Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    rose Kimsenin yaptığı yanına kalmaz

    Hiç kimsenin yaptığı yanına kalmaz, zulüm payidar olamaz çünkü eden bulur. İyilik eden iyilik, kötülük eden de kötülük bulur. Zira Casiye suresinin on beşinci âyetinde mealen; (Salih, iyi amel eden kendine, kötülük eden de kendine etmiş olur) buyurulmuştur.

    Ayrıca Zilzal suresinin yedinci ve sekizinci âyetlerinde de mealen; (Zerre kadar iyilik eden onun mükafatını görecek; zerre miktarı kötülük işleyen de, onun cezasını görecektir) buyurulmaktadır.

    Allahü teâlâ, zâlime imhal eder yani mühlet verir fakat ihmal etmez.
    Zâlim kendini güçlü hissettiği an yıkılır. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ buyuruyor ki: "Ben âlemlerin Rabbiyim. İzzet ve celâlim hakkı için zâlimlerden intikam alırım. Bir kimse bir zâlimin elinde bir mazlumun zulme uğradığını görse, buna mani olmaya gücü yetip de, o mazluma yardım etmezse, ondan intikam alırım) buyurmuştur.

    İmam-ı Taki hazretleri buyurdu ki:
    "Zulüm yapan, zâlime yardım eden ve bu zulme razı olan, bu zulme ortaktır. Zâlimin adaletle geçen günü, kendisine, mazlumun zulüm gördüğü günden daha ağır gelir."

    Mazlumun, zâlim için yaptığı beddua da reddedilmez, mutlaka hedefini bulur.
    Çünkü hadis-i şerifte;
    (Ananın, babanın çocuğuna olan ve mazlumun, zâlime olan bedduaları, red olunmaz) buyurulmuştur.

    Amr bin Dinar hazretleri şöyle anlatır:
    "Önceki ümmetlerden birisi, bir deniz sahiline gider ve orada yüksek sesle: "Beni gören kimse bir başkasına asla zulmetmeyecek!" diye bağıran bir kimse görür. Yanına yaklaşır ve; "Ey Allah'ın kulu! Senin bu sözün nedir, ne demek istiyorsun?" diye sorar. Yüksek sesle bağıran kimse başından geçenleri şöyle anlatır:
    "Ben bir zamanlar, o zamanın emniyet mensuplarından birisi idim. Bir gün bu deniz sahiline geldim ve ağı ile balık tutan birini gördüm. Tuttuğu balığı bana hediye etmesini söyledim, razı olmadı. Satmasını istedim yine kabul etmedi. Benim de canım sıkıldı, kızdım ve kırbacımla başına vurmaya başladım ve balığı zorla aldım. Balık canlı idi. Elimde sallayarak eve gitmek için yola koyuldum.

    Eve yaklaştığım bir sırada balık parmağımı kaptı. Parmağımı kurtarmak için yere atmak istedim, fakat bırakmadı. Hemen acele eve girip içeridekilerden yardım istedim. Onlar da uzunca bir zaman uğraştılar. Neticede zorlukla parmağımı kurtardık. Lakin parmak şişti. Balığın dişlerinin izleri göz göz açıldı. Bunun üzerine iyi bir tabibe gittim. Parmağımı görünce; "Bu kangren olmuş, eğer kesilmezse, helak olursun" dedi ve parmağımı kesti. Bu defa hastalık elime sıçradı. Tekrar gittiğimde; "Eğer elini kesmezsek helak olursun" diyerek rızam üzerine elimi de kesti. Bu defa hastalık koluma geçmişti. Yine tabibe koştum. Hastalığın kola yayılmış olduğunu söyleyip kolumu da kesti. Hastalık bu defa pazuma çıkmıştı. Korku ve şaşkınlıkla evimden çıktım. Deli gibi koşuyor ve hayvanlar gibi bağırıyordum. Oralarda büyük bir ağacın gölgesine sığındım. Dalları arasında uyudum kaldım. Rüyamda birisinin benim yanıma geldiğini gördüm. Bana; "Senin uzuvların kaç kere kesildi ve parça parça atıldı. Hakkını sahibine götür ver. O zaman kurtulursun" dedi.

    Uyandığımda aklım başıma geldi. Hak sahibini hatırladım. Bu bana Allahü teâlâdan gelen bir ceza idi. Hemen deniz kenarına gittim. Balık avcısını buldum. Ağını denize atmıştı. Onu çekinceye kadar bekledim. Çok balıklar çıkardı. O zaman balıkçıya seslenip; "Efendim ben senin kölenim!" dedim. Bana dönüp; "Sen kimsin?" dedi. Ben de; "Efendim falan zaman sizi dövüp zorla balığınızı gasp eden kimseyim" dedim. Sonra ona kolumu gösterdim. Onu görünce böyle beladan Allahü teâlâya sığındı. "Sen şimdi serbestsin gidebilirsin" dedi. Ayrılmak istedim. Bana; "Dur” dedi. Sonra; “Bir balık için sana bedduada bulunmuştum. Kolunu geri veremem amma.." diyerek beni elimden tutarak evine götürdü. Oğlunu çağırıp bahçedeki bir yeri gösterip, orasını kazmasını söyledi. Oğlu orasını kazınca içinde otuz bin dirhem olan bir kese çıktı. On bin dirhemini bana verip; "Bunlarla ihtiyacını gider" dedi. Sonra yine bir on bin dirhem daha verip; "Bunları da komşularına ve akrabana dağıt!" dedi. Ben ayrılmak istediğimde ona; "Allah için bana söyle nasıl beddua ettin?" dedim. O da bana şöyle dedi:
    "Sen bana vurup balığı aldığında, çok gücüme gitmişti ve acizliğimden ağlamıştım. Sonra da ya Rabbi! Onu da beni de sen yarattın. Onu kuvvetli, beni zayıf kıldın. Sonra onu bana musallat eyledin. Onun zulmünü benden geri çevirmedin. Beni de onun zulmüne mani olmaya kuvvetli kılmadın. Kudretin hakkı için onu âleme ibret olacak hâle koy! dedim."

    Netice olarak; “Zâlimin zulmü varsa, mazlumun da Allah’ı var!” sözünü unutmamalıdır. Herkes ne ekerse onu biçer ve ettiğini bulur.

    Gönül Pınarı

  2. #2
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    Netice olarak; “Zâlimin zulmü varsa, mazlumun da Allah’ı var!” sözünü unutmamalıdır. Herkes ne ekerse onu biçer ve ettiğini bulur.

    herkes birgün yaptıklarının cezasını görücek..

Benzer Konular

  1. Genelevin yanına cami yapılır mı?
    SAHARAY Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 17-08-2010, 01:29 AM
  2. Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz
    RABİA Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-12-2008, 08:39 PM
  3. Hiçbir İyilik Cezası Kalmaz
    RABİA Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-09-2008, 09:59 AM
  4. Kimsenin yaptığı yanına Kalmaz
    Karakarizma Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-03-2008, 05:33 PM
  5. YÛŞÂ - Al Beni de Yanına (çok güzel bi ezgi)
    paylasimciyim34 Tarafından ilahiler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-09-2007, 01:33 PM
Yukarı Çık