Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9

Rabian

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Rabian Konusununun içerigi kısaca ->> Dokuzuncu Mektup 'tan..... .................................................. .................................................. ........................................ Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş. Bir kısmı "ikisi ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Rabian

    Dokuzuncu Mektup 'tan.....
    .................................................. .................................................. ........................................

    Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş.
    Bir kısmı "ikisi birdir",
    diğer kısmı "ikisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.


    Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi.
    Sonra bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  2. #2
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dokuzuncu Mektup 'tan.....
    .................................................. .................................................. ........................................

    Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş.
    Bir kısmı "ikisi birdir",
    diğer kısmı "ikisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.


    Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi.
    Sonra bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?
    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    [B]İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    Yani ; Hakkın tarafında olmak, ve hakka olan tarafını çekinmeden söylemek, ve tüm esaslarını kabul etmektir. Bu kabul ; ilmi ve vicdani olması arzu edilir.
    İşte buna MÜSLÜMAN DENİLİR

    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.

    Amentunun 6 şartını şeksiz ve şüphesiz kabul etmektir.

    Birileri hakkında bir kanaat söylerken bu ölçülere bakılması gerekir...

    Acizane konudan anladığım bu.
    işte buna EHLİ İMAN denilir.

    Güzel konu emeğine sağlık.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Selam!
    [RENK]
    Yani ; Hakkın tarafında olmak, ve hakka olan tarafını çekinmeden söylemek, ve tüm esaslarını kabul etmektir. Bu kabul ; ilmi ve vicdani olması arzu edilir.
    İşte buna MÜSLÜMAN DENİLİR[/RENK]

    [RENK]îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir. [/RENK]

    NIHAYET FORUMDA HAK OLAN IKI SOZ!!!

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Alıntı Serdengeçti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:

    Yani ; Hakkın tarafında olmak, ve hakka olan tarafını çekinmeden söylemek, ve tüm esaslarını kabul etmektir. Bu kabul ; ilmi ve vicdani olması arzu edilir.
    İşte buna MÜSLÜMAN DENİLİR


    Amentunun 6 şartını şeksiz ve şüphesiz kabul etmektir.

    Birileri hakkında bir kanaat söylerken bu ölçülere bakılması gerekir...

    Acizane konudan anladığım bu.
    işte buna EHLİ İMAN denilir.

    Güzel konu emeğine sağlık.
    Hoş geldin can kardeşim. Ne iyi ettinde geldin. Eksiklerimi tamamla lütfen ve de uyar... Bin teşekkür edeceğimden şüphen olmasın.
    Konuya vakıf olduğunuzu görüyorum. Devamını beklerim.

    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam!
    [RENK]
    Yani ; Hakkın tarafında olmak, ve hakka olan tarafını çekinmeden söylemek, ve tüm esaslarını kabul etmektir. Bu kabul ; ilmi ve vicdani olması arzu edilir.
    İşte buna MÜSLÜMAN DENİLİR[/RENK]

    [RENK]îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir. [/RENK]

    NIHAYET FORUMDA HAK OLAN IKI SOZ!!!
    Sayın mopy
    Risalei Nurdan paylaşıma sunduğum tüm konu ve yorumlar hak dır.

    Anlatabilme noksanlığımız ve muhatabın anlama noksanlışı sırtsırta verince malesef " hakikatler " ortada kalıyor.

    Noktayı yakalamanıza sevindim kardeşim. Basiretimiz açık olsun
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  5. #5
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dokuzuncu Mektup 'tan.....
    .................................................. .................................................. ........................................

    Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş.
    Bir kısmı "ikisi birdir",
    diğer kısmı "ikisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.


    Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi.
    Sonra bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?
    Bu sualın cevabını kaynağından verelim.

    Elcevap: İmansız İslâmiyet sebeb-i necat ( kurtuluş ) olmadığı gibi, İslâmiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz.

    Felillâhi’l-hamdü ve’l-minne Kur’ân’ın i’câz-ı mânevîsinin feyziyle, Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-i Kur’âniyenin meyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki, dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kabil değil. Hem iman ve İslâmın delil ve bürhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki, gayr-ı müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir; gayr-ı müslim kaldığı halde iman eder.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesaj
    196
    Rep Gücü
    759
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dokuzuncu Mektup 'tan.....
    .................................................. .................................................. ........................................

    Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş.
    Bir kısmı "ikisi birdir",
    diğer kısmı "ikisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.


    Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi.
    Sonra bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?
    Bak bir tane daha buldum. Bunu tartışalımmı ziyalı kardeşim.?

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dokuzuncu Mektup 'tan.....
    .................................................. .................................................. ........................................

    Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş.
    Bir kısmı "ikisi birdir",
    diğer kısmı "ikisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.


    Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi.
    Sonra bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?

    Elcevap: İmansız İslâmiyet, sebeb-i necat olmadığı gibi; İslâmiyetsiz iman da medâr-ı necat olamaz. Felillahilhamdü velminnetü, Kur'anın i'caz-ı manevîsinin feyziyle Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-i Kur'aniyenin meyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki; dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kabil değil.
    Hem îman ve İslâmın delil ve bürhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki; gayr-ı müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir. Gayr-ı müslim kaldığı halde, îman eder. Evet Sözler, Tûba-i Cennet'in meyveleri gibi tatlı ve güzel olan îman ve İslâmiyetin meyvelerini ve saadet-i dâreynin mehasini gibi hoş ve şirin öyle neticelerini göstermişler ki, görenlere ve tanıyanlara nihayetsiz bir tarafgirlik ve iltizam ve teslim hissini verir. Ve silsile-i mevcudat gibi kuvvetli ve zerrat gibi kesretli îman ve İslâmın bürhanlarını göstermişler ki, nihayetsiz bir iz'an ve kuvvet-i îman verirler.


    Hattâ bazı defa Evrad-ı Şah-ı Nakşibendî'de şehadet getirdiğim vakit, عَلَى ذَلِكَ نَحْىَ وَ عَلَيْهِ نَمُوتُ وَ عَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا dediğim zaman, nihayetsiz bir tarafgirlik hissediyorum. Eğer bütün dünya bana verilse, bir hakikat-ı îmaniyeyi feda edemiyorum. Bir hakikatın bir dakika aksini farzetmek, bana gayet elîm geliyor. Bütün dünya benim olsa, bir tek hakaik-i îmaniyenin vücud bulmasına bilâ tereddüd vermesine, nefsim itaat ediyor. وَ آمَنَّا بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ وَ آمَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ مِنْ كِتَابٍ وَ صَدَّقْنَا dediğim vakit nihayetsiz bir kuvvet-i îman hissediyorum. Hakaik-i îmaniyenin herbirisinin aksini aklen muhal telakki ediyorum, ehl-i dalaleti nihayetsiz ebleh ve divane görüyorum.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Konuyu şöyle toparlamak lazım.

    [
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?

    Elcevap: İmansız İslâmiyet, sebeb-i necat olmadığı gibi; İslâmiyetsiz iman da medâr-ı necat olamaz. Felillahilhamdü velminnetü, Kur'anın i'caz-ı manevîsinin feyziyle Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-i Kur'aniyenin meyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki; dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kabil değil.
    Hem îman ve İslâmın delil ve bürhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki; gayr-ı müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir. Gayr-ı müslim kaldığı halde, îman eder. Evet Sözler, Tûba-i Cennet'in meyveleri gibi tatlı ve güzel olan îman ve İslâmiyetin meyvelerini ve saadet-i dâreynin mehasini gibi hoş ve şirin öyle neticelerini göstermişler ki, görenlere ve tanıyanlara nihayetsiz bir tarafgirlik ve iltizam ve teslim hissini verir. Ve silsile-i mevcudat gibi kuvvetli ve zerrat gibi kesretli îman ve İslâmın bürhanlarını göstermişler ki, nihayetsiz bir iz'an ve kuvvet-i îman verirler.


    Hattâ bazı defa Evrad-ı Şah-ı Nakşibendî'de şehadet getirdiğim vakit, عَلَى ذَلِكَ نَحْىَ وَ عَلَيْهِ نَمُوتُ وَ عَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا dediğim zaman, nihayetsiz bir tarafgirlik hissediyorum. Eğer bütün dünya bana verilse, bir hakikat-ı îmaniyeyi feda edemiyorum. Bir hakikatın bir dakika aksini farzetmek, bana gayet elîm geliyor. Bütün dünya benim olsa, bir tek hakaik-i îmaniyenin vücud bulmasına bilâ tereddüd vermesine, nefsim itaat ediyor. وَ آمَنَّا بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ وَ آمَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ مِنْ كِتَابٍ وَ صَدَّقْنَا dediğim vakit nihayetsiz bir kuvvet-i îman hissediyorum. Hakaik-i îmaniyenin herbirisinin aksini aklen muhal telakki ediyorum, ehl-i dalaleti nihayetsiz ebleh ve divane görüyorum.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dokuzuncu Mektup 'tan.....
    .................................................. .................................................. ........................................

    Râbian: Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "îman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş.
    Bir kısmı "ikisi birdir",
    diğer kısmı "ikisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

    İslâmiyet, iltizamdır;
    îman, iz'andır.
    Tabir-i diğerle:
    İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;
    îman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.


    Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi.
    Sonra bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.

    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Acaba Îslâmiyetsiz îman, medar-ı necat olabilir mi?

    Elcevap: İmansız İslâmiyet, sebeb-i necat olmadığı gibi; İslâmiyetsiz iman da medâr-ı necat olamaz. Felillahilhamdü velminnetü, Kur'anın i'caz-ı manevîsinin feyziyle Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-i Kur'aniyenin meyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki; dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kabil değil.
    Hem îman ve İslâmın delil ve bürhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki; gayr-ı müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir. Gayr-ı müslim kaldığı halde, îman eder. Evet Sözler, Tûba-i Cennet'in meyveleri gibi tatlı ve güzel olan îman ve İslâmiyetin meyvelerini ve saadet-i dâreynin mehasini gibi hoş ve şirin öyle neticelerini göstermişler ki, görenlere ve tanıyanlara nihayetsiz bir tarafgirlik ve iltizam ve teslim hissini verir. Ve silsile-i mevcudat gibi kuvvetli ve zerrat gibi kesretli îman ve İslâmın bürhanlarını göstermişler ki, nihayetsiz bir iz'an ve kuvvet-i îman verirler.


    Hattâ bazı defa Evrad-ı Şah-ı Nakşibendî'de şehadet getirdiğim vakit, عَلَى ذَلِكَ نَحْىَ وَ عَلَيْهِ نَمُوتُ وَ عَلَيْهِ نُبْعَثُ غَدًا dediğim zaman, nihayetsiz bir tarafgirlik hissediyorum. Eğer bütün dünya bana verilse, bir hakikat-ı îmaniyeyi feda edemiyorum. Bir hakikatın bir dakika aksini farzetmek, bana gayet elîm geliyor. Bütün dünya benim olsa, bir tek hakaik-i îmaniyenin vücud bulmasına bilâ tereddüd vermesine, nefsim itaat ediyor. وَ آمَنَّا بِمَا اَرْسَلْتَ مِنْ رَسُولٍ وَ آمَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ مِنْ كِتَابٍ وَ صَدَّقْنَا dediğim vakit nihayetsiz bir kuvvet-i îman hissediyorum. Hakaik-i îmaniyenin herbirisinin aksini aklen muhal telakki ediyorum, ehl-i dalaleti nihayetsiz ebleh ve divane görüyorum.

    Şöyle bir toparlansın istedim konu.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

Yukarı Çık