1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 21
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Forumda ılahı komedya

    MERHABA!

    Signor Dante atmasyon bir kurgu ile donem kilisesi hurafelerini yargilamisti.
    Ben bu forumdan alinan gercek ornekler ile donem yobazlarini elestirecegim.

    Kahramanlar,
    Iki dinci (N ve C)
    Bir a-teist (S)

    Simgesel anlatimlar bana hep herr Kafka’yi hatirlatir ya neyse....

    Baslamadan once dinde ana prensibi hatirlatmakta fayda var.
    Din Allah cc ni olduguna inanilan sozlere TESLIM OLMAKTIR. Teslim olana DINDAR denir.Bunlarin icinden Rabb'in sozlerinin yaninda
    Beserden alim kabul ettiklerinin/Rabb edindiklerinin sozlerine teslim olanlara DINCI denir.
    Bu iki guruba ait olanlar, MUSLUMAN adi altinda birbirleriyle mucadele ederler.

    C bir uyeye soruyor:
    [RENK]evet Allahü Teala Kelam-ı İlahisi ile bir şey söylemektedir , fakat beşer bunu olması gerektiği gibi idrak edebilmesi için beyan ve açıklamaya muhtaçtır [/RENK]
    .
    Uyenin cevabi
    NEDEN!
    Allah cc kulunu yardimsiz yaratmayi becermiste,
    Bir sozu anlatmayi mi beceremeyip yarattigina mi devretmis.
    Nasil kul haddini asan sozler bunlar?

    (C)- Allah’in cc hala insana anlatamayi beceremiyecegi iddaasina devam ediyor.
    [RENK]Sizin dediğiniz gibi herkez Murad-ı İlahiyi olması gerektiği gibi anlayabilseydi
    [/RENK]
    Ben demiyorum Allah cc iddaa ediyor. Ben iman ediyorum sadece.

    54.17.Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp- düşünen var mı?
    16.89....Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
    6.65."Bak, iyice kavrayıp-anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz?"
    7.52.Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.

    Sazi bu sefer (N) aliyor ve ayni uyeye ayni seyi kendince degisik ama ayni sekilde soruyor:
    [RENK]Alinti-NEDEN!
    Allah cc kulunu yardimsiz yaratmayi becermiste,
    Bir sozu anlatmayi mi beceremeyip yarattigina mi devretmis.
    Nasil kul haddini asan sozler bunlar? [/RENK]

    (N) soruyor
    [RENK]Soruyu bir de şöyle sorsak;
    Kuşkusuz ki Allahü Teala anlatmaya muktedirdir, ancak acaba biz anlayacak kapasitede miyiz? [/RENK]

    Uye cevap veriyor.
    Cevabi birde soyle versek;
    Kuskusuz Allahu Teala yarattigi kullarinin anlama kapasitelerini bilir. Vahiyi o kapasitelerin minumumunun bile anlayacagi sekilde kolaylastirarak indirir. Siz Allah cc. nun; sizin dusunduklerinizi dusunemiyecegini mi saniyorsunuz.
    Nasil kul haddini asan sozler bunlar?

    54.17.Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!
    54.22.32.40.Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

    Cok guzelde acikladigini ayrica bildiriyor.
    20.113.Biz onu işte böyle, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onun içinde tehditleri türlü ifadelerle sıraladık ki sakınabilsinler, yahut da Kur'an onlara yeni bir hatırlatıcı/hatırlatma sunsun.
    16.89.Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap'ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.
    25.33.Onlar sana bir mesel getirdikçe,biz sana hakkı ve en güzel yorumu getiririz.
    Daha onlarca ayet.

    (N) pes etmiyor
    [RENK]Bu vehim ve hayali gerçek sanarak kendimizi bir yerlerde sanan bizler nasıl olur da O yüceler yücesinin kelamını kendi kısa aklımızla hakkıyla anlayabiliriz.
    [/RENK]

    Uyenin cevabi yine Allah cc nun sozleri.
    80.11.Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.
    80.12.Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
    80.13.Kutsanan-bereketli sayfalardadır o.
    ........DILEYEN ONU DUSUNUP OGUT ALIR.....
    ........DILEYEN KUR'AN'I......
    ........DILEYEN.....

    Simdi gelelim 5,6,7. ayetlere

    80.5.O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
    80.6.Ki sen ona yöneliyorsun;
    80.7.Sana ne onun arınmasından!
    .....(Muhammed as) Sana ne.......
    .....onun arinmasindan......

    Gordugun gibi Allah cc seninle ayni goruste degil.
    Bagnazlik delillere ragmen israr etmektir.(Deliller Allah cc sozleri bie olsa...)

    (N) israrla soruyor cikis ariyor.
    [RENK]Bakın, bir yabancı şarkının ve şiirin bile tercümesi, okuyanlara orjinalindeki zevki ve manayı vermezken, Kuran-ı Kerim mealinden nasıl anlaşılabilir?
    Şekspir’in, Victor Hugo’nun ve Baki efendinin şiirlerindeki incelikleri anlamak ve bundan zevk almak için, İngilizce, Fransızca ve Arapça dillerini edebiyatı ile birlikte öğrenmek gerektiği gibi, Allah kelamını ve inceliklerini anlayabilmek için de gerekli ilimleri öğrenmek elbette şarttır. [/RENK]

    Uye (N) nin bu fetvasinin olmiyan delilini soruyor.
    ...anlayabilmek için de gerekli ilimleri öğrenmek elbette şarttır....
    Farziyet olduguna gore soralim.
    Bu fetva hangi sure,hangi ayet?

    ?????

    (N) soruyor.
    [RENK]Kur’an-ı kerimin tefsiri veya meali yazılabilir ve yazılmıştır. İslam âlimleri, bunu yasak etmemişlerdir. Fakat bunlar, Kur’an-ı kerimin belagatini taşıyamazlar. Murad-i ilahiyi bildiremezler.
    [/RENK]
    Uye cevaba soruyla basliyor.Allah’in cc sozuyle cevap veriyor.
    Nerden bilyorsun?
    41.44.Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."
    ...O, iman edenler için bir kılavuz...
    ...İnanmayanlara gelince......Kur'an, onlar için bir körlüktür....

    Uye (N) yi uyariyor.
    Hep beseri propaganda ve Allah'in cc dininde fetvalar.
    12.40. "O'nun yanında nelere kulluk ediyorsunuz? Sadece bir takım isimlere ki, adlarını siz ve atalarınız koymuştur. Onlar hakkında Allah, hiçbir kanıt indirmemiştir. Hüküm yalnız Allah'ındır. O, yalnız ve yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti. Eskimez ve pörsümez din işte budur. Ama insanların çokları bilmiyorlar."
    ...Hüküm yalnız Allah'ındır....

    (N) soruyor.
    [RENK]Bir de "SELAM" dan bahsetmişsiniz, bakın mealden bunu bile yanlış anlamışsınız, mü'minler birbirlerine "selamünaleyküm" diyerek selam verirler. Dinimizde "selam" diye bir selamlaşma yoktur. İlmihal okusaydınız bunu bilirdiniz.... [/RENK]

    Uye cevap veriyor.
    Selami elestiren yazida yine selam yok.....
    Bak bakalim senin ve benim Rabb’im ne diyor bu konuda:

    43.89.Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler.
    51.25. Hani yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. İbrahim: "Selam! Tanınmayan bir topluluk bu." demişti.
    15.52. Hani onun yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. O da "Biz sizden korkuyoruz." diye konuşmuştu.

    SELAM.. N....!
    .................................................. .................................................. ..............................................

    (N) diyor ki;
    [RENK]Allahü teâlâ, (Sevdiklerimi [evliyamı] halkın içinde saklarım, herkes tanıyamaz) buyuruyor[/RENK]

    Uye (N) ye soruyor
    Bu ayetin sure ve nosunu biliyorsaniz yazarmisiniz?...........(Boyle bir ayet yok.(N) kafadan atmis)

    (N) yalan ortaya cikmis hic umurunda degil .Yazidaki Ilk ve son verdigi cevaba bakin
    [RENK]Amin, ecmain...
    Teşekkürler.... [/RENK]

    DINCI kavrami ile DiNDAR kavrami karistirilmasin.
    DINIMIZDE INSANLARI KANDIRMAK YASAKTIR.
    .................................................. .................................................. .................................................. .

    Bir uye (N) yi uyariyor.
    Yaziniz sizin yazdiginiz gibi gorunmuyor. Alintiysa alinti adresini yazin.

    (N) cevap veriyor.
    [RENK]Yazimda hadis-i seriflerin alindigi yerler var.[/RENK](Yani yazi onun olmiyanin yaninda alintilar yazilmis)

    Ama uye uyanik,kandirilacak bir tip degil
    Bu yazi sizin degil.su...........siteden almissiniz.

    [RENK]Yalani cikan (N) nin cevabi mi?...............yok![/RENK]

    DINCI kavrami ile DiNDAR kavrami karistirilmasin.
    DINIMIZDE INSANLARI KANDIRMAK YASAKTIR.
    .................................................. .................................................. .................................................. .
    Uye kendi imaninin temelini acikliyor
    O yuzden ben kimden gelirse gelsin her beseri bilgiyi Kuran isiginda dusunurum!
    Kur'an'dan ayrilmam. Baskasi buda Kur'an'dan derse yinede kontrol ederim.
    Kur'an ayetlerini bile; Kur'an'daki konuyla ilgili diger ayetlerle/ aciklamalarla alt alta getirmeden anladim demem.

    ve Kur'an disi AYET kabul etmem! Bu Kur'an'in emridir.
    Gozumun nurunun hadisleri diye RIVAYET edilenler ise;
    Bagli bulunduklari ayetlerin isiginda Kur'an'i/ sozu harekete cevirmek
    yani yasamima isik yapmak adina onemserim/ ozumlerim.
    Kur'an'in temel prensibleriyle catisan rivayetleri Resulun hadisi olarak kabul etmem!

    Onlarin yerine muctehid ictihadlerini sebebleriyle incelerim.
    Yani dinimi calisirim,sorgularim. Kulaktan duyma kabullenemem
    -ki buda Kur'an'in emridir.

    Yani ben bir ehl-i Kur'an'im!
    Benim DINI FIKRIM YOKTUR!
    Benim DINI FIKRIM KUR'AN'DIR!

    (N) bu uyeye soyle bir soru soruyor.
    [RENK]Tamam, siz yorumlamıyorsunuz, sadece yorumunu alıyorsunuz...
    Kimden?...[/RENK]

    Uye cevap veriyor.
    ...............Kur’an’in yorumunu alirim .........

    Kur'an'in yorumu Kur'an'in yorumladigidir.
    Yani bir surede belli ayetlerle actigi konuyu sonraki surelerdeki belli ayetlerle aciklar.
    Ornegin zekat konusu bakara suresinde baslar-butun Kuran boyunca belli ayetlerle aciklar Maun suresindeki ayetler zekatin hatim ayetleridir
    Bunlarin alt alta gelmesi Kur'an'in yorumudur!

    (N) nin cevabina bakin simdi....
    [RENK]Bir cahil bu büyüklere dil uzatırsa
    Cevâb vermeğe değmez desem iyi olur.
    Hep aslanlar, bu zincire bağlanmışlardır,
    Kurnaz tilki bu zinciri nasıl koparır[/RENK]

    Ne komedya....
    .................................................. .................................................. ................................................
    .................................................. .................................................. .................................................

    [RENK](S) bir alinti yaziyla SUKRETMEK;basina gelene susmaktir bilgisini ortaya koyuyor.
    [/RENK]
    Uyenin biricevap veriyor.:
    Bu yaziya CEVAPLA yici olarak katilmamin sebebi
    Yazinin temel dusuncesinden dolayi degildir.
    Yazinin ana dusuncesini betimlemek adina
    Kullanilan Dini bir imgenin
    Bagli bulundugu ritueldeki anlamindan koparilarak
    Yanlis bir basmakta telaffuz edilmesidir.

    SUKRETMEK: SUKURLER OLSUN DEMEK DEGILDIR.

    Sukur etmek, elinizdekiyle etrafiniza yardim etmektir.Ornegin
    22. 36. Biz o büyükbaş hayvanları da sizin için Allah'ın kutsallık nişanları arasına koyduk. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar sıralanmış halde ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah'ın ismini anın. Yanları yere yaslandığı zaman da onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz.
    ... isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun.....
    .... hayvanları sizin hizmetinize verdi ki, şükredebilesiniz. .....

    Bu sukur takvanin eseridir.Allah cc nun emrine uyma bilincinin eseridir. Dagittiginiz mal degildir.

    22. 37. Onların etleri de kanları da Allah'a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O'na ulaşır. Onları size bu şekilde boyun eğdirdi ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah'ı yücelterek anasınız. Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver.
    ..... sizin takvanız O'na ulaşır....

    Bu yolda calismak/IS uretmek sukurdur.
    22. 76. Onların önden gönderdiklerini de bilir, arkaya bıraktıklarını da. İş ve oluşlar Allah'a döndürülür.
    22.77. Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin; Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtulabilesiniz.
    22.78. Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar/Allah'a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O!

    ... İş ve oluşlar Allah'a döndürülür. ....
    .... hayır işleyin ki kurtulabilesiniz. ....
    ... zekâtı verin....

    34. 13. Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler o kadar az ki!
    ... şükür olarak iş yapın...

    Sukur etmek Allah cc na borc vermektir.(Duskune yardim etmek)
    64. 16. O halde, gücünüz ölçüsünde Allah'tan sakının, dinleyin, itaat edin. Ve benlikleriniz için bir hayır olarak infakta bulunun. Nefsinin cimrilik ve doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
    64.17. Eğer Allah'a gönül hoşluğuyla bir şey borç verirseniz O, onu sizin için katlayarak artırır ve sizin hatalarınızı bağışlar. Allah Şekûr'dur, şükredenlere karşılık verir; Halîm'dir, yumuşak ve merhametli davranır.
    .... bir hayır olarak infakta bulunun....
    ..... Allah'a gönül hoşluğuyla bir şey borç verirseniz....
    ..... Allah Şekûr'dur, şükredenlere karşılık verir......

    Duygularinin aklinin onune gecmesine izin vermeden
    Yazilari degerlendirip cevaplar yazman dilegiyle!


    (S) in sukurun kaynak kitabindaki tanimi umurunda degil. O Kitaptan ogrenileni kitaba ogretme derdinde,butun bagnazlar gibi. Uyeye cevap veriyor:
    [RENK]İnsanlar neden şükreder ? kısaca ben de açıklayayım:
    Şükretmek, sahip olduklarınla yetinmektir, itiraz etmemektir,
    isyankar olmamaktır, ses çıkarmamaktır, boyun eğmektir, esir olmaktır,
    sömürülmektir... kısacası, kesinlikle ama kesinlikle SUSMAKTIR.[/RENK]


    Uye cevap veriyor:
    SUKUR!
    bu kavram Dialektigin ortaya attigi bir kavram degildir.
    bu kavram sosyalizmin ortaya attigi bir kavram degildir.
    bu kavram kapitalizmin ortaya attigi bir kavram degildir.
    bu kavram.........

    BU KAVRAM SEN ..(S) in.ORTAYA ATTIGI BIR KAVRAM HIC DEGILDIR.

    Bir kavramin kullanilabilmesi icin onu baglami icinde ARASTIRMAK-OGRENMEK gerekir.
    Sonra o kavramin varsa etkileri,dogru yanlis kullanilmalari ve bunlarin sebeb sonuc iliskilerinin IRDELENMESI gerekir.
    Sokak terminolojisiyle :”Eeee! Boyle soyluyorlar,oyleyse boyledir.” Diyerek.......
    Bildigin gibi boyle yaklasimda bulunup bundada israr edenlere BAGNAZ/YOBAZ adi verilir. (Simdi yobazlik yalniz dinde olur demiyesin!?)

    SUKUR DININ ORTAYA ATTIGI BIR KAVRAMDIR.
    VE DININ KITABINDA BU KAVRAM SOYLE ACIKLANMAKTADIR.
    VE ALTINDA AYETLER!

    Cevap merakla bekleniyor............
    .................................................. .................................................. ................................................

    : (S) Diyor ki:
    [RENK]Alıntı
    Haklısın D... yoldaş.
    Paranın olmadığı bir dünya için elele...
    Alıntı:
    İyi düşün Y... Bey,
    Mara'nın olmadığı bir dünya anlayışı da var... [/RENK]

    Uye koministlerin teoride attiklari palavralara pratikte uymadiklarini belirten cevabi veriyor.
    Tum teoriye dayanip ahkam kesenlere .............

    [RENK][kapitalistler parayı kullanır; biz sosyalistler se fırlatır atarız...
    fidel castro]
    [/RENK]

    Küba, ticaretin gelişmesi için Eximbank tarafından verilen kredinin 300 bin dolarlık son taksitini Türkiye`ye ödemeyi düşünmüyor. Bahane, başkent Havana`nın her yıl kasırgalara maruz kalması.
    Küba, dünyada komünizmle idare edilen tek ülke. Amerika`ya kafa tutan, sol fraksiyonların mabet gibi gördüğü Havana..

    Amerika`nın sembolü Coca-Cola`yı her yerde görmek mümkün. Çünkü ülkenin dolaylı yollarla da olsa en büyük ticaret yaptığı ülkelerden biri Amerika.

    • Dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip Havana`da kıyıdaki evler turizm için restore edilmeye başlandı. Daha önce sadece yabancıların girmesine izin verilen sahillere artık halk da girebiliyor.
    • Devlet yabancı sermaye çekmek için adımlar atsa da hâlen birçok restoran ve kafe devlet tarafından işletiliyor.
    • İki para birimi var. Birincisi, yabancıların kullandığı, değiştirilebilir Peso(CUC) ki bunun değeri 1,08 dolar. İkinci para birimi de yerli halkın kullandığı konvertibl olmayan Peso. 1 CUC, 24 yerli Peso`ya eşit......

    : (S) Diyor ki:
    [RENK]Haklısın D... yoldaş.
    Paranın olmadığı bir dünya için elele...
    Alıntı:
    İyi düşün Y... Bey,
    Mara'nın olmadığı bir dünya anlayışı da var... [/RENK]

    20. Kongre sonrası iki yıl, Sovyet ekonomisinin işletilmesinde başka radikal değişikliklere de tanık oldu. 22 Mayıs 1957 tarihli ve 555 sayılı SSCB Bakanlar Kurulu kararı ile devlet sektörü ürünlerinin tahsisi sistemine son verilerek Sovyet sanayinin ürettiği sınai ürünleri satmak için çok sayıda merkezi satış örgütleri yaratıldı. Molotov, Kaganoviç ve Saburov’un SBKP’nin lider pozisyonlarından indirilmesi, ekonomi politikaları üzerindeki etkisini hemen gösterdi. İşletmelerin karlılık temelinde işletilmesini öngören 22 Eylül 1957 tarihli ve 1150 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, üretim araçlarının metaya dönüştürülmesi işi başarılmış oldu.
    ....... devlet sektörü ürünlerinin tahsisi sistemine son verilerek.....
    ....... , üretim araçlarının metaya dönüştürülmesi işi başarılmış oldu......

    : (S) Diyor ki:
    [RENK]Haklısın D... yoldaş.
    Paranın olmadığı bir dünya için elele...
    Alıntı:
    İyi düşün Y... Bey,
    Mara'nın olmadığı bir dünya anlayışı da var... [/RENK]


    SSCB’de kollektifleştirme ve grup mülkiyetinin kurulmasından sonra bile özel üretim sınırlı bir biçimde de olsa varolmaya devam etti. Gosplan, belli bir plan çerçevesinde sosyal emeğin dağılımını düzenleyerek devlet sanayi, devlet çiftlikleri ve MTİ alanlarında değer yasasının işleyişini ortadankadırabildi; fakat ekili alan, mahsul, traktör çalışmasının genişliği, toplumsal mülkiyet altındaki çiftlik hayvanı sayısı, toplam zirai üretim, zorunlu ödeme hacmi ve MTİ’na yapıalcak ödemeler direktif planlama kaps***** girse bile, devletin artı (fazla) meta üretiminin kullanımını ya da belli dönemler ve görevler için emek gücünün kullanımı planlayamadığı kollektif çiftliklerde bunu yapmak mümkün değildi. (Smolin, Voprosi Ekonomiki, No.1, 1953, s.33-45).
    ....... sonra bile özel üretim sınırlı bir biçimde de olsa varolmaya devam etti......
    ......... artı (fazla) meta üretiminin kullanımını........

    : (S) Diyor ki:
    [RENK]Haklısın D... yoldaş.
    Paranın olmadığı bir dünya için elele...
    Alıntı:
    İyi düşün Y... Bey,
    Mara'nın olmadığı bir dünya anlayışı da var...
    [/RENK]
    Suslov’un Voznesenski’nin broşürüne eleştirileri tam yerindeydi. Fakat Voznesenski SB Bakanlar Kurulu’na bağlı Gosplan’ın başkanı olarak sadece bir teorisyen değildi; 1948-49’da SB’nde meta-para ilişkilerinin işleyiş alanını genişleten bir politikayı uygulayacak bir konumdaydı.
    ....... meta-para ilişkilerinin işleyiş alanını genişleten.......

    : (S) Diyor ki:
    [RENK]Haklısın D... yoldaş.
    Paranın olmadığı bir dünya için elele...
    Alıntı:
    İyi düşün Y... Bey,
    Mara'nın olmadığı bir dünya anlayışı da var... [/RENK]

    BILGE ILE FIKRI SABITI/BAGNAZI AYIRT EDELIM.

    NE KOMEDYA...!
    Siz insanlari enayi mi saniyorsunuz?
    .................................................. .................................................. .................................................. .

    [RENK]Devam edecek!...
    [/RENK]
    Konu mopsy tarafından (05-06-2009 Saat 04:01 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    Sevgili mopsy,

    Kendi çapınızda eğleniyorsunuz, aynen devam edin.

    Sizin bana yönelttiğiniz soruları ve daha yüzlercesini defalarca cevapladım.
    Tekrar sizin sorularınızı da yeniden cevaplam gerekir muhakkak ama hiç formumda değilim.
    Şuna inanın ki vereceğim cevaplarla ve size yönelteceğim sorularla sizi çökerteceğim..
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #3
    Kıdemli Üye catpity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    FL,adana
    Mesaj
    650
    Rep Gücü
    10549

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    c kim oluyor...... :D

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    Catpity den alinti

    [RENK]Kapitalistleri astığımızda, halatları bize onlar satacaklar.
    Stalin[/RENK]

    Merhaba catpity!

    Hic ugrasma.
    Ne senden ne benden kominist olmaz.

    Staline gelince, onu zaten koministler asti.
    Tuu!, Kaka ! Yaptilar.

    Hemde kendi ipleriyle
    Ithalatada luzum kalmadi.

    Bak 1985 GKP. NIN BIR BILDIRGESINDEN BIR BOLUMU YAZAYIM.OKU:
    [RENK]
    Sosyalizmin yeni tanımlarına göre eski sosyalizm yanlıştı. Belki sosyalizm bile değildi. Sosyalizm olsa da çok büyük hatalar, yanlışlar ve sapmalar içeren bir sosyalizmdi. Geçmiş eleştiri süzgecinden geçirilmeli hatta inkar edilmeliydi. Sosyalizm inkar edilecekse, sosyalizmin inşasının önderi, yol göstericisi, büyük başarılarının altındaki imza olan Stalin’e gereken ceza verilmeliydi. Bürokratlığından diktatörlüğüne, katilliğinden kibirliliğine kadar birçok suçlama ile Stalin’i etiketlemek gerekiyordu. Kruşçev’le başlayan bu çaba, Gorboçav’la hızlanmış, Yeni Dünya Düzeni sosyalistleriyle de doruk noktasına varmıştır.
    Ekim Devriminin önderi Lenin’i inkar etmek zordur. Bu yüzden saldırılar öncelikle ikinci isim olan Stalin’e yöneldi. Ancak Stalin’i inkar etmek, ister istemez Lenin’e de birkaç söz söylemeyi zorunlu kılar. Bu yüzden Lenin’e yönelik eleştiriler de gelmeye başladı. Ama inkar noktasına varmadı. Stalin kötüydü, Lenin de hatalı… Stalin sosyalizmin tarihinden çıkarılmalı, “güler yüzlü bir sosyalizm” kurulmalıydı......[/RENK]

    Ne dersin Yoldas Vissaryon Cugaşvili (Stalin) nin kendine hayri kalmamamis. Kapitalistler korkar mi acaba?

    Stalin'i tanımak... - Sosyalist Zemin

  5. #5
    Kıdemli Üye catpity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    FL,adana
    Mesaj
    650
    Rep Gücü
    10549

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    yani yazdığım bir sözle :P stalinistmi oluyorum ipi bağlı arkadaşım benim :D

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    Merhaba

    [RENK]yani yazdığım bir sözle :P stalinistmi oluyorum ipi bağlı arkadaşım benim :D[/RENK]

    Foruma bir Stalin yazisi asmislardi. Onlar icin yazdim.
    Hazir senin sloganini gorunce....

  7. #7
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir uye (N) yi uyariyor.
    Yaziniz sizin yazdiginiz gibi gorunmuyor. Alintiysa alinti adresini yazin.

    (N) cevap veriyor.
    [RENK]Yazimda hadis-i seriflerin alindigi yerler var.[/RENK](Yani yazi onun olmiyanin yaninda alintilar yazilmis)

    Ama uye uyanik,kandirilacak bir tip degil
    Bu yazi sizin degil.su...........siteden almissiniz.

    [RENK]Yalani cikan (N) nin cevabi mi?...............yok![/RENK]
    Burası ilgimi çekti nedense..

  8. #8
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    Yazılarınız bırakın komik olmayı acınacak halde olduğunuzun açık bir delilidir.Kur'anı Kerime iman eden , Allahü Teala'ya iman eden bir kul aşağıdaki ayeti kerimeyi inkâr eder mi ? Siz bu iddianız ile açıkça bu ayeti inkar etmektesiniz.

    Kur’an-ı kerimi ancak Peygamber efendimiz anlamıştır. Ehli olan âlimler ise ancak ilimleri nispetinde anlar. Herkes anlayabilseydi, Allahü teâlâ peygamber göndermezdi. Binlerce, milyonlarca hadis-i şerife lüzum kalmazdı. Herkes Kur’anı anlasaydı, kapalı olanları açıklayabilselerdi ve Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ (Resulüm sadece sana vahiy olunanı tebliğ et yeter, açıklamana gerek yok) derdi. Ama öyle demiyor, şöyle buyuruyor:
    (Bu Kitabı, insanların ihtilafa düştükleri şeyi açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 64]

    (İndirdiğimi insanlara beyan edesin.) [Nahl 44] Beyan etmek, âyetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir.

    Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, açıklamasını emretmezdi. Bu ve benzeri âyetlere rağmen, (Resulullah Kur’anı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacı idi) diyen mezhepsiz türediler vardır. Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullah, Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır.

    M. Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:
    Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e ince marifetleri, onun seviyesine göre anlatıyordu. Yanlarına Hazret-i Ömer gelince, konuşma üslubunu onun da anlayacağı şekilde değiştirdi. Hazret-i Osman gelince, yine konuşma tarzını değiştirdi. Hazret-i Ali de gelince konuşmasını, hepsinin anlayacağı tarzda değiştirdi. Resulullahın her defasında konuşma üslubunu değiştirmesi, oradaki zatların istidatlarının farklı oluşlarından meydana gelmiştir. (1/59)

    Hadis-i şeriflerde, (Benden sonra Peygamber gelseydi, Ömer olurdu), (Osman’ın şefaati ile Cehennemlik 70 bin kişi sorgusuz Cennete girecek) ve (Ben ilmin şehriyim Ali de kapısıdır) buyuruldu. Her üçü de bu derece yüksek olduğu ve Arabiyi çok iyi bildiği halde, Hazret-i Ebu Bekir’e anlatılan tefsiri bile anlayamadılar. Çünkü Peygamber efendimiz herkese derecesine göre anlatıyordu.

    İki hadis-i şerif meali:

    (İnsanlara akıllarına, anlayışlarına göre söyleyin, inkârcı olmasınlar, Allah’ı ve Resulünü yalanlamasınlar.) [Buhari]

    (Aklın alamayacağı şeyi söylemek, fitneye sebep olabilir.) [İbni Asakir]

    Şahsi görüşe göre tefsir yapmanın büyük zararını iyi bilen Hazret-i Ebu Bekir, (Kur’an-ı kerimi kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurmuştur. (Şir’a)

    Kur’an-ı kerimi, Arapça bilen de tam anlayamaz. Dil bilmek ayrı, ilim bilmek ayrıdır. Türkçe bilen, tıp, hukuk, fen bilgisini anlayabilir mi? Hadis-i şerifte, (Kur’an, Allah’ın metin ipidir. Manalarının hepsi anlaşılmaz) buyuruldu. Kur’an-ı kerim çok veciz olup, bitmez tükenmez manalarının bulunduğu, bütün manaları bildirilse bile, yazmak için kağıt ve mürekkep bulunamayacağı şöyle bildirilmektedir:

    (De ki, Rabbimin [hikmetli] sözleri için, denizler mürekkep olsa, bir o kadar daha deniz ilave edilse, denizler tükenir, Rabbimin sözleri tükenmez.) [Kehf 109]

    Mevduat-ül-ulum’da deniyor ki:
    (Kur’an ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek, sayısız acayip haller bulunan engin bir denizdir. Ondaki her ilmi öğrenmek, sırrına erişmek imkansızdır.)

    İnsanların yazdığı anayasayı bile anlamak için hukukçulara gidiliyor. Bir kanundan bile herkes aynı şeyi anlamazken, Allah’ın kelamını nasıl anlayabilir?

    Meal okumakla anlaşılamaz
    Meal okuduğunu söyleyen bir okuyucu, (Yalnız senden yardım dileriz. Fatiha 5, Yalnız Allah’a güvenin, Maide 23, Yalnız benden korkun Bekara 40, âyetleri pek açıktır. Herkes anlar. Neresi açıklansın?) diye sordu.

    (Yalnız senden yardım dileriz) dedikten sonra, birinden bir bardak su istesek bu âyete aykırı mıdır, değil midir? Hangi hususta başkasından yardım istemeyeceğiz? Bunlar açık değildir.

    (Yalnız Allah’a güvenin) buyuruluyor. Ne hususta Allah’a güveneceğiz? Bir doktora muayene olsak, ilaç verse, güvensek, bu âyete aykırı olur mu? Topkapı’dan Sirkeci’ye giden tramvaya binsek, (Bu tramvay, bizi Sirkeci’ye götürür) desek, Allah’tan başkasına mı güvenmiş olacağız? Demek ki güvenmenin izahı gerekir.

    (Yalnız benden korkun) buyuruluyor. Başka bir âyet-i kerimede, (İnsanlardan korkmayın, benden korkun) buyuruluyor. (Maide 44) Hırsızdan, hainlerden ve yılandan korksak bu âyete aykırı olur mu? Demek ki açıklaması gerekli.

    (Namaz kılın, zekat verin) buyuruluyor. (Hac 78, Nur 56) Namazın nasıl, kaç rekat kılınacağı, zekatın nasıl, hangi mallardan verileceği açık değildir. Bütün bunlar, hadis-i şeriflerle ve âlimlerin açıklaması ile anlaşılmıştır.

    Fetih suresinin, (Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir) mealindeki 10. ve Bekara suresinin, (Doğu da, batı da Allah’ındır, nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır) mealindeki 115. âyet-i kerimesinin tevile ihtiyacı vardır.

    Yine mealen buyuruluyor ki:
    (Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.) [Araf 155, İbrahim 4]

    Bu âyetleri okuyan bir dinsiz, (Doğru yola getiren ve sapıttıran Allah olduğuna göre, beni de dinsiz yapan Odur. Benim bunda ne suçum var) diyebilir. Bu bakımdan hadis-i şeriflere ve âlimlerin açıklamasına ihtiyaç vardır.

    Nitekim, âyetlerden anladığına uyup, (Hayır ve şer Allah’tan olduğuna göre, bize günah işleten de Allah’tır. Biz günahlardan mesul değiliz) diyenler çıkmıştır.

    İşte bu tehlikeyi önlemek için Peygamber efendimiz, gerekli açıklamayı yapmıştır. Âlimler de bunları açıklamış, artık, bahane kalmamıştır. Kur’an-ı kerimi anlamak için açıklamaya ihtiyaç olduğunu bizzat Hak teâlâ bildiriyor:

    (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

    (Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

    (O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]

    (Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]

    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

    (Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

    (Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

    (Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygambere de itaat etseydik! derler.) [Ahzab 66]

    Tefsirler ve Diyanet
    Diyanetin hazırladığı (Kur’an-ı kerim ve Türkçe Anlamı) isimli tercümenin önsüzünde deniyor ki:

    (Kur’an-ı kerim, Türkçeye değil, hiçbir dile hakkıyla çevrilemez. Kur’an-ı kerimde muhtelif manalara gelen lafızlar vardır. Böyle bir lafzı tercüme etmek, çeşitli manalarını bire indirmek olur ki, verilen tek mananın murad-ı ilahi olduğu bilinemez.)

    Prof. Dr. M.Sait Yazıcıoğlu da, Diyanet İşleri Başkanı iken, 8 Ocak 1989 gün ve 01/924/008 sayılı açıklamasında, (Sadece Başkanlığımızca yayınlanmış olan Kur’an-ı kerim mealinde değil, diğer meallerde de, bazı hatalar bulunmaktadır) demişti.

    Hiç hata olmasa bile, meale “Allah kelamı” denmez. Kur’an-ı kerimin başka dillere yapılan çevirmelerine Kur’an denmez. Bunlara, Kur’an-ı kerimin meali denir. Bunlar, Kur’an diye okunamaz. Bunları, Kur’an diye okumak sevap olmaz, günah olur.

    İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:

    (Kur’an-ı kerim tercümesini, Kur’an-ı kerim yerine okumak haramdır.) [Fetava-i fıkhiyye s. 37]

    Dinde reformcuların, (Allah’ın muradı şudur) demeleri cehaletlerini gösterir. Eğer murad-ı ilahi tek olarak anlaşılsaydı, birbirinden farklı mezhepler meydana gelmezdi. Farz Allah’ın emridir. Her çağa göre yazılacak tefsirde abdestin farzları kaç olarak bildirilecektir? Bir hak mezhebe göre açıklansa yenilik olmaz. Farklı açıklansa dini değiştirmek olur. Böyle, içinde şahsi düşünce bulunan tefsirler okunmaz.

    Kur’an-ı kerim hiçbir dile, hatta Arapça’ya bile tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur. Ancak izah edilebilir. Kur’an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz. Bir âyetin manasını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin, bilgi derecesine göre anlamış olduğunu öğrenir.

    Hangi tercüme olursa olsun, hiçbir Kur’an tercümesinden din öğrenilemez. Dinini öğrenmesi için bir kimsenin eline, en uygun tercümeyi vermek, okyanus ortasında bulunan insana bir tahta parçası vermekten daha kötüdür. Çünkü bu tahta parçası ile insan sahile çıkamayacağı için ölür, imanlı ise Cennete gider. Fakat tercüme ile din öğrenmeye kalkışan, imanını kaybedip Cehenneme düşebilir.

    Kendi görüşüne göre tefsir
    Bir kimse, bir âyet-i kerimeyi tefsir ederken, açıklarken, daha önceki müfessirlerden işitilmeyen şekilde, yalnız kendi görüşüne, kendi aklına göre açıklama yaparsa kâfir olur. İşte bu sebepten dolayı, Peygamberler hariç, insanların en üstünü olmasına rağmen, Hazret-i Ebu Bekri Sıddık, (Kur’an-ı kerimi kendi reyimle, kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler?) buyurmuştur. (Şir’a)

    ( Görülüyor ki bazı cahiller kendilerini Ebu Bekr efendimizden de üstün görmekteler , )

    Bizim gibilerin, tefsirden din öğrenmesi mümkün değildir. Tefsirden abdestin farzını bile öğrenmemiz mümkün değilken, itikadi konuları öğrenmemiz nasıl mümkün olur? İslam âlimleri yıllarca çalışarak, Kur’an-ı kerimden çıkardıkları hükümleri, kitaplara yazmışlardır. Bir müslüman, hangi mezhepte ise, mezhebine ait kitapları okur, dinini öğrenir. Zaten her müslümanın, bir ilmihal kitabı okumakla, dinine ait lüzumlu bütün bilgileri öğrenmesi mümkündür. Tıp kitabı okuyarak hastalıklara teşhis koymak, tedavi ve ameliyatlara girişmek milyonda bir ihtimal de olsa belki mümkün olabilir, fakat Kur’andan din öğrenmek mümkün olmaz. Her işi ehlinden öğrenmek gerekir. Fıkıh kitaplarını “Tabu” olarak gösterenler, “Dini Kur’andan, tefsirden öğrenin” diyenler, eğer cahil değilseler, din anarşisi meydana çıkarmak için çalışan hain ve sapık kimselerdir.

    Tefsirler ve fıkhın önemi

    İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
    Namaz kılacak kadar sure ezberlemek farzdır. Bundan sonra, fıkıh bilgilerinden farz-ı ayn olanları öğrenmek, Kur’an-ı kerimin fazlasını ezberlemekten daha iyidir. Çünkü, Kur’an-ı kerimi ezberlemek [hafız olmak] farz-ı kifayedir. İbadetler ve muamelat için gereken fıkıh bilgilerini öğrenmek ise farz-ı ayndır. Helalden, haramdan ikiyüzbin meseleyi ezberlemek gerekir. Bunların bir kısmı farz-ı ayndır. Bir kısmı da farz-ı kifayedir. Herkese, işine göre, lüzumlu olan farz-ı ayn olur. Fakat hepsini öğrenmek, hafızlıktan daha iyidir.

    Mezhep imamlarımız, (Âlimlerden sorup öğrenin) mealindeki âyet-i kerime mucibince, Kur’an-ı kerimin manasını, Tâbiinden ve Eshab-ı kiramdan öğrenerek, kitaplarına yazmışlardır. Diğer âlimlerimiz de, bunların kitaplarından, tefsirden, hadisten anladıklarını, bizim gibilere açık, kolay öğretmek için, binlerce Fıkıh ve İlmihal kitabı hazırlamışlardır. (Birgivi)

    Ehl-i sünnet itikadını ve farzları, haramları öğrenmek farzdır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir. Fıkhı, âlimler, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden çıkarmışlardır. (Hadika s. 324)

    İmam-ı Şarani hazretleri de buyuruyor ki:
    Hadis-i şerifler, Kur’an-ı kerimi açıklar. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıkladı. Diğer âlimler de, mezhep imamlarının sözlerini açıkladı. Namazların kaç rekat olduğunu rüku ve secdede okunacak tesbihleri, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zekat nisabını, orucun ve haccın farzlarını, hukuk bilgilerini, Peygamber efendimizin açıklaması olmadan Kur’an-ı kerimden anlamak mümkün değildir.

    İmran bin Husayn hazretleri, (Bize yalnız Kur’andan söyle!) diyene, (Ey ahmak, Kur’an-ı kerimden her şeyi anlamak mümkün mü? Mesela namazların kaç rekat olduğunu bulabilir miyiz?) buyurdu. Hazret-i Ömer’e de, (Farzlar seferde kaç rekat kılınır? Kur’anda bulamadık) dediler. Cevaben, (Allahü teâlâ bize Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Biz, Kur’an-ı kerimde bulamadıklarımızı, Resulullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rekatlık farzları, iki rekat olarak kılardı. Biz de öyle yaparız) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)

    Kur’an-ı kerimde, Resulullaha ve âlimlere uymamız emrediliyor. (Al-i İmran 31, Haşr 7, Nahl 43)

    Peygamber efendimiz de, (Âlimlere tâbi olun) buyuruyor. (Deylemi)

    O halde, Allahü teâlânın emrine uyarak, âlimlere tâbi olmamız, uymamız şarttır. Fıkhı bilmeden dine uymak mümkün olmaz. Çünkü dinin temeli fıkıhtır.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.)
    [İbni Abdilberr]

    (Her şeyin dayandığı direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh ilmidir.) [Beyheki]

    (Âlimlerin en hayırlısı fıkıh âlimleridir.) [Maverdi]

    (Allah, iyilik vermek istediği kimseyi fıkıh âlimi yapar.) [Buhari]

    (İbadet için fıkıh kâfidir.) [Beyheki]

    (Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

    Din nereden öğrenilir?
    Dinimizi doğru olarak öğrenmek için Ehl-i sünnet âlimlerinin sözbirliği ile kabul ettikleri fıkıh kitaplarını okumak gerekir. Ehl-i sünnet âlimi olan hakiki din adamlarının kabul ve tasdik etmediği kitaplardan ve sözlerden din bilgisi öğrenmeye kalkışmamalıdır! Her din kitabına yahut âlim görünen ve din adamı denilen herkesin sözüne veya kitabına uyarak ibadet yapmak caiz değildir. Ehl-i sünnet olmayan din adamlarının kitaplarına ve sözlerine uymamalıdır! Muteber kitaplardan toplanmış, tercüme edilmiş İlmihali okumalıdır! Böyle tercüme edilmemiş, kafadan yazılmış ilmihal kitaplarını ve uydurma tefsirleri okumak insanı dünya ve ahiret felaketlerine sürükler. (İslam Ahlakı)

    Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabı kelam, fıkıh ve ahlak bilgilerini içine alan çok kıymetli bir eserdir. İçindeki bilgilerin hepsi, muteber eserlerden derlenmiştir. Bu kitabı okuyan, dinimizin bütün hükümlerini öğrenir. Bu eseri herkes okuyup, çoluk çocuğuna da okutmalıdır. En güzel hediye, en güzel mirastır.


    sonuç olarak diyorum ki ; Tıp mezunu olmayanın ameliyat yapması , ehliyeti olmayanın araç kullanması , hakim olmayanın ceza uygulaması ne kadar abes ise Kur'anı Kerimi kendi anlayışına göre anlayıp din budur diyenlerin halleri de bir o kadar yanlış ve abestir.

  9. #9
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    (Kur’anı çoban bile anlar, âlim olmaya gerek yok) diyerek Kur’ana inanmadığını açıkça söylemiş olmuyor musun? Niye ilmi ayağa düşürüyorsun? Ehliyetli ile ehliyetsiz, âlim ile cahil, bilenle bilmeyen bir midir? Allahü teâlâ âlimleri övüyor, onlara sorun buyuruyor.

    Birkaç âyet meali şöyledir:

    (Allah’tan en çok korkan âlimlerdir.) [Fatır 28]

    (Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]

    (Bilmiyorsanız âlimlere sorun.) [Nahl 43]

    (Eğer onun hükmünü Resule veya ülül-emre [âlimlere] sorsalardı, öğrenirlerdi.) [Nisa 83]

    (Her ilim sahibinin üstünde bir âlim vardır.) [Yusuf 76]


    Bu âyetlere rağmen, âlimlere, mezhep imamlarına düşmanlık neden? Kur’an-ı kerime el ve dil uzatmamalı, işi ehline bırakmalıdır.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Kur’anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]

    (Kur’ana ehliyeti olmadan mana veren, Cehennemde azap görecektir.) [Tirmizi]

    (Kur’anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Deylemi, M.Rabbani]


    Şevahid-ül-hakta buyuruluyor ki:
    Hicri dördüncü asırdan sonra, dünyada ictihad edebilecek âlim hiç kalmadı. Şimdi bütün müslümanların, bilinen dört mezhepten birine uymaları gerekir.

    Din âlimi olmak için, 8 yüksek din bilgisini, bütün inceliğiyle öğrenmek, fen bilgisinde de kâfi ilme sahip olmak gerekir.

    İslam âlimlerinden müfessir, muhaddis, mütekellim, mutasavvıf ve fakih denilen zatlar, din imamıdır. Bunların her sözü, her beyanı, Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin açıklamasıdır. Her sözleri sabit ve müsellem ve muhakkak doğrudur. Müfessir, tefsir kitabı yazan demek değildir. Müfessir, kelam-ı ilahiden, murad-ı ilahiyi anlayandır. Tefsir, ancak Fahr-i âlem efendimizin mübarek lisanından, Sahabe-i kiram ve onlardan Tabiin ve Tebe-i tabiine ve böylece sağlam, kıymetli insanların söylemesi ile, tefsir kitabı yazanlara, daha doğrusu fıkıh ve kelam âlimlerine gelen haberlerdir.

    Müctehid olmak için Arabi ilimleri ve Kur’an-ı kerimi ezbere bilmek, her âyet-i kerimenin manay-ı müradisini, manay-ı zımni ve iltizamisini bilmek ve âyet-i kerimelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeplerini ve ne hakkında geldiklerini, külli ve cüzi olduklarını, nasih veya mensuh olduklarını, mukayyed veya mutlak olduklarını ve kıraet-i seba ve aşereden ve kıraet-i şazzeden nasıl çıkarıldıklarını bilmek, hadis kitaplarındaki, yüz binlerce hadisi ezberden bilmek ve her hadisin ne zaman ve ne için irad buyurulduğunu ve manasının ne kadar genişlediğini ve hangi hadisin diğerinden önce veya sonra olduğunu ve bağlı bulunduğu olayları ve hangi vaka üzerine buyurulduğunu ve kimler tarafından nakil ve rivayet olunduğunu ve nakledenlerin ne halde ve ne ahlakta olduklarını bilmek, fıkıh ilminin üsul ve kaidelerini tanımak, 12 ilmi ve Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin işaretlerini, rumuzlarını ve açık ve kapalı manalarını kavramak ve bu manalar kalbinde yer etmiş olmak, kuvvetli iman sahibi olmak ve itminan ile dolu, nurlu ve saf bir kalbe ve vicdana malik olmak gerekir.

    Bütün bu üstünlükler, ancak Eshab-ı kiramda ve sonra, 200 yıl içinde yetişen, bazı büyüklerde bulunabildi. Daha sonraları, fikirler, reyler dağılıp, bid’atler çıkıp yayıldı. Böyle üstün zatlar azala azala, 400 yıl sonra, bu şartlara haiz olan, yani mutlak müctehid olarak meşhur olan görülmedi.

    Yüksek din bilgileri, tefsir, usul-i kelam, kelam, usul-i hadis, ilm-i hadis, usul-i fıkıh, fıkıh, ilm-i tasavvuftur. Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir. Bunlar, sarf, iştikak, nahv, kitabet, iştikak-ı kebir, lügat, metni lügat, beyan, meani, bedi, belagat, inşa ilimleridir. (Hadika)

    Mevduat-ül ilim kitabının (Tefsir İlminin Dalları) bölümünde, Kur’an-ı kerim ilmi, içinde şaşılacak, akıllara durgunluk verecek sayısız acayip haller bulunan engin bir denizdir. Öyle yüksek ve metin bir dağdır ki, ondaki hayret veren şeyleri öğrenmek, her sırrına erişmek imkansızdır. Bu ilmin sayılmayacak kadar dalı vardır, denilerek altmışın üstünde tefsir ilminin kolları bildirilmiştir.


    Şimdi siz ve sizin gibilere soruyorum bu ilimlerin hangisine haizsiniz ? Var mı böyle bir cahillik , ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
    Konu collection tarafından (05-06-2009 Saat 11:10 PM ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Cevap: Forumda ılahı komedya

    Farklı farklı konulardan kişilerin yazılarını traşlıyarak kafana göre bir hikaye yazmışsın fakat eminimki bu hikayenin edebi bir değeri olmadığını kendinde çok çok iyi biliyorsun.Senin gibilere acımaktan başka elimizden bişey gelmiyor , çünkü yaşın kaç olmuş hala cam parçaları ve kozalaklarla , misketlerle eğleniyorsun.Vakit geçmekte , ecel yaklaşmakta sen ise bu oyuna devam ettiğin gibi diğer insanların dikkatlerini de dağıtarak kendin gibi başkalarına da zarar veriyorsun.Hiç mi idrak kapasiteniz yok , bu halinizi birde doğrulama gayreti içindesiniz yazık çok yazık....

    İslam âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı Rabbani hazretleri, dört yüz sene önce buyurdu ki:

    (İslam âlimleri, bugün garip oldu, azaldı. Şimdiki tarikatçıların yoluna bid'atler karıştığı ve bu yolu bozdukları için, Resulullahın sünnetine sarılmış olan büyük âlimleri, bu millet tanımaz oldu. Bu bilgisiz kimseler, milletin kalbini, bu bid'atleri ile kazanmaya çalıştılar. Böyle yapmakla dini yayacaklarını, hatta İslamiyet’i olgunlaştıracaklarını sandılar. Hâşâ öyle değildir. Bunlar, dini yıkmaya çalışıyorlar. Allahü teâlâ bunları doğru yola kavuştursun! Şimdi büyük âlimlerden bu ülkede pek az kalmıştır. İslamiyet’i sevenlerin, bu âlimlerin kitaplarının bildirdiği yolda gitmeleri gerekir.) [c.2 m.62]

    Hadis-i şeriflerde (Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar), (İlmin azalması âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar, halkı yoldan saptırırlar) ve (Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur) buyuruldu. İnsanların en iyileri olan âlimlerin yazdıkları kitapları beğenmeyip, bozuk asrın bozuk insanların kitaplarına aldanmaktan sakınmalıdır! (Hadika)

    Din yeni gelmedi. Hem de kâmil olarak geldi. Eksik olarak gelmedi. İslamiyet saf, berrak şekildedir. İslami ilimler, nakli ve akli ilimler olmak üzere ikiye ayrılır. Nakli ilimler, yani din bilgileri zamanla değişmez, kıyamete kadar hep aynıdır. Zamanla değişen, âdetler ve fen bilgileridir. Nakli ilimlerin saf, berrak, bid’atsiz şekli geridedir. Akli ilimlerin ise en gelişmiş şekli ileridedir. Zamanla gelişirler. Fende değişiklik olur, dinde değişiklik olmaz. Nakli ilimleri yani din bilgilerini fen bilgileri ile karıştırmak, cahillik değilse, nedir? Din düşmanlarının oyunlarını anlayalım, tuzaklarına düşmeyelim.


    Allahü teâlâ mealen, (Bana yaklaşmak için, vesile arayınız) buyuruyor. (Maide 35) Mezhepsizler, (Vesile, ibadetlerdir. Bir mürşide tâbi olmak, ölülere, dirilere yalvarmak, insanı Allah’a yaklaştırmaz. Aksine uzaklaştırır) diyor.

    Ehl-i sünnet âlimleri ise buyuruyor ki:İbadetler içinde, sahih, doğru, halis olan ibadetler vesile olur. İbadetlerin sahih olması için, doğru iman, temiz ahlak sahibi olmak ve şartlarına uygun yapmak lazımdır. Mesela, namazın sahih olması için, abdest almak, kullanılan suyun temiz olması, namazı vaktinde kılmak ve kıbleye karşı kılmak, namazdaki âyetleri, tesbihleri ve duaları doğru okumak ve diğer şartları, vesileleri bilmek ve yapmak lazımdır. Her ibadetin de böyle şartları, vesileleri vardır. Bunlar, senelerce çalışarak öğrenilir. Bunlar düşünmekle öğrenilemez. Bunları bilen ve yapan âlimlerden işiterek veya kitaplarını okuyarak öğrenilir.

    Ehl-i sünnet itikadını ve İlmihal bilgilerini iyi bilen hemen anlar. Yani dört hak mezhebi bilip birisine uyan kimse, hakkı bâtıldan ayırır. Bilmeyen ayıramaz. İstidracla kerameti karıştırır. Bid'at ehli bir kimse, deniz üstünde yürüse, havada uçsa da evliya olamaz. İstidrac ile kerameti ayıramayan bunu anlayamaz.

    İlmihal okuyan bilir ki, mürşid kendi kendine olmaz, yerden ot biter gibi bitmez. Bir müslüman kendi kendine evliya olabilir, ama asla mürşid olamaz. Mürşidin, icazetli bir hocadan icazet alması şarttır. Hocasının da icazetli olması şarttır. Bu silsilenin Peygamber efendimize kadar dayanması da şarttır.

    Aklı olana bir söz yetişir.
    Konu bziya tarafından (05-06-2009 Saat 11:55 PM ) değiştirilmiştir.

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Forumda Fotoğrafların Görünmesi hk.
    redyellow Tarafından Sizden Yonetime! Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 24-07-2010, 11:56 AM
  2. Forumda Gruplaşma
    İnci Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-09-2009, 10:39 AM
  3. Forumda Bisiklet Binenler
    orkuorkun Tarafından Nostalji (Mazi'den Kalanlar) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 18-08-2008, 06:01 PM
  4. forumda imkanlarımı kısıklamayın
    h sadık Tarafından Sizden Yonetime! Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 31-08-2007, 12:02 AM
  5. Forumda Sorunum var
    denizsu Tarafından php nuke Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 26-01-2006, 06:54 PM
Yukarı Çık