Yürüdükçe açılan yollar; bir adıma on adım geleceğini vaat edenin mukabelede bulunmasıdır insana. Söz verilmiştir kutsaldan ve yürünecek olan yol bellidir mukaddes eşiğin süpürücüsü olarak.

Adam yürür... Gök devrilir kalbinin tavanına, kopmuştur kıyameti adamın: ölecek ve yeniden dirilecektir, kaçış yok çünkü ses gelmiştir gaiplerden. Okun ucundaki zehri göğüsleyebilmek öz ağzından kafatasını kusabilenlere nasip... Bir bardak suda çalkalanan dünya istikameti söndürür, boşluğu yıkar ve hakikat ile rüyanın mukayesesini yüzüne tokat gibi çarpar kapandığı yatağında büzülen adamın!

Akrepler nokta nokta ruhunu sokarken, adamı lûgatlara yalvarttıran bu hâl de nedir? Halinden isim veremeyen lügat ne bilsin anne duasının düşüp de perde olduğu hâli. Muşamba dekorlarda sürdürüp giderken hayatını ne bilsin sıcak yarada kezzaptır artık fikirler, sülüklüdür beyin zarında taşıdıkları. Yanmadan temizlenmez ruh; yanar da yandıkça gelişir ruh kütüğü!

Çil horozlar kan - ter içinde sabaha kavuştururken geceyi ve içindekileri, yepyeni bir dünya hediye ederler ensesinde balyoz taşıyan adama. "Açıl susam açıl açıl" açılır mavera, açılır kapılar. Yürüyüp gider adam, elinin tersiyle ittiği cüce şairlik ardında kalır...

(Hacer Akıcı - Yedi İklim Dergisi - Mayıs 2008


kaynak