Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Ehlisünnete Karşı Açılan Amansız Haçlı Seferi

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Ehlisünnete Karşı Açılan Amansız Haçlı Seferi Konusununun içerigi kısaca ->> TÜRKİYE’de bir müddetten beri Ehl-i Sünnet İslâmlığına sanki amansız bir Haçlı seferi açılmıştır. Kur’an’a, Sünnet’e, akla, vicdana, mantığa, sağduyuya uygun ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Exclamation Ehlisünnete Karşı Açılan Amansız Haçlı Seferi

    TÜRKİYE’de bir müddetten beri Ehl-i Sünnet İslâmlığına sanki amansız bir Haçlı seferi açılmıştır.
    Kur’an’a, Sünnet’e, akla, vicdana, mantığa, sağduyuya uygun olan Sünnîlik baltalanmakta, bin türlü iftira atılıp hezeyanlar savrulmakta, yanıltıcı düşünce ve görüşlerin propagandası yapılmaktadır. Neler denmiyor ki.

    * İslâm’ın tek kaynağı Kur’an’mış, başka kaynak olamazmış.

    * Sünnîlik gerçek İslâm değilmiş, Emevîlerin çıkarttığı bir dinmiş.

    * Ashab âdil ve güvenilir değilmiş. Başta Ebû Hüreyre radiyallahu anh efendimiz olmak üzere nice ashab (hâşâ sümme hâşâ) binlerce hadîs uydurmuş.

    * Tasavvuf bâtılmış.

    * Yalancı, taqiyyeci, Müslümanları aldatan, azılı farmason, aktivist, bulaşık, karanlık Afganî büyük bir din önderiymiş, “onu karalayanlar onun taharet bezi olamazlar”mış. (Büyük ulemaya ne büyük hakaret...)

    * Mezheplere, fıkha, tanzim edilmiş ahkâm-ı şer’iyeye lüzum yokmuş, herkes kendi kafasına göre Kur’an’dan yahut meal, tercüme ve tefsirlerden dinini öğrenirmiş.

    * Peygamber bir postacı imiş, ölmüş işi bitmiş.

    * İlmihal Müslümanlığı bozuk bir Müslümanlıkmış, asıl Müslümanlık şu veya bu türedi ilahiyatçının anlattığı İslâm’mış.


    Sağlam din bilgisine sahip olmayan milyonlarca Müslümanın kafası fena halde karıştırılmıştır.
    Dinde reform, dinde yenilik isteyen, light/ılımlı bir İslâm türetmek isteyenlerin amaçları nelerdir? Yazdıklarından anlaşılan şudur:

    Geleneksel Ehl-i Sünnet İslâmlığını beğenmiyorlar. Onun yerine ABD’nin, İsrail’in/Papalığın, Protestan Evangelistlerin, Diyalogçuların, Derin Devlet’in, Ergenekoncuların, Farmasonların, Sabatay Sevi bağlılarının istediği ehlî/light bir İslâm getirmek istiyorlar.

    Böyle yeni bir İslâm türetme gayretleri, Büyük Orta Doğu Projesinin (BOP) hedefleri içindedir.

    Ergenekon evrakı ve belgeleri içinde, günlük namazların ikiye indirilmesi ile ilgili bilgiler de vardır.

    Vaktiyle, 1930’lu yıllarda CHP diktatörlüğü de camilere sıralar koymak, mihraba (bazı kiliselerde olduğu gibi) bir müzik aleti yerleştirmek için raporlar hazırlatmıştı. (Şu anda da, camilerin arka tarafına, lüzumundan ve gerekenden fazla sandalya konulması konusunda imamlara baskılar yapılmaktadır.)

    Ehl-i Sünnhet Müslümanlığının yerine bir tür İslâm Protestanlığı çıkartmak istiyorlar.

    Halkı büsbütün İslâm’dan çıkartamayacaklarını anladıkları için, suya sabuna dokunmaz, kafirlere zarar veremeyecek, fıkhı ve şeriati olmayan, bir tür beşerî ideoloji ve hümanizma haline dönüşmüş hafif İslâm istiyorlar.

    İstedikleri Müslüman tipi şudur:

    "Beş vakit namazı bıraksın...
    Cuma bile fazladır...
    İsterse yılda iki kez bayram namazına gidebilir (o da fazla ya)...
    Doğduğunda kulağına Ezan-ı Muhammedi okunmasına lüzum yoktur ama öldüğünde tabutu camideki musalla taşına konulur, kadın erkek karışık bir cemaat ile abdestsiz namazı kılınır..."


    Birtakım light İslâm taraftarları o kadar öfkeli, o kadar ölçüsüz, o kadar gözü dönmüştür ki, “Müslüman halk dinini muteber ve güvenilir ilmihallerden öğrensin” denildiğinde, Sünnî Müslümanlar için “Bunlar ilmihal kitabını Kur’ân’dan yüksek tutuyor...” diyecek kadar vicdansızca ve mantıksızca laflar edebiliyor.

    Evet light/ılımlı İslâmcılar yeni bir din türetmek istiyor. Ehl-i Sünnet Müslümanları için “Onlar mezheplerini din haline getirdiler” iftirasını savururken, asıl kendileri yeni bir bozuk mezhep türettiklerinin farkında değiller.

    Başlangıcından bu güne kadar İslâm dünyasında, Peygamberimizin (salat ve selam olsun O’na) mucizevî bir şekilde haber verdiği üzere bir sürü bozuk fırka ve grup zuhur etmiştir.

    Mesela “Gurabiye” fırkasının ana inancı şudur: Güya Peygamberlik Hz. Ali’ye verilecekmiş, Efendimiz ile Hz. Ali birbirlerine iki karganın (Arapçada kargaya gurab denilir) birbirine benzediği gibi benziyormuş. Vahiy getiren Cebrail aleyhisselam bu yüzden şaşırmış ve vahyi yanlışlıkla Hz. Muhammed’e vermiş!..

    İlm-i kelam kitaplarında eski bozuk fırkaların hepsi tafsilatlı (ayrıntılı) bir şekilde anlatılır.

    Bugünkü ligt, ılımlı, hafif, evcil İslâm çalışmaları da işte böyle fırkalar oluşmasına yol açacaktır.

    Dört hak mezhep (fıkıh ekolü) ile onları birbirine karıştırmamak gerekir. Onlar mezhep değil, fırkadır.

    Ülkemizdeki bir kısım İslâmcılar bozuk bir fırkayı resmî mezhep olarak kabul etmiş bir Arap devleti tarafından desteklenmektedir.

    Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra, Kitab (Kur’an) ve Sünnet’e en uygun, en başarılı İslâm denemesi ve uygulaması Osmanlı sistemidir.
    Tabiî ki, devletin kuruluş ve yükselme devrindeki uygulama...
    Osmanlılar bu uygulama ile üç asır üç kıt’ada şanla şerefle, Allah’ın tevfikat-ı ilahiyesine nail olarak i’lâ-i kelimetullah yapmışlar, cihad etmişler, bilen ve anlayanların gözlerini kamaştıran bir Pax İslâmica kurmuşlardır.

    Osmanlı İslâm sisteminin esasları nelerdir:

    1. İnançta ve uygulamada Ehl-i Sünnet ve cemaat.

    2. Fıkha ve mezhebe bağlılık.

    3. Şeriattan kıl kadar ayrılmamak şartıyla tasavvufa ve turuk-i sofiyyeye müsamaha ve destek.

    4. İslâmî çeşitlilik (ve zenginlik) içinde sarsılmaz bir birlik.

    5. Loncalar, ahîlik ve fütüvvet teşkilatı ile, başta iktisat ve ticaret olmak üzere bütün toplumsal ve sosyal teşkilatta dinin hakimiyeti.

    6- Din ve devlet birliği. (Osmanlı metinlerinde sık sık “din ü devlet” tabiri geçer.)

    7. Bütün Müslümanları tek bir millet ve ümmet olarak kabul etmek.


    Osmanlı devletine, başka ülkelerde yaşayan Müslümanlar pasaportsuz kabul edilirdi.
    Hattâ Tanzimat’tan sonra, sömürgelerinde yaşayan Müslümanlardan pasaport istenmesi konusunda emperyalist ve kolonyalist Avrupa devletleri Osmanlıya baskı yapmışlardı. Son devrin büyük din alimlerinden Mekke Şafiî Reisü’l-ulema’sı Ahmed Zeynî Dahlan hazretleri Fütuhat-i İslâmiyye adlı kitabının Osmanlı devleti kısmını şu cümle ile başlatır

    “Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra, Kur’ân’a ve Sünnet’e en uygun devlet Osmanlı devletidir.” İşte bu yüzdendir ki, bir kısım reformcular ve İslâm perdesi altında yeni bir din türetmek isteyenler Osmanlıyı hiç sevmezler. Bozuk Afganî’yi ise baş tacı ederler.

    Sevgili, aziz, muhterem din ve iman kardeşlerime tavsiye ediyorum:

    Reformcuların, yenilikçilerin, naylon müctehidlerin, Afganîcilerin, diyalogçuların, evcil ve light İslâm taraftarlarının, mezhepsizlerin, telfik-i mezahip taraftarlarının ve benzerlerinin tuzaklarına düşmeyiniz, ahıretinizi (onlar gibi) berbat etmeyiniz, Kur’ân ve Sünnet Müslümanlığı olan, gerçek din olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan kıl kadar ayrılmayınız. Gerçek icazetli ulemaya, gerçek icazetli şeyhlere, kâmil mürşidlere bağlanınız. Bir rehbere (kılavuza, yol göstericiye muhtaç olup da böyle bir kimseye bağlanmayanın şeyhi şeytan olur). Dinî bilgileri, sağlam hocalardan ve sağlam kitaplardan öğrenmeliyiz.

    Yenilikçiler işi o kadar ileriye götürdüler ki, ünlü bir ilahiyat profesörü “Kur’ân, Yahudileri ve Hıristiyanları İslâm’a çağırmıyor” diyecek kadar ileri gitmiştir.


    18 Kasım 2008 Salı
    (Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete)

  2. #2
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Olaaa..... hele verin kılıncımı

    Kılıncım 11. Lema dır bu siperde / hucumda.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    "Sevgili, aziz, muhterem din ve iman kardeşlerime tavsiye ediyorum:

    Reformcuların, yenilikçilerin, naylon müctehidlerin, Afganîcilerin, diyalogçuların, evcil ve light İslâm taraftarlarının, mezhepsizlerin, telfik-i mezahip taraftarlarının ve benzerlerinin tuzaklarına düşmeyiniz, ahıretinizi (onlar gibi) berbat etmeyiniz, Kur’ân ve Sünnet Müslümanlığı olan, gerçek din olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan kıl kadar ayrılmayınız. Gerçek icazetli ulemaya, gerçek icazetli şeyhlere, kâmil mürşidlere bağlanınız. Bir rehbere (kılavuza, yol göstericiye muhtaç olup da böyle bir kimseye bağlanmayanın şeyhi şeytan olur). Dinî bilgileri, sağlam hocalardan ve sağlam kitaplardan öğrenmeliyiz."

    cok önemli tesbit...

  4. #4
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Evet temsilcilerini heryerde görüyoruz, alametleri şunlardır.

    Ehl-i sünnet itikadı ve diğer doğru bilgiler bilinirse, bunun zıddını savunanların sapık oldukları anlaşılır. Piyasadaki sapıkların Ehl-i sünnete aykırı görüşlerinden bazıları şunlardır:

    1- Amentü’deki altı esastan birini inkâr etmek, mesela hayır Allah’tan, şer şeytandandır demek veya kaderi inkâr etmek,
    2- Amel, imandan cüzdür demek, [Mesela namaz kılmayana kâfir demek.]
    3- İman artıp eksilir demek, [Parlaklığı, kuvveti artıp eksilir demeli.]
    4- Kur’an-ı kerime mahlûk demek,
    5- Allah Arş’ta demek. İstiva kelimesine yanlış mana verip Allah Arş’a oturdu demek,
    6- Kabir sualine, kabir azabına, şefaate, sırata, hesaba veya mizana inanmamak,
    7- Allah gaybı, enbiya veya evliyasına bildirmez demek,
    8- Evliyanın kerametini inkâr etmek,
    9- Eshab-ı kiramın hepsi cennetlik iken, herhangi birini kötülemek,
    10- İki kayınpederi [Hazret-i Ebu Bekir’le, hazret-i Ömer’i] diğer sahabelerden üstün bilmemek. İki damadı [Hazret-i Osman’la hazret-i Ali’yi] sevmemek,
    11- Miracın, ruh ve bedenle birlikte olduğunu inkâr etmek.
    12- Peygamberlerin günah işlediğini söylemek.
    13- Bugün için, dört hak mezhepten birinde olmamak. (Bütün mezhepleri tahkik ederim, doğru olanı alırım) veya (Mezhebe girmeyi caiz görürüm) demek, yani mezhepsizliği de caiz görmek. Dört hak mezhep tabirini kullanmamak.
    14- Dindeki dört delili kabul etmeyip, (Yalnız Kur’an, yalnız Kitap ve sünnet) demek.
    15- Resulullah’tan sonra, nebi gelmez; ama resul gelir demek.
    16- Öldürülenin, intihar edenin eceliyle öldüğünü inkâr etmek.
    17- Peygamberin üstünlüğü, çalışmakla elde edilmiştir demek.
    18- Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine ve diğer kıyamet alametlerinden birine bile inanmamak.
    19- Ahirette de Allahü teâlâ görülmez demek.
    20- Kâfirler Cehennemde sonsuz kalmaz, Cehennem ebedi değildir demek.
    21- (Günahkâr müminler Cehenneme girmez, Cehenneme giren hiç çıkmaz) demek.
    22- Mest üzerine meshi caiz görmemek.
    23- Sultana [devlete] isyanı caiz görmek.
    24- Allahü Teala'nın düşman olduklarına düşmanlık yapıp dost olduklarına dostluk yapmamak.( mesela mezhepsizleri savunmak )

    Sapıkların dine aykırı diğer görüşleri:

    1- Yahudiler de, Hıristiyanlar da cennete girecek demek.
    2- La ilahe illalah diyen cennete girer, Muhammedün resulullah demeye gerek yok demek.
    3- (Deccal bir akımdır, İsa ve Mehdi de manevi şahıs yani ruh olarak gelecek) demek.
    4- Hazret-i İsa, gelince hakiki Hıristiyanlığı yayacak demek.
    5- Hazret-i Mehdi’nin vasıfları uymadığı halde, birilerine Mehdi demek.
    6- İbni Teymiyye’yi, mason Abduh’u, diğer mezhepsizleri ve bid'at ehlini savunmak.
    7- Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip onların hürmetine dua etmek, onlardan yardım istemek caiz değildir demek.
    8- Tesadüf kelimesini kullanmak caiz değildir demek.
    9- Vehhabi olsun, Mutezile olsun, yani bid’at ehli de olsa, herkesi severim demek.
    10- Ruh ölür, ruhlar ve ölüler işitmez demek. Telkini, devir ve iskatı inkâr etmek.
    11- Naylon çoraba meshi caiz görmek.
    12- İslam halifelerini, Osmanlı sultanlarını kötülemek.
    13- Ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmak gerekir demek
    14- Kaza namazı kılmak gerekmez demek.
    15- İhtiyaç veya zaruret halinde dört hak mezhepten birini taklit etmeyi kabul etmemek veya her mezhepten kolay gelen hükümle amel etmek.
    16- Mezhebe bağlanmak için, mezhep taassubu tabirini kullanmak, ictihad kapısı açıktır demek.
    17- Zuhr-i âhir diye bir namaz yoktur demek
    18 - Organ nakline haram demek.
    19- İslami görüş, İslam düşüncesi, İslam felsefesi, İslamcı gibi tabirler kullanmak.
    20- İslâm âlimlerini kötülemek maksadıyla, kitaplarında uydurma hadis olduğunu söylemek.
    21- Ahmet Kadiyani; Behaullah, Beykiyef, C. Efgani, Ebul ala Mevdudi, Hasan el Benna, Hasan Sabbah, İbni Hazm, İbni Kayyimi Cezviyye, İbni Rüşd, İbni Sebe, İbni Teymiye, İzmirli İsmail Hakkı, M. Şevkani, M. Abduh, M. bin Abdülvehhab Necdi, Makdisi, M. Hamidullah, M. Ebu Zehra, M. İkbal, M. Sıddık Hasan Han, N. Elbani, Reşat Halife, Reşit Rıza, S. Kutup, Seyyid Sabık, Şeyh Bedrettin, Yusuf Kandehlevi, Yusuf Kardavi, Zuhayli gibi yazarları kaynak göstermek.

    (Yukarıdaki bilgiler, Fıkh-ı ekber, Nuhbet-ül-leali, R. Nasihin, Mektubat-ı Rabbani, S. Ebediyye, F. Fevaid’den alınmıştır.)

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    1- Yahudiler de, Hıristiyanlar da cennete girecek demek.
    2- La ilahe illalah diyen cennete girer, Muhammedün resulullah demeye gerek yok demek.
    3- (Deccal bir akımdır, İsa ve Mehdi de manevi şahıs yani ruh olarak gelecek) demek.
    4- Hazret-i İsa, gelince hakiki Hıristiyanlığı yayacak demek.
    5- Hazret-i Mehdi’nin vasıfları uymadığı halde, birilerine Mehdi demek.
    6- İbni Teymiyye’yi, mason Abduh’u, diğer mezhepsizleri ve bid'at ehlini savunmak.
    7- Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip onların hürmetine dua etmek, onlardan yardım istemek caiz değildir demek.
    8- Tesadüf kelimesini kullanmak caiz değildir demek. tensibi ilahi demek en uygun olanidir...
    9- Vehhabi olsun, Mutezile olsun, yani bid’at ehli de olsa, herkesi severim demek.
    10- Ruh ölür, ruhlar ve ölüler işitmez demek. Telkini, devir ve iskatı inkâr etmek.
    11- Naylon çoraba meshi caiz görmek.
    12- İslam halifelerini, Osmanlı sultanlarını kötülemek.
    13- Ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmak gerekir demek
    14- Kaza namazı kılmak gerekmez demek.
    15- İhtiyaç veya zaruret halinde dört hak mezhepten birini taklit etmeyi kabul etmemek veya her mezhepten kolay gelen hükümle amel etmek.
    16- Mezhebe bağlanmak için, mezhep taassubu tabirini kullanmak, ictihad kapısı açıktır demek.
    17- Zuhr-i âhir diye bir namaz yoktur demek
    18 - Organ nakline haram demek.
    19- İslami görüş, İslam düşüncesi, İslam felsefesi, İslamcı gibi tabirler kullanmak.
    20- İslâm âlimlerini kötülemek maksadıyla, kitaplarında uydurma hadis olduğunu söylemek.
    21- Ahmet Kadiyani; Behaullah, Beykiyef, C. Efgani, Ebul ala Mevdudi, Hasan el Benna, Hasan Sabbah, İbni Hazm, İbni Kayyimi Cezviyye, İbni Rüşd, İbni Sebe, İbni Teymiye, İzmirli İsmail Hakkı, M. Şevkani, M. Abduh, M. bin Abdülvehhab Necdi, Makdisi, M. Hamidullah, M. Ebu Zehra, M. İkbal, M. Sıddık Hasan Han, N. Elbani, Reşat Halife, Reşit Rıza, S. Kutup, Seyyid Sabık, Şeyh Bedrettin, Yusuf Kandehlevi, Yusuf Kardavi, Zuhayli gibi yazarları kaynak göstermek.



    bil hassa günümüzde ehli sünnet oldugunu iddea edenleri aslindan ayiran özelliklerdir bunlar... hic bir cemaat hakkinda bilgi sahibi olmiyanlarin eline alacaklari bu sablonla dugru yolu bulacaklarina hakiki ehli sünnet velcemaat yoluna dahil olacaklarini saglar...
    bir baska mesele, müslümanlarin karar veremedikleri bir hususta istihare yapmalari saglik verilmektedir... bundaki püf nokta, kesin bilinen bir seyde istihare olmaz mesela hiristiyanlik hakmidir demek yanlis bir istihare sebebidir... ancak günümüzde her türlü arastirmayi yaptiniz, kendilerinin ehli sünnet olduklarini iddea eden cemaatlerin acaba ehli sünnetmidir ve sizin hakkinizda hangisi hayirlidir bunu tesbit edemedinizse , bu durumda istihare zaruridir... vesselam....

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    1. Yüce dinimizin hüküm ve bilgi kaynakları olarak Edille-i Erbaa'yı (Dört delili), yani Kur'ân'ı, Sünnet'i, icmâ-i ümmeti ve kıyas-ı fukahayı kabul ederiz.

    2. Dini öğrenmekte, anlamakta ve uygulamakta Selef-i Sâlihîn hazeratına bağlıyız. (Selefîlere değil!)

    3. Din eğitiminde, dinin doğru şekilde anlaşılmasında ve anlatılmasında Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolunda olan icazetli ulemâya ve fukahaya tabiyiz. Onları Resûl-i Kibriya (Salat ve selâm olsun O'na) efendimizin vekilleri, varisleri, halifeleri olarak görürüz ve kendilerine itaat ederiz.

    4. Dini anlamak, bilmek, öğrenmek, uygulamak konusunda iyi bilenleri taklid ederiz; cahil veya yetersiz olanların kendi kafalarına göre hareket etmelerini doğru bulmayız.

    5. Dinimizin hayata uygulanmasında fıkha ve dört doğru fıkıh mezhebine bağlıyız.

    6. Bu dört hak mezhepten hangisine bağlı isek onu bütünüyle uygularız. (Bazı istisnaî zaruret halleri dışında...) Telfik-i mezahibi, yani mezheplerin hükümlerinin karışık şekilde uygulanmasını kabul etmeyiz.

    7.Kur'ân-ı Azimüşşanı dinin ana kaynağı olarak kabul ederiz ama yeterli ilmi olmayanların onu kendi re'ylerine, hevalarına ve heveslerine göre yorumlamalarını ve ondan hüküm çıkartmalarını kabul etmeyiz. Böyle bir şeyi Kitabullaha yapılmış en büyük saygısızlık ve laubalilik olarak kabul ederiz.

    8.Kur'ân'ın Sünnet ve sahih hadîsler olmadan doğru yorumlanacağını kabul etmeyiz.

    9.Buharî'nin Sahih'ini, Allah'ın kitabından sonra kitapların en doğrusu olarak kabul ederiz.

    10. Kütüb-i Sitte'nin geri kalan beş kitabını da din, fıkıh, hikmet kaynağı olarak kabul ederiz.

    11. Kütüb-i Sitte dışındaki muteber hadîs kitaplarını da din kaynağı olarak kabul ederiz.

    12. Dini anlamak, öğrenmek, uygulamak konusunda İslâm'ın Cadde-i Kübrasında yürürüz. Dar sokaklara, çıkmazlara, patikalara sapmayız.

    13. Ümmet arasında ihtilâf ve tefrika çıktığında Sevad-ı Azam dairesi içinde oluruz. (Büyük karaltı, büyük topluluk)

    14. İtikad konusunda temel prensibimiz "Allah'ın kemal sıfatlarla sıfatlı olduğu ve noksan sıfatlardan, insanlara benzer uzuvlara sahip olmaktan münezzeh olduğu"dur.

    15. Allah'ın zaman, mekan, cihet, inmek, yükselmek gibi şeylerden münezzeh olduğuna, inanırız.

    16. Dini; zamana, insanlara, toplumlara, medeniyetlere, kültürlere uydurmak ve ayarlamak için reform, değişiklik, yenilik yapılmasını asla kabul etmeyiz.

    17. Gerçek din âlimlerinin, gerçek fukahanın, gerçek müfessirlerin, gerçek muhaddislerin İslâm medreselerinde yetişeceğini biliriz.

    18. Gerçek ulemâ ve fukahanın mutlaka icazetli olması gerektiğini biliriz.

    19.İslâm'ın ahlâk boyutu olduğunu iyi biliriz.

    20. Çağların (karnların) en hayırlısının Asr-ı Saadet, ikinci olarak Tâbiîn, ondan sonra Tebe-i Tâbiîn olduğuna inanır ve kabul ederiz.

    21. Peygamberimizin BÜTÜN Ashabının din konusunda, Kur'ân'ı ve Sünneti bildirmek, nakl etmek ve öğretmek konusunda âdil olduklarını, İslâm'a ve Ümmet'e hıyanet etmediklerine inanırız.

    22. Hulefa-i Râşidîn'in insanların en hayırlıları olduğunu kabul ederiz ve onlardan hiçbirini kötülemeyiz.

    23. Ashab arasındaki ihtilâfları ve savaşları ictihad meselesi olarak kabul eder ve ictihadında yanılmış olabilen Ashabı dışlamayız ve kötülemeyiz. Bu işin içyüzünü ve hallini Yüce Rabbimize havale ederiz.

    24. Ehl-i Beyt efendilerimizi tutarız, severiz, onlara saygısızlık etmeyiz.

    25. Allah'ın her asırda bu dini güçlendirmek ve tecdid etmek için mübarek bir müceddid yaratacağını, Peygamberimizin meşhur hadîsine dayanarak biliriz.

    26. Ahir zamanda Ehl-i Beyt'ten Mehdi'nin çıkacağına, İsa aleyhisselâmın nüzul edeceğine inanırız.

    27. Kıyamet'e kadar otuz küsur Deccal ve Kezzab çıkacağını biliriz.

    28. Zamanındaki İmam'a (Din önderine) biat etmeden ölen kimsenin sanki cahiliyet ölümü ile öleceğini biliriz.

    29. Salih veya fasık (fıskı ve bid'ati kendisini küfre götürmemek şartıyla) her imamın ardında namaz kılarız.

    30. Ehl-i Tevhidi ve Ehl-i Kıbleyi tekfir etmeyiz.

    31. Peygamberimizi en büyük ve en güzel örnek ve model olarak kabul ederiz.

    32. Allah ile işlerimizde ihlâsı, yaratıkları ile olan muamelelerimizde adaleti esas kabul ederiz.

    33. Bid'at fırkalarının, Ehl-i Sünnete ters düşen, aykırı olan, onunla uyuşmayan BÜTÜN inanç, görüş ve hükümlerinin yanlış olduğuna, bu konularda Ehl-i Sünnet'in doğru olduğuna inanırız.

    SEVGİLİ kardeşim... Saldırganlığı bırak... Öfkeyle kalkan zararla oturur sözünü duymadın mı?.. Peygamberimiz (SallAllahu aleyhi ve sellem) "Öfkelenme!.. Gazaplanma!.." buyuruyor, duymadın mı?

    Yüz milyonlarca Müslümanın baş tacı ettiği, yolundan gittiği İmam-ı Rabbanî hazretlerini İslâm dışı ve klinik vak'a olarak görüyorsun. Bir Müslüman nasıl böyle konuşabilir?

    Bir kimse bir velinin veliliğini kabul etmezse ona nasipsiz denir. Bu nasipsizlik onu dinden çıkartmaz. Lâkin o veliye kafir derse dinden çıkar kendisi kâfir olur. O zatın veliliğini inkâr ettiği için değil, onun mü'min olduğunu inkâr ettiği için.

    Hâtemü'l-evliya Muhyiddin Arabî hazretlerine de kâfir diyorsun. Bu söz de seni İslâm'dan çıkartır. Onun Şeyh-i Ekber olduğunu, veli olduğunu kabul etmemek seni kâfir yapmaz ama mü'min olmadığını iddia etmen, ona kâfir demen seni kâfir yapabilir. Niçin mutedil olamıyorsun, niçin adalete ve insafa riayet etmiyorsun?

    Ben Vehhabîlerin yolundan gidiyorum, böyle düşünüyorum demek seni kurtarmaz. Vehhabîlik pek dar bir yoldur. Ehl-i Sünnet cadde-i kübrasının yanında patika gibi kalır.

    Muhyiddin Arabî'yi tenkit edenler olmuştur ama ulemâ, fukaha, müfessirîn, muhaddisîn, eimme içinde onu övenler aklayanlar kat kat fazladır.

    Şahıs ismi vermeden "Kur'ân-ı Kerîm'in bir ayetini inkâr eden kâfir olur" diyebiliriz. Çok doğru söylemiş oluruz. Lakin isim vererek kimseyi kuru kuruya suçlayamayız.

    Elimizde hüccet, delil, şahit olsa bile belli bir kimsenin küfre saptığı, İslâm'dan çıktığı, mürted olduğu ancak ve ancak yetkili müftünün fetvası ve bu fetvayı tasdik eden yetkili kadının şerî hükmü ve i'lamı ile sabit olur.

    Birtakım adamlar sellemehüsselâm ortaya çıkmışlar, "O müşrik, bu kâfirdir..." diyorlar, geçmiş asırlardaki İslâm büyüklerine en ağır hakaretleri yapıyorlar. Bu ne büyük bir rezalettir.

    Muhyiddin Arabî, Mevlânâ Celalüddin Rumî, İbnArabî, Abdülkadir Geylanî, Ahmed Yesevî, Ahmed er-Rufaî, Hasan eş-Şâzelî, Şah Muhammed Bahaüddin Nakşbend, İmamı Rabbanî ve benzeri zatlar İslâm ulularıdır. Rableştirmemek ve putlaştırmamak şartıyla (ki hiçbir aklı başındaki Müslüman zaten böyle bir şey yapmaz) onları ne kadar sevsek, onlara ne kadar hürmet etsek azdır. Onlar Kur'ân'ın, Sünnetin,Şeriatın, Ümmetin en büyük hizmetkârlarıdır.

    Onların velâyetini, hizmetini, büyüklüğünü idrak hususunda nasipsiz olanlar dillerini tutsunlar.

    Şu iki dinî kuralı unutmasınlar:

    1. Mü'mini tekfir edenin kendisi kâfir olur.

    2. Bir insanın Müslüman olmadığına dair 99 emare olsa, mü'min ve müslim olduğuna dair bir emare olsa o bire bakılır.

    Mehmet Ş.Eygi

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    İslam dini o kadar şekilden şekile sokuldu ki sonuçta herkes bir yana çeker oldu.
    Kuran'ın açık ve seçik olduğuna dair ayetler bile görmemezlikten gelinerek bin türlü anlamlar yüklendi.
    Bu hususta binlerce kitap yayımlandı, güya anlaşılmazlıklar açıklanır oldu.
    Bu da inanırları farklı farklı boyutlara yönlendirdi.

    Benim penceremden görünen bu.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İslam dini o kadar şekilden şekile sokuldu ki sonuçta herkes bir yana çeker oldu.
    Kuran'ın açık ve seçik olduğuna dair ayetler bile görmemezlikten gelinerek bin türlü anlamlar yüklendi.
    Bu hususta binlerce kitap yayımlandı, güya anlaşılmazlıklar açıklanır oldu.
    Bu da inanırları farklı farklı boyutlara yönlendirdi.

    Benim penceremden görünen bu.
    ilk bakista hakli gibi görünsenizde... kuranin genis manasi oldugundan herkes niyetine göre anlar... söyle bir tesbih vardir.... kuran ayni nisan yagmuru gibidir... nisan yagmuru, yilan icin zehir olur, midye icin inci olur... kurani dinsiz okur küfrü artar, mümnin okur imani artar...

Benzer Konular

  1. Yeni Haçlı Seferleri Kapıda
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 03-07-2011, 01:47 PM
  2. Cübbeli Hoca'dan seferi olma incileri - VİDEO
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 14-08-2010, 12:26 PM
  3. Cennete açılan tek kapı
    bziya Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-05-2010, 02:14 PM
  4. Peki bu kaçıncı Haçlı Seferi?
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 21-01-2010, 02:27 AM
  5. Bir zaman İslam'ın bir amansız düşmanı
    M ü e l l i f... Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 22-10-2008, 08:06 PM
Yukarı Çık