Avustralya yerlilerinden olan Aborjinlerin ve Hindistan yerli kabilelerinin savaşlarda kullandıkları, ağaçtan yapılan çok enteresan özellikleri olan “Bumerang” isimli eğri, bir metreye yakın boyda ateşsiz bir silahları vardır. Bu, atılırken fırlatma hatası yapılırsa veya geri dönüşü olan türü kullanılırsa başlangıç noktasına gelip, atana zarar vermektedir.
Yaklaşık bir asırdan fazla bir zamandır, İslam karşıtı dış güçlerin Müslümanlara karşı kullandıkları silah, artık bumerang etkisini göstermeye başladı... Müslümanları parçalamak, birbirine düşürmek istediler. Bunu yapmak için de, “İslam” adı altında, İslamiyetle ilgisi olmayan yüzlerce akım, grup türettiler. Yine Müslümanları birbirlerine kırdırmak için sözde İslami terör örgütleri kurdular. Bu gruplar ve örgütler planlandığı gibi fitne, terör, anarşi ile İslam âlemini, yaşanmaz hale getirdiler; bazı bölgeler kan gölüne döndü.

ILIMLI İSLAM PROJESİ
Ancak, terör planlandığı gibi, sadece İslam ülkelerinde kalmadı, ahtapotun kolları, bumerang misalinde olduğu gibi geri dönüp kendisini besleyip büyütenlere de saldırmaya başladı. İşte bu sebeple “Ilımlı İslam” projesi gündeme geldi. Bu proje ile, istedikleri yöne çevirebilecekleri, siyasi maksatlarına alet edebilecekleri bir İslam anlayışı tasarlıyorlardı. Projeyi Türkiye üzerinden tatbikata sokmak istediler. Fakat ummadıkları bir tepki ile karşılaştılar. Medyanın haber ve yorumlarından anlıyoruz ki, bu projenin ihalesi Mısır El Ezher Üniversitesine kalmış. Başkan Obama’nın Mısır ziyaretinde burada konuşma yapması, üniversitenin, ılımlı İslam anlayışını anlatan ve dünyaya yayan bir TV kanalı kurması, ihalenin El Ezher’e verildiğini gösteriyor.

Yıkım, bozma konusunda El Ezher deneyimli zaten. 20. Yüzyılda, mezheplerin, fıkıh kitaplarının kaldırılıp Kur’ana yönlendirme, Kur’an-ı kerime de istedikleri manayı vererek; Cemalettin Efgani, Abduh, Şaltut, Reşit Rıza gibi kimselerle bu üniversitenin öncülüğünde İslamda reform gerçekleştirilmişti. O zamanki proje ile; İslamı bir ağaca benzetecek olursak, bütün dalları budanmıştı fakat kökü sağlamdı, şimdi yeni proje ile ağacın köküne kibrit suyu dökülerek, köksüz, cansız bir ağaç haline getirilmek isteniyor.
Bu proje kapsamında, sünniliği, Ehl-i sünneti ön plana çıkartıp, bu inancın; devlete isyan edilmez, terör, anarşi çıkarılmaz akidesini istismar etmek istiyorlar. Son yıllarda, Ehl-i sünnetin devamlı gündemde tutulması, Ehli sünnete, sünni itikada methiyeler düzmeleri bu sebepledir.

Fakat, niyetleri ne olursa olsun, Ehl-i sünneti savunmaları, Ehl-i sünneti savunmaya öncülük etmeleri bizim için bir fırsattır. Bunu iyi değerlendirip, bu vesile ile İslamın ana caddesi olan Ehl-i sünnet yolunun önemini, kıymetini ve şartlarını bildirmemiz, tanınması için çalışmamız şarttır.

EHL-İ SÜNNETİN REİSİ
Ehl-i sünnetin reisi İmam-ı a’zam Ebu Hanife hazretleridir. İmam-ı a’zam Ebu Hanife hazretleri, fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metotlar koyduğu gibi, Resulullahın ve Eshab-ı kiramın bildirdiği itikad, iman bilgilerini de topladı ve yüzlerce talebesine bildirdi. Talebesinden, ilm-i kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetişti. Bunlardan İmam-ı a’zamın talebesi olan İmam-ı Muhammed Şeybani’nin yetiştirdiklerinden, Ebu Bekri Cürcani dünyaca meşhur oldu. Bunun talebesinden de, Ebu Nasır-ı Iyad, kelam ilminde, Ebu Mensur-i Matüridi’yi yetiştirdi. Ebu Mensur, İmam-ı a’zam hazretlerinden gelen kelam bilgilerini kitaplara yazdı. Doğru yoldan sapmış olanlarla mücadele ederek, Ehl-i sünnet itikadını kuvvetlendirdi ve her tarafa yaydı.
İmam-ı Matüridi hazretlerinden iki asır sonra Ömer Nesefi hazretleri İmam-ı azam ve İmam-ı Matüridi hazretlerinin bildirdiklerini esas alarak, insanların kolay anlayacağı şekilde, “Akaidi Nesefi” risalesini yazdı. Daha sonra bu risale pek çok kimse tarafından şerh edildi. Akaidi Nesefi, asırlarca medreselerde ders kitabı olarak da okutulmuştur.


Kaynak : Mehmet ORUÇ