4. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci ... 23456 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 40 Toplam: 59

Cüz'i İrade Uydurma Mı ?

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Cüz'i İrade Uydurma Mı ? Konusununun içerigi kısaca ->> SOSYALİST ´isimli üyeden Alıntı O söylemi iltifat olarakta kabul edebilirsiniz. Sizi çakmalar gibi görmeyi kesinlikle kast etmedim. Dini konuları iyi ...

  1. #31
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    O söylemi iltifat olarakta kabul edebilirsiniz.
    Sizi çakmalar gibi görmeyi kesinlikle kast etmedim.
    Dini konuları iyi bildiğinizi belirtmek istedim o kadar.
    Aksi bir durum söz konusu değildir.
    Yanlış anlaşılma var ortada.
    Buna sebebiyet verdiğim için özür dilerim...
    Merhaba,

    Sn.SOSYALİST,o takdir de özellikle tekrar sevindim,beni yanıltmadığınızdan dolayı,çünkü ben sizi inancınız ne olursa olsun kişileri " nitelemeyen " olarak tanıyorum ve böyle devam edeceğimden dolayı da tekrar teşekkürler...

    Sağlıcakla kalınız...

  2. #32
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı Kullanmayıcı´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Böyle söylerek sizin bizden bi farkınız kalmadığını düşünüyorum.
    E size artık müslümanlar cevap versin bu konu ile ilgili olarak kanımca.





    Söylediklerimin kişiliğinizle ilgisi yok.
    İnsan sarrafıda değilim veya onlar gibide konuşmaya çalışmıyorum yanlış anlamayın.

    Ne demişimin bakın

    "Kanımca siz ve gibi düşüncede olanlar, yıllardır inandığınız Kuranın bu mantıksızlığını kendi mantığınıza kabul ettiremiyorsunuz.
    Bunun için araya aslında olmayan ve test edilipte incelenemeyecek bir sürü zaman saçmalıkları sokuşturarak değişik sonuçlar çıkarmaya çalışıyorsunuz.
    Gibi geliyor bana."



    Yani Kurandaki mantıksızlığı anladığımı ama birde anlamak istemeyenlerin neden anlamak istemediklerinin sebebini dile getiriyorum kendimce.
    Yani hem mantıklı olmaya çalışıp hemde mantıksızlığı savunmak oluyor bu bana göre diyorum.
    Sebebide Allah, yani cehennem korkusu diyorum.
    "Ya varsa" korkusu diyorum.

    "Ya mantıklı olmalıdır saçma olduğunu kabul etmelidir.
    Yada H.Y gibi mantıksız olduğunu ama mantıksızda olsa, olduğu gibi kabul etmelidir insan" diye belirtiyorum.

    Tabi benim düşüncem bunlar.

    Ama
    "Kurandaki tehditler sağlam, hak vermiyor değilim bu düşünceye aslında" da diyorum.
    Böyle uzun uzun yazmak istemedim sadece.
    Yoksa elbette siz kendinizden sorulacaksınız islama göre
    H.Y yi bilmenizede gerek yok.
    Ancak konu başlığının içeriğine dikkat ettiyseniz H.Y ve kader anlayışı ile ilgili konu birazda.





    Test edilemeyecek dediğim din ile ilgili değil.
    Olmayan ve sizin uydurduğunuz ve hani şu kafanızdan örnek olarak verdiğiniz ve mantıklı bulup kabul etmemizi beklediğiniz "Tanrının 3,5 saniyede görmesi, 70 yıl dirhem yaşarken onun bizi doğumumuzdan ölümümüze 1 sn de tüm ömrümüzü görmesi vss" saçmalığı.


    Bunları neye dayanarak söylüyorsunuz?
    Bilimsel olmadığı kesin.
    E zaten dini olarak bakarsakta zamandan münezzeh sonsuz gücü olan bir varlık için komik örnekler bunlar.




    Mesela zaman ile ilgili bahsettiklerinizden bilimsel olaral bir kaynak verirmisiniz?

    Dini fikir tezleri olarakta varmış elinizde ammaa



    Demişsiniz, o yüzden isterseniz siz başkalarının dini fikirlerini bi kenara bırakabilirsiniz.




    Nerde ne sokuşturuyorum?
    Kuranda nediyorsa o dedik.
    Kaldıki benim arada sokuşturmak gibi bir derdim olamaz çünki inandığım bir dinin mantıksız gelen taraflarını kurtarma çabasında değilim.


    Merhaba,

    Sn.kullanmayıcı ,

    " Böyle söylerek sizin bizden bi farkınız kalmadığını düşünüyorum.
    E size artık müslümanlar cevap versin bu konu ile ilgili olarak kanımca."

    Özür dilerim sizi " Müslüman " sanmıştım...Bu arada ;

    " Böyle söylerek sizin bizden bi farkınız kalmadığını düşünüyorum...." Siz kimsiniz...???

    Eeee o zaman Cüz-i İrade inancı sizi ne diye bu kadar ilgilendiriyor ki...Bakın işinize nasıl inanıyorsanız öyle devam ediniz...


    " H.Y yi bilmenizede gerek yok.
    Ancak konu başlığının içeriğine dikkat ettiyseniz H.Y ve kader anlayışı ile ilgili konu birazda. "

    Dediğiniz doğru olabilir belki ancak yazının sonundaki altta alıntıladığım NOKTA BÖLÜMÜ Adnan Oktar'a ait değil,konuyu sunan şahsın fikri;

    " Bu durumda cüzi irade (insan iradesi) denen bir şeyin olmadığı anlaşılıyor."

    Sağlıcakla kalınız...

  3. #33
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye suhran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    253
    Rep Gücü
    11002
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,

    Sn.suhran,birşeyler sormaya çalışmışsınız ama kusura bakmayın da ne sormak istediğinizi " dolanmadan " direkt sorsanız da,sorunuz daha anlaşılır olsa...
    Vazgeçtim efendim, selametle...

  4. #34
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı suhran´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Vazgeçtim efendim, selametle...
    Merhaba,

    Teşekkür ederim,siz de selametle...

    Sağlıcakla kalınız...

  5. #35
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Sn.kullanmayıcı,yazdıklarınızdan....

    ==================================
    " Test edilemeyecek dediğim din ile ilgili değil.
    Olmayan ve sizin uydurduğunuz ve hani şu kafanızdan örnek olarak verdiğiniz ve mantıklı bulup kabul etmemizi beklediğiniz "Tanrının 3,5 saniyede görmesi, 70 yıl dirhem yaşarken onun bizi doğumumuzdan ölümümüze 1 sn de tüm ömrümüzü görmesi vss" saçmalığı.

    Bunları neye dayanarak söylüyorsunuz?
    Bilimsel olmadığı kesin.
    E zaten dini olarak bakarsakta zamandan münezzeh sonsuz gücü olan bir varlık için komik örnekler bunlar.

    Alıntı:
    bursali68´isimli üyeden Alıntı
    Benim buraya kısaca yazdıklarımın hepsinin " bilimsel ve dini fikir ve tezleri " mevcuttur...

    Mesela zaman ile ilgili bahsettiklerinizden bilimsel olaral bir kaynak verirmisiniz?

    Dini fikir tezleri olarakta varmış elinizde ammaa
    ================================

    " Bunları neye dayanarak söylüyorsunuz?
    Bilimsel olmadığı kesin.
    E zaten dini olarak bakarsakta zamandan münezzeh sonsuz gücü olan bir varlık için komik örnekler bunlar..."

    Bu yazınız ve ...;

    " Mesela zaman ile ilgili bahsettiklerinizden bilimsel olaral bir kaynak verirmisiniz?"

    Bu isteğiniz için......;

    “K” (“CK” Kalın olan) ince olan “Q” (Kef) ve bir de “GOF” (Bildiğimiz “G” harfi,önceden tabii ki) vardı.Bu yüzden KADER'e adını veren KaDeRe kökünden başka bir de Ga-de-re var. Ama “G” harfi kaldırıldı sonradan (İbranice ve Asurice devam ediyor). Dolayısıyla Allah'ın adı KUDRET, KAADİR olması, taKDiR etmesi KaDeR etmesi,muKaDdeR olması,hem Güç kelimesiyle bağlıdır, hem de G ile yazıldığında ÖLÇÜ koymak anlamında,TaGDiR'dir (Sonradan Takdir diye yazıldı).Biri KUDRETE,kuvvete havidir.İkincisi ise "ÖLÇÜ,PLAN, PROJE" yapmaya havidir.

    Bu etimolojiden sonra GAADER'i anlatabilirim/anlayabiliriz.

    Bizim ÖZGÜR İRADEMİZ VARDIR. Dilediğimiz yapabiliriz.Fakat yapamadıklarımız vardır ki,bunlar da bizim CÜZİ irademizin üzerindeki Mutlak Külli iradenin elindedir.Örneğin DOĞDUĞUMUZ ZAMANI SEÇEMEYİZ, DOĞDUĞUMUZ YERİ SEÇEMEYİZ,ANNE-BABAMIZI SEÇEMEYİZ (zenci, mongol da olabilirdik),ÖMRÜMÜZÜN UZUNLUĞUNU seçemeyiz,RIZKIMIZI seçemeyiz,nefes sayılıdır, rızk artar veya eksilir.KADER bunlardır...SEÇEMEDİKLERİMİZE KADER deniyor. Seçtiklerimize de GADHA (Kaza) deniyor.

    Kaza şudur: Kaderin belli anlarda tecelli etmesidir.Örneğin rızkım 5000 ton besindir. Bu bitince ÖLÜRÜM.Bunu bir kerede yemem elbette...Günde üç öğüne bölerek bu KADER rızkımızı öğünlerle KAZA ederiz.Nefes alıp vermek de KAZADIR (Toplam nefes sayısı KADER'dir,an be an nefes almak ise bu kaderin kazasıdır).Demek ki SEÇEMEDİKLERİMİZE KADER diyoruz.Kaderin REZERVİ ise "Nedensellik ilkesi" gereği yeryüzünde nefes nefes, öğün öğün KAZA edilmektedir.Cennet takviminde iki ölçü (takdir) vardır.Sabıkun'da bir gün = 50 bin yıl ve SONSUZ TANE BİR GÜN var...

    Buna NAİM (Nimetler) cenneti denmektedir.İkinci bir Cennet daha var ki,o da Sidre takvimidir: Orada da bir gün,bin yıldır.Böylece bir saniyenin 18 yıla,bir saniyenin 18 dakikaya,bir saniyenin 14 saniyeye vb. eşit olduğu "Nedensellik/Causality" takvimleri vardır ama DÜNYA denen sürgün gezegeninde,bir gün=1 gündür.Yani ışıktan YAVAŞ olmanın bedeli olarak

    "OL VE ÖL AYNI ANDA" olmaz.Oluş (Neden) ÖNCE;ölüş (Sonuç) SONRA gelir.Evren de böyledir: İmpulslarla tik-tak atarak genişlemektedir,yani zaman impulsları olan nabız darbeleri vardır.İşte bu impulslara biz "Kaza" diyoruz.Ama evrenin ömrü,yeri,büyüklüğü vb.KADER olarak belirlenmiştir.Genişlemesi ise KAZA edilmesidir.Işık hızına erdiğinizde NEDENSELLİK ilkesi ortadan kalkar ve "OL=ÖL" olur... O zaman KAZA edilmesi gerekmiyor.Son aldığınız NEFES ebediyen size YETERLİDİR.Son yediğiniz besin sizi EBEDİ tok tutar.Ya da basit bir örnek: İki öğün arasında uyuyan Ehli Kehf uyanınca izleyen öğün yemek isterler.Ama 300+9 yıl geçmiştir.Zaman burada ÖZELLEŞTİRİLMİŞtir. (Karanoktacıklarda zaman bu şekilde burulur).

    Kader değişmez değildir."Allah dilediğinin ömrünü uzatmaktadır" ayeti gereği böyle... Ya da MUSA KATİL Mİ? Yoksa Hızır mı onun yerine Katil oldu? Ya da Yuşa öldü mü ölmedi mi? KADER bu durumda NASIL bir şey?

    Basit: Baştan yazılır.Ama bu DUALARLA veya salih amellerle değiştirilir(Beşikteki çocuğu öldüren Hızır’ın eylemi değil,anne ve babasının çocuk hakkında hayır dilemeleridir).Hayır duası gibi Salih ameller de KADER'i değiştirir (Hızır der ki: O gemiyi deldim,çünkü onlar çok iyi salih amelleri olan insanlardı). Pekiyi Kader böyle değişebilen bir şey ise,bu Allah'a GÜVENSİZLİK doğurmaz mı? Yani Levh-i Mahfuzu bir Hacker cyberpunk vb. takedown mı etti.

    Allah buyurur ki: "KADERİN DEĞİŞMESİ DE KADER OLDUĞUNDAN,EN SON BİÇİMİ KADERDİR".

    Önlem, “Allah vekil” demek ve sonra hayır ve şer kazasını beklemek... Bu Kur'an yöntemi. Önlem=Tedbir... Allah Vekil demek >>> Tevekkül. Buna rağmen KAZA geliyorsa o da İMANIN ŞARTIDIR, Allah'ın taKDiRine teslim oluruz.

    "Bil Kaderi..." İmanın şartıdır bilirsiniz. Kader PAYLAŞILIR bir kavramdır. Yani ÇİFTLEŞTİRİLEREK yaşanır. Kaderler işbirliği yapar birbirini etkiler. Bir bileşke-bileşik KADER rotası çıkar ortaya... Örneğin EVLİLERİN birbirini SEÇMESİ tamamen KENDİ İRDELERİNE kalmıştır. Bu kazadır, özgür seçimdir. Hatta “self determination”dır.

    Ama bu evlilikten doğan çocukların "ırkı, geni vb. yanında rızkı, ömrü" ALLAH'tan verilmektedir. Artık bizlerin çocuklarımızın KADERİ ile ilgimiz sıfırlanmıştır. Ama eşimi ben seçerim. O da beni seçtiği sürece "Muta+baakat/Nikah yapmış oluruz. Böylece eşimin özgür seçimi kendisini de etkiler.

    Ya A insanı ile evlenir (O köylü bir gençtir, ve hayatı boyunca o köyden çıkmazlar); ya da B insanı ile evlenir, mesela yabancı bir ülkeye yerleşir. Çocuklarının rengi (Göz, saç vb. yanında kalıtsal hastalıklar vb.) BU SEÇİMİMİZDEN ortaya çıkar.

    Diyelim ki benim üç eşim var: Beyaz, Zenci ve Moğol. Çocuklarım da FARKLI olarak genetik özelliklerini taşıyacaklardır. Bu çok basit misalden yola çıkarak, daha karmaşık olan Kur'an örneklerine bir göz atalım:

    1. Hz.HIZIR'ın kaderi
    2. Hz.Musa'nın Kaderi
    3. Hz.Yuşa'nın kaderi...

    Bu üç alternatif 24 AYRI kader örgüsü verir, her biri ayrı ayrıdır. Katil Musa, Masum Musa, İSMET sıfatıyla cinayet günahı SİLİNMİŞ Musa...

    Hızır'a rastladığı için kaderi üç kez değişirken, Hızır da aynı durumdadır: Katil Hızır (İnanmazsan Kur'an'a bak,çocuğu öldürüyor).Katil olmayan Hızır (Ölen BİRİ YOKKİ!).

    Ve Yuşa:

    a) Zalim Yuşa ve YETİŞKİN >>> MUSA onu öldürüyor.
    b) Sabii-bebek YUŞA (Daha Musa'nın öldüreceği kadar BÜYÜMEMİŞ, onun katili HIZIR).
    c) Hızır'a rastladığında zamanda 17 yıl kadar geriye giderek "SİLİNEN" ve yeniden DOĞAN YUŞA.

    Yuşa, dikkat ediniz kaç kez öldü veya zamanda geri-ileri gitti? Allah KÖTÜ Yuşa'yı MUSA eliyle öldürüyor. Ama öte yandan, "anne babası DUA etmişler", "Ya Rabbi bu BEBEK hayırlıysa bize ver." Dua kabul olmuş. Bu öyle bir dua ki "İLERİDE ANNE VE BABASINI DA DİNDEN ÇIKARACAK, KAFİR YAPACAK OLAN YUŞA” yani ÜÇÜ BİRDEN BERAAT EDİYOR.

    Anne-baba ve Yuşa... Anne baba da ÇOCUKLARI kadar aslında KENDİLERİNE de DUA etmişlerdir ama farkında değillerdir. Çocuklarının iyi olmasını dilerlerken "Kendilerinin de DİNDEN ÇIKMASI" önlenmiştir.

    Bunun için duayı ÇOĞUL olarak yapınız diyorum. Dua ettiğiniz içinde SİZ de olun, ama indirect/dolaylı olarak. Böylece kompleks biçimde KADERİN nasıl etki ettiğini ve nasıl değiştirilebileceğini anlamış olursunuz/oluyoruz.

    Sadece Yuşa-Musa-Hızır üçlemesinde 24 AYRI kader var. (Yuşa'nın anne ve babasını da katarsanız, binom açılımı 24 oluyor).

    ARAP HALKI KENDİ KADERİNİ KENDİ BELİRLEMİŞTİR. Yani BELA İSTEMİŞTİR ARAPLAR! Allah da zaten "BÜTÜN BELALAR SİZİN OLSUN" diye ayetlerinde peşin peşin Araplara YUH çekmiştir. Araplar Tevbe Suresi'ndeki kaderlerini yaşıyorlar. "Bütün Belalar Araplar'a olsun" gereği (Bu ayettir).

    Allah'ımızın Araplara BELA okumasıyla ilgili ayetler:

    Tevbe 97: Araplar; küfür ve nifak bakımından en şiddetli; Allah'ın resulüne indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamaya en yatkındırlar. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

    Tevbe 98: Araplardan öylesi vardır ki, infak ettiğini bir angarya/bir ceza ödeme sayar ve sizin başınıza belaların gelmesini bekler durur. En kötü bela onların başına olsun! Allah çok iyi işitir, çok iyi bilir.

    “... ve sizin başınıza belaların gelmesini bekler durur. En kötü bela onların başına olsun!” Irak BU AYETİ YAŞADI.

    Tevbe 90: Araplardan özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.

    Hucurat 14. ARAPLAR: "İman ettik." dediler. De ki: "SİZ İMAN ETMEDİNİZ. Ancak teslim olduk deyin. İMAN SİZİN KALPLERİNİZE GİRMEMİŞTİR. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir."

    Bu sonuçlara nereden geldik...KADER'in kombinasyonlarını (Pascal açılımlarını, binom açılımlarını) yürüterek ulaştık.

    Ayrıca çok basir ve komik olarak verdiğimi beyan ettiğiniz örnekleri biraz olsun açtık,oysaki bazen çok karmaşık sorunları anlatabilmek için çok basir " iki kere ikinin dört ettiği kadar kesin " cümlesini kurarız...Galiba siz bunu da " komik " buluyorsunuz...İşte o yüzden kısaca KADERİ irdeledik,gerisi sizin alma / algılamanıza bağlı olarak gelecektir...Şimdilik STOP...

    Sağlıcakla kalınız...

  6. #36
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Cüzi irade, külli irade insan mantığıyla akıl erdiliremez. Yani Allah bilir. Yani eğer biz bilecek olsaydık, dünya sınav dünyası olmazdı.

    Aklıma gelen birşey var oda şudur. Bizim seçeneklerimiz hep geçmişe dönüktür. Yani şöyle;

    Benim liseden arkadaşım vardı. Onla o zamanlarda tanıştık tabii öncelikle. Geçen günlerde onunla karşılaşmamızı rast gelmemizi, nasip olsasını hayat silsilesinde, karşılaşmamıza sebebiyet veren şeyler sonucu, bana cola ısmarladı. Daha öncede oturduğumuz parkta oturduk. Konuştuklarımız geçmişteki anılarımız ve önümüze sunulan seçenekler doğrultusundaydı.

    Burdan çıkaracağım ders:

    Düşüncelerimiz önümüze sunulan kısıtlı seçeneklerle sınırlıdır.
    Düşüncelerimiz geçmişe dayalı taa Hz. Ademe dayanan seçeneklerin silsilesinden gelmektedir.

    İleriye dönük seçeneklerimizi Allah önümüze sunuyor. Biz ise geçmişe dönük tecrübelerimizle buna cevap veriyoruz. Bu tecrübe geçmişe dayanır. Bahsettiğim gibi arkdaşla rast gelme Allah tarafınfdan parkta oturmamız geçmişe dayanan şeyler sonucudur.

    Sonuçta bunun gibi örnekler verebiliriz. Ama sonuçta cüzi iradeyi açıklayamayız. Haşa biz herşeyi bilemiyiz. Bunu söylersek El-Alim(Allah Herşeyi bilendir) o zaman şirk koşmuş oluruz.

    Sayın şühran sizin sorunuzuda ben anladım

    farz-ı muhal, zaman ve kayıt kavramları bu çerçeveye dahil olmasa, bilgi işlemez mi olacaktı. ‘Bilmek’, zaman kavr***** tabi midir O’ nun katında? Yoksa, bu meselede zahirde arka planda bırakılmış, olup olmaması,durumu etkilemez konumda mıdır? Bilmesi, iradeye set midir? Ya da, mesele tamamen zamanla mı ilgili; zamanın işleyiş farklılığı değil de, tamamen zamansızlık mı bahsettiğiniz?
    Bizim bilmememiz zamansızlıkla ilgili değil tabii.Biz zamanda yaşıyoruz. Ama Allah(cc) zamandan münezzehtir. Yani zaman içinde sınırlı değildir. Allah sonsuzsa biz onun yanında sıfırız. Allah herşeyden münezzehtir. Onun dışında yokluktan varolan herşey yok olmaya, sıfır olmaya mahkumdur. Allah'ın herşeyi bilmesi ona has olduğu için bize buna set çekmiş ve bizi dünyada sınava tabii tutmuştur. biz bilemeyiz çünkü aynı kafes gibi düşünürsek ruhumuza bu bedeni ve yetenekleri olguları bize giydirmiştir. Bu giysi içerisinde sınırlıyız.Bize onun dışındakileri bahşetmemiştir.

    Tabii dediklerinizi anladığım kadarıyla.

  7. #37
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı Venhar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bugün dışarıya çıkarken ne giyeceğime ben karar veririm ... bugün ne yemek pişireceğimede
    ama dışarıda başıma ne geleceğine ve yemekteki sebzelerin yetişmesine ben asla karar veremem

    ve tabiki herşeyi ALLAH bilir çünkü bu klavyede ama artı ama eksi yazdıklarımıza bile onun bizlere verdiği nimetleri kullanarak söylüyor, düşünüyor, ve yazıyoruz
    Hayır bu elimi kendim kullanıyorum beynimide. onun bana verdiği hiç birşey yok bunlar benim diyen varmı içimizde
    kendi irademizi kullanıyoruz
    ama hayat binasındaki önemli taşları Rabbimiz kendi istediği yerlere yerleştiriyor
    ve şükürler olsun ki bizim elimizde değil yoksa istediğimizi göklere çıkarır istemediğimiz kşileride yerle bir ederdik bunun aksini söyleyen varmı ?

    Bakın işte herşeyi açıklamış arkadaşımız. Geçmişe dayalı düşüncelerimiz var, önümüze ise seçenekler sunuluyor. Buna rağmen geçmiş daha önc gelecek olduğu için buda Allah'ın(cc) sunduğu seçeneklerden olurdu.

    Bu karmakarışık bunu açıklasa açıklasa şeyhler,mollalar,alimler,evliyalar, peygamberler açıklar heralde.

    Sokaktaki vatandaş açıklasaydı her kafadan ses çıkardı. Her zaman örneklerde görüldüğü gibi.

  8. #38
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Kullanmayıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesaj
    164
    Rep Gücü
    6450
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Siz kimsiniz...???
    Eeee o zaman Cüz-i İrade inancı sizi ne diye bu kadar ilgilendiriyor ki...Bakın işinize nasıl inanıyorsanız öyle devam ediniz...
    Bende her gün 5 vakit ezanı dinleyen bu toplumun ve forumun bir üyesiyim ve istediğim konu hakkında yorum yaparım, buna sadece siz değil kimse karışamaz.

  9. #39
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Kullanmayıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesaj
    164
    Rep Gücü
    6450
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,

    Sn.kullanmayıcı,yazdıklarınızdan....
    Sizin bilimsel kaynaktan anladığınız bu kopi paste yaptıklarınızmı?
    İyi herkez okusun görsün sizin Tanrı 3,5 sn de görüyorun bilimsel açıklamısını.

    Bende Kurandan bulduklarımı kopi paste yapayım.

    KADER KONUSU İLE İLGİLİ KURAN AYETLERİ

    Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi,49)

    Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52)

    Küçük büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 53)

    De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler. (Yunus Suresi, 49)

    Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)

    "Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa." (Taha Suresi, 40)

    Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. (Al-i İmran Suresi, 145)

    Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)

    Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun Katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. (En'am Suresi, 2)

    Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) (A'raf Suresi, 34)

    Biz kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık. (Hicr Suresi, 4)

    Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler. (Hicr Suresi, 5)

    Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi, 75)

    Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22)

    Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş (belirlenmiş) bir süre (ecel) olmasaydı muhakkak (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu. (Taha Suresi, 129)

    İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi; sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu. (Yunus Suresi, 19)

    De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)

    Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yunus Suresi, 107)

    "Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz." (Hud Suresi, 34)

    Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir. (Mü'minun Suresi, 43)

    Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir. (Kasas Suresi, 68)

    ... Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. (Ahzap Suresi, 38)

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)

    "Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)

    İnkâr edenler dediler ki: "Kıyamet-saati bize gelmez." De ki: "Hayır gaybı bilen Rabbime andolsun o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da daha büyük olanı da istisnasız mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır." (Sebe Suresi, 3)

    Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, herşeyi bilendir. (Tegabün Suresi, 11)

    Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)

    İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.(İsra Suresi, 83)

    İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, ye'se düşen bir umutsuzdur. (Fussilet Suresi, 49)

    Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı. (Mearic Suresi, 19)

    Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar. (Mearic Suresi, 20)

    İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11)

    Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.(Nur Suresi, 11)

    İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir. (İsra Suresi, 11)

    Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)


    Açıklamalar.

    Allah'ın her şeyi bir kader ile yaratması en büyük nimetlerden birisidir. Kader insanlar için çok büyük bir konfor, büyük bir rahatlıktır. Kadere iman eden, hayatındaki her şeyi, hayatı boyunca karşılaştığı ve karşılaşacağı her olayı Allah'ın kaderinde yarattığını bilen bir insan hayatı boyunca bunun rahatlığını, güvenini ve iç huzurunu yaşar.

    Kadere inanan insan rahattır çünkü yarının endişesine kapılmaz. Yarın ne olacağını düşünüp endişe ve sıkıntılar içine girmez. Yarını Allah'ın, kendisi için mutlaka en hayırlı şekilde yaratacağını bilir.

    Kadere inanan insan geçmişinde yaptığı hatalardan dolayı da mutsuz olmaz. Çünkü geçmişinde o hataları Allah'ın kendisi için yarattığı kader içinde yaptığını bilir, bunun hayır ve hikmetlerini düşünür. Pişmanlık duyup tevbe eder, aynı hataları tekrarlamamaya gayret eder. Kaderde Allah'ın hatayı da insanın vazgeçmesi, tevbe etmesi için birçok hikmet ve güzellikle yarattığının farkında olur.

    Kadere inanan insan ölüm anının da kaderinde olduğunu, Allah'ın dilediği vakitte, yerde ve dilediği şekilde canını alacağını bilir. Allah'ın canını almak için takdir ettiği zaman geldiğinde, hiçkimsenin ve hiçbirşeyin kendisini koruyamayacağını bilir. Bunun için tevekküllüdür. Allah'a inanıp güvendiği için ahirette sonsuz güzel bir yaşam ümidindedir. Allah'ın rızasına uyarak ve kadere iman ederek yaşamış olmanın vicdan rahatlığı içindedir.

    Allah'ın her şeyi bir kader ile yaratması en büyük nimetlerden birisidir. Kader insanlar için çok büyük bir konfor, büyük bir rahatlıktır. Kadere iman eden, hayatındaki her şeyi, hayatı boyunca karşılaştığı ve karşılaşacağı her olayı Allah'ın kaderinde yarattığını bilen bir insan hayatı boyunca bunun rahatlığını, güvenini ve iç huzurunu yaşar.

    Kadere inanan insan rahattır çünkü yarının endişesine kapılmaz. Yarın ne olacağını düşünüp endişe ve sıkıntılar içine girmez. Yarını Allah'ın, kendisi için mutlaka en hayırlı şekilde yaratacağını bilir.

    Kadere inanan insan geçmişinde yaptığı hatalardan dolayı da mutsuz olmaz. Çünkü geçmişinde o hataları Allah'ın kendisi için yarattığı kader içinde yaptığını bilir, bunun hayır ve hikmetlerini düşünür. Pişmanlık duyup tevbe eder, aynı hataları tekrarlamamaya gayret eder. Kaderde Allah'ın hatayı da insanın vazgeçmesi, tevbe etmesi için birçok hikmet ve güzellikle yarattığının farkında olur.

    Kadere inanan insan ölüm anının da kaderinde olduğunu, Allah'ın dilediği vakitte, yerde ve dilediği şekilde canını alacağını bilir. Allah'ın canını almak için takdir ettiği zaman geldiğinde, hiçkimsenin ve hiçbirşeyin kendisini koruyamayacağını bilir. Bunun için tevekküllüdür. Allah'a inanıp güvendiği için ahirette sonsuz güzel bir yaşam ümidindedir. Allah'ın rızasına uyarak ve kadere iman ederek yaşamış olmanın vicdan rahatlığı içindedir.

    İnsan dikkat vererek son derece teknik bir iş yapmak zorunda kalabilir. Teknik konuların yine teknik ayrıntılarıyla uğraşması, hatta zahiren gereksiz gibi görünen olaylara dikkat vermesi gerekebilir. Önemli olan böyle bir işle uğraştığında da müminin o işi Allah rızası için yaptığını, ilgilendiği tüm detayları Allah'ın kaderinde yarattığını, o işi de Allah'ın kaderde en ince noktasına kadar tertip edip düzenlediğini bilmesi ve bu gerçeği unutmamasıdır. İnsan bir makinenin bir iç parçasını söküp onu onarmaya çalışıyor, bir rapor için gereken verileri topluyor, bir şirket için bir çizelge hazırlıyor olabilir. Bu işleri yaparken de hata yapmamak için dikkatini bu işlere vermesi, dikkatli düşünüp yine dikkatli davranması gerekiyor olabilir. Burada her ne kadar içinde bulunduğu ortamın teknik çok fazla detayı olsa da, bütün olarak bakıldığında her şeyi yaratan Allah, buradaki olayın da bütününe ve tüm ayrıntılarına da kuşkusuz ki hakimdir.

    Onunla uğraşacak olan mühendis henüz daha doğmadan, o makinenin yaratılacağı, o araştırma için kullanılacağı kaderde bellidir. Makinenin her parçası Allah'ın katında belirlenmiştir. İnsanın raporunu hazırladığı şirket Allah'ın kaderde belirlediği zamanda kurulmuştur ve yine Allah'ın belirlediği süreye kadar faaliyetini yapacaktır. O şirketin tek bir tuğlasından, bir kapı koluna, içinde çalışan bir kişinin kol düğmesine kadar her şey kaderde belirlenmiştir. Yüce Rabbimiz, her olayı böyle mükemmel bir şekilde yaratıp, bizlere yaşattığı kader içinde izlettirmektedir.

    Allah'ın yarattığı bu mükemmellik içinde, bir işe ne kadar dikkatini verirse versin, insanın, her şeyi Allah'ın yarattığını, kaderde her ayrıntısını belirlediğini unutmaması, yaptığı her şeye Allah'ın şahit olduğunun farkında olması gerekmektedir.

  10. #40
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı Kullanmayıcı´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burada anlaşıyoruz, bizde öyle diyoruz.


    Dersek yukarıda söylediklerimiz ile çelişiriz.
    Yukarıdaki açıklamadan sonra böyle söylemek mantıksızlık olur.
    Siz benim bir dakika sonra ne halt edeceğimi bildiğiniz halde vede bu kayıtlı olduğu halde benden özgür irademle bildiğinizden fakrlı birşey yapmamı bekleyebilirmisiniz?
    Tabikide bekleyemessiniz..
    Beklemeniz için, benim özgür irademin olması gerekir.
    Özgür irademin olması için biryerlerde yapacaklarımın kaydı bulunmaması gerekir.
    Ne yapacağımı benden başka kimsenin bilmemesi gerekir.

    Şöyle anlatayım;
    Bir hikaye yazıyorsunuz.
    Hikayede Kullanmayıcı diye kötü bir karakter oluşturuyorsunuz.
    Bu kötü karakter Kullanmayıcıya cinayet işletiyorsunuz hikayenizde.
    Sonra filme döküyorsunuz bu hikayeyi.
    Ve oturup izlerken aslında Kullanmayıcı nın özgür iradesi olduğunu ve yaptıklarındanda sorumlu olduğunu söylüyorsunuz.

    Mantık bunun neresinde?
    Hadi erkekse Kullanmayıcı cinayet işlemesin...

    Çokta farklı değil islama göre başımıza gelenler.
    Her insanın kaderini Allah belirliyor.
    Zaten hoca efendide benimle aynı görüşte ve üstüne basa basa söylüyor Kurandan örnekler vererek.

    Bence Kuranı olduğu gibi anlayıp ve yine olduğu gibi kabul eden vede tam müslüman biri Harun Yahya.
    Kanımca siz ve gibi düşüncede olanlar, yıllardır inandığınız Kuranın bu mantıksızlığını kendi mantığınıza kabul ettiremiyorsunuz.
    Bunun için araya aslında olmayan ve test edilipte incelenemeyecek bir sürü zaman saçmalıkları sokuşturarak değişik sonuçlar çıkarmaya çalışıyorsunuz.
    Gibi geliyor bana.

    Harun efendide sokuşturuyor biraz belki ama hiç değilse "kaderde ne yazıyorsa bizler onu yapmak zorundayız" da diyor.
    Zorunda olarak yapıp ettiklerimizde, özgür iradeden bahsedemeyiz.

    Bakın aşağıdaki videoda açık seçik söylemiş bey efendi.
    Ama sizin gibi düşünen biri Kuranın söylediğini mantık dışı bulmuş ve kafasındaki kendi kurduğu dini, videoda neredeyse Harun amcanın ağzını eliyle kapatmaya çalışarak anlatmış...

    Video Burada


    SAyın kullanmayıcı sana bir yazı buldum. Umarım okursun. Adnan Oktarında söylediğinin yalan olmadığını ve cüzi iradenin olduğunu daha iyi anlamış oluruz.


    Hayatımızda külli irade ile cüz-i iradenin etkisi nasıl değerlendirilmelidir?

    Soru

    Hayatımızda külli irade ile cüz-i iradenin etkisi nasıl değerlendirilmelidir?
    Kullanıcı: bilalsahin | Tarih: 07-Temmuz-2007, Saat: 11:45:48
    Cevap

    Değerli Kardeşimiz;
    Meselenin kısaca ifâdesi şudur: İnsanın elinde irâde vardır. Biz buna cüzî irâde, diyoruz. Cenabı Hakkın yaratmasına da, küllî irâde, halk etme kuvveti yani kudret, diyoruz. (Bunlar Allahın sıfatlarıdır). Mesele, Cenab-ı Hakka ait yönü ile ele alındığında, âdeta, Cenabı Hak zorluyor da, olacak şeyler öyle oluyor, şeklinde anlaşılır ve bu suretle de, işin içine cebir giriyor. Mesele, insana ait yönüyle ele alındığı zaman ise, insan kendi işlerini kendi yapıyor, şeklinde anlaşılıyor ki, o zaman da işin içine "herkes kendi fiilinin hâlıkı" düşüncesinden ibâret olan mutezile düşüncesi giriyor.

    Kâinatta olup biten her şeyi Allah yaratır. Bu soruda "küllî irade" diye geçen şey de işte budur. Hatta, "Vallâhü halakaküm vemâ ta'melûn: Sizi de, işinizi de, Allah yarattı.. " Yani sizin de, sizden sâdır olan efâlin de Hâlıkı yalnız Allahtır.

    Meselâ: Siz bir taksi yapsanız, bir ev inşâ etseniz, bu işleri yaratan Allahtır. Siz ve efâliniz Allaha aitsiniz. Ama ortaya gelen bütün bu işlerde, size ait bir husus da vardır ki, o da kesb ve işlemektir. Bu ise âdî bir şart ve basit bir sebeptir. Tıpkı dünyaları aydınlatacak dev bir elektrik şebekesinin düğmesine dokunmak gibi. Bu durumda "Sizin hiçbir şeyiniz, hiçbir müdâhaleniz yok" denemeyeceği gibi, işin tamamen size ait olduğu da söylenemez. İş tamamıyla Allaha aittir. Fakat, Allah size ait bu işleri yaratırken, sizin cüzî müdâhalenizi de âdi şart olarak kabul buyurmuş ve yapacağı şeyleri onun üzerine bina etmiştir.

    Meselâ: Şu câminin içindeki elektrik mekanizmasını, Allah kurmuş; işler ve çalışır hâle getirmiştir. Yeniden bunu tenvir etme işi, ameliyesi de Allaha aittir. Elektron akımlarından bir ışık meydana getirme, câmiyi tenvir etme birer fiildir. Ve bunlar da "Nuran Nur, Münevvirun nur, Musavvirun Nur" olan Hz. Allaha (C.C) aittir. Ama bu câminin aydınlanması mevzuunda, sizin de bir müdahaleniz vardır; o da Allahın kurduğu bu mekanizmada, Allahın ayarladığı düğmeye sadece dokunmanızdır. Sizin irâde ve takatinizin çok fevkinde, o mekanizmanın, tenvir vazifesi yapması ise tamamen Allaha aittir.

    Bir nümûne daha arz edelim: Meselâ; hazırlanıp, işler, çalışır, yürür hâle getirilmiş bir makine düşünelim ki; sadece çalıştırmak için onun düğmesine dokunma vazifesi, size verilmiş. O makineyi harekete getirmek ise, onu kuran ve inşâ eden zata mahsustur. Binaenaleyh, beşere ait bu küçük mübâşerete, "kesb" veya "Cüzi irâde" diyoruz. Allaha ait olana ise "halk etme, yaratma" diyoruz. Ve böylece bir irâde inkısâmı karşımıza çıkıyor:
    A) Küllî irâde,
    B) Cüzî İrâde.

    İrâde dediğimiz ki; murat etme, dileme demektir, bu tamamen Allaha aittir. "Vemâ teşâûne illâ en yeşâ Allah = Allahın dilediğinden başkasını dileyemezsiniz. Bu husus, yanlış anlaşılmasın. Biz böyle düşünürken, kulun da "bir parmak dokundurma denecek kadar irâdesi vardır" diyerek, tamamen zorlamacı bir düşünceden uzaklaşmış bulunuyoruz. İşi meydana getiren Allah tır, derken de, mûtezile mezhebi gibi düşünmediğimizi gösteriyoruz. Bu suretle de ne Ulûhiyetinde, ne de Rubûbiyetinde Allaha eş ve ortak koşmamış oluyoruz. Allah (C.C) nasıl ki, Zâtında birdir; icrâatında da birdir.. işini başkasına yaptırtmaz. Allah (C.C) her şeyi kendisi yaratmıştır. Fakat, teklif, imtihan gibi bir takım sırlar ve hikmetler için, beşerin mübâşeretini de şart-ı âdî olarak kabul buyurmuştur.

    Meseleyi daha fazla tenvir için, Bediüzzaman hazretlerinin bu mevzûda îrat ettiği bir misâli sunmak istiyorum. Diyor ki: "Sen bir çocuğun isteğiyle, onu kucağına alsan; sonra sana dese ki; beni falan yere götür; sen de onu oraya götürsen; o da orada üşüyüp hastalansa, sana: "Beni niye buraya getirdin" diye itirazda bulunabilir mi? tabii ki bulunamaz. Çünkü; kendisi istedi. Üstelik ona: "Sen istedin" diyerek iki de tokat vurursun. Şimdi bu hususta çocuğun iradesi inkâr edilebilir mi? Elbette edilemez. Zira; o talep etti ve istedi. Ama onu oraya götüren sensin... Hastalanmayı da, çocuk kendisi yapmadı. Belki ondan sadece bir talep sâdır oldu. Binâenaleyh, burada hastalığı verenle oraya götüren ve bu işi talep eden birbirinden ayrılmış olur. Biz kadere ve insanın irâdesine bu mânâ ve bu anlayışla bakarız. "

    İşin doğrusunu her şeyi takdir eden bilir.

    M. Fethullah Gülen


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    12-Temmuz-2007 - 16:02:26

    Okunma Sayısı: 645

4. Sayfa, Toplam 6 BirinciBirinci ... 23456 SonSon

Benzer Konular

  1. Özgür İrade Var mıdır?
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 27-06-2014, 03:59 PM
  2. Uydurma Hadisler
    mopsy Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 22-10-2011, 09:41 PM
  3. Uydurma Hadisler
    expositor Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-09-2011, 09:06 AM
  4. Yorum: 7
    Son mesaj: 26-05-2010, 12:46 AM
  5. İrade Terbiyesi ve Nefse Hakimiyet
    RABİA Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 10-01-2009, 09:20 AM
Yukarı Çık