+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 14
  1. #1
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917

    Neden gündüz?

    Kur’an’da hep gündüze, şafağa, tanyerine yemin edilir yani dile gelip konuşmaya çağrılır. Gece doğan yıldız (tarık), geceyi yararak doğan şafak (fecr), aydınlık saçan güneş (şems), aydınlık sabah (duha), geceyi yararak doğan tanyeri (felak)…
    Geceye yemin edilirken bile “Gündüze yürüyen gece”(ve’l-leyli iza yesr) denir.
    “Gece yarılarında kalk çünkü gündüz seni zorlu bir uğraş bekliyor” denir.
    Karanlığa boğan gecenin (leyl) ardından hemen aydınlığa çıkaran gündüz vurgusu yapılır.

    Neden özellikle gündüzden bahsedilir ve şafağa, tan yerine yemin edilir, bunun özel bir nedeni var mı?

  2. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Ek olarak:

    Yemin eden kim?
    Neden yenim etme gereği duymuştur?
    Normal bir insan bile yemin etmekten kaçınırken Tanrı'nın (sanırım Tanrı'dan bahsediliyor) yemin etmesi normal mi?
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #3
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Önce senin soruna cevap verelim o halde..

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ek olarak:

    Yemin eden kim?
    Yemin eden Allah cc.

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Neden yenim etme gereği duymuştur?
    Normal bir insan bile yemin etmekten kaçınırken Tanrı'nın (sanırım Tanrı'dan bahsediliyor) yemin etmesi normal mi?
    Yemin, bir şeyi insanın içinde takviye eden meşhur pekiştiricilerdendir. Kur'ân-ı Kerim, bütün insanlar için inmiştir. İnsanlar onun karşısında birbirine aykırı tavırlar almışlardır. Onlardan kimi şüpheci, kimi inkârcı, kimi de çetin ve yaman bir hasımdır. Allah'ın kelâmındaki kasem/yemin, şüpheleri giderir, onları boşa çıkarır. Hüccet/delil getirir, haberleri kuvvetlendirir, hükmü en mükemmel biçimde anlatır.

    Allah'tan başkası adına yemin etmek yasaklandığı halde (bkz. Müslim, Eymân 1-4) Allah'ın mahlûkatına yemin etmesi şöyle açıklanmaktadır: Bu, bir bakıma Allah'ın kendi adına yemin etmesidir. Zira yaratılmış her şey O'nun zâtına delâlet eder. Bazı âlimler de yemin edilen şeylerin başında "Rab" kelimesinin mahzuf bulunduğunu, meselâ "semâya andolsun" ifâdesinden, maksadın "semânın Rabbına andolsun" demek olduğunu ileri sürmüşlerdir.

    Allah dilediğine yemin eder. Kulların Allah'tan başkasına yemini ise, şirkten bir çeşittir. Ömer bin Hattâb (r.a.)'dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başkasına yemin eden kimse, muhakkak kâfir olmuş veya şirk koşmuş olur." Ancak, Allah Teâlâ, yarattıklarına yemin etmiştir. Çünkü bunlar, yaratıcıları olan Allah'a delâlet ederler. Allah Teâlâ, insanlar bunlardan ibret alsınlar diye, bunların fazîletine ve menfaatine işaret etmek için bunlara yemin etmiştir. Allah, yaratıklarından dilediğine yemin eder. Bir kimsenin Allah'tan başkasına yemin etmesi ise câiz değildir.

    Kur'ân-ı Kerim'de kasem, lâfız olarak iki şekilde yer almaktadır:

    1- Zâhir/açık: Kasem fiili ve yemin edilen şey, kendisinde açıkça belirtilmiş olandır. Bâ (b), vâv (v) veya tâ (t) dan olan câr (cer harfleri) ile yemin edilenler (kendisinde kasem fiili hazfedilmiş olsa da) bu çeşittendir.

    2- Muzmar/gizli olan kasem: Kendisinde kasem fiili de, kasem edilen de açıkça belirtilmemiş olan yemindir. Buna ancak kasemin cevabına dâhil olan te'kid lâmı delâlet eder. Yani, yeminle ilgili bir kelime ve yemin harfleri kullanılmadığı halde, fiilin başına te'kid için "lâm" harfi getirilerek kullanılan ifadeler.

    "Veleneblüvenneküm bişey'in... (Andolsun ki, sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azalma (fakirlik) ile imtihan eder, deneriz. Sen sabırlı davrananları müjdele.)" (2/Bakara, 154)

    "Letüblevünne fî emvâliküm ve enfüsiküm (Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz)..." (3/Âl-i İmrân, 186)

    Eğer kelâmın siyakı kasem mânâsında olursa, bazı fiiller kasem yerine geçer. Kur'an'da özellikle "mîsak", "ahd" ve "vaad" kelimeleri çoğu zaman yemin yerine geçen ifadelerdir.

    "Allah, kendilerine kitap verilenlerden 'onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız' diyerek söz almıştı." (3/Âl-i İmrân, 187),

    "Vaktiyle Biz, Benî İsrâil'e r16;yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz... diye mîsak/söz almıştık..." (2/Bakara, 83),

    "(Ey İsrâiloğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız' diye sizden mîsak/söz almıştık..." (2/Bakara, 84),

    "Allah, sizlerden iman edip sâlih amel işleyenlere, kendilerinden öncekileri halife (sahip ve hâkim) kıldığı gibi, kendilerine de yeryüzüne halife/hâkim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vaad etti. Çünkü onlar Bana kulluk/ibâdet ederler; hiçbir şeyi Bana şirk/eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim ink3ar ederse, işte bunlar asıl fâsıklardır/büyük günahkârlardır." (24/Nûr, 55)

    İslâm öncesi Arap toplumunun sosyal hayatında önemli rolü olan yemini Kur'ân-ı Kerim'in muhâfaza etmesi ve âyetlerin bu yolla lafız ve mânâ açısından takviye edilmesi, yeminin önemini açıkça ortaya koymaktadır. İster kendi zâtına, ister mahlûkatına olsun Allah'ın Kur'an'da yemin ettiği, gerçek olduğuna yeminle te'kitve te'yidde bulunduğu hususlar tevhid, Kur'an, Hz. Peygamber, âhiret, cezâ ve mükâfat gibi İslâm inancının temel unsurları ile İlâhî tebliğin muhâtabı olan insan ve onun maddî ve mânevî birtakım özellikleridir.

    Yemin eden nezdinde hakikaten veya itikaden tâzim olunan bir mânâ ile, bir şeyden çekinmek veya onu yapmaya çalışmakla, insanın kendisini bağlaması, söz vermesine, sözünü te'kid etmesine kasem veya yemin denir. Yemin, aslında Arapça'da sağ el demektir. Araplardan biri, arkadaşı ile antlaştığında onun sağ elini tutardı. Bundan dolayı "and"a, sağ el anl***** yemin adı verilmiştir.

    Şurası bir hakikattir ki, Kur'an'daki Allah'ın kasemlerini araştıran kimse, pekçok ilmî gerçekleri elde eder, dikkat çekilen bu kevnî âyetlerin önem ve hikmetlerine vâkıf olur.

    Kaynaklar Ansiklopedisi / Yemin Maddesi

  4. #4
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Yemin, bir şeyi insanın içinde takviye eden meşhur pekiştiricilerdendir. Kur'ân-ı Kerim, bütün insanlar için inmiştir. İnsanlar onun karşısında birbirine aykırı tavırlar almışlardır. Onlardan kimi şüpheci, kimi inkârcı, kimi de çetin ve yaman bir hasımdır. Allah'ın kelâmındaki kasem/yemin, şüpheleri giderir, onları boşa çıkarır. Hüccet/delil getirir, haberleri kuvvetlendirir, hükmü en mükemmel biçimde anlatır.
    Kuran'da Allah yüzlerce kez yemin eder... Hemen hepsi kendini ve yapacaklarını ispat için. Sadece gündüze, geceye, yıldıza güneşe ve ay gibi putperest kültürün kutsallarına (islam öncesi büyük kutsaldılar, ellerini açıp dua ederlerdi onlara) değil; İncire, zeytine, hayvan derisine, yazdığı kitaba vs.vs.

    Bu elbette inandırıcı olmak içindi... Fakat bu kadar yemin abartılmıştır ve dahası inandırıcılıktan çok daha bir şüpheye sokar insanı.

    Günlük hayatınızda dahi çokça yemin eden bir arkadaşınızı düşünün... Ne kadar güvenilir olabilir ki?

    Allah'tan başkası adına yemin etmek yasaklandığı halde (bkz. Müslim, Eymân 1-4) Allah'ın mahlûkatına yemin etmesi şöyle açıklanmaktadır: Bu, bir bakıma Allah'ın kendi adına yemin etmesidir. Zira yaratılmış her şey O'nun zâtına delâlet eder. Bazı âlimler de yemin edilen şeylerin başında "Rab" kelimesinin mahzuf bulunduğunu, meselâ "semâya andolsun" ifâdesinden, maksadın "semânın Rabbına andolsun" demek olduğunu ileri sürmüşlerdir.
    Çünkü; Allahtan daha kutsalı yoktur müslüman için. Yemin, en büyük kutsal üzerine verilen söz.

    Fakat Allah'tan öte bir kutsal olamaz... Hele hele incir, zeytin, hayvan derisi vs.

    Zaten bir insanın incir üzerine yemin etmesi ne kadar inandırıcı olabilir ki?

    Ya Allah ederse?

    İslâm öncesi Arap toplumunun sosyal hayatında önemli rolü olan yemini Kur'ân-ı Kerim'in muhâfaza etmesi ve âyetlerin bu yolla lafız ve mânâ açısından takviye edilmesi, yeminin önemini açıkça ortaya koymaktadır. İster kendi zâtına, ister mahlûkatına olsun Allah'ın Kur'an'da yemin ettiği, gerçek olduğuna yeminle te'kitve te'yidde bulunduğu hususlar tevhid, Kur'an, Hz. Peygamber, âhiret, cezâ ve mükâfat gibi İslâm inancının temel unsurları ile İlâhî tebliğin muhâtabı olan insan ve onun maddî ve mânevî birtakım özellikleridir.
    Buna katılıyorum... Yeminin arap kültüründe önemli bir rolü var. Sanırım Allahında yüzlerce kez yeminler etmesi bundan.




    SAYGILARIMLA.

  5. #5
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Zaten bir insanın incir üzerine yemin etmesi ne kadar inandırıcı olabilir ki?

    [RENK]Ya Allah ederse?[/RENK]
    Bu konu hakkında detaylı ve yeterli bilgiye sahip değilim ne yazık ki bu yüzden sorularınıın geneline cevap verebilmem mümkün değil, sadece alıntılarla cevap verebilirim ki bu da sizi tatmin etmeyecektir sanırım.

    Fakat Allah'ın zeytine ve incire yemin etmesinin nedeni Kur'an da adı geçen bitkiler olabileceğinden diye düşünüyorum fakat tabiki daha mantıklı açıklama yapacak olan arkadaşlarımızda vardır, ben sözü onlara bırakmak istiyorum.

    Ben Kur'an da ismi geçen şeylere yemin ettiği içindir diyorum yineleyerek, insanlar için çok faydalı besinler olduğu için de olabilir. Sadece zeytin ve incir değil başka meyvelere de zikrediliyor, yani dolaylı yoldan bütün meyvelere ve hayvanlara dikkat çekiliyor.
    Allah'ın merhamet ve lütfuna dikkat çekiliyor. Meyveler ve hayvanlar tefekkür vesilesi oluyor böylelikle.
    Tabikibu benim düşüncem en doğrusunu Allah bilir...
    Konu -BaDe- tarafından (09-10-2009 Saat 12:30 AM ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Dürüst bir insanın yemine ihtiyacı yoktur.

    Allah bu kadar çok kendisine inanılmasını tapılmasını istiyorsa, yüzlerce kez yeminler etmek yerine, sadece o bölgede bilinen meyvelerden değil,keşke batıda da yetişen bir meyveden bahsetseydi, Amerikan halklarından bahsetseydi, diğer uluslara yolladığı peygamberlerden, incil ve tevratın nasıl tahrif edildiğinden neyin tahrif edildiğinden, kendisinin varlığına diğer tanrılardan ve dinlerden daha makul bir açıklama ya da bir kanıt getirseydi... vs.vs.

    Yani o zamanlar bilinmeyen sıradan birşeyi dahi sunması yeterli idi.

    ''İnanmayanların karşılarına melekleri çıkarıp, ölüleri diriltsem dahi benim dilediklerim dışında pekçoğu inanmayacaktı'' diyen bir tanrı için yukarıda yazılanlar ve daha pekçoğunu (gerçekleri) ekleyebilirdi Kuran'a... Öyle ve ya böyle inanmayan inanmayacaktı yine fakat; yüzlerce kez yeminler etmekten daha bir yerinde.

    En azından o vakit inanmayanların gerçektende akıllarından zoru olduklarını kabul ederdik (Ben de dahil).

    İlla neden gök cisimleri ve olayları diyorsanız : Güneş, ay, yıldız gibi gök cisimleri ve olayları islam öncesi putperest kültüründe önemi büyüktü ve kutsallarıydı. Peygamber Kuran'ı onlara anlatıyor... Doğal olarak onların kutsalları üzerinden korkutmak, mantıklı... Bu da benim düşüncem tabi :)




    SAYGILARIMLA.

  7. #7
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Şimdi spartaküs, bak ne yap bence biliyor musun ? İnanmadığın şeylere kafa yorma, yani ben hiç kalkıpta aman şu ateistlik nasıl birşeymiş, neden öyleymiş, neden böyleymiş diye kafa patlatmadım.
    İnanmıyorsan inanmadığınla kal öyleyse, neden kovana çomak sokuyorsun ki, ne geçecek eline?
    Seninki öğrenmeyi istemek değil, kışkırtmayı istemek. Ve aklından zorun oduğunu da hiç düşünmedim ve hiç bir atesitin veya deistin ya da herneyse, kişisel tercihinizdir, ne diyebilirim.
    Özellikle dini konular etrafında gezip, kişileri hedef alıyorsun, bunu anlayacak kadar zekiyim, kelime oyunlarını da iyi bilirim...
    Bana da yakıştırdılar ki forumun en sakin üyesi, ASLINDA DEĞİLİM, değilim, şu an mesela sakin olamıyorum.
    Saygılı da olamıyorum.
    Ya bu gün çok sinirliyim, ya da gerçekten cümlelerinin altında yatan hakaret beni kızdırdı.
    Konu -BaDe- tarafından (09-10-2009 Saat 03:12 PM ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    bursali68
    Misafir..
    Selam,

    Sn.BADE güzel bir konu açmışsınız da,konu içerisindeki bir detayla ilgili gelen yorumlar üzerine biraz sanki sinirlenmiş/kızmışsınız gibi.Ama sanırım bunda haksızsınız.Özellikle yazılanları okuyunca sizi itham eden veya size hakaret gibi bir şey söz konusu olmamış gibi geldi bana.Sadece konuyu sorgulama var.Ayrıca insanlar araştıracak,bu araştırma sonucu bazen yanlışa da düşecek ama en sonunda emin olunuz doğruyu bulacaktır.Öncelikle doğru " doğru insan olabilmektir " diye düşünüyorum.Bu bağlamda " yemin/kasem " konusu da elbette farklı söylem ve düşüncelerle anlatılabilen bir durumdur.Bunu biraz inceleyelim,biraz farklı açılım da ben sunayım bakalım ne olacak;

    Ve=kasem sayılmıştır. Bu yanlıştır... “Ve Allahi”=”Vallahi” buna örnek gösterilir, anlamı da Allah adına demektir. “Ve” eki kadar “Bİ” eki de yemin olmalıydı (Billahi'yi anımsayınız). “VE” başa geldiğinde, aslında Kur'an'da bulunan bir digital sistemin yani İKİLİ harf sisteminin işlemlemeleri olan “AND” (ve) “OR” (Veya, Arapça Ew) bunların olumsuzu olan Not-nor-xor vb. dizgesinden biridir.

    Yemin kasem olduğunda geçerlidir. "Fela UKSİMA!" yemin ederim ki! Allah'ımız kendinden üstte hiçbir güç olmadığı, kadiri mutlak olduğu halde "YEMİN” etmektedir.

    Eğer KASEM yemin ise... Kasem, Salat ve İdrak kelimeleri bizim bildiğimiz anlamda kullanılmaz.

    Örneğin Salat=Namaz dersen şöyle bir ayet var:

    AHZAB
    56. İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ya eyyühellezıne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslıma

    56 - Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.

    Eğer salat=Namaz diye diretirsek DİNDEN ÇIKARIZ. Çünkü Melekler şöyle dursun,ALLAH'ın bir MABUDU,taptığı bir ÜST TANRI MI VAR?

    Allah "Resulüne" kendi yarattığına "Secde" eder mi? Neyse ki burada salat DUA anlamındadır.Namaz değildir.

    Namaz Kur'an'da bir tek şekilde geçer:

    " EkıymetüsSalat " =İkame edilen, yerine konan ve abdest alınarak tüm farzlarıyla ve Kıyam, Rüku, Secde + Ka'de haliyle kılınan namazın ta kendisidir.

    Allah'ımızın yemini / KASEM'i de bu mantaliteyle şöyle düşünülmelidir:

    Allah'ın üzerinde bir başka güç daha yoktur,dolayısıyla Allah'ımızın yemin edeceği bir üst mabutu da yoktur.Ama buna rağmen Allah yemin etmektedir,deniyor! Hatta Vakıa 76'da " Yemin edip,ayrıca bilseniz bu ne büyük bir yemindir! " demektedir.Orada iki defa adı geçen Kasem yemin midir? Yoksa bambaşka bir şey mi?

    Yine Allah'ımız bir şeye dikkat çeker.O büyük sırrı farketmeyip ATLAMA olasılığımıza karşı " We Ma edrake = İdrak ettin mi? " diye önemle vurgu yapmaktadır.Örneğin Kadir Suresi’nde ve Tarık Suresi’nde " İdrak ettin mi,algıladın mı,bildin mi? " anlamında alimlerin dikkatini çeker.

    Bir toparlama yapacak olursam KASEM nedir: Kasem tek başına kullanıldığında Salat gibi olur ve dua ile açıklanır.Ancak Ekıymeüsselat dendiğinde bildiğimiz namaz olur.Kasem'i ve "EDRAKE" yi "İkametüsselat" gibi BİRLEŞİK DÜŞÜNÜNÜZ. Bir şeyin özdeşliği,eşlenikliği (karşıtlığı) ile birlikte ANTİNOM olarak ele alınması KASEM'dir.

    Kaseme örnekleri şöyle sıralayabiliriz:

    1. Selamün aleyküm diye BİR TEK kere SELAM=BARIŞ demiyor Allah'ımız. İki kez SELAM diyor= Selam ve Selam (Vakıa suresi) Oysa sen bana selamün aleyküm dediğinde bir tek kez BARIŞ temennisinde bulunuyorsun.Doğrusu şudur " Onlarda boş laf bulamazsın,sadece birbirlerine Selam ve selam derler! ".Dua gizli yapılır.Allah'ın Rahmeti ve bereketini bağıra bağıra dua edemezsin.Selam-selam dersin ve İÇİNDEN gizlice dua edersin ki böylece başkaları duysun diye bakalım ağzın mı söylüyor,yoksa gizlice Kalbin mi söylüyor.Sevmediğimiz amirimize bile selam veriyoruz. (Oysa içimizden beddua ediyoruz). “ Selam ve selam”ı AÇIK,kalanı ise müsait olduğun bir vakitte o dostuna GİZLİCE dua ederek yapmalısın ve Allah'ın rahmet ve bereketini o dostunun üzerine sipariş etmelisin.Unutmayalım ki hayr yaparken " Sol elin verdiğin,sağ el görmemeli." Bu neyse Selam da odur.

    2. İki cennet vardır: Neden Chenemmelikler-cennetlikler İKİ değil de ÜÇ sınıf (Vakıa-6) Neden İKİ SINIF İKİ AYRI CENNETE yönlendirilecek?

    3. Niçin "Ey İMAN EDENLER, GERÇEKTE BİR DAHA İMAN ediniz” deniyor? Bir iman ile kurtulamıyoruz. Bir imana bir Cennet ama İKİ KEZ İMANA başka bir CENNET veriliyor?

    4. Niçin önemli olan "Allah'ımızın bizden RAZI olması iken, iki kez iman edenlere, iki kez selam verenlere, ikinci Cennet'i seçenlere şöyle deniyor: "Allah onlardan Razı oldu, ONLAR da ALLAH'TAN RAZI oldular!". Bu ayete göre niçin İKİ KEZ RIZALAŞMA VAR?

    5. Allah zaten MÜSLÜMAN OLAN Resulüne Hz.Muhammed (slm&slm) efendime "Müslümanlık ile yetinme Atan İbrahim'in DİNİ OLAN HANİFLİĞİ SEÇ, ONDAN DAHA GÜZEL BİR DİN DAHA YOKTUR" diyor?

    Allah İki kez Müslüman olmamızı istiyor niçin? Bir iman,bir Müslümanlık,bir selam niçin yeterli değil de İKİLİ oluyor?

    Kasem YEMİN değil! " İki kez ya da karesi kadar çoğaltmak " demektir.Kasemlerin katmerlisine bakabilirsin: " Kaldır başını göge bak,yine kaldır başını göğe bak ve yine kaldır başını göğe bak! " diye ayetler var.Burada da ÜÇ KASEM vardır. Ey iman edenler iman ediniz gibi,kasem de yinelenmektedir.

    "Vessema Vettarık..."
    "Göğe ve Tarık'a” (Ve=İnput giriş,yemin değil BAĞLANTI)
    "Tarık nedir bildin mi? İdrak ettin mi?”
    Ya da "Ve ma EDRAKE ma leyletil Kadr"... Kadir gecesinin ne olduğunu idrak ettin mi?"

    Sonuç olarak, Kasem=Yemin değil, " İDRAKE KOŞ " demektir.Yemin dersek,Rabb’imizin üzerinde bir de MABUT icat etmiş oluruz (Bundan Allah'a sığınırım).Kasem'in/uksima'nın yemin olmadığını anlamak için bir küçük ipucu araştırınız lütfen : İsim olan KASIM ne demektir? Kâasim ve Kâzım ile karıştırmayınız.

    Daha sakin ve araştırıcı olarak konuları paylaşabilmek dileğiyle sağlıcakla kalınız.

  9. #9
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Özellikle dini konular etrafında gezip, kişileri hedef alıyorsun.
    Bu sözümü yineliyorum, gözlemlerim sonucunda böyle anlık bir sinirlenme oldu evet, çünkü kasıt olduğunu düşünüyorum ve bu beni kızdırıyor. Neyse...

    Katkılarınız için ayrıca teşekkürler. Umarım sorulara cevap olacaktır.

  10. #10
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Kur’an’da hep gündüze, şafağa, tanyerine yemin edilir yani dile gelip konuşmaya çağrılır. Gece doğan yıldız (tarık), geceyi yararak doğan şafak (fecr), aydınlık saçan güneş (şems), aydınlık sabah (duha), geceyi yararak doğan tanyeri (felak)…
    Geceye yemin edilirken bile “Gündüze yürüyen gece”(ve’l-leyli iza yesr) denir.
    “Gece yarılarında kalk çünkü gündüz seni zorlu bir uğraş bekliyor” denir.
    Karanlığa boğan gecenin (leyl) ardından hemen aydınlığa çıkaran gündüz vurgusu yapılır.
    Neden özellikle gündüzden bahsedilir ve şafağa, tan yerine yemin edilir, bunun özel bir nedeni var mı?

Benzer Konular

  1. Gündüz Esintisi
    Kadim Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 24-08-2010, 12:49 PM
  2. Gece ile gündüz
    Venhar Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 21
    Son mesaj: 19-01-2009, 08:45 PM
  3. ekinoks gece gündüz eşitliği 23 eylül
    carpediemcan Tarafından Astronomi Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 22-09-2008, 01:51 AM
  4. Gündüz hastanesinin sanatçı müdavimleri
    güney Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 11-09-2008, 10:41 AM
  5. Gece ve Gündüz Tek Karede(Muhteşem Bir Manzara)
    Bay X Tarafından Bilim ve Astronomi Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 09-10-2007, 11:19 PM
Yukarı Çık