14. Sayfa, Toplam 43 BirinciBirinci ... 4121314151624 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 131 ile 140 Toplam: 427

Fususel Hikem (ibn-i Arabi)

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Fususel Hikem (ibn-i Arabi) Konusununun içerigi kısaca ->> bursali68 ´isimli üyeden Alıntı Sana iyi yüzmeler,dikkat et " Turnalara " yalnız. Sizin gibi şeytanın mezhebinde olmaktansa sizin akıl kurbanı ...

  1. #131
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sana iyi yüzmeler,dikkat et " Turnalara " yalnız.
    Sizin gibi şeytanın mezhebinde olmaktansa sizin akıl kurbanı kelamınızla tekke bildiğiniz Ehli sünnet itikadında olmayı şeref bilir hamd ederim.

    bizim takıldığımız olta Allahü Teala'nın oltasıdır çok şükür sen buna takılmadığın için kendini harap etsen yeridir.

    Fakat kendin kime yem oldun bir bak , şeytan oltasında debeleniyorsun.Ama basiret ister , firaset ister , ilm iseter ,irfan ister , selim akıl ister..sizde varmı e olsa bunları konuşmazdık.

  2. #132
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    SELAM!

    PLATON’UN İDEA’LARI
    Platon, Tanrı’nın evreni “kaos”tan yarattığını, bu “kaos”a şekil verdiğini söyler; ilk önce yıldızlar, sonra gezegenler, sonra da Dünya yaratılmıştır. Bu görüşüyle Platon, yaratılış fikrine, yıldızların ezeli bir yakıtla yandığını söyleyen öğrencisi Aristo’dan daha yakındır.

    Platon’un, Tanrı ve evren ilişkisini nasıl kurduğuna dair en büyük tartışma, Platon’un “idea” öğretisindeki, yoruma açık izahlarından çıkmaktadır. Platon’a göre evrendeki tüm nesneler, idea evrenindeki gerçek bir varlığın yansımasıdır. Evrendeki tüm farklı kalemlerin, farklı masaların, farklı güzelliklerin idealar aleminde karşılık geldiği tek bir gerçek kalem, tek bir gerçek masa, tek bir gerçek güzellik vardır. İdealar evrenindeki bu varlıklar da mutlaktır. Platon’un izahlarında Tanrı bu idealara bakarak evrendeki nesneleri yaratır, yani Tanrı bu idealara bağlı hareket eder. Platon’un anlatımlarında idealar, bazen Tanrı’nın üstünde, bazen Tanrı’nın altındadır, bazen de Tanrı ile bütünleşir. Platon, Tanrı’yı mutlak iyi ideası olarak görür ve tartışmasız bir şekilde varlık hiyerarşisinin en üstüne yerleştirir. Gerek Platon’un kimi izahlarında yaratıcı Tanrı’nın (Demiourgos) idealarla bütünleşmesi, gerek Platon’un, Tanrı’yı, varlık hiyerarşisinde en üste yerleştirmesi; tek Tanrılı dinlere inanan bazı düşünürlerin, kendi inançlarına da uygun olarak, ideaları, Tanrı’nın zihnindeki düşünceler ve yaratılanların modeli olarak görmelerine yol açmıştır. Platon’un, ideaların sahip oldukları özellikleri “iyi ideasından” aldıklarını söylemesi ve Tanrı’yı iyi ideasıyla özdeşleştirmesi bu yaklaşımla uyumludur. Bu tarz bir yorum ise Platon’un felsefesini tek Tanrılı dinlerin izahlarına daha çok yaklaştırmaktadır. Platon’un idealarının her birini, müstakil ve Tanrı’dan bağımsız varlıkları olan, atomize edilmiş gerçeklikler tasarımı olarak görenler de vardır
    Platon’da “maddenin yaratılması”na karşılık gelen bir kavram bulunmaz, fakat ezeli kabul edilen maddenin, materyalistlerin madde kavramıyla alakası yoktur. Platon’un “maddesi” belirsiz, şekilsiz, görülemeyen, tanımlanamayandır. Yaratıcı Tanrı, maddeyi idealar dünyasının varlıklarına göre şekillendirir. Platon’un yaşadığımız Dünya’yı “gölge evren” olarak gören yaklaşımı mistik unsurlara ilham kaynağı olmuştur. (BIG BANG�İN IŞIĞINDA HEM TANRI�NIN HEM DE MADDENİN EZELİLİĞİNİ KABUL EDEN GÖRÜŞ | www.bigbang.ws BIG BANG ve TANRI)

    İmam-ı Rabbani hazretleri;(Rabbani hoca) nin dini gorusu:

    İçinde, dışında olmak, bitişik ve ayrı olmak gibi şeyler, var olan iki şey arasında düşünülebilir. Halbuki sualde, iki şey mevcut değildir ki, bunlar düşünülebilsin.
    Çünkü, Allahü teâlâ vardır. Âlem, yani Ondan başka her şey vehim ve hayaldir. Âlemin var görünmesi, Allahü teâlânın kudreti ile devamlı olup, vehim ve hayalin kalkması ile yok olmuyor. Ahiretteki sonsuz nimetler ve azaplar bunlara oluyor. Fakat, âlemin varlığı vehim ve hayaldedir. [Yani dışarıda var olmayıp, vehme ve hayale var görünmektedir.] Vehim ve hayalin dışında bir varlık değildir. Allahü teâlânın kudreti, vehim olunan, hayal olan bu görünüşleri devam ettirmektedir. Var gibi göstermektedir.-(golge evren)

    Allah cc nun sozu Kur’an’in GOLGE EVREN/HAYAL/VEHIM EVREN gibi bu tip sozlere uyarisi;
    2.176. Bu böyledir. Çünkü Allah, Kitap'ı hak olarak indirmiştir. Kitap'ta çekişmeye girenler, bütünden uzaklaştırıcı bir kopuşun tam içindedirler.
    2.169. Hiç kuşkusuz o, size kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.
    3.66. İşte siz böyle insanlarsınız! hakkında biraz bilginiz olan şeyde çekişmeye girdiniz. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyde neden tartışmaya giriyorsunuz? Allah bilir ama siz bilmezsiniz.

    Kitapta yazmiyani varmis gibi soyliyen Tekkecilere;
    3.78. Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan birşeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.

    Tekkecilere destek neren muminlere
    3.71. Ey Ehlikitap! Neden hakkı bâtılla kirletiyorsunuz ve bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz?

    Batil bilgileri Islamin DELILI KABUL EDIP sonrada bunlari soyliyenleri rabb edinenerek; Allah cc nun Kitabinin karsisina cikan tekkeci takimina;
    3.151. Allah'ın, kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştukları için, küfre sapanların kalplerine korku salacağız. Barınakları ateştir onların. Ne kötüdür o zalimlerin varacakları yer!

    VE ALLAH cc nun KUR’AN YOLUYLA VERDIGI BILGI:
    6.73. Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O'dur. "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Sözü haktır O'nun. Sûra üfleneceği gün de mülk/yönetim O'nundur. Âlim'dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O'dur. O'dur hakîm, O'dur Habîr.

    ....gokleri dunyayi GERCEK olarak YARATAN Allah cc dur!....
    Allah cc sozun dogrusunu soyledi!
    Sadakallah!

  3. #133
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Kur'an ve din yobazları yine ayetleri aklına estiği gibi yorumlamaya istediği ayeti istediği konuya yapıştırmaya devam ediyor.Bu sapkınların şeytan ve nefslerinin etkisi ile uydurduğu bu safsataları ilm sahibi , ehil olan kardeşlerimiz elbette görüyorlar bu sapkınların hezeyanlarına buradan http://www.supermeydan.net/forum/for...d51045.htmlgöz attıktan sonra ehli ilm için bir iki açıklama yapalım ve bu sapkınların yeni hezeyanlarına cevap verelim.

    ( Çok Önemli Not :Bu makalede anlatılanlar farklı bir yaklaşım yada herhangi bir felsefi düşünce değildir.Bilimsel olarak kanıtlanmış kesin bir gerçektir. )

    Her bakımdan yok olan bu dünya , bu gerçekten mahrum olanlara sanki hakikaten varmış gibi görünmekte bu hayal ve aldatmacası ile de beşeriyatı büyük bir maksat sapmasına itmektedir.Hayal ile gerçeği karıştıranlar böylece gerçek maksadı olan kulluk vazifelerinden sapmakta çok kısa ve geçici bir hayale aldanarak dünyanın alçak zevklerine dalmaktadır.Şüphesiz ki bu aldanışın ilk basamağı aşina olduğumuz görme duyumuzdaki yanılma ile başlar.Baktığı zaman dışarıda gördüğü zannettiği görüntünün yani hayalin aslında beyninde olan bir resimden ibaret olduğunun bilincinde olmayanlar böylece görüp dokundukları , duydukları , tat aldıkları her şeyin dışarıda var olduğunu ,maddesel bir varlık olduğunu sanmaktadır.Oysaki bu konuda görme hususunda gözün inceliklerine vakıf olan bir göz doktorundan bilgi alınsa yada bu konuda bilimsel bir araştırma içerisine girilse işin hakikati su yüzüne çıkacaktır.Bu konuda bilimsel verilerden bir kısmını açıklamak uygun olacaktır.Önce gözün görme konusunda ne gibi etkisi olduğuna kısaca değinelim.

    İnsan yaşamının başından itibaren içinde yaşadığı maddesel dünyanın kesin bir gerçek olduğuna şartlanmıştır.Bu şartlanma içerisinde büyür ve tüm hayatını bu bakış açısı üzerine kurar.Ancak modern bilimin ulaştığı sonuçlar sanıldığından çok farklı ve çok önemli bir sırrı ortaya çıkarmıştır.Bu dünya gözümüzün gördüğü , kulağımızın duyduğu , burnumuzun kokladığı ,dilimizin tattığı ve elimizin dokunduğu bir dünyadır.Doğduğu andan itibaren bu beş duyuya bağlı olan insan bu sebeple dış dünyayı ancak bu beş duyunun tanıttığı şekliyle tanıyabilir.Dış dünya hakkında en çok bilgi veren duyumuz olan görme işlemi birkaç aşamada gerçekleşir.Görme sırasında her hangi bir cisimden gelen ışık demetleri yani protonlar göz merceğinden kırılarak geçer ve gözün arka tarafındaki retinada odaklanır.Burada elektrik sinyallerine dönüşen ışınlar görme siniri aracılığı ile beynin arka tarafındaki görme merkezine iletilir.Görme işlemi de beyindeki bu merkezde gerçekleşir.Hayatımız boyunca izlediğimiz her görüntü yaşadığımız her olay gerçekte bu küçük ve karanlık bölgede yaşanmaktadır.Şu an okumakta olduğunuz bu yazı da kilometrelerce uzağa baktığınızda gördüğünüz uçsuz bucaksız manzarada gerçekte bu birkaç metreküplük bölgede oluşmaktadır.Şimdi bu bilgiyi daha dikkatli bir şekilde düşünelim.Görüyorum derken aslında gözümüze gelen ışınların elektrik sinyaline dönüşerek beynimizde oluşturduğu etkiyi görürüz. Görüyorum derken aslında beynimizdeki elektrik sinyallerini seyrederiz.Aynı durum diğer algılar içinde geçerlidir. Ses , dokunma ,tat alma ve koku alma beyinde yalnızca birer elektrik sinyali olarak algılanır.Dolayısı ile beynimiz , yaşamımız boyunca maddenin bizim dışımızdaki aslı ile değil sadece elektriksel bir kopyası ile muhatap olmaktadır.Biz ise bu kopyaları dışımızdaki gerçek madde zannederek yanılırız.Bu fiziksel gerçekler bizi tartışılmaz bir sonuca ulaştırır.Bizim gördüğümüz , duyduğumuz , dokunduğumuz ve adına madde ,dünya ve evren dediğimiz kavramlar sadece ve sadece beynimizde yorumlanan elektrik sinyalleridir.Örneğin dış dünyada bir kuş görürüz fakat gerçekte bu kuş dış dünyada değil beynimizdedir.Kuştan yansıyan protonlar , gözümüze ulaşır ve burada elektrik uyarılarına çevrilir , bu uyarılar beyindeki görme merkezine iletilir , yani gördüğümüz kuş aslında beynimizdeki elektrik sinyalleridir.Uzaklık hisside aslında beyinde hissedilen bir boşluktan ibarettir.Çok uzakta zannettiğimiz maddelerde ,beyinde tek bir noktada toplanmış görüntülerdir.Çok uzaklarda sandığınız yıldızlar, güneş , gökyüzü ve bu yazıyı okurken oturduğunuz oda , baktığınız bilgisayar ekranı ve gördüğünüz her şeyde aslında beyninizde olan birer elektrik sinyalidir.Yani aslında siz odanın içinde değil , oda sizin içinizdedir, yıldızlar ve güneş sizin içinizdedir.Bütün maddesel dünyada aslında sizin içinizdedir.Bu görüntülerin yani elektrik sinyallerinin dışında ise aslında nerede olduğumuzu Allah-ü Teala’dan başka kimse ve onun bildirdiklerinden başka kimse bilemez.Bütün bu harikulade yaratılışı hisseden ise ruhumuzdur.Maddesel hayat ise gerçekte bir hayal ve yokluktan ibarettir.Bütün bu hayalleri gerçek zanneden beşer ise büyük bir yanılgıya düşmekte ve kendisine gerçek gibi gösterilen hayallere kapılıp çocuk gibi eğlenmektedir.Bu aldanış ile beşer, başlarken de belirttiğimiz gibi asıl maksadı olan Rabbe kulluk görevlerini unutmakta , hayal olan bedeninin ve tamamen yokluk olan nefsinin,hayal olan zevkleri ile ömrünü ziyan etmektedir.

    İşin en önemlisi bugün ulaşılan bu bilgileri yüzyıllar önce büyük İslam alimi Ahmet Faruk-i Serhendi Hazretlerinin (K.S) bildirmesi, Müslümanlığı ve Allahü Teala’ya kulluğu gericilik olarak gören zavallılara tokat gibi cevap verilmiş olmasıdır.Bu gibi zavallılar yokluğunu var sanan, çocuklar gibi camla, kozalakla eğlenen nasipsizlerdir.Büyüklerimizin tarihte bıraktığı bu izleri bu gün kullanan, bu bilgiler ışığında dünya hayatına hakim olmaya çalışanlar ise ne yazık ki çoğunlukta bu nasipsizlerdir.Hatta çok çok ileri giderek aziz insan oğlunu Müslümanlıktan ve bu gibi büyüklerin bilgilerinden istifade etmekten men etmek için çeşitli propagandalar yapmakta, dinimizi gericilik olarak, bu büyükleri ise birer sihirbaz, büyücü, gerici tanıtmaya çalışmaktadırlar.Bu gün bu zavallılara aldananlar ise onlardan daha zavallıdır.Gençlerimiz ve yetişkinlerimiz herbiri birbirinden farklı meallar yazan kimliği belirsiz kişilerin Kur'an meallarini değil bu büyüklerin Kur'anı Kerimden ve Hadis-i Şerif'erden anlayarak nakil esaslı yazmış oldukları ilmihalleri okumalı, bütün çevresine bu ilmihalleri tavsiye etmeli, başkalarını din diye anlattığı kendi düşüncelerine itibar etmemeli, bu büyüklerin izinden giderek ilm ve fende yükselerek İslamiyet’e, insanlığa ve sahibine hizmet etmelidir.

    Ahmed Faruk-i Serhendi
    (Kaddesallahusirrehülaziz) hazretleri şöyle buyurmaktadır.
    " Allahü Teala ,yarattığı varlıkların vücutlarını yokluktan başka birşey yapmadı...Tüm bunları his ve vehim derecesinde yani algı derecesinde yarattı.Alemin varlığı his ve vehim derecesinde olup maddi derecede değildir.Gerçek manada, dışarıda yüce zattan yani Allahü Teala'dan başkası yoktur."
    (Mektubat/Cild 2 357. Mektup)

    Akıl sahipleri kendisine bu kadar yakın olan Rabbinden utanır ,çocuklar gibi cam parçaları ve kozalaklar ile değil asıl maksat ile meşgul olur.

    Not : Maddenin yok olduğuna dair bu gün bilim kesin bir kabul içindedir , buna rağmen bilim yakıştırması ile hezeyanlarına devam eden Kur'an ve din yobazlarına cevaben kıymetli müslüman kardeşlerimiz için Bilimsel detaylarımız devam edecektir.

    Kur'an ve din yobazlarının sapkın safsatalarına karşılık Bilim Dünyasının itirafları için lütfen tıklayınız: http://www.supermeydan.net/forum/for...read43384.html

    Kaynak : Bziya
    Konu bziya tarafından (17-07-2009 Saat 11:07 AM ) değiştirilmiştir.

  4. #134
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin gibi şeytanın mezhebinde olmaktansa sizin akıl kurbanı kelamınızla tekke bildiğiniz Ehli sünnet itikadında olmayı şeref bilir hamd ederim.

    bizim takıldığımız olta Allahü Teala'nın oltasıdır çok şükür sen buna takılmadığın için kendini harap etsen yeridir.

    Fakat kendin kime yem oldun bir bak , şeytan oltasında debeleniyorsun.Ama basiret ister , firaset ister , ilm iseter ,irfan ister , selim akıl ister..sizde varmı e olsa bunları konuşmazdık.
    A'RAF 185. E ve lem yenzuru fı melekutis semavati vel erdı ve ma halekallahü min şey'iv ve en asa ey yekune kadıkterabe ecelühüm fe bi eyyi hadısim ba'dehu yü'minun

    CASİYE 6. Tilke ayatüllahi netluha aleyke bil hakk fe bi eyyi hadısim ba'dellahi ve ayatihı yü'minun

    MURSELAD 50. Febieyyi hadiysin ba'dehu yu'minune.

    LOKMAN 6. Ve minen nasi mey yeşterı lehvel hadısi li yüdılle an sebılillahi bi ğayri ılmiv ve yettehızeha hüzüva ülaike lehüm azabüm mühın

    Oradaki HADİS sözünü "Yalan ve boş söz diye çeviriyorlar"gel de gülme.Kendilerinin ne mal olduğunu ortaya koyuyorlar.

    Okuyun ve ağlayın.Hadis kudsi,mübarek diye bizleri kandırdılar.Okuyun okuyun.Hadisler resmen ve ismen aşağılanıyor.Allah sifonu hadislerin üzerine çekmiş... Halen anlamayacak mıyız? Ayetse koy sepete,hadisse at çöpe...

    Bu arada sn.bziya darılırım bak sen de OKU bakalım şeytan oltasında debelenen kimmiş???İyice oku ama yarım yamalak değil.Bu arada anlamaya da çalış tabii ki,anlamadan olmaz bu işler.Bak yorum dahi yok,yoruma dahi gerek yok,ayrıca tercümesi(meali) dahi yok.Dine sokuşturup durduğunuz TROJAN VİRÜSLER nelermiş,iyice öğren,anla.Sen de var ya " basiret,firaset,ilm,irfan,akıl...",demekki çok kolay anlayacaksın.

  5. #135
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992

    Platon bahsi ile ilgili.

    Kitaptan kasıt İnsandır.Kitabı Bildiğimiz bir kitap olarak kabul edersek şayet işte böyle çıkmazlara girilir.Okuma yazma meselesi? Dil bilgisi,Dilin zamana göre değişirliği,E Bu Yüce Allahı bilmek için demekki hepimizin başta ARAPÇA bilmesi gerekecek ondan sonra Bu Arapça taa 1500 yıl önce nasıl kullanılıyordu? bunu bilmesi gerekecek.Ya daha sonra bir yığın İlimler Hadisler,Fıkıhlar,Kelamlar,Tefsirler ,Ayetlerin Mekkimi yoksa Medenimi olup olmadıkları,Haa Birde Felsefede bilmek gerekiyor:))))))
    O zaman Yok Sayın kardeşlerim kusuruma bakmayın ama Eşrefinde dediği gibi
    Lakin bu Müslümanlık kalın geldi Ya Resullullah!
    En güzelini Yunus demiş
    İlim ilim bilmektir
    İlim kendin bilmektir
    Sen kendini bilmezsen
    Bu nice okumaktır?
    İşte Sayın mopsy Sizin Platonla ilgili verdiğiniz ayetlerde bu anlatılmak isteniyor. O Alim şunu demiş bu Feylozof şunu demiş.İyide kardeşim Onlar Kendi kitaplarını demişler. Senin kitabın ne diyor?Senin kitabında onların dedikleri yazıyormu?Ama İnsanın alt nefsi daima kendini beğendirebilmek saydırabilmek için Kendine yabancı şeyleri alır vede ezberler.Anlamaz. Çünkü Felsefede Kendinizde olmayan bir şey anlaşılamaz.Platon yazdığı Felsefeyle Gizli bir şekilde kendini anlatır.İyide Sen ben Platon değilizki?Yada başka tabirle söyleyim o zaman.O felsefe kadınının kocası Platondur.Yada Platonun kendi yaşamıdır,Platonun yaşamı Platonun vehmidir.Sen O kadını almakla Evli bir kadın almış gibisin.Cariyen dahi sayılamaz. Çünkü Cariye savaş ganimetidir.Savaş ise ÇARESİZLİKLER TAHTINDA YAPILIR.Ne mecburiyetim varki ben fakir Platon okuyayım?Değil Platon Hiç birisini okumadım.Çok şükür demekki bu hususta Fakir Göstermiş olduğunuz ayetlere ziyadesiyle uyuyormuş.Ama uyuyorumda Uymayan kardeşimi tenkitmi ediyorum?Bak Tevbe et Ha!!! Yosa kafir olurda Cehennemi boylarsın. Bak ben tebliğ ediyorum söylemedi deme haa!Yoook canımmm Bunlar sadece ben fakirin kara kaplı kitabında yazmıyor. Belki okuyanınkinde yazabilir.Kitabında bir kıl var.Dağlar kadar görünür.Baki selamlar.
    Konu yavuz34 tarafından (17-07-2009 Saat 01:27 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #136
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Selamlar!

    Sayin Yavuz bey
    Arkadasimiz sayin Bursalinin yazisini temel alip BANA cevap yazmissin.
    Sn.Bursali kendi yazisini koruyacak bilgiye sahip olmasa yazmazdi.
    Bu isi onla halledeceksin.

    Meal baslikli bir yazi ile bu islerdeki bir bakis verecegim ama
    Benim Turkiyede yazmaya baslamam biraz rahat yazmak icindi.
    Ama burada daha oncel konularda alt yapi olusturmak gerekiyor mus ve
    Bu daha zor bir ismis.

    Simdilik ben konu basligina uymaya devam edecegim.
    Ama bir onceki yazinizdi galiba, cok onemli onu listeliyecegim.

    Selamlar!

    Not:Platon isini ise sizde biraz baglamindan koparmissiniz.
    Sn.bziyaya bu konuda bir uyari yazacagim.
    Orada yeniden baslik kaps***** girecegiz.
    Konu mopsy tarafından (17-07-2009 Saat 04:03 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #137
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kur'an ve din yobazları yine ayetleri aklına estiği gibi yorumlamaya istediği ayeti istediği konuya yapıştırmaya devam ediyor.Bu sapkınların şeytan ve nefslerinin etkisi ile uydurduğu bu safsataları ilm sahibi , ehil olan kardeşlerimiz elbette görüyorlar bu sapkınların hezeyanlarına buradan http://www.supermeydan.net/forum/for...d51045.htmlgöz attıktan sonra ehli ilm için bir iki açıklama yapalım ve bu sapkınların yeni hezeyanlarına cevap verelim.

    ( Çok Önemli Not :Bu makalede anlatılanlar farklı bir yaklaşım yada herhangi bir felsefi düşünce değildir.Bilimsel olarak kanıtlanmış kesin bir gerçektir. )

    Her bakımdan yok olan bu dünya , bu gerçekten mahrum olanlara sanki hakikaten varmış gibi görünmekte bu hayal ve aldatmacası ile de beşeriyatı büyük bir maksat sapmasına itmektedir.Hayal ile gerçeği karıştıranlar böylece gerçek maksadı olan kulluk vazifelerinden sapmakta çok kısa ve geçici bir hayale aldanarak dünyanın alçak zevklerine dalmaktadır.Şüphesiz ki bu aldanışın ilk basamağı aşina olduğumuz görme duyumuzdaki yanılma ile başlar.Baktığı zaman dışarıda gördüğü zannettiği görüntünün yani hayalin aslında beyninde olan bir resimden ibaret olduğunun bilincinde olmayanlar böylece görüp dokundukları , duydukları , tat aldıkları her şeyin dışarıda var olduğunu ,maddesel bir varlık olduğunu sanmaktadır.Oysaki bu konuda görme hususunda gözün inceliklerine vakıf olan bir göz doktorundan bilgi alınsa yada bu konuda bilimsel bir araştırma içerisine girilse işin hakikati su yüzüne çıkacaktır.Bu konuda bilimsel verilerden bir kısmını açıklamak uygun olacaktır.Önce gözün görme konusunda ne gibi etkisi olduğuna kısaca değinelim.

    İnsan yaşamının başından itibaren içinde yaşadığı maddesel dünyanın kesin bir gerçek olduğuna şartlanmıştır.Bu şartlanma içerisinde büyür ve tüm hayatını bu bakış açısı üzerine kurar.Ancak modern bilimin ulaştığı sonuçlar sanıldığından çok farklı ve çok önemli bir sırrı ortaya çıkarmıştır.Bu dünya gözümüzün gördüğü , kulağımızın duyduğu , burnumuzun kokladığı ,dilimizin tattığı ve elimizin dokunduğu bir dünyadır.Doğduğu andan itibaren bu beş duyuya bağlı olan insan bu sebeple dış dünyayı ancak bu beş duyunun tanıttığı şekliyle tanıyabilir.Dış dünya hakkında en çok bilgi veren duyumuz olan görme işlemi birkaç aşamada gerçekleşir.Görme sırasında her hangi bir cisimden gelen ışık demetleri yani protonlar göz merceğinden kırılarak geçer ve gözün arka tarafındaki retinada odaklanır.Burada elektrik sinyallerine dönüşen ışınlar görme siniri aracılığı ile beynin arka tarafındaki görme merkezine iletilir.Görme işlemi de beyindeki bu merkezde gerçekleşir.Hayatımız boyunca izlediğimiz her görüntü yaşadığımız her olay gerçekte bu küçük ve karanlık bölgede yaşanmaktadır.Şu an okumakta olduğunuz bu yazı da kilometrelerce uzağa baktığınızda gördüğünüz uçsuz bucaksız manzarada gerçekte bu birkaç metreküplük bölgede oluşmaktadır.Şimdi bu bilgiyi daha dikkatli bir şekilde düşünelim.Görüyorum derken aslında gözümüze gelen ışınların elektrik sinyaline dönüşerek beynimizde oluşturduğu etkiyi görürüz. Görüyorum derken aslında beynimizdeki elektrik sinyallerini seyrederiz.Aynı durum diğer algılar içinde geçerlidir. Ses , dokunma ,tat alma ve koku alma beyinde yalnızca birer elektrik sinyali olarak algılanır.Dolayısı ile beynimiz , yaşamımız boyunca maddenin bizim dışımızdaki aslı ile değil sadece elektriksel bir kopyası ile muhatap olmaktadır.Biz ise bu kopyaları dışımızdaki gerçek madde zannederek yanılırız.Bu fiziksel gerçekler bizi tartışılmaz bir sonuca ulaştırır.Bizim gördüğümüz , duyduğumuz , dokunduğumuz ve adına madde ,dünya ve evren dediğimiz kavramlar sadece ve sadece beynimizde yorumlanan elektrik sinyalleridir.Örneğin dış dünyada bir kuş görürüz fakat gerçekte bu kuş dış dünyada değil beynimizdedir.Kuştan yansıyan protonlar , gözümüze ulaşır ve burada elektrik uyarılarına çevrilir , bu uyarılar beyindeki görme merkezine iletilir , yani gördüğümüz kuş aslında beynimizdeki elektrik sinyalleridir.Uzaklık hisside aslında beyinde hissedilen bir boşluktan ibarettir.Çok uzakta zannettiğimiz maddelerde ,beyinde tek bir noktada toplanmış görüntülerdir.Çok uzaklarda sandığınız yıldızlar, güneş , gökyüzü ve bu yazıyı okurken oturduğunuz oda , baktığınız bilgisayar ekranı ve gördüğünüz her şeyde aslında beyninizde olan birer elektrik sinyalidir.Yani aslında siz odanın içinde değil , oda sizin içinizdedir, yıldızlar ve güneş sizin içinizdedir.Bütün maddesel dünyada aslında sizin içinizdedir.Bu görüntülerin yani elektrik sinyallerinin dışında ise aslında nerede olduğumuzu Allah-ü Teala’dan başka kimse ve onun bildirdiklerinden başka kimse bilemez.Bütün bu harikulade yaratılışı hisseden ise ruhumuzdur.Maddesel hayat ise gerçekte bir hayal ve yokluktan ibarettir.Bütün bu hayalleri gerçek zanneden beşer ise büyük bir yanılgıya düşmekte ve kendisine gerçek gibi gösterilen hayallere kapılıp çocuk gibi eğlenmektedir.Bu aldanış ile beşer, başlarken de belirttiğimiz gibi asıl maksadı olan Rabbe kulluk görevlerini unutmakta , hayal olan bedeninin ve tamamen yokluk olan nefsinin,hayal olan zevkleri ile ömrünü ziyan etmektedir.

    İşin en önemlisi bugün ulaşılan bu bilgileri yüzyıllar önce büyük İslam alimi Ahmet Faruk-i Serhendi Hazretlerinin (K.S) bildirmesi, Müslümanlığı ve Allahü Teala’ya kulluğu gericilik olarak gören zavallılara tokat gibi cevap verilmiş olmasıdır.Bu gibi zavallılar yokluğunu var sanan, çocuklar gibi camla, kozalakla eğlenen nasipsizlerdir.Büyüklerimizin tarihte bıraktığı bu izleri bu gün kullanan, bu bilgiler ışığında dünya hayatına hakim olmaya çalışanlar ise ne yazık ki çoğunlukta bu nasipsizlerdir.Hatta çok çok ileri giderek aziz insan oğlunu Müslümanlıktan ve bu gibi büyüklerin bilgilerinden istifade etmekten men etmek için çeşitli propagandalar yapmakta, dinimizi gericilik olarak, bu büyükleri ise birer sihirbaz, büyücü, gerici tanıtmaya çalışmaktadırlar.Bu gün bu zavallılara aldananlar ise onlardan daha zavallıdır.Gençlerimiz ve yetişkinlerimiz herbiri birbirinden farklı meallar yazan kimliği belirsiz kişilerin Kur'an meallarini değil bu büyüklerin Kur'anı Kerimden ve Hadis-i Şerif'erden anlayarak nakil esaslı yazmış oldukları ilmihalleri okumalı, bütün çevresine bu ilmihalleri tavsiye etmeli, başkalarını din diye anlattığı kendi düşüncelerine itibar etmemeli, bu büyüklerin izinden giderek ilm ve fende yükselerek İslamiyet’e, insanlığa ve sahibine hizmet etmelidir.

    Ahmed Faruk-i Serhendi
    (Kaddesallahusirrehülaziz) hazretleri şöyle buyurmaktadır.
    " Allahü Teala ,yarattığı varlıkların vücutlarını yokluktan başka birşey yapmadı...Tüm bunları his ve vehim derecesinde yani algı derecesinde yarattı.Alemin varlığı his ve vehim derecesinde olup maddi derecede değildir.Gerçek manada, dışarıda yüce zattan yani Allahü Teala'dan başkası yoktur."
    (Mektubat/Cild 2 357. Mektup)

    Akıl sahipleri kendisine bu kadar yakın olan Rabbinden utanır ,çocuklar gibi cam parçaları ve kozalaklar ile değil asıl maksat ile meşgul olur.

    Not : Maddenin yok olduğuna dair bu gün bilim kesin bir kabul içindedir , buna rağmen bilim yakıştırması ile hezeyanlarına devam eden Kur'an ve din yobazlarına cevaben kıymetli müslüman kardeşlerimiz için Bilimsel detaylarımız devam edecektir.

    Kur'an ve din yobazlarının sapkın safsatalarına karşılık Bilim Dünyasının itirafları için lütfen tıklayınız: http://www.supermeydan.net/forum/for...read43384.html

    Kaynak : Bziya
    Bu yazı çok önemlidir. Tarikatların yani tasavvuf ekollerinin çoğundada bu verilir.Şeyh baba Yanında yürüyen müridine sorar :Evlat ne görüyorsun?Efendim işte kaldırımdan yürüyoruz kaldırımın beş metre uzağında bir mezarlık var.Üç metre önümüzde elektrik direkleri......v.s Şeyh baba tekrar sorar Evlat ne görüyorsun?!Mürid tekrar aynı cevabı verir. Ha Efendim Bir On metre uzaktan bir bayan yürüyor. Bu Sefer Şeyh baba aniden Elindeki asasını müridinin kafasına GÜM! diye geçiririverir!Tekrar sorar :Evlat ne görüyorsun?Efendim Bir anda Gözlerim karardı sadece karanlıktaki yıldızları görüyorum.
    Şeyh baba gülmeye başlar:Hah işte köftehor bak odunu yedinmi nasılda gerçekleri görmeye başlayıverdin!:)))))Evet Yaşam bir vehimdir vede yalandır.Aynı zamanda manadada dişidir.Ama Bu yalan Hak katında geçerli olduğu için ona kolay kolay yalandır deyemeyiz.Vehimse Elini vur bakalım duvara bak bakalım parçalanıyormu yoksa parçalanmıyormu deyede arkasından söylerler.Parçalanır tabiki. Ama O zamanda bir gerçek daha ortaya çıkar.O ZAMAN SENİN BEŞERİYETİNDE BİR VEHİMDİR.Yalnız İdrak dediğimiz şeyde Vehimler vasıtasıyla elde edilir.Beş duyumuz olmasaydı şayet Hangi İdrakten bahsedilebilirdiki?Hakikat ortadadır ama idrak yoktur.Mesele nedir? Mesele Vehimlerin içinde kafaya yenen o odunlar yokmu?(Mecazi anlamda anlatıyorum. Yoksa Hiç bir şeyh baba Öyle kaba insan değildir)İşte Onlar aynı zamanda Firavunun rüyasıdırlar.Bak Yaşamdan nefsinde ne güzel Besili inekler çıktı ama arkasından Cılız inekler çıktı GÜM! Kafaya odunu yedin işte.Bak nede güzel dolgun buğdaylar değilmi?Vehim olarak çıkıp nefsinde göründüler Ama arkasından cılız buğdaylar çıktı. GÜM! yine Kafaya yedin odunu.Hadi bakalım şimdi kurtul bu kötü Halden. İstediğin doktora git,İstediğin psikoloğa git. Bak ne diyor şimdi Aşk kitabını sunan sakin.Efendim Şuuraltı zindanına hapsedilen bir Yusuf vardı. Güzel Rüya yorumlar. Müsade buyurursanız birde onu çağıralımmı?
    Derman aradım derdime
    Derdim bana derman imiş
    Bürhan aradım aşkıma
    Aşkım bana bürhan imiş
    Baki selamlar saygılar efendim.

  8. #138
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Selam!

    Sayin bziya
    Siz Arabi Hoca diyor ki yazilarinin buraya yazilma mantigini anlamamissiniz anlasilan.
    Ayni mantikla yazilan PLATON’UN İDEA’LARI baslikli yaziyida dolayisiyl anlamamissiniz.

    Benim inancim mi sizin inanciniz mi daha dogru tartismasi yapmiyoruz burada.
    Sizin inanciniz eski yunan felsefi dininin bir islami uzantisidir. Iddaasini acikliyoruz.
    Yani Vahdet-i vucud veya bunun Islama uydurulmak icin esnetilmis hali Vahdet-i suhud.

    Arabi Hocanin sozlerinin Islama uymadigi icin verilen fetva bolumlerini kendi eserlerinden buraya asiyorum.
    Bu son yazi ise Rabbani Hocanin tarifinin Plotonunkiyle ne kadar uzlastigini,Kur'an'la
    Ne kadar celistigini gostermek icindir.

    Yoksa kim hakli haksiz,bilim,ilim........baska bir baslik konusudur.
    Ama bence sen yine de Baska baslikta Din-Bilim tartismasina girme.
    Bir de Dini savunmak adina seni de savunma zorunda kalmiyalim.

    not: Tdk. da bilim tanimi:
    1-Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim
    2-Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
    3-Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

  9. #139
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı yavuz34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kitaptan kasıt İnsandır.Kitabı Bildiğimiz bir kitap olarak kabul edersek şayet işte böyle çıkmazlara girilir.Okuma yazma meselesi? Dil bilgisi,Dilin zamana göre değişirliği,E Bu Yüce Allahı bilmek için demekki hepimizin başta ARAPÇA bilmesi gerekecek ondan sonra Bu Arapça taa 1500 yıl önce nasıl kullanılıyordu? bunu bilmesi gerekecek.Ya daha sonra bir yığın İlimler Hadisler,Fıkıhlar,Kelamlar,Tefsirler ,Ayetlerin Mekkimi yoksa Medenimi olup olmadıkları,Haa Birde Felsefede bilmek gerekiyor:))))))
    O zaman Yok Sayın kardeşlerim kusuruma bakmayın ama Eşrefinde dediği gibi
    Lakin bu Müslümanlık kalın geldi Ya Resullullah!
    En güzelini Yunus demiş
    İlim ilim bilmektir
    İlim kendin bilmektir
    Sen kendini bilmezsen
    Bu nice okumaktır?
    İşte Sayın mopsy Sizin Platonla ilgili verdiğiniz ayetlerde bu anlatılmak isteniyor. O Alim şunu demiş bu Feylozof şunu demiş.İyide kardeşim Onlar Kendi kitaplarını demişler. Senin kitabın ne diyor?Senin kitabında onların dedikleri yazıyormu?Ama İnsanın alt nefsi daima kendini beğendirebilmek saydırabilmek için Kendine yabancı şeyleri alır vede ezberler.Anlamaz. Çünkü Felsefede Kendinizde olmayan bir şey anlaşılamaz.Platon yazdığı Felsefeyle Gizli bir şekilde kendini anlatır.İyide Sen ben Platon değilizki?Yada başka tabirle söyleyim o zaman.O felsefe kadınının kocası Platondur.Yada Platonun kendi yaşamıdır,Platonun yaşamı Platonun vehmidir.Sen O kadını almakla Evli bir kadın almış gibisin.Cariyen dahi sayılamaz. Çünkü Cariye savaş ganimetidir.Savaş ise ÇARESİZLİKLER TAHTINDA YAPILIR.Ne mecburiyetim varki ben fakir Platon okuyayım?Değil Platon Hiç birisini okumadım.Çok şükür demekki bu hususta Fakir Göstermiş olduğunuz ayetlere ziyadesiyle uyuyormuş.Ama uyuyorumda Uymayan kardeşimi tenkitmi ediyorum?Bak Tevbe et Ha!!! Yosa kafir olurda Cehennemi boylarsın. Bak ben tebliğ ediyorum söylemedi deme haa!Yoook canımmm Bunlar sadece ben fakirin kara kaplı kitabında yazmıyor. Belki okuyanınkinde yazabilir.Kitabında bir kıl var.Dağlar kadar görünür.Baki selamlar.
    Evet sn.yavuz bey,sıkıntının belli mikrarı aynen yazınızın başındaki paragraf.Üstüne basa basa önem arzeden kısmını tekrar edeyim ;Benim için olan bir dini anlamam için indirilmiş olan kitaba bakarak/okuyarak anlayamayacağım,peşinden Arapça Dil bilgisi öğreneceğim,bu da yetmeyecek anladığı söylenenlerden ki birileri bak bunlar doğru kişiler dediği için bir nevi mecbur kalarak onların tefsirlerini,hadis kitaplarını okuyacağım,yetmeyecek fıkıhtır şudur budur okuyacağım da okuyacağım...Eeeee Yüce Yaradan bizden " Profesörlük " istemiyor ki.Saf temiz sade kul olabilmemizi istiyor.Şirke sapmamış,hak-hukuk bilen,seven-sayan...yani insan özellikleri göstermemizi istiyor.Tekrar ediyorum bizden " Şeyh,İmam,Şıh,Alim..." olamamızı istemiyor ki.Herkes " Şeyh,İmam,Şıh,Alim..." olamak için didinse " ÇÖPÇÜ " kim olacak???Bu tartışma ve kavgaların genellikle hepsi " benlik " duygusundan.Herkes benim demek için ısrar ediyor.Ve özellikle bu işin altında çok ama çok büyük bir ekonomik ve siyasi RANT olduğu kanısındayım.

    Hristiyan dünyasına bakın,öyle veya böyle adamlar kendi dillerinde okuyorlar İncil'i veya Kitab-ı Mukaddes'i,yani Latince veya İbranice falan değil.Biz ne yapıyoruz,Türkçe'ye çevrilemezi bir kere NOKTA olarak koyuyoruz.Sonra da İslam dini sadece Kur'an'dan anlaşılmaz,hadis lazım,sünnet lazım,menkıbeler lazım....sonu gelmiyor lazımların ve sonuçta bir çok kişinin sadece adı " ben Müslümanım " derken,benliği salla gitsin diyor.İnsanlar okuduğu kitaptan doğruları öğrenmeye başlarsa

    Yani kısaca sn.yavuz bey,bu tartışmalar daha uzunca bir zaman süreceğe benzer,dayatmalar sürdüğü sürece sürecektir.

    Sağlıcakla kalınız.

  10. #140
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam!

    Sayin bziya
    [RENK]Siz Arabi Hoca diyor ki yazilarinin buraya yazilma mantigini anlamamissiniz anlasilan.[/RENK]Ayni mantikla yazilan PLATON’UN İDEA’LARI baslikli yaziyida dolayisiyl anlamamissiniz.

    Benim inancim mi sizin inanciniz mi daha dogru tartismasi yapmiyoruz burada.
    Sizin inanciniz eski yunan felsefi dininin bir islami uzantisidir. Iddaasini acikliyoruz.
    Yani Vahdet-i vucud veya bunun Islama uydurulmak icin esnetilmis hali Vahdet-i suhud.

    Arabi Hocanin sozlerinin Islama uymadigi icin verilen fetva bolumlerini kendi eserlerinden buraya asiyorum.
    Bu son yazi ise Rabbani Hocanin tarifinin Plotonunkiyle ne kadar uzlastigini,Kur'an'la
    Ne kadar celistigini gostermek icindir.

    Yoksa kim hakli haksiz,bilim,ilim........baska bir baslik konusudur.
    Ama bence sen yine de Baska baslikta Din-Bilim tartismasina girme.
    Bir de Dini savunmak adina seni de savunma zorunda kalmiyalim.

    not: Tdk. da bilim tanimi:
    1-Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim
    2-Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
    3-Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
    Mopsy yine haddini aşıyorsun...
    Senin açtığın bu konudan ne anlaşılıyor bir daha bakalım:

    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Seyh’ul Ekber Muhyiddin Ibn-i Arabi, Ehl-i Sunnet alimleri tarafindan KAFIR oldugu gerekcesiyle katline ICMA ile fetva verdikleri ve yahudi kabala kulturunu Islama tasiyan ve keramet sahibi evliya kabul edilen Vahdet-i vucudun dinde vucud buldugu ve tekkecilerin VELI kabul ettikleri zat!
    Sen bunları söyleyeceksin,
    Bir İslam büyüğüne türlü iftiralarla ve hakaretle tekfir edeceksin,
    Biz de susup oturacak mıyız?

    Güzellikle söyledik, yanlış yapıyorsun dedik,
    Foruma yorum katmayan farslı kardeşim bile dayanamadı yazdı...
    Tövbe et dedik, vazgeç dedik anlamadın, anlamıyorsun...

    Bziya abim, ayışığı, yavuz34, rabia, nefisetülilm ve ben sana açtığın bu konunun
    zararlı ve yanlış sonuçlar ortaya çıkardığını,
    sana ve okuyanlara fayda sağlamayacağını
    izah etmeye çalıştık.
    Senin bu çabalarının Mübareği karalayacağını veya küçük düşüreceğini
    asla ve asla düşünmüyoruz.
    Bu konuyu açarak ancak sen kendi kendini karalamış ve küçük düşürmüş oluyorsun...

    Tamam anlaşıldı,
    sen kendin bir yol tutturmuşsun,
    buna inanıp gidiyorsun...
    Peki Muhyiddin-i Arabi Hazretlerini tekfir ederek eline ne geçecek?
    Sadece kendi ateşini hazırlıyorsun...

    Evliya, Evliyaullah demektir. Yani Allah dostları demektir.
    Türkçe’de sadece evliya deniyor.
    Evliyayı sevmek, Allahü teâlâyı sevmektir. Bir kimse bir zatı sevse, ona hiçbir iyilik ve hizmet edemese, ancak onun ana babasına veya çocuklarına çeşitli iyilik ve ihsanda bulunsa, o zat, bu yapılanlardan memnun olmaz mı? Onu sevmez mi?
    İşte Allah dostlarının da Allahü teâlânın ıyali [yakınları] mertebesinde olduğu hadis-i şerifle bildiriliyor. Allahın yakınlarını sevmek onlara hizmet etmek ne büyük nimettir.

    Dinimizde hubb-i fillahın yani Allah için Allahın sevdiklerini sevmenin önemi çok büyüktür. Hubb-i fillah imanın esasıdır, şartıdır.
    Hubbu fillahsız iman olmaz. Cenab-ı Hak, Hazret-i İsa’ya da vahyetti ki:
    (Eğer yer ve göklerde bulunan bütün mahlûkatın ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.)

    Musa aleyhisselam, (Ya Rabbi senin için en kıymetli amel nedir?) diye sordu. Allahü teâlâ, (Benim için evliyamı, dostlarımı sevmek ve düşmanlarıma düşmanlık göstermektir) buyurdu.

    Kişi sevdiği ile beraber olur.
    Sevenler, sevdiklerini de beraberce götürürler.
    Bir kimse, Allah’ı ve Onun Resulünü ve evliyasını seviyorsa, bilsin ki onlar da kendisini seviyor demektir.
    Çünkü Kur'an-ı kerimde mealen, (Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever) buyuruluyor.
    Allahü teâlâ, önce kendi sevgisini bildirmiştir.
    Yani sevilmeyen sevemez.
    Şu halde sevilmeye layık olmak için de İslam âlimlerinin bildirdiği yolda bulunmak gerekir.

    Şimdi düşün bakalım,
    Bu açtığın konunun sana ve İslam alemine ve insanlığa ne katkısı var?
    Yada okuyanlar fikirlerini söylesinler ki senin açtığın bu konudan ne anlamışlar??

Benzer Konular

  1. Muhyiddin-i Arabî'nin eserleri okunabilir mi?
    ashenarşi Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-01-2012, 11:37 PM
  2. iBN ARABi
    mopsy Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 05-11-2011, 07:43 PM
  3. Yorum: 39
    Son mesaj: 10-07-2009, 02:02 PM
  4. Muhiddin Arabi
    erkişi Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-09-2007, 06:16 AM
Yukarı Çık