Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    İşporta sevgiler

    Başlarken

    Bu köşede psikolojik ve sosyolojik tahliller yapacağız elimizden geldiğince… Bir zaman tüneli gibi; bazen maziye, ışıltılı asırlara, bazen de geleceğe yolculuk yapmak niyetimiz. Bu yolculuklarla, bu günü nasıl yaşayacağımızı irdelemeye çalışacağız… Bütün yazılarımızın özünü insan teşkil edecek. Eşref-i mahlukat olan insan… Herkes mutlu olmak ister ve bunun için çılgınca bir yarışa girer daha ilkokul sıralarından itibaren…Gelin görün ki mutlu olabilen insan sayısı çok azdır. Demek ki bir şeyler eksik…Bunları yakalamaya çalışacağız… Faydalı olabilirsek mutlu olacağız… Bana rahatlıkla yazabilir, fikirlerinizi paylaşabilirsiniz…Saygı ve dualarımla… Ö.Ç.E.


    İşporta sevgiler

    Oruç reis bir savaşta esirler alır. Esirler arasında İspanyol bir kadın da vardır ki hayli yüksek bir yeri vardır kral nezdinde. Oruç Baba, fidyesinin ödenmesi karşılığında esirlerin salıverileceğini ilan eder her zaman olduğu gibi. Gelin görün ki serbestçe dolaşmasına izin verilen kadın fena çarpılmıştır Reis'e… Hem muhteşem bir yakışıklılık, hem de kendisini fark etmesi için her kuytu köşede önüne çıktığında, kendisinden edeple çevrilen bu yüz; bir aşk girdabına sürükler kadını. Her gün geçtiği yerlerde neredeyse nöbet tutar ve bir punduna getirip ilan eder aşkını…
    - Her gün yollarına çıkıyorum…Niye benden yüzünü çeviriyorsun?
    Reis: Biz namahreme bakmayız
    - O kişi seni sevse bile mi?
    Diyaloğun bundan sonrası tüyleri diken diken edici cinstendir…
    Reis: Beni seven bende olanı da sever…
    - Nedir o?..
    Reis: Allah ve Resulüne aşk…
    Asıl şu sözlere bakınız…
    - Ben onları sevmeden, seni sevemez miyim?
    Oruç Reis, acıyarak tebessüm eder ve ekler: Onları sevmeyen, sevmeyi bilemez ki…


    ***


    Ayşe nine, eşini Çanakkale'de şehit vermiştir… Kendisi 3 çocuğuyla genç yaşta dul kalır. Aradan 70 yıl geçer. Torunlarının dahi çocuklarını görür. Sevgili eşine kavuşma vakti gelmiştir artık. O da her fani gibi emaneti sahibine teslim eder. Cenazesi Cennet bahçesi kabrine konur. Tahtaları konmadan oğlu Ahmet bey, bir torba getirir ve cemaatin, özellikle imam efendinin şaşkın bakışları arasında anneciğinin yanına koymak ister. İmam efendi, bunun ne olduğunu sorar. Ahmet bey – İçinde annemin saçları ve yıllar içinde çürüyüp dökülen dişleri var, bize vasiyeti böyleydi, der… Topluluk iyice şaşırır ve sebebini sorarlar…
    Ahmet bey – Annem derdi ki… Bu saçları ve dişleri mahşer günü babanıza göstereceğim. Ve diyeceğim ki; bu saçları senden başka bir erkek görmedi… Bu dişlerin arasından, senden başka bir erkeğin ismi çıkmadı… İşte bu saçlarla, dişlerim de şahitleri…
    Cemaat bu emsalsiz ahlak karşısında göz yaşlarını tutamaz. Son isteğini yerine getirirler…


    ***


    Ekrem bey o gün eşi Seçil hanımla annesi Fatma nineye ısrarını sürdürmektedir:
    Ekrem: Anneciğim ne olur… Sen de gel bizimle. Bırak artık şu hapis hayatını…
    Seçil: Evet anne ne olur… Bir hava alırsın, bu nereye kadar sürecek?
    Fatma Nine: Olmaz oğlum, biliyorsunuz!..
    Ekrem: Anneciğim biliyorum ama artık hakkını verdin, bırak inadı ne olur gel…
    Ekrem beyin oğlu Cenk, bu diyaloglara çokça şahit olmuştu evde. Babasının ninesine hava aldırmak istemesine ve ısrarına akıl erdirir de, babaannesinin niye evden hiç çıkmadığına bir mana veremezdi bir türlü… Ne zaman sorsa babası, - Biraz büyü de sebebini anlatırım derdi…


    Ekrem beyin yorgun geldiği bir akşamdı. Bu sır o akşam çözüldü... Ekrem bey her akşam yaptığı gibi önce annesinin odasına girdi ve girmesiyle ağlayarak kendi odasına koşturması bir oldu… Cenk babaannesinin odasına koşturdu önce. Yoksa o tatlı masallar anlatan, şefkatli elleriyle saçlarını okşayan ninesi ölmüş müydü? Kapıya geldiğinde dona kaldı manzara karşısında… Ninesi bir gelinlik giymiş yatağının üzerinde oturuyor ve yaşlı gözlerle ona bakıyordu!
    Hemen babasının peşinden koştu. Ekrem beyin gözyaşları sel olmuş, sevgili eşi Seçil hanım onu teselli etmeye çalışıyordu.
    Cenk: Baba anlat artık, neler oluyor?

    Ekrem bey: Gel oğlum artık zamanı geldi... Annem babamı Çanakkale'de şehit vermiş. Babam cepheye gideceği zaman, kapıdan çıkmadan önce annemin ellerinden tutmuş ve demiş ki: Gözüm arkada kalmasın hanım… Ne olur… Ben dönene kadar bu kapıdan dışarı çıkma… Annem söz vermiş. Babamın ölüm haberi geldikten sonra bir daha dışarı çıkmamış oğlum…
    Cenk: Peki bu gelinlik de neyin nesi baba…
    Ekrem beyin hıçkırıkları artar ve sebebini söyler:
    - Ben de baba annene sordum. Bana 'Babanla bugün evlenmiştik oğlum. Bugün evlilik yıldönümümüz' dedi.


    ***


    Sevginin içinde, sevdiğine kıymet vermek vardır… Edep vardır, gözünün ondan başkasını görmemesi vardır. Günümüzde gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirenlere ve buna da sevgi (!) diyenlere ithaf olunur…


    omer cetin engin

    saatlimaarif.com



    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085
    Sevginin içinde, sevdiğine kıymet vermek vardır… Edep vardır, gözünün ondan başkasını görmemesi vardır. Günümüzde gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirenlere ve buna da sevgi (!) diyenlere ithaf olunur…
    Paylaşım için teşekkürler...

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    Reis: Beni seven bende olanı da sever…
    - Nedir o?..
    Reis: Allah ve Resulüne aşk…
    Asıl şu sözlere bakınız…
    - Ben onları sevmeden, seni sevemez miyim?
    Oruç Reis, acıyarak tebessüm eder ve ekler: Onları sevmeyen, sevmeyi bilemez ki…


  4. #4
    Acemi Üye oykum_001 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    adana
    Mesaj
    141
    Rep Gücü
    1786
    [PANO][/PANO]sevginin içinde sadakat vardır. temizlik duruluk vardır. o dur işte mükemmel dediğimiz aşk......

  5. #5
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Başlarken



    ***


    Ayşe nine, eşini Çanakkale'de şehit vermiştir… Kendisi 3 çocuğuyla genç yaşta dul kalır. Aradan 70 yıl geçer. Torunlarının dahi çocuklarını görür. Sevgili eşine kavuşma vakti gelmiştir artık. O da her fani gibi emaneti sahibine teslim eder. Cenazesi Cennet bahçesi kabrine konur. Tahtaları konmadan oğlu Ahmet bey, bir torba getirir ve cemaatin, özellikle imam efendinin şaşkın bakışları arasında anneciğinin yanına koymak ister. İmam efendi, bunun ne olduğunu sorar. Ahmet bey – İçinde annemin saçları ve yıllar içinde çürüyüp dökülen dişleri var, bize vasiyeti böyleydi, der… Topluluk iyice şaşırır ve sebebini sorarlar…
    Ahmet bey – Annem derdi ki… Bu saçları ve dişleri mahşer günü babanıza göstereceğim. Ve diyeceğim ki; bu saçları senden başka bir erkek görmedi… Bu dişlerin arasından, senden başka bir erkeğin ismi çıkmadı… İşte bu saçlarla, dişlerim de şahitleri…
    Cemaat bu emsalsiz ahlak karşısında göz yaşlarını tutamaz. Son isteğini yerine getirirler…
    kaynak
    Benim ananem, dedemi erken yaşta kaybetmiş ve bir daha hiç evlenmemiş daha doğrusu hiç evlenmedi. Vasiyeti de aynı yere gömülmekti; ''ben, Ali'min koynuna nasıl girerim'' bir daha dermiş evlenmesini söyleyenlere. Böyle aşk ve sevgi var mı ? Ben, henüz yaşamadım böylesini belki eskilerde kaldı bunlar.

Benzer Konular

  1. Yalan üzerine kurulmuş sevgiler...
    sempatikman Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-03-2009, 11:02 PM
  2. Sevgiler yalan olmuş..
    Venhar Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 17-02-2009, 12:44 AM
  3. Yorum: 11
    Son mesaj: 07-04-2008, 11:00 AM
Yukarı Çık