Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Emek ile Sermâye Nasıl Barışır?

    Şu âlemin ihtilâli nedir?”
    “Sa’yin sermaye ile mücadelesidir.”
    “Acaba ikisini barıştırmak çaresi yok mudur?”
    “Evet, vücub-i zekât ve hurmet-i riba, karz-ı hasen şerait-i sulhiyedir. Şu riba taşını altından çeksek, şu zalim medeniyet kasrı çökecektir.”
    Eski Said Dönemi Eserleri, Rumuz, s. 513
    ***
    Arkadaş! Heyet-i içtimâiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havas kısmı avamdan, zengin kısmı fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı temin eden zekât ve muavenettir. Halbuki vücub-u zekât ile hurmet-i ribaya müraat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-i rahim kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itaat, muhabbet yerine ihtilâl sadaları, haset bağırtıları, kin ve nefret vaveylaları yükselir. Kezalik, yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor.
    İşârâtü’l-İ’câz, s. 49, (yeni tanzim, s. 79)
    ***
    İşârâtü’l-İ’câz’da ispat edildiği gibi, bütün ihtilâlât-ı beşeriyenin mâdeni bir kelime olduğu gibi, bütün ahlâk-ı seyyienin menbaı dahi bir kelimedir.
    Birinci Kelime: “Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse, bana ne.”
    İkinci Kelime: “Sen çalış, ben yiyeyim.”
    Evet, hayat-ı içtimâiye-i beşeriyede havâs ve avâm, yani zenginler ve fakirler, muvâzeneleriyle rahatla yaşarlar. O muvâzenenin esâsı ise, havâs tabakasında merhamet ve şefkat; aşağısında, hürmet ve itaattir.
    Şimdi, birinci kelime havâs tabakasını zulme, ahlâksızlığa, merhametsizliğe sevk etmiştir; ikinci kelime avâmı kine, hasede, mübârezeye sevk edip, rahat-ı beşeriyeyi birkaç asırdır selb ettiği gibi; şu asırda, sa’y, sermâye ile mübâreze neticesi, herkesçe mâlûm olan Avrupa hâdisât-ı azîmesi meydana geldi.
    İşte, medeniyet, bütün cemiyât-ı hayriye ile ve ahlâkî mektepleriyle ve şedid inzibat ve nizâmâtıyla, beşerin o iki tabakasını musâlâha edemediği gibi, hayat-ı beşerin iki müthiş yarasını tedâvi edememiştir. Kur’ân, birinci kelimeyi esâsından vücûb-u zekât ile kal’ eder, tedâvi eder; ikinci kelimenin esâsını hurmet-i ribâ ile kal’ edip, tedâvi eder. Evet, âyet-i Kur’âniye, âlem kapısında durup, ribâya “Yasaktır!” der. “Kavga kapısını kapamak için, ribâ kapısını kapayınız!” diyerek, insanlara ferman eder. Şâkirdlerine, “Girmeyiniz!” emreder.

    Sözler, s. 373, (yeni tanzim, s. 661)

    LÜGATÇE:

    vücûb-u zekât: Zekâtın vâcib, şart oluşu.
    hurmet-i ribâ: Fâizin haram oluşu.
    karz-ı hasen: Güzel borç, faizsiz verilen borç.
    şerait-i sulhiye: Barış şartları.
    riba: Faiz.
    kasr: Saray.
    sa’y: Gayret, çalışma, emek.
    heyet-i içtimâiye: Sosyal şekillenmeler.
    havas: Mârifet ve yaşayışça üstün olan, üst tabaka.
    avam: Sıradan biri, fakir halk tabakası.
    hatt-ı muvasala: Kavuşma hattı.
    muavenet: Yardım, yardımlaşma.
    müraat: Uyma, riayet etme.
    sıla-i rahim: Akrabayı ziyâret etme, alâkayı devam ettirme.
    ihtiram: Hürmet, saygı gösterme.
    ihtilâlât-ı beşeriye: Beşerdeki ihtilâller.
    ahlâk-ı seyyie: Kötü ahlâk.
    hayat-ı içtimâiye-i beşeriye: Beşerin sosyal hayatı.
    muvâzene: Denge.
    mübâreze: Çekişme, çarpışma.

    01.05.2009
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Emek ile Sermâye Nasıl Barışır?

    RABİA şu yazıyı türkçeleştirsen de biz de anlasak, olmaz mı
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #3
    bursali68
    Misafir..

    Cevap: Emek ile Sermâye Nasıl Barışır?

    Bunu anyabilmek için bazı tesbitleri ortaya koymak durumundayız :

    1-) Neredeyse dünyanın en fazla vergi ödeyen ülkelerinden biriyiz.Devlet vergiyi yüksek alarak sonrada devlet ihaleleriyle v.b. şekilde bu milletin parasını birilerine peşkeş çekmektedir.Devlet makamlarında oturanlar ile çevresindekiler arasında genellikle görülen " al gülüm ver gülüm " dayanışması olduğu sürece de bu değişmeyecektir.

    2-) Neredeyse dünyanın en pahalı enerji ve giderleri yine maalesef ülkemizde.Hammadde için söylenebilecek çok fazla bir şey yok.Bazı hammaddeler dışarıdan gelmektedir,bunlara yapacak çok fazla bir şey olduğunu sanmıyorum döviz kuru dışında.Ancak ülke içerisindeki özellikle enerji giderleri çok yüksek.Bunun neticesinde gelir ve gider arasındaki " makas " her geçen gün daha da daralmakta.

    Bu iki önemli tesbit ile birlikte firmalar kar marjlarını yasal veya gayri yasal artırmanın yolunu bulmak zorundalar.Bu yollardan en çok uygulananı,sektörde "naylon fatura " diye tabir edilen ancak firmaların yani faturayı alan ile kesenlerin muhasebe sistemlerine resmi olarak giren aslında yapılmamış iş veya hizmet karşılığı olan faturalar sayesinde firmalar " hak " olmayan geliri kendilerine sağlamak zorundalar.

    Bununla birlikte bir çok firma çalışanına aldığı maaş üzerinden sigortaya ve vergi dairesine bildirimde bulunmadığından çalışanlar,firmalar kar ederken ekonomik ve gelecek açısından mağdur duruma düşmektedirler.

    Ayrıca özellikle kriz zamanlarında çalışanlar maaşlarını alamıyor.Ancak elektrik,su,telefon,doğalgaz gibi faturalar da maalesef beklemiyor.Bu durumda çalışan alacağı varken faiz sarmalına düşüyor ve 1 yılı oluyor 2 yıl.

    Sermaye ile çalışanın böylesi problemler varken " kardeş-kardeş " geçinebileceklerine pek ihtimal vermiyorum,aradaki ekonomik yaşam koşulları farkı da cabası.

    Bu barışın olmasının yolu öncelikle;
    1-) Her çalışanın hakkını tam olarak alması,
    2-) Aldığı maaş üzerinden bildirimlerinin yapılması,
    3-) Alacaklarını zamanında ve eksiksiz " alnının teri kurumadan " alması,
    4-) İşçi çıkarmaların zorlaştırılması,

    gerekirken,bunların olabilmesi için de ;

    1-) Devletin " eşit vergi " yapması,
    2-) Enerji giderlerini düşürmesi,
    3-) Kanunlar yönünden firmaları sıkı takibe alması

    gerekmektedir.Bunlar yapılmadan söylenen herşey hikaye veya hayalden öteye geçmeyecektir.

    Sağlıcakla kalınız.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Emek ile Sermâye Nasıl Barışır?

    SELAM:

    Konuya renk vermesi acisindan:

    Mevdûdî'nin İslamî sistemle ilgili bazı açıklamaları

    "Yeni kapitalist sistem" hakkında söylediklerimiz incelenirse serbest ekonominin insana en uygun ekonomi prensiplerini ihtivâ ettiği anlaşılacaktır; ancak bu sistemi, burjuva sınıfının, aşırılık ve bencillikleri sebebiyle karıştırdıkları unsurlardan temizlemek şarttır; esasen -birçok yerde açıkladığımız - kötü neticelerin sebebi de bu aşırı katkılardır; bunlar temizlenince insanî ekonomi, bütün kolaylık ve huzuru ile fıtri ve tabiî temelleri üzerinde yürüyecek, kapitalist sistemin kötülükleri doğuş fırsatı bulamayacak ve insanlar bunları tedâvi için tabîi olmayan bazı tedbir ve yollara başvurmak mecburiyetinde kalmayacaktır.

    İşte İslâm'ın yolu budur; o, mutlak (tam serbest, dokunulamaz) ekonomiyi "denetimli hür ekonomi"ye çevirmekte, içtimaî ve medenî hayatın diğer alanlarına ait hürriyete koyduğu gibi ekonomik hürriyete de bazı sınırlar ve kayıtlar koymaktadır. Aynı şekilde, hür ekonomi içinde, zâlim kapitalizmin özellik, etki ve neticelerini doğurabilecek bütün yolları da tıkamaktadır. Şimdi İslâm'ın böyle bir ekonomik düzeni nasıl kurduğunu görelim.

    1. Toprak Mülkiyeti:

    Genel olarak özel mülkiyet içinde toprak mülkiyetini de tanıyan İslâm'ın özellikle toprak mülkiyeti üzerine koyduğu (yalnızca toprak mülkiyetine ait) hiçbir kayıt ve sınır yoktur. İnsan kanunî ve meşrû yollardan, küçük veya büyük bir toprak parçasına sahip olunca bu onun meşrû mülkiyetidir; bizzat ekmesi gibi bir kısıtlama mevzû-bahis değildir. Nasıl bir insanın evi, eşyası ve bineği olması ve bunları istediği zaman başkasına kiraya vermesi caiz ise, aynı şekilde toprağının olması ve istediği zaman onu başkasına kiraya vermesi caizdir. Eğer toprağı, kira bedeli almadan bir başkasına vermeyi isterse bu onun sadakası olur; yok eğer kira veya ortakçılık şekliyle muâmele (iş) yapmak isterse -tıpkı ticaretteki sermaye-emek ortaklığı gibi - bu da caizdir. Feodal sistemin kötülükleri doğrudan doğruya toprak mülkiyetinde doğmuş değildir; bu sebeple tedâvisi de, iktisadın bilgili ve akıllı geçinen ulemâsının "ziraî reformlar" ismiyle teklif ettikleri, "mülkiyete tabiî olmayan sınırlar koymak" veya "ferdlerin toprak mülkiyetlerini ortadan kaldırmak" değildir. İslâmî sisteme göre bunun tedâvisi şöyle olacaktır:

    1. Toprak alış-verişinden her türlü kayıt kaldırılacak, diğer eşya ve ihtiyaç maddeleri gibi toprak da serbest bir şekilde alınıp satılacaktır.

    2. Ziraatle meşgul olan ve olmayan kesimler arasındaki fark bütün şekil ve yönleriyle ortadan kaldırılacaktır.

    3. Toprak sahiplerinin köy hayatında istifade ettikleri imitiyaz ve tazminatlar kanunla iptal edilecektir.

    4. Toprak sahipleri ile toprağı ekenler asasındaki haklar ve borçlar kanunla belirlenecek, bunun dışında toprak sahiplerinin ekiciler üzerinde hiçbir hakkı olmayacaktır.

    5. Miras konusunda İslâm öncesi devirlerden kalma bütün uygulama ve âdetlere son verilecek, toprak sahiplerinin mülkleri, hayatta kalan yakınları arasında şer'î usûle göre taksim edilecek, İslâm miras hukuku arâzî sahasında da büyük bir dikkat ve titizlik ile tatbik edilecektir.

    6. Arazinin, ekme veya üzerine bina yapmayı terketmek sûretiyle imar edilmemesi ve boş bırakılmasını önleyecek tedbir ve kayıtlar getirilecektir. Buna göre hükümetin, hiçbir karşılık almadan bir kişiye verdiği arâzî, üç yıl boş bırakması ve imar etmemesi halinde bu kimseden geri alınacaktır. Parası ile aldığı halde, sahibinin boş bıraktığı arâziye gelince, belli bir zaman geçtikten sonra vergi konması uygun olacaktır.

    7. Arâzinin sahipleri ve ekicilerinden, "zekât" mâhiyetinde olmak üzere mahsul ve gelirin bir bölümü alınacaktır.

    8. İlmî ve modern teknikle büyük çapta ziraat yapılmak istendiği takdirde, yardımlaşma birlikleri (bir nevi kooperatif) kurulması, küçük toprak sahiplerinin, toprakları üzerindeki mülkiyetleri bozulmadan, bu kuruluş sayesinde, küçük toprak parçalarını rızâlarıyla büyük arazilere çevirmeleri, sonra da aralarında yardımlaşarak işi yürütmeleri uygun olacaktır. ( Mevdûdî, Usûlü'l-İktisâd, s. 98-120)

  5. #5
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Emek ile Sermâye Nasıl Barışır?

    Şu âlemin ihtilâli nedir?”
    “Sa’yin sermaye ile mücadelesidir.”
    “Acaba ikisini barıştırmak çaresi yok mudur?”
    “Evet, vücub-i zekât ve hurmet-i riba, karz-ı hasen şerait-i sulhiyedir. Şu riba taşını altından çeksek, şu zalim medeniyet kasrı çökecektir.”
    Eski Said Dönemi Eserleri, Rumuz, s. 513
    ***
    '' Rumuzat-ı semaniye '' adlı eserde bu tesbitler kaleme alınmış olup Nur eserlerinin muhtelif bölümlerinden de yer almıştır bazı vesilelerle.
    Kasır fehmimle şu anlamı çıkarabilirim özetle
    Medeniyet sarayları tarzında görülen binaların temellerinin '' faiz '' tuğlalarından olduğunu ve bu tuğlaların her hangi birini yerinde çekerseniz o güzel ve sağlammış gibi görülen sarayın nasılda enkaza dönüştüğünü göreceksiniz. Bu işin bir kısmı.
    Diyer tarafta
    Temelleri çürük olsa bile o göztermelik sarayın içindeki rahatlık rahatlık olmadığını bilmek.
    ve sermayeyi '' faiz ''e yatırmak yerine çalışma / çalıştırma kulvarlarında istimal edip elde edilecek gelirin '' zekat ''ını fukaraya vermektir.
    KIsaca '' faiz ''i bırak çalışmaya yönel.
    Eline feçen malın zekatını vermek.
    Bu kaideye riayet etme nisbetinde insanlar arasındaki maddi güç mesafeleri kısalacak ve en önemliside iştima-ı hayatta huzur ve sukunetin daha iyi olacağıdır.



    Arkadaş! Heyet-i içtimâiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havas kısmı avamdan, zengin kısmı fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı temin eden zekât ve muavenettir. Halbuki vücub-u zekât ile hurmet-i ribaya müraat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-i rahim kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itaat, muhabbet yerine ihtilâl sadaları, haset bağırtıları, kin ve nefret vaveylaları yükselir. Kezalik, yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor.
    İşârâtü’l-İ’câz, s. 49, (yeni tanzim, s. 79)
    Evet ne güzel anlatmış Nur eserleri.
    Hürmet ve herhamet... ne güzel iki kelime değilmi :)
    Küçükten büyüğe karşı '' saygı '' nasılki zaruri ise
    Zenginden fukaraya da '' merhamet '' o denli zaruridir.

    Bu iki özellik kaybolmaya yüz tuttuğu zaman.. yani
    Saygı saygısızlığa
    Merhamey merhametsizliğe yüz tuttuğunda... o zaman sorunlar ve kargaşalıklar baş gösyermeye başlar ... sanırım buna avam dilinde '' etki tepki '' denir.

    İnsanlığa seadet bahş etme derdine düşenler bu sorunu ortadan kaldırmak ve sözlerinden sadık olduklarını göstermek istiyorlarsa... bu tabakalar arasındaki mesafeyi kapatmaları gerekecektir. Bu mesafe öyle hikayeler ve geçici ve kısa hissi galeyanlarla kapanmaz. Tek kapanma iksiri '' Faiz '' den kaynaklanan saman alevi misal geçici ve sönük olan kazançların önüne geçmek... ve İhtiyaç shiplerine '' zekat '' ile ölçülendirilen kaideleri yahata geçirmektir.
    Bunu yapmak mümkünmüdür ? Evet mümkündür. Toplum bazında olmasa bile fertler bazında bunu hayata geçirmek gerekir. Tabi bunu hayata geçirenlerde yok değildir.

    Emeğine sağlık dost.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

Benzer Konular

  1. Sermaye Piyasası
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-12-2011, 11:13 PM
  2. Emek Partisi
    dogangunes Tarafından Super Rehber Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-12-2011, 10:56 PM
  3. Spk-sermaye piyasası kurulu
    onuruno Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-07-2010, 07:27 PM
  4. Yandaş sermaye krizde
    ajan Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-12-2009, 07:18 PM
  5. Haram sermaye ve alışveriş
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-11-2009, 02:36 PM
Yukarı Çık