+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Kürtaj Hakkında

    Soru:
    Kürtaj yaptıran kişi allah c.c. huzurunda cinayetlemi yargılanacak.Ayrıca kürtaj edilen çocuk ahirette nerededir ve annesini Allah c.c. ya şikayet edecek mi?


    Değerli Kardeşimiz;


    “Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,” “Evlat kokusu Cennet kokusundandır” ve “Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur” mealindeki hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir.

    Bu meseleye bu kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten sonra doğuncaya kadar hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes’uliyetler yüklemiştir. Hiçbir sebep yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek “cenin” tabir edilen ana rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. Böyle bir suçu işleyenleri “câni” olarak görmüştür. Çünkü “cenin” bir insan mesabesindedir.

    Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle “kürtaj” yaptırmak, yetişkin bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz “canlı” değilse; bu halde iken kürtaj yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük bir mes’uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır:

    “Mücerred gençlik çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti (tazeliği) muhafaza arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı insanlar demektir. Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri diri yiyen bir canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?”

    Haklı gerekçelere dayanmadan kürtaj yapanları “tazir” cezasına çarptıran İslâm hukuku, kendi imkân ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. Fakat bu arada haklı sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu göstermiştir.

    Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde özetlememiz mümkün olacaktır:

    Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla bazı ceninleri düşürmek cinayet sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir mes’uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:

    Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin, annesinin hayatına tesir edecek sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik, muayene ve teşhis sonunda aldırılabilir.

    Bu arada şöyle bir izah da getirilmektedir:

    Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile kalsa, bu arada yavaş yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç kalsa, ailenin süt anne tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp ölme tehlikesi de vaki olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir. Çünkü bu şekildeki bir cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası veya kan pıhtısı hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu bakımdan hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru yoktur.(Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. )

    Ceninin oluşmaması için anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş vurmak caizdir. Yeter ki kökten döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. Cenin oluşmuş ise durum değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi bir mazeret olmadan ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır.

    Bazı İslâm hukukçularına göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz; çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani cenin üzerine 42 gün geçerse o artık şekillenme sürecine girdiği için müdahale etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326)

    Bu müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları kısmen beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini düşürmek canlı bir insanı öldürmekle aynıdır.

    Yukarıda bahsi geçen ruhsatla birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden olduğu gibi anne sütüne muhtaç olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için şayet çocuk mamayı yiyebiliyor, ailenin bütçeszi de bu masrajı karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja başvurmamaktır. Fakat ocuk memeden kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor, hatta hayatî bir tehlikeye düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir. Fakat her aile, en iyisi, kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden istifade etmelidir.

    Bu arada, anne-baba “kürtaj” gibi istenmeyen bir çareye gerek kalmadan, çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü yollarıyla daha tehlikesiz bir tedbire de başvurabilirler.


    Soru:
    Bir çocuk anne karnındayken mütedeyyin bir doktor çocuğun sakat olarak doğacağını söylerse çocuğu aldırmak caiz midir?


    Değerli Kardeşimiz;


    Bu konu gerçekten çok ciddi ve karar verilmesi de o kadar zordur. Ama insan hayatı her şeyden daha önemli. Düşünün yeni doğan bir bebeğiniz var ve dediler ki çocuk zihinsel özürlü. Ne yapardınız? Hemen öldürelim diyebilir miydiniz? Herhalde diyemezdiniz.



    -Dinimize göre, bir cenin anne rahminde canlandıktan sonra, annenin hayatı söz konusu olmadığı sürece, hiçbir mazeretle aldırılmaz ve aldırılması bir cinayettir(bk. Gazalî, İhya, 2/47; V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 3/556-558).

    -Ezher Üniversitesi alimlerinin konu ile ilgili fetvaları şöyledir.

    “Anne rahminde canlı hale gelen bir ceninin annenin hayatı söz konusu olduğu durumun dışında aldırılmasının haram olduğuna dair alimlerin ittifakı vardır. Çünkü, kendisine ruh üfürüldükten sonra, normal bir insanın sahip olduğu bütün haklara sahiptir. Normal bir insanın öldürülmesini yasaklayan ayetlerin hükmü onun hakkında da geçerlidir. Anne hayatının tehlikede olduğu husus ise, uzmanlar tarafından, ceninin anne rahminde kalmaya devam etmesi durumunda hayatının tehlikeye gireceğine dair vereceği raporla anlaşılır. ‘daha fazla zararı daha az zararla bertaraf etme’ kaidesi gereğince, annenin hayatı, ceninin hayatına tercih edilir”(bk. Fetava’l-Ezher, 2/317-318-Şamile).

    - Yoksulluk/fakirlik korkusuyla, dünyaya gelmiş bir çocuğun hayatına son vermek ne kadar çirkin ise, sakat doğacak, hayatta sıkıntı çekecek veya çektirecek diye bir çocuğu rahim dünyasında öldürmek de öyle çirkin bir zulümdür. Kur’an’da -mealen- “ fakirliğe düşme endişesiyle evlatlarınızı öldürmeyiniz. Onların da sizin de rızkınızı veren Biziz. Şüphesiz ki onları öldürmek büyük bir suçtur”(İsra, 17/31) diye ifade edilen öldürme işi, genel bir kapsama sahiptir, rahimdeki cinayetleri de içine alabilir. Çünkü, evlat dünyada olduğu gibi rahimde de evlattır.

    Buna göre kırk günü geçen bir çocuk anne hayatını ölüme götürmüyorsa kesinlikle aldıramayız. O bizim yavrumuzdur. Nasıl kıyabiliriz. Ayrıca her şeyi veren Allah’tır. Bunlar bizim için birer imtihandır. Belki bizi denemek istiyor. Ahirette bize şefaatçi olmasını istiyor olabilir.

    Çocuğun sahibi de bizim sahibimiz de Allah’tır. Bizim görevimiz onun emanetine sahip olmaktır. Hangisini iyi olacağını bilemeyiz. Bu gibi hayati konularda son sözü söyleyecek olanlar, sakat doğuma teşhis koyan doktorlarla anne baba olmalıdır elbette. Bununla beraber soruyla ilgili tespitlerimizi şöyle özetleyebiliriz:

    1- Doğum kontrolü konusunu inceleyen fıkıhçılar, sakat doğma ihtimaliyle çocuğun aldırılmasına caiz görmüyorlar. Özürlü doğmuş bir çocuk, o özür gerekçesiyle nasıl öldürülemezse, ana rahminde yaşamaya başlayan cenin de özürlü doğma ihtimaliyle aldırılamaz, yani öldürülemez. Kaldı ki, diyorlar bazen sakat doğacak zannedilen cenin nur topu gibi sağlam bir yavru olarak da dünyaya gelebiliyor. Yahut da sakatlık derecesi yaşamasını zorlaştıracak boyutta olmuyor, kolay yaşayacak bir arıza ile çocuk hayatını sürdürebiliyor. Anlaşılan, verilecek aldırma kararında bu hususların iyi düşünülmesi gerekiyor...

    2- Çocuğun aldırılması; ancak annenin hayatının tehlikeye girmesi durumunda caiz olabiliyor. Bu konuda deniyor ki: Rahimdeki ceninin hayatı henüz tam değildir. Ama annenin hayatı tamdır. Tam olan bir hayat, tam olmayan hayata feda edilmez. Öyle ise ölüm tehlikesi beliren bir annenin hayatını kurtarmak için nakıs hayatlı cenin aldırılabilir. Bu, meşru bir mazerettir. Bunda görüş birliği de vardır!..

    3- Bazıları da anne hayatının tehlikesi dışında da meşru mazeretler kabul etmekte, bakamayacağı kadar fazla çocuğun bulunması halinde de (bir buçuk ayı geçmeden) aldırmayı bu meşru mazeretlerden biri olarak görmekteler.

    Diğer taraftan tıp bazen yanılabiliyor. Bunun örneklerini görüyoruz. Nitekim, Ahmed Şahin hocamızın başına gelen şu olay bunun en güzel örneğidir:

    Telefonun öbür ucundan gelen ses sanki imdat diye sızlanıyor gibiydi. Belli ki ciddi bir sıkıntı içindeydi.

    – Hocam şükürler olsun ki size ulaşabildim, ömür boyu bana vicdan azabı çektirecek bir imzayı atmak üzereyim. Yardım edin lütfen!. dedi..

    Önce şaşırdım böyle bir imza işine. Ne imzasıydı bu?

    – Atacağın imza çek, senet imzası ise bizim bu konuda pek bilgimiz olmaz, dedim. Bir ah çekti:

    – Keşke, dedi, çek senet imzası olsaydı. Çekten, senetten çok daha büyük olay bu. Bir insanın öldürülmesi için atacağım imza. Daha doğrusu kendi yavrumun ölümüne izin vermem için istenen imza.!. İyice şaşırdım:

    – Açıklayın da şaşkınlıktan kurtarın bizi. Çocuğunuzu mu öldürtmek istiyorlar size?

    – Aynen öyle, dedi. Sonra da şöyle açıkladı durumunu:

    – Bir müddetten beri hamilelik kontrolleri yaptırıyorum. Son kontrolümde çocuğun sakat olacağı görüşünü benimsediler doktorlar. Bu çocuğun sağlam doğma şansı yok denecek kadar azdır, geç kalmadan aldır, dediler. Günlerdir buhranlar içindeyim. Uzatılan kağıdı imzalayıp sakat doğacak çocuğumu aldırayım mı? Yoksa sakat ta olsa doğsun mu?

    Yanlış bir karar verir de ömür boyu vicdan azabı çekerim diye deprasyona girdim. Çek, senet imzasıyla kıyaslanamayacak kadar büyük bir olay değil mi bu? Bana bir çıkış yolu gösterin. Aldırayım mı sakat doğma ihtimali olan çocuğumu? Yoksa sakat ta olsa doğmalı mı?.

    – Bu sizinle doktorlarınızın arasında bir mesele. Durumun ciddiyetini doktorlarınız bilir. Biz ancak ilgili kitaplardaki bilgiyi aktarmakla iktifa ederiz. Başka bir etkimiz, tepkimiz olamaz!.

    – Ben de onu istiyorum zaten. İlgili kitaplarımızda ne hüküm veriliyor sakat doğacak çocuk konusunda? Sakat doğma ihtimali varsa aldırılabilir, diyor mu?

    – Hayreddin Karaman Hocaefendi (Hayatımızdaki İslam) kitabında, ”sakat, geri zekalı, hasta doğma ihtimallerinden dolayı çocuk aldırılamaz” diyor. Anlaşılan, sakat ta olsa hiçbir çocuğun yaşama hakkı elinden alınamaz. Ama ölü doğarsa veya doğduktan sonra ölürse ondan da kimse sorumlu tutulamaz.

    – Açıkça aldırma mı diyorsunuz bana?.

    – Ben bir şey demiyorum. Kararı siz verin. İmzayı siz atacaksınız. Ben sadece bildiğimi arz etmeye çalıştım... Teşekkür ederek ayrıldı telefondan.. Aradan epeyce bir zaman geçti. Bir gün yine bir telefon. Ama nefes nefese:

    – Hocam iki gündür durmadan size dua ediyorum. Beni ömür boyu vicdan azabı çekeceğim bir yanlıştan kurtardınız.

    – Tanıyamadım kusura bakmayın!..

    – Hani sakat doğum yapma ihtimali olan biri vardı ya?. İşte ben O’yum. Siz, sakat ta olsa çocuğun yaşama hakkı elinden alınamaz, demiştiniz. Ben de sizden aldığım cesaretle, dua ederek sonucu beklemeye başladım. Şu anda Ok Meydanı hastanesindeyim. Mutluluğumu sizinle paylaşmak istiyorum. Şükürler olsun Rabbime. Sakat filan değil nur topu gibi bir oğlan çocuğu ihsan etti bana. Sağlam doğma ihtimali çok az demişlerdi. İşte o çok az gerçekleşti. Bana cesaret verdiğiniz için, size özel dualar ediyorum.

    – Dileriz bütün sakat ihtimali olan doğumlar da sizin gibi mutlu şekilde sonuçlansın...

    – Bu duanıza da amin diyorum. Rabbim benzerlerine de aynı mutluluğu nasip eylesin!

    Sakat doğum konusuna ait bir telefon sohbetimizi takdim etmiş olduk. Bilmem iştirak ettiniz, bilmem itiraz.. Artık takdir ve tercih sizindir.


    Soru:
    Tecavüze uğrama veya çocuğun sakat doğma riski durumunda kürtajla çocuğu almak caiz midir?


    Değerli Kardeşimiz;


    Meşru olmayan bir cenin, şekillenmeden yani ruh üflenmeden önce kürtaj yapılabilir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 327)



    Ancak ruh üflendikten sonra kesinlikle kürtaj yapılamaz. Bu çocuğun dünyaya gemesindne çocuk ve annesi sorumlu olmaz. Çünkü çocuk ve anne masumdur. Hiç bir şeklide, anne ve çocuk bundan dolayı kınanamaz. Suç, sorumluluk ve ceza tecavüz edenedir.



    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Kürtaj Hakkında

    Buradan anlaşılan canlanmadan kürtaj yapılabilir,
    fakat mecbur kalınmadıkça..burada hemfikiriz..
    fakat sakat doğacak bir bebeğin alınması taraftarıyım,yinede başına gelmeyince bilemiyor insan..sadece düşüncem bu ..
    teşekkürler bilgilendirme için :))

  3. #3
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Kürtaj Hakkında

    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Buradan anlaşılan canlanmadan kürtaj yapılabilir,
    fakat mecbur kalınmadıkça..burada hemfikiriz..
    fakat sakat doğacak bir bebeğin alınması taraftarıyım,yinede başına gelmeyince bilemiyor insan..sadece düşüncem bu ..
    teşekkürler bilgilendirme için :))

    İnşallah,faydalı olur,teşekkürler.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  4. #4
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Cevap: Kürtaj Hakkında

    evet açıklama gelmiş bile ;)hem fikirim .kimsenin başına gelmemesi dileğiyle.sağol

  5. #5
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    8
    bişey sorucam kürtajın kaçıncı haftaya kadar yapılması sakıncalı değil?

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443
    Alıntı mrv´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    bişey sorucam kürtajın kaçıncı haftaya kadar yapılması sakıncalı değil?
    Kürtaj hamileliğin yasal olarak 10.haftasına kadar yapılabilir.

  7. #7
    Tecrübeli Üye atom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    306
    Rep Gücü
    3649
    bunları söylerken ne düşünüyorsunuz?
    tabi ya,dünya imtahan sahası,onlara bakıp bakıp "ulan iyiki ben böyle olmamışım,şükürler olsun allah ım" demeniz için yaşamaları gerekli.

Benzer Konular

  1. Sizce Kürtaj Yasaklanmalı mı?
    dogangunes Tarafından Gebelik Hamilelik Foruma
    Yorum: 68
    Son mesaj: 16-02-2017, 12:31 AM
  2. Kürtaj hakkında bilgiler
    CrosHifDevil Tarafından Gebelik Hamilelik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-03-2012, 10:35 AM
  3. Doğum kontrolü ve kürtaj
    guzin_abla Tarafından Gebelik Hamilelik Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 10-04-2010, 05:42 PM
  4. Kürtaj Bağımlısı Kadın!
    Gül@y Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 15-10-2009, 02:06 PM
  5. ABD'de Kürtaj
    Karakarizma Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-05-2007, 12:16 PM
Yukarı Çık