bir suresidir (Zemahşerî: IV, 106). Ancak Said Nursi’ye göre, Casiye ve Ahkaf surelerinin başında da bulunan bu âyet Risaletü'n-Nur'un ismine ve kendisine, hem yazılması ve hem de yayılmasına sembolik anlamıyla işaret eder. İşareti onun bir eksikliği değil, gayb dilindeki manevî mucizesinin bir gereğidir. Kur'an’ın bu ayetinin işarî anlamlarından birisinin bu zamanda ortaya çıkan Risale-i Nur’a yönelik oluşunu Risale-i Nur okuyan herkes onaylar (Birinci Şua - s.841). Yani Said Nursi şöyle demek istiyor. Ayetin işarî anlamlarından birisi de, “Bu Risale-i Nur’un indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır.” şeklindedir. Yani ona göre âyet, “Kitab’ın indirilişi” derken hem Kur'an’ı hem de Risale-i Nur’u kastediyor (Birinci Şua - s.842). Kur'an, kendisinin Rahman ve Rahim olan Allah’tan Cebrail aracılığıyla (Râzî: IX, 537) Hz. Peygamber (s)’e indirildiğini (Taberî, XII/3, 114) şöyle ifade eder: "Hâ mim. (Bu vahyin) indirilişi, Rahmân ve Rahîm olan Allah’tandır." (Fussilet, 1-2) Said Nursi bu ayetin işarî anlamıyla ve şartlı cifr hesabıyla Risale-i Nur’a işaret ettiğini söylemektedir (Birinci Şua - s.843).

    Verilen bu anlam doğrultusunda ayetin anlamı şöyle olur: "Hâ mim. Bu Risale-i Nur, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir." Rabbimiz bize sapıklığı ve doğru yolu istiareli bir şekilde karanlıklar ve nur kelimelerini (Zemahşerî: II, 516) kullanarak anlatır. O, insanları Kur'an ile küfür, cehalet ve sapıklık karanlıklarından, iman ve ilim nuruna (Kurtubî, V/1, 295) ulaştırır: "Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle karanlıklarından nûruna çıkarman, güçlü ve hamde lâyık olan Allah'ın yoluna kavuşturman için sana indirdik." (İbrahim:1) Said Nursi bu ayetin “Rablerinin izniyle nura” kısmındaki “nur” kelimesinin Resaili’n-Nur’a mutabık olduğunu, yine şartlı cifr ile Risale-i Nur’un bölümü olan İşârâtü'l-İ'câz’a işaret ettiğini söyler. Yine ona göre ayetteki “güçlü ve hamde lâyık” kısmı Arapça orijinali hesaba katıldığında Sultan Abdülaziz ve Abdülhamit dönemlerine işaret etmektedir (Birinci Şua - s.845).

    Bu durumda ayetin şöyle bir çevirisi mümkün olur: "Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle karanlıklarından Risale-i Nur’a ulaştırman, Sultan Abdülaziz ve Abdülhamit’in yoluna kavuşturman için sana indirdik." "Görmedin mi? Allah nasıl bir misal verdi. Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.” (İbrahim: 24) ayetinde geçen ve kelime-i şahadet, iman (Taberî: VIII/1, 266), kelime-i tevhit, Allah’ı yüceltme, O’nu övme, bağışlanma dileme, tövbe, ve dua (Zemahşerî: II, 531) olarak yorumlanmış olan “güzel bir söz” ifadesi Said Nursi’ye göre Risale-i Nur’a tekabül eder. Bu çıkarsama cifirle önce yanlışlıkla 1002 olarak hesaplanmıştır. Doğrusu 1011’dir. Elde edilen sayı -13 farkla da olsa- Risale-i Nur’un mak***** tevafuk eder. Hem böyle makamlarda, böyle büyük yekûnlarda bu gibi küçük farklar zarar vermez (Kastamonıu Lâhikası -Mektup No: 38 - s.1594).

    Ayeti Said Nursi’nin anladığı şekilde tercüme edersek meal şöyle olur: "Görmedin mi, Allah nasıl bir misal verdi? Risale-i Nur, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.” Kur'an Hz. Muhammed (s) için, "Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik." (Enbiya: 107) ifadesini kullanır. Hz. Peygamber (s) hem dinde hem dünya işlerinde rahmettir. Dinde rahmettir çünkü geldiğinde insanlar cehalet ve sapıklık Ehl-i Kitap da kitapları konusunda ihtilaf içindeydi. O gelince onları doğru yolu gösterdi. Hükümleri, helal ve haramları belirtti (Râzî: VIII, 193) . Dünyada da rahmettir. Çünkü onun gelişiyle zilletten, savaşlardan kurtulup dininin bereketiyle zaferlere kavuştular.349 Said Nursi ise bu âyetin işarî anlamıyla o alemlere rahmet olanın aynası ve Kur'an gerçeğinin hakiki bir tefsirine Risale-i Nur’a işaret ettiğini söyler (Sikke-i

    Tasdik-i Gaybî - s.2101). O zaman ayete şöyle meal verilebilir: “Ey Risale-i Nur! Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik."

    Görüldüğü gibi Said Nursi’nin ele aldığımız ayetleri anlamlandırken baş vurduğu anlama biçiminin tefsir usulü açısından bir değeri yoktur. Hele hele “kanaate itiraz edilemez”350 demesi yorumlarını sorgulanamaz hale getirir ki bunu kabullenmek mümkün değildir. Klasik tefsirler olsun, çağdaş tefsirler351 olsun hiçbirisi bu ayetleri böyle anlamlandırmamıştır, kendi fikirlerini sorgulanamaz konumda göstermemişlerdir. Said Nursi’nin ve Risale-i Nur’un Kur'an’da işaret edilen bir müellif ve eser olduğu iddiası vahyî temellere sahip görünmemektedir. Bir ayeti anlamlandırırken, ayetteki cümle yapısı, ayetin bağlamı ve Kur'an bütünlüğü içindeki yeri dikkate almak gerekir. Ne yazık ki, Said Nursi bu yolu takip etmemiş, ayetleri tefsir ederken hurufîliğe eğilim göstermiş, ebced ve cifr hesapları yaparak, kendisinin ve eserinin isminin Kur'an-ı Kerim’de geçtiğini muhtemel gördüğü lafızlarla özdeş addetmiş, kendisini ve eserini kutsal bir konuma taşımaya çalışmıştır. Bunu yaparken nispeten estetik bir yolu seçmiş, ısrarla kendisini değil “ürünü”352 ön plana çıkarmayı tercih etmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye AyIşığı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Nerden
    k.maraş - iskenderun'luyum
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    2743
    Bunu diyebilmek için Said Nursi kadar dini bilmek lazım... Ne kadar sever müslümanlar alimlerin kanını dökmeyi... Halbuki alimlerin kanı zehirdir dökeni zehirler... Yapmayın el İnsaf! Eğer eleştireceğiniz yorumu varsa alır eleştirirsiniz ama cüz'ünü beğenmediğinizin küllünü inkâr niye?

  3. #3
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    İNGİLTERE / İSTANBUL
    Mesaj
    51
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    367
    Allah Azze ve Celle bu karanlık nurcu yolunun xxxxx düşenleri xxxxx kurtarsın.Bunca alamete rağmen gerçeği göremiyenler için gözyaşı dökeceğiz.
    Konu RABİA tarafından (21-10-2009 Saat 12:52 AM ) değiştirilmiştir. Sebep: uygunsuz ifadeler

  4. #4
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Konuya kaynak talep eden RABİA kardeşime cevap :

    Konuya kaynak talep eden RABİA kardeşime cevap : Özel Mesaj gönderilemediği için burada yayınlanmıştır.

    Cevap : Konu direk kendi konumdur.Said Nursi'nin Ayetleri daha önce tefsir edilmediği bir şekilde hangi kitaplarında tefsir edip yayınladığı ise pragraf sonlarında parantez içinde belirtilmiştir.

Benzer Konular

  1. Sevgilinizi takip etmekten vazgeçin
    dogangunes Tarafından Kadın Erkek İlişkileri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 28-03-2011, 03:39 AM
  2. Alet çantası
    Bay X Tarafından Bilgisayar ve İnternet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-09-2010, 09:38 PM
  3. Kur’an-ı kerimi herkes anlayamaz
    bziya Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 34
    Son mesaj: 04-02-2010, 11:20 PM
  4. Yorum: 1
    Son mesaj: 25-01-2010, 12:16 AM
  5. Kur'an-ı Kerimi herkes anlayabilir mi?
    nefisetülilm Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-06-2009, 02:13 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık