11. Sayfa, Toplam 12 BirinciBirinci ... 9101112 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 101 ile 110 Toplam: 118
  1. #101
    Üyecik bogacsony - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    737
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kainatta cari olan canlı cansız tüm işleyiş ve tüm oluş ve tüm bitişler ( ağacın başında kurumuş ve yere düşen, ve bu düşüş esnasında yere varana kadar'ki her takla atışı kudret elinde ve ilmi dahilinde olduğu gibi. ) Rububiyet-i ilahinin dairesinde olduğuna her müslümanın bilmesi ve iman etmesi gerekir. Biz böyle iman etmişiz ve böyle-de iman ederiz.

    Kainatın her bir zerresi ile ilgi olan İLAHİ BİR TERBİYE ( Rububiyet-i ilahiye ) yi, asıl gayesi İMAN ve KURAN olan , ve bu gayenin neticesinde yüzbinlerce kişinin ( kendi şehadetleri ile...Ünlü marksist Salih GÖKKAYA ve maraşal tito da bunlardandir. ) İman etmesine sebep olan Bu zamanın manevi MİHİM bir Kuran tevsiri olan Risale-i Nur ları marzıyat-ı ilahiyenin dışında ( ilahi istek ) görmek ; RUBUBİYET-İ İLAHİYE ve KURET-İ SAMEDANİYEYİ bilmemek ve anlamamak demektir.

    Evet Risale-i Nurlarla ; Yüce yaratıcı ve Kuranı Kerimi ve hatta tüm kainat ilgili ve alakalıdır.
    Çünkü ; RİSALE-İ NURLARIN HEDEFİNDE MARZIYAT-I İLAHİYE ( Allahın rızası ) ve SEADET-İ DAREYN ( ebedi seadet ) VARDIR.

    Bu kanaatime Nurları bitemamiha okuyan ve anlıyan her ferd şahiddir.
    Risale-i Nurları ilahi iltifatlardan uzak görmek, O Nurlu eserleri bilmemek ve gönüller üzerinde husule getirdiği pozitif işleyişi görmemek demektir.
    ya güzel insanlar alıntı yapmak demek o konuyla ilgili cevap vermek demek değilmidir. Şimdi Müellif kardeş alıntı yapmış ama alıntıyla alakalı hiç bir şey yazmamış. bir de yahu Allah rızası için herkesin anlayabileceği kelimelerle yazın ki bizim gibi cahiller yazdıklarınızı anlayabilsinler.
    Yoksa böyle anlaşılmaz kelimeler ve ağdalı cümleler kullanara daha inandırıcı mı olduğunu zannediyorsunuz?..
    Bilmiyorum belki bu konular eski konulardır ama ben buraya yeni üye olduğum için her konu bana yeni ve anlamaya çalışıyorum sizleri bu konuda yardımcı olun lütfen...
    Konu dogangunes tarafından (13-01-2010 Saat 07:21 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: yazı fontuyla ve rengiyle oynamak kesinlikle yasak!

  2. #102
    Kıdemli Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    almanya
    Yaş
    59
    Mesaj
    928
    Rep Gücü
    11376
    Alıntı bogacsony´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    valla ben bişey anlamadım anlayan bi zahmet anlatsın... herhalde anlaşılmasın diye yazmışlar
    anlamaya ugrasmaya gerek görmüyorum, laf ebeligi olarak bakiyorum..... gördügümüz, risale holiganlari ile bir konu acildimi, risalelerden sayfalar dolusu alintilari ortaya döküyorlar, bukadar yazin okunmuyor, sonra iki bakis acisi ortaya cikiyor, ya bilmiyenler tarafindan -bukadar delil koyuyorlarsa haklidir- bakis acisi... yada bilenler tarafindan , - haklisiniz, beni rahat birakin - diyerek baslarindan savma bakis acisidir...

  3. #103
    Üyecik bogacsony - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    22
    Rep Gücü
    737
    Alıntı **aladin**´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    anlamaya ugrasmaya gerek görmüyorum, laf ebeligi olarak bakiyorum..... gördügümüz, risale holiganlari ile bir konu acildimi, risalelerden sayfalar dolusu alintilari ortaya döküyorlar, bukadar yazin okunmuyor, sonra iki bakis acisi ortaya cikiyor, ya bilmiyenler tarafindan -bukadar delil koyuyorlarsa haklidir- bakis acisi... yada bilenler tarafindan , - haklisiniz, beni rahat birakin - diyerek baslarindan savma bakis acisidir...
    ya en azından ne dediklerini anlasak da yanlış anlasak... sonra düzeltseler yanlışlığımızı... bir de öve öve bitiremedikleri insanlar hakkında hem de kendi kitaplarından sorular soruluyor ama bir cevap bile verilemiyor.
    İlginç... cevap olmadığına göre yazılanlar doğru olsa gerek...
    Ben birine tabi olmuş olsam ve bu arkadaşlar gibi sıkı bir şekilde o kişiye bağlı olsam ve böyle bir yerde onu tanıtmaya kalksam, gelen soruların cevabını bilmiyorsam en azından sorar öğrenir bir cevap vermeye çalışırım...

    Demek ki ya cevapları bilmiyorlar, ya soracak kimse yok, ya da sorularda geçen iddialar doğru...

    Başka bir şık gelmiyor aklıma...

  4. #104
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Her türlü din bilgisini kullanarak insanlara etmediğini bırakmayan , müslümanlık adı altında dinsizlik yayan bu güruh http://www.aczmendi.com/ bu linktede görüldüğü gibi son zamanlarda kimler tarafından beslendiği kimlerin ne densizlikler yaptığı güneş gibi meydandadır.Ortaya çıkan bir çok gerçek aczimendiliğin mason risalei nur hareketinin bir parçası olduğu artık gizlenmemektedir.

  5. #105
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Her türlü din bilgisini kullanarak insanlara etmediğini bırakmayan , müslümanlık adı altında dinsizlik yayan bu güruh http://www.aczmendi.com/ bu linktede görüldüğü gibi son zamanlarda kimler tarafından beslendiği kimlerin ne densizlikler yaptığı güneş gibi meydandadır.Ortaya çıkan bir çok gerçek aczimendiliğin mason risalei nur hareketinin bir parçası olduğu artık gizlenmemektedir.
    Vaktin birinde "aczi mendi" adı altında zavallı bir guruh teşekkül etti elazığ tarafında..........
    Risalei Nurların harika intişarına devlet eliyle bir sed, bir engel, bir kala oluşturmak için böyle bir tiyatro sahnelediler müslüm gündüz baş rolünde... tıpkı kalkancı versiyonunda olduğu gibi.....
    Lakin unuttukları yada hesaplıyamadıkları bir durum vardı hesaplarının aksine...
    O da;
    " İlahi plan ve proğram " dı.
    Risalei Nur ve kıymetli Müellifinin hizmet anlayışından "doğu ile batı " kadar uzat olan bu girişim çok şükür akim kalmış. Bu komik tiyatorun ( tiyatro) perde arkasındaki " lakırdi " ki her akıl sahibi görmüş.

    Böyle bir komedi'ye alet olan kardeşlerimizin kusurlarının affıni ve istikamet dairesinde hareket etmelerini diler, bziya kardeşimin de nasipdar olmasını temenni ediyorum.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  6. #106
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Cübbeli Ahmet Hoca’ya Cevap

    13 Aralık 2009 Pazar günü Habertürk Televizyonunda “Teke Tek” progr***** konuk olan Cübbeli Ahmet Hoca olarak da tanınan Ahmet Ünlü, Fatih Altaylı'nın “Risale-i Nur nedir?” sorusuna verdiği cevapta, birkaç sayfası dışında Risale-i Nur’u okumadığını ifade etmekle birlikte üç konuda Risale-i Nur’a yönelik iddialarda bulunmuştur.

    Cübbeli’nin iddiaları şu şekilde özetlenebilir: (1) Risale-i Nur’un dili ağır ve anlaşılmazdır. (2) Risale-i Nur tefsir değildir. (3) Said Nursi gayr-i Müslimlerin de –mesela Anzaklar- “şehit” olabileceğini ileri sürmüştür.

    Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki, bütün ömrünü “Kur’an’ı ve İslami ilimleri en detayına varıncaya kadar öğrenmek ve öğretmek” için vakfettiğini beyan eden Hoca’nın Risale-i Nur’u okumamış olması onun noksanıdır. Zira Risale-i Nur, çağımız İslam dünyasında -Hoca’nın da ilgi alanına giren konuları kapsayacak şekilde- telif edilmiş en kapsamlı ve etkin metinlerden oluşan bir tefsir külliyatıdır. Ne demek istediğimizi şu örnekle açıklayabiliriz: Şayet Hoca, 26. Söz olan Kader Risalesi’ni okumuş ve anlamış olsaydı, söz konusu programda Fatih Altaylı’nın kader konusundaki soruları karşısında bocalamazdı.

    Cübbeli Ahmet Hoca’nın iddialarına karşı cevaplarımız şu şekildedir:

    İddia 1: “Risale-i Nur’un dili ağır ve anlaşılmazdır.”

    Cevap 1: Risale-i Nur, 20. yüzyılın ilk yarısında Osmanlıcanın hâkim dil olduğu bir dönemde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla o günlerden bugüne dilimizdeki fukaralaşma Risale-i Nur’la ilk defa karşılaşanlarda iddia edildiği gibi bir izlenim bırakabilmektedir. Ancak bu yargının doğru olmadığı dönemin diğer dini ve seküler metinleriyle yapılan kıyaslamada hemen anlaşılacaktır. Risale-i Nur'da Osmanlıca bir tabir ya da terkibin hemen ardından, o zamana göre fazlasıyla sadeleştirilmiş bir "tercümesi"nin kullanılması, müellifinin eserlerindeki dili, özel bir seçimle kullandığını gösterir. Said Nursi isteseydi, meselâ, "levh-i mahv isbat" yerine "yazar-bozar tahta", "irae eder" yerine "gösterir", "beyder" yerine "harman" kelimelerini kullanabilirdi. Aynı cümlenin içinde bu kelimeleri ardarda sıralayabilen[1] biri olarak, "eski" dil ile "yeni" dili birarada kullanmak istemiştir, yeni dilden habersiz olduğu için eski dile mecbur kalmış değildir. Bu tercih, dile zenginlik kattığı kadar, okuma ve anlamaya da akıcılık ve kolaylık katmaktadır.

    Risale-i Nur'un dilinin bir başka özelliği ise Kur'ân’daki kelimelerin konuşma diline aktarılması, Nebevî kavramları Türkçe konuşanlar başta olmak üzere her insanın zihnine yerleştirmesi gibi bir misyonu yerine getirmesidir. Gerçekten de, Risale-i Nur'u okuyanlar özel bir Arapça eğitimi almadıkları halde, pek çok vahyî kavramı, Kur'ân kelimelerini dağarcıklarına almış ve konuşma diline aktarmışlardır. Şu halde, Risâle-i Nur diğer dilleri konuşan milletler için, Kur'an kelimelerinin ve Nebevî terminolojinin konuşma diline aktarılması konusunda, bir prototip, bir çalışma örneği olarak değerlendirilmeli.

    Cübbeli Ahmet Hoca okumak ve anlamak için emek sarf etmediği Risale-i Nur’u “dili ağır ve anlaşılmaz” diyerek zamanın dışında bırakma gayretlerinden vazgeçmelidir. Kendisinden beklenen, seküler saldırılarla iğdiş edilen zihnimizi Asr-ı Saadetle, Kur’an ve Peygamber lisanıyla aşina kılan Risale-i Nur’u okuması ve anlamaya gayret etmesidir.

    İddia 2: “Risale-i Nur tefsir değildir.”

    Cevap 2: Bu da yeni bir iddia değildir. Risale-i Nur'un bilinen klasik tefsirler şeklinde –Cübbeli Hocanın ifadesiyle- Fatihayla başlayıp Nâsla biten sıra içinde kelime ve cümlelere mana verip yorumlayan bir kitap olmadığını gören bir kısım hocalar ve bazı muhalif insanlar "Risale-i Nur bir tefsir değildir" demişlerdir. Bu iddialar karşısında "Risale-i Nur Kur'ân'ın çok kuvvetli, hakikî bir tefsiridir" diyen Said Nursi, bu itiraza açıklık getirmek için iki kısım tefsir bulunduğunu ifade eder. Özetle şöyle der:

    "Birisi malûm tefsirlerdir ki, Kur'ân'ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını beyan ve izah ve isbat ederler. İkinci kısım tefsir ise, Kur'ân'ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve izah ve isbat etmektir. Bu kısmın pek çok ehemmiyeti vardır. Zahir malûm tefsirler bu kısmı bazen mücmel bir tarzda dercediyorlar. Fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid feylesofları susturan bir manevî tefsirdir."[2]

    Kur'ân'ın kelimelerini ayrı ayrı inceleyerek lûgat ve ıstılahî manalarını araştıran ve bu şekilde Kur'ân cümlelerine mana vermeye çalışan pek çok klasik tefsir vardır. Ancak çağın asıl problemi olan iman zaafına Kur'ân'dan reçeteler sunan tefsirlere şiddetle ihtiyaç vardır. İşte Risale-i Nur, Kur'ân'ı Kerim'in asrımızın ihtiyaçlarına cevap veren ayetlerini tefsir etmiş ve bu konuda orijinal yorumlar ortaya koymuştur.

    İddia 3: “Said Nursi gayr-i Müslimlerin de –mesela Anzaklar- “şehit” olabileceğini ileri sürmüştür.”

    Cevap 3: Risale-i Nur’un hiçbir yerinde Anzaklar’ın şehit sayılabileceğinden bahsedilmez. Evet, Said Nursi bir mektubunda “kâfir” de olsalar bazı kişilerin ölümlerini “bir nevi şehadet mertebesi” olarak nitelendirmiştir. Ancak bu kişiler Çanakkale’ye savaşmak için gelen Anzak askerler değildir. Said Nursi’nin şefkat ve merhamet hissi ve “adalet-i mahza [tam adalet]” anlayışıyla bahsettiği şartlar/kişiler şu şekilde tasnif edilebilir:

    Felâket, helâket, sefalet ve açlık gibi semavi musibetlere maruz kalanlar

    On beş yaşından küçük iseler hangi dine mensup olursa olsun zaten masumdurlar, bir nevi şehit sayılırlar.

    On beş yaşından büyüklerin hepsi aynı kategoride değerlendirilmemiştir. Burada, “masum ve mazlum” Hıristiyanlardan bahsedilmiştir. Masum ve mazlum olan Hıristiyanlardan kastedilen de Hz. İsa’nın din-i hakikisine sarılan Hıristiyanlardır. Zaten Ahirzamanda Hz. İsa’nın din-i hakikisinin İslamiyetle omuz omuza geleceği, tevhid inancında birleşeceği dikkate alınırsa, Hıristiyanların cehennemden kurtulması ya da ölümlerinin “bir nevi şehadet” olarak değerlendirilmesi daha doğru anlaşılabilir.

    Mazlumların yardımına koşanlar, insanlığın rahatı, huzuru, güveni ve sağlığı için mücadele edenler, dini ve mukaddes değerleri korumak için çalışanlar ve insan hakları mücadelesini sürdürenlerin başlarına gelen musibetler onlar için dünyevi ve uhrevi şeref vesilesidir.

    Söz konusu programda Cübbeli Hoca’nın verdiği örnekte de olduğu gibi, bir gemide dokuz cani bir masum olsa, o bir masumun hakkı için o gemi batırılamaz hükmünü koyan Allah, hiçbir suçu, günahı, sorumluluğu olmadığı halde zalimlerin zulmüne maruz kalan veya umumun günahlarına binaen başına gelen felaketlerden zarar gören masumların hukukunu da koruyacaktır.

    Said Nursi’nin bahse konu mektubunda[3] ifade ettiği hususlar da bundan ibarettir.



    http://www.risaleinurenstitusu.org/i...ection=Duyuru3

  7. #107
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Vaktin birinde "aczi mendi" adı altında zavallı bir guruh teşekkül etti elazığ tarafında..........
    Risalei Nurların harika intişarına devlet eliyle bir sed, bir engel, bir kala oluşturmak için böyle bir tiyatro sahnelediler müslüm gündüz baş rolünde... tıpkı kalkancı versiyonunda olduğu gibi.....
    Lakin unuttukları yada hesaplıyamadıkları bir durum vardı hesaplarının aksine...
    O da;
    " İlahi plan ve proğram " dı.
    Risalei Nur ve kıymetli Müellifinin hizmet anlayışından "doğu ile batı " kadar uzat olan bu girişim çok şükür akim kalmış. Bu komik tiyatorun ( tiyatro) perde arkasındaki " lakırdi " ki her akıl sahibi görmüş.

    Böyle bir komedi'ye alet olan kardeşlerimizin kusurlarının affıni ve istikamet dairesinde hareket etmelerini diler, bziya kardeşimin de nasipdar olmasını temenni ediyorum.
    Allahü Teala'ya binlerce hamdü senalar ederim ki , bizleri Ehli sünnet itikadının en kıymetli halkasına ( silsile-i Aliyye ) dahil etti o büyüklerin sevgisini kalplerimize yerleştirdi.Onları tanıma nimetini bizlere saçtı.Bu nimetin yanında başka şeylerden nasiptar olmayı istemek içinde bulunduğumuz nimete küfran etmek olur.Hele hele bu yolun en yüksek müctehidlerinin ve alimlerinin Bid'at ehli diye vesikaları ile yanlışlarını bildirdiği bozuk yolları meşru hale getirmek , onları Ehli sünnet saymak felaketimiz için bize yeterli olur.Bu ancak dini yıkmaya yardım etmek olur ki ; böyle bir hatadan Hak sübhanehu Teala ve Tekaddes hazretlerine sığınırım.

    Kalsın...Bizden uzak olsun...Biz , hangi günki risalelerde işlenen küfürlerin hata olduğunu beyan edip bu bağlamda bu işin taşeronluğunu yapanların tövbesini dünyanın her tarafına duyurmadıkça kalbimizde asla bu güruha karşı bir sevgi kırıntısı olmayacaktır.Zira bu yanlışlar neticesinde müslümanların itikadının nasıl bozulduğunu hatta dinlerinin nasıl çalındığını müşahede ediyoruz.

    Bid'at ehlinin İslam'a verdiği zararın müşriklerden daha ağır olduğunu görmekteyiz.Ki müslümanlık adına dinde reformlar yapanlar Dini İslamın en büyük düşmanlarıdır.

  8. #108
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721
    Acaba İslâmiyetsiz iman, medar-ı necat olabilir mi?

    Elcevap: İmansız İslâmiyet sebeb-i necat olmadığı gibi, İslâmiyetsiz İmân da medar-ı necat olamaz.


    9. Mektup
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  9. #109
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Bir saatin san'atkarı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder. kur'an dahi, elinde kainatı tutmuş, öyle yapıyor.
    Mektubat,19 Mektup
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  10. #110
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Ey nefis, aklın varsa bütün o muhabbetleri topla, hakiki sahibine ver, şu belalardan kurtul. şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemal ve cemal sahibine mahsustur; ne vakit hakiki sahibine verdin, o vakit bütün eşyayı onun namiyle ve onun aynası olduğu cihetle ızdırapsız sevebilirsin.

    Yirmidördüncü söz
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

Benzer Konular

  1. Risâle fî Mâhiyyeti'l-Adl
    mopsy Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-07-2010, 07:49 AM
  2. Risale-i Nur'un Dil Özellikleri
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 29-10-2009, 12:08 PM
  3. Risale-i Nur 1.2.3.4.5.6.7.8.9.Söz
    oylesine_07 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 05-10-2009, 06:46 PM
  4. ünlü matematikçilerden vecizeler
    dogangunes Tarafından Matematik Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 13-07-2007, 03:09 AM
  5. Risale-i Nur Dersleri
    nurdersi Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 06-03-2007, 06:15 PM
Yukarı Çık