Anketimiz: Insani kim yaratti: Tanri mi Evrim mi?

Katılımcı sayısı
74. Anket kapatılmıştır
  • Tanri 10.000lerce yil önce insani yaratti.

    48 64,86%
  • Insan, tanri öngördügü gibi, milyonlarca yil önce basit yasam sartlarinda olustu.

    5 6,76%
  • Insanligin gelisiminde tanrinin hic bir katkisi yoktur.

    11 14,86%
  • Bilmiyorum

    10 13,51%
20. Sayfa, Toplam 26 BirinciBirinci ... 101819202122 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 191 ile 200 Toplam: 251
  1. #191
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    221
    Rep Gücü
    0
    sayın kapkale

    inancınıza hakaret etmiyorum.

    daha nazik ifade edeyim o halde.

    enrico ya da bursali ayarında üyelerle bilgi alışverişimiz olma ihtimali var.
    en azından onlar metod nedir anlıyorlar.

    sizle tartışmak istemiyorum.

    sizin şahsınızda islama eleştiri getirmek fazla kolaycılık olur.

    üstelik siz benim fikirlerime eleştiri de koymuyorsunuz.
    ben de fikirlerimi test edemiyorum.

    ben sadece sizi eleştirmek için burda değilim.

    eleştirilmeliyim ki kendi fikirlerimin eksiğini görebileyim.

    sizde ise bu uyetenek yok.

    mesela bende de olmayan pek çok yetenek var.

    bu hakaret değil.

    siz metodoloji bilmiyorsunuz.
    mesela bende ebru sanatı bilmiyorum.

    ne var yani bunu söylemek hakaret mi oldu.

    ben felsefeyle tartışırım..

    burda bursali ve enrico da felsefeyle tartışma istidadı gösterdi.
    ama siz gösteremediniz ümmi de gösteremedi.

    hepsi bu kadar basit.

  2. #192
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı diamat´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın kapkale

    inancınıza hakaret etmiyorum.

    daha nazik ifade edeyim o halde.

    enrico ya da bursali ayarında üyelerle bilgi alışverişimiz olma ihtimali var.
    en azından onlar metod nedir anlıyorlar.

    sizle tartışmak istemiyorum.

    sizin şahsınızda islama eleştiri getirmek fazla kolaycılık olur.

    üstelik siz benim fikirlerime eleştiri de koymuyorsunuz.
    ben de fikirlerimi test edemiyorum.

    ben sadece sizi eleştirmek için burda değilim.

    eleştirilmeliyim ki kendi fikirlerimin eksiğini görebileyim.

    sizde ise bu uyetenek yok.

    mesela bende de olmayan pek çok yetenek var.

    bu hakaret değil.

    siz metodoloji bilmiyorsunuz.
    mesela bende ebru sanatı bilmiyorum.

    ne var yani bunu söylemek hakaret mi oldu.

    ben felsefeyle tartışırım..

    burda bursali ve enrico da felsefeyle tartışma istidadı gösterdi.
    ama siz gösteremediniz ümmi de gösteremedi.

    hepsi bu kadar basit.

    pek, siz istediniz birazdan ben hakaret etmiyorum dediğiniz ve bizzat sizden çıkan sözlerinizi göstereyim okumayı ihmal etmeyin

  3. #193
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    221
    Rep Gücü
    0
    peki kardeşim

    bunca mesajın boşu boşuna olmadığına beni bir inandırın bakalım.

    tekrar ediyorum o halde.

    akıl, beynin foksiyonlarının soyutlanmasıdır diye bir tanımı üstelik bir çok kez dile getirmek zorunda kalmıştım.

    hadi buyrun bu cümleyi analiz edin.
    ne anladınız bu cümleden.
    lehinde ya da aleyhinde fikir beyan edin ki, sizin beni anlayabildiğinizi dolayısıyla da boşa yazmadığımı görebileyim.

    evet buyrun, analizinizi bekliyorum.

  4. #194
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı diamat´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki kardeşim

    bunca mesajın boşu boşuna olmadığına beni bir inandırın bakalım.

    tekrar ediyorum o halde.

    akıl, beynin foksiyonlarının soyutlanmasıdır diye bir tanımı üstelik bir çok kez dile getirmek zorunda kalmıştım.

    hadi buyrun bu cümleyi analiz edin.
    ne anladınız bu cümleden.
    lehinde ya da aleyhinde fikir beyan edin ki, sizin beni anlayabildiğinizi dolayısıyla da boşa yazmadığımı görebileyim.

    evet buyrun, analizinizi bekliyorum.
    ___nkâr edilemeyecek hakikat şu: hem maddî (beden), hem de madde-ötesi (ruh) bir yanımız var. Fizikî bir âlemde yaşıyoruz. Maddeyi inkâr edemeyiz. Maddî birer gerçeklik olan beş duyu ile beyin arasında anatomik ve fizyolojik irtibat var, ve bu duyular ancak fizikî âlemi algılayabilir (ruhun pencereleri). Dışarıdan beş duyu vasıtasıyla aldığımız bilgiler beyinde tâbi tutuldukları fizikî işlemleri takiben, algılayamadığımız şekillerde, şuur, akıl ve irade sahibi ruha iletilir. Bu bilgileri fizikî âlemdeki dar şekil ve mânâlarının ötesinde değerlendirip anlamlandıran, aklî ve iradî olarak cevaplandıran da "ruh" olur; bir miktar su ve hücre değil. Fakat bu değerlendirme neticesindeki tepki, "düşünme" safhasını takiben eğer beden üzerinden çeşitli mimik ve hareketler yoluyla gözükecekse (beden dili), ruh bunu bedene beyin (ve kalb) yoluyla iletir. Yani "ruhun beden ile irtibatı en başta beyin (ve kalb) üzerinden oluyor" denebilir. Sebebler âleminde ise, insan bedeninde maddî bir ara-istasyonun varlığı gereklidir. İşte bu, beyindir.


    ___Materyalist bilim adamları ve bilhassa beyin araştırmacıları ise çok büyük bir hataya düşmekte, insanın şuur, akıl ve iradesinin esas merkezi olarak beyni kabul etmektedirler. Bu yaklaşım, televizyonda gördüğü görüntülerin kaynağını ekrandan veya televizyon kutusunun içinden bilen bir bebek veya çocuğun durumuna benzemektedir.

    ___Biliriz ki, ekrandaki görüntünün kaynağı ekran veya televizyon kutusunun içi değildir. Kutudaki elektronik devrelerin vazifesi, anten üzerinden gelen elektromanyetik dalgaları görüntüye dönüştürmek, ekranın vazifesi de, bunları göstermektir. Bu dalgalar görüntüye kaynak teşkil eden madde ve mekânı temsilen gönderilir, uzayda yolalır, alıcı antene ulaşır ve TV kutusu içindeki dönüştürücüler yoluyla ekrana görüntü olarak yansır. Biz bu görüntülerin başka yerde imal edilip gönderildiğini, ekranın sadece bunların gösterildiği bir sahne görevi gördüğünü biliriz. İşte insan beyni de, TV kutusu benzetmesiyle yapı ve fonksiyonu anlaşılabilecek bir realitedir, ama asla dalganın ve görüntünün esas kaynağı değildir. Yani insanın gözle görülen bütün iradî (zaman zaman da gayr-i iradî) davranışlarının kaynağı beyin değil, ruhtur. Beyin, sadece ruhtan gelen sinyallerin (şuur, akıl ve iradeye dayanan duygu ve düşünce sinyalleri) beden üzerinde görülecek (dış dünyaya aksedecek) davranışlara dönüştürülmesinde rol oynamak üzere bedene konmuş maddî bir vasıtadır. Bizim davranışlarımız da (dışarıdan bakıldığında) işte o televizyon ekranındaki görüntü gibi düşünülebilir. Fakat bir farkla: televizyon antenine gelen dalgalar gözle görülmez, ancak ölçülebilirken, ruhtan beyne gelen dalgalar ne görülebilir, ne de ölçülebilir. Ayrıca, fizikî âlemde elektromanyetik dalgaların kaynağında (veya yolaldığı ortamda) bir problem olabilir. Anten ve televizyon kutusu iyi çalıştığı halde dalga gelmeyince veya sağlıklı gelmeyince ekrana hiçbir görüntü yansımaz, veya bozuk yansır. Diğer yandan, elektromanyetik dalgalar sağlıklı şekilde gelse de, televizyon kutusu içindeki elektronik devrelerde veya ekranda arıza olduğunda yine sağlıklı görüntü elde edilemez.

    ___İnsan için düşündüğümüzde, davranış bozukluklarının sebebinin ruh olduğu söylenemez. Çünkü insan ruhu ona üflenmiş ilâhî bir nefhadır; akıl ve iradeden yoksun olmadığını biliyoruz. O zaman diyebiliriz ki, beyinden ruha veya ruhtan beyne bilgi iletilmesinin önünde beyindeki veya bedendeki herhangi bir arızadan (veya nefisten) kaynaklanan engeller sözkonusu olabilir. Ruh bu durumda akıl ve iradeye dayanan sinyallerini beyne aktaramaz, veya beyin bunları sağlıklı şekilde alamaz. Bu yüzden beyinde sebebler açısından gerekli süreçler sağlıklı işlemez (beyin tomografisinde de bu görülebilir). Böyle bir insana dışarıdan bakıldığında dengesiz, abuk-sabuk davranışlar ve anormallikler görülür.

    ___Bilhassa beyinde, doğum öncesinde, esnasında veya sonrasında çeşitli sebeblerden dolayı meydana gelen bazı kalıcı hasarlar da, ruhun dünya hayatında bedenle "akıl ve şuur" dairesinde temas kurmasına engel olabilir, "zihin özürlü" denilen bu kişiler de yaptıklarından dünyada ve ahirette sorumlu olmazlar. Uyku, baygınlık, koma hâli, ve akıl sağlığının geriye dönmeyecek şekilde yitirilmesi de bunun gibidir. Bedenden ruha doğru olan tesirlere bir başka misâl aşırı yemeye bağlı olarak kanın ve dolayısıyla oksijenin büyük kısmının mideye yönelmesi neticesinde beyne az oksijen gitmesi ve uykunun gelmesidir. Burada da ruhun beyinle teması zayıflar, şuur ve irade baskılanır ve faaliyetleri azalır. Aynı şekilde, güzel koku da bedenden ruha doğru bir tesir olarak güzel duyguların doğmasına vesile olur. Meselâ frontal lob tümörü gibi, insan beyninin ön kısmındaki hasarlara bağlı davranış değişiklikleri, o insanda daha önce asla görülmemiş edebe aykırı hâllerin ortaya çıkmasına yolaçabilir. Fakat bunlar ruhtan değil, ruh-beden münasebetinin sağlıklı kurulması önünde engel teşkil eden beyindeki problemlerden dolayıdır.

    ___Beyin inkâr edilemez. Duygu (sevgi, nefret vs), düşünce, niyet, istek gibi elle tutulamayan ve davranışlarımıza temel teşkil eden madde-ötesi hâl ve temayüllerimizin tabii ki (tıpkı TV ekranında görüntünün görülmesi gibi) beyinde görülüp tesbit ve takip edilebilecek maddî yanları var, fakat bunlar sebep ve kaynak değil, sadece beyindeki yansıma ve sonuçlardır. Beyindeki organik problemleri anlamak ve tedaviyi belirlemek açısından da beyin araştırmaları önemli. Fakat beyin ile ruhun fonksiyonları birbirine karıştırılmamalı. İnsanı, onun duygu, düşünce ve iradî davranışlarını beynin ürünü olarak görme hatasına düşülmemeli.

    ___İnsan bedenini ve bunun fonksiyonlarını anatomi, fizyoloji, biyokimya ile izah edebiliriz ama "insan"ı edemeyiz. Çünkü "insan", beden ve beyninin toplamından fazla birşeydir. Şuur, akıl ve irade sahibi bir ruhu vardır. Ruhun fonksiyonlarının bir kısmını beyin-beden üzerinden anlamaya çalışırken biyoloji temelli yaklaşımın tuzaklarına düşmemeliyiz. Materyalist bilimin beyne atfettiği "akıl" gibi olağanüstü kompleks bir hakikate de hiçbir organizma ve sistem kendiliğinden sahip olamaz; ancak dışarıdan verilmesi gerekir.

    ___Akıl sahibi ruh bedenle irtibatını devam ettirdiği müddetçe, yani kişi dünyada akıl sağlığı nimetiyle yaşarken, meselâ onu çok üzen (burada üzülen beyin, yani su olabilir mi?) bir haber aldığında bundan müteessir olur ("hassas ruhlar" deyimi). Beden de ruhun bu hâlinden beyin (ve kalb) yoluyla etkilenir (ruh-beden bütünlüğü), yani ruhun sıkıntısı ister istemez bedene yansır. Bundan dolayı beden güç yitirir, direnci azalır, ve vücudda çeşitli hastalıklar başgösterir. Yukarıda, bedenden ruha doğru olan tesirlerden farklı olarak, burada önce ruh müteessir olur, acı ve ızdırab duyar, sonra da ruha bağlı olarak beden. Himmeti bütün insanlık olan hassas ve muzdarip ruhların duyduğu, gördüğü, haberini aldığı kötü gelişmeler karşısında vücudlarının sarsılması bundan (aslında ruhlarının sarsılmış olmasından)dır. Ruhen çok hassas insanlarda bedenî hassasiyetler (meselâ ağrı ve acı eşiklerinin çok düşük olması, ani rahatsızlanmalar da) görülebilir. Bir de, aklı yerinde olduğu halde yağmur altında ıslanmayacak kadar hassasiyetten yoksun ruhlar vardır.

    __Diyebiliriz ki, insan konuştuğunda da, aslında konuşan ruhudur, dili ve beyni değil. İnsan bedeni (beyin, sinir, gırtlak, çene, dil, ağız) buna uygun yaratılmıştır. Ruh konuşmak istemediğinde dil de konuşamaz. Bazen, ruh birşeyden müteessir olduğunda, ruh-beyin-beden etkileşiminde arıza başgösterebilir, ve dil konuşmak istese de konuşamaz.

    __kısacası akıl irade şuur beynin foksiyonu deil ruhun bütünselleridir

    insanda ruh vardır görölemez duyulamaz hissedilir tıpkı allah gibi

    __ruh zaten allahtandır
    Konu kapkale tarafından (13-10-2010 Saat 01:17 AM ) değiştirilmiştir.

  5. #195
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    ___bu arada bunlar müslümanlara inananlara karşı hitablarınız

    işte islamın sağlayabileceği düzey ancak bu kadardır derim.
    ama kendime yakıştıramıyorum böyle belden aşağı çalışmayı.


    ama bu kimin umurunda.
    küfr derecesindeki bir işlem için iki kelimelik ağız oyunu yapmak yetiyor.
    işte müslüman denen adam budur.
    .kendi tanrısına karşı üçkağıt açan bu müslümanlarla hangi meseleyi tartışabiliriz ki.

    müsaade etmeyeceğinizi söylerken ne kastettiğiniz açık değil.
    it ürür kervan yürür derler.

    kuranın tanrısı faizi yasaklamış ve kendisine ve peygamberine savaş açmak olarak nitelemişken, müslümanlar kendi tanrılarına sırf bir kelimenin yardımıyla dalavere açabilecek kadar pervasız ve kaypak bir tavrın içindedirler.

    yoksa kendi tanrısına dalavere yapanların beni neyle suçlayacağı umurumda değil

    ama kimin umurumda.adamların gözü dönmüş, kapitalizme öylesine teşneler ki ne ayet ne hadis vız gelir.
    yahudilerden öğrendikleri gibi iki kelimenin yerini değiştirip faizi ticaret yaparlar.

    neye haddim olduğunu senden mi öğreneceğim.

    yoksa,kendi tanrısına üçkağıt açmaktan çekinmeyen, kabe duvarında anasıyla zina etmek gibidir diye tanımlanmış ve yasaklanmış bir eylemi iki kelimenin yerini değiştirerek köküne kadar hayatına dahil edecek kadar ilkesizleşmişlerden mi!!!

    sen hastaydın ve yanlış bir karar verdin bile diyemeyen bir tanrı mı, yoksa insan yazımı ve yazarının şark kurnazlığını yansıtan bir kitap mı.

    kuranın tanrısı üstteki iki seçenekten ikincisini tercih ederek oldukça sıradan bir öğretmen olduğunu, hatta çok yüce bir yaratıcıdan daha çok tipik bir şark kurnazı gibi düşündüğünü ele vermiştir bu kıssada.
    burda ilginç olan, kuranın tanrısının problem çözme biçimidir.kelimeleri eğip bükerek, anlamından saptırarak problem çözmek.

    bu biçime argoda şark kurnazlığı deniyor.

    ben diyorum ki, müslümanlar bu tarz yahudi kurnazlıklarına pek temayüllüler.


    ____gelin bir özör çok bişey deil yapın ve yolumuza devam edelim

  6. #196
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    221
    Rep Gücü
    0
    sayın kapkale

    iki yazı yazmışsınız.

    birincisine incelemeden cevap yazmayacağım.
    bu gece yazınızı iyice okuyup anladıktan sonra size cevap yazacağım.

    gelelim ikinci yazınıza.
    ordaki eleştirleri üzerinize alıp almamaya siz karar vereceksiniz.
    seçim sizin.

    o cümleler yanlış değil.
    hakaret de değil.kendi inandığı allahın ayetlerini eğip bükmek sadece yahudilere mahsus değil.müslümanların da çoğu o karaktededir.

    sorun şu ki;
    siz öyle birisimisiniz yoksa değilmisiniz.
    buna siz karar vereceksiniz.
    ancak bu kararı sadece kafanızda değil, tavrınızla ve hayatınızla vereceksiniz.

    gerçi faiz meselesindeki tavrınız bana pek olumlu sinyaller vermedi ama çıkmayan candan umut kesilmez.

  7. #197
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı diamat´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın kapkale

    iki yazı yazmışsınız.

    birincisine incelemeden cevap yazmayacağım.
    bu gece yazınızı iyice okuyup anladıktan sonra size cevap yazacağım.

    gelelim ikinci yazınıza.
    ordaki eleştirleri üzerinize alıp almamaya siz karar vereceksiniz.
    seçim sizin.

    o cümleler yanlış değil.
    hakaret de değil.kendi inandığı allahın ayetlerini eğip bükmek sadece yahudilere mahsus değil.müslümanların da çoğu o karaktededir.

    sorun şu ki;
    siz öyle birisimisiniz yoksa değilmisiniz.
    buna siz karar vereceksiniz.
    ancak bu kararı sadece kafanızda değil, tavrınızla ve hayatınızla vereceksiniz.

    gerçi faiz meselesindeki tavrınız bana pek olumlu sinyaller vermedi ama çıkmayan candan umut kesilmez.
    ___sen hastaydın ve yanlış bir karar verdin bile diyemeyen bir tanrı mı, yoksa insan yazımı ve yazarının şark kurnazlığını yansıtan bir kitap mı.

    ___ben diyorum ki, müslümanlar bu tarz yahudi kurnazlıklarına pek temayüllüler.

    __burda ilginç olan, kuranın tanrısının problem çözme biçimidir.kelimeleri eğip bükerek, anlamından saptırarak problem çözmek.

    bu biçime argoda şark kurnazlığı deniyor.


    ltff bunlar acaba insanlaramı yoksa insanların benimseyip saygı duyduğu inandığı ve insanlarda inanç olan değeremi hakaret etme siz karar verin

    __zeytinyağıyla su karışmaz unutmayın zeytinyağımısınız sumu

    ltff özör dileyin yada müslümanların değerlerini tartışmayın bu sokak diliyle

  8. #198
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nerden
    İzmir
    Mesaj
    199
    Rep Gücü
    2598
    Alıntı kapkale´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ___bu arada bunlar müslümanlara inananlara karşı hitablarınız

    işte islamın sağlayabileceği düzey ancak bu kadardır derim.
    ama kendime yakıştıramıyorum böyle belden aşağı çalışmayı.


    ama bu kimin umurunda.
    küfr derecesindeki bir işlem için iki kelimelik ağız oyunu yapmak yetiyor.
    işte müslüman denen adam budur.
    .kendi tanrısına karşı üçkağıt açan bu müslümanlarla hangi meseleyi tartışabiliriz ki.

    müsaade etmeyeceğinizi söylerken ne kastettiğiniz açık değil.
    it ürür kervan yürür derler.

    kuranın tanrısı faizi yasaklamış ve kendisine ve peygamberine savaş açmak olarak nitelemişken, müslümanlar kendi tanrılarına sırf bir kelimenin yardımıyla dalavere açabilecek kadar pervasız ve kaypak bir tavrın içindedirler.

    yoksa kendi tanrısına dalavere yapanların beni neyle suçlayacağı umurumda değil

    ama kimin umurumda.adamların gözü dönmüş, kapitalizme öylesine teşneler ki ne ayet ne hadis vız gelir.
    yahudilerden öğrendikleri gibi iki kelimenin yerini değiştirip faizi ticaret yaparlar.

    neye haddim olduğunu senden mi öğreneceğim.

    yoksa,kendi tanrısına üçkağıt açmaktan çekinmeyen, kabe duvarında anasıyla zina etmek gibidir diye tanımlanmış ve yasaklanmış bir eylemi iki kelimenin yerini değiştirerek köküne kadar hayatına dahil edecek kadar ilkesizleşmişlerden mi!!!

    sen hastaydın ve yanlış bir karar verdin bile diyemeyen bir tanrı mı, yoksa insan yazımı ve yazarının şark kurnazlığını yansıtan bir kitap mı.

    kuranın tanrısı üstteki iki seçenekten ikincisini tercih ederek oldukça sıradan bir öğretmen olduğunu, hatta çok yüce bir yaratıcıdan daha çok tipik bir şark kurnazı gibi düşündüğünü ele vermiştir bu kıssada.
    burda ilginç olan, kuranın tanrısının problem çözme biçimidir.kelimeleri eğip bükerek, anlamından saptırarak problem çözmek.

    bu biçime argoda şark kurnazlığı deniyor.

    ben diyorum ki, müslümanlar bu tarz yahudi kurnazlıklarına pek temayüllüler.


    ____gelin bir özör çok bişey deil yapın ve yolumuza devam edelim
    Sayın Kapkale

    Sanıyorum, çocuklukta öğretilen bir algılama mantığınız var, anlayamadığınız şeyleri okuyor, anlayabileceklerinizi okumuyor, anlamadığınıza inanıp, anlayabileceğinizi inkar ediyorsunuz.

    Yukarıda Sayın Diamat'tan yaptığınız alıntılarda dininize yapılmış bir hakaret yoktur, bunu uyguladığını söyleyenleri tenkit, eleştiri ve uygulamalarını yüzüne vurmak var.

    Bunu küfür olarak algılamanız Sayın Aziz Nesin'e saldırma mantığınızla çok farklı değil, bundan yıllar önce Siva'ta olsaydınız siz de kalabalığın içerisindeki bir canlı olurdunuz.

    Size tek şunu söyleyeyim alıntıladığınız yazıyı kendiniz yazacak konuma geldiğinizde burada tartışacak seviyeye gelmiş olacaksınız. Fakat ozamana kadar FASULYE olarak bu forumdaki yazılarınız ciddiye alınmayacak

    Saygılar;)...

  9. #199
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    221
    Rep Gücü
    0
    sayın kapkale

    şu hakaret meselesine kısa bir mesajla son noktayı koymak istiyorum.
    daha sonra enerjimizi konuya çevirelim.

    ben herhangibir tanrının varolmadığını düşünüyorum.
    keza peygamberler seçip onlara vahiy gönderdiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu düşünüyorum.

    şimdi bunun içeriğine bakarsanız, açıktır ki bu düşünce muhammedi yalancılıkla suçlamayı içeren bir düşüncedir.
    dolayısıyla benim düşünce biçimim zaten sizin mantığınıza göre inananların kutsallarına hakarettir.
    bu kaçınılmaz bir şey.
    inananlar, inanma biçimlerinin onlara yüklediği bir mecburiyetin sonucu olarak bu meseleyi böyle algılamak zorundalar.

    şimdi bana söyleyin.
    benim düşüncelerim doğası gereği sizin inancınızı redettiğinden dolayı size hakaret ise eğer, o zaman ben size hiç hakaret etmeyeyim, bu meseleyi hatta her meseleyi kapatalım.
    tartışmayalım.

    yok eğer sizin düşünceniz sizi bağlar diyebilecek düşünsel olgunlukta olduğunuzu düşünüyorsanız devam edelim.

    sizin cevabınıza göre akıl üzerine yazdığınız yazının cevabını yazmayı düşünüyorum.

    ancak izniniz olursa yazınızın cevabını bu başlığa yazmayacağım.
    ayrı bir başlık açıp bu meseleyi tekil olarak orda ele alacağım.
    bu başlıkta ise evrimi tartışmaya devam ederiz.
    beyin ve akıl konusunu ise müstakil olarak başka başlıkta tartışırız.

    şimdi ben bir inançsız olarak fikrimi ortaya koyduğumda ve o fikri tanrı yoktur, muhammed de vahiy almamıştıra bağladığımda bu hakaret olacak mı, yoksa bir fikir mi olacak.
    cevabınıza göre devam edeceğim.

  10. #200
    Kıdemli Üye kapkale - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Nerden
    malatya __balıkesirde oturuyorum
    Mesaj
    642
    Rep Gücü
    8914
    Alıntı diamat´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın kapkale

    .

    şimdi ben bir inançsız olarak fikrimi ortaya koyduğumda ve o fikri tanrı yoktur, muhammed de vahiy almamıştıra bağladığımda bu hakaret olacak mı, yoksa bir fikir mi olacak.
    cevabınıza göre devam edeceğim.
    ___bir dine inanmış bir insana şark kurnazı demek

    __inandığı değere şark kurnazı demek

    inandığı dğerleri fütursuzca karalamak

    __bir yapılan hatayı sanki o inancın bütün biryleri yapıyormuş gibi gösterip bu bağlamda o bireylerin hepsine sokak ağzıyla laf atmak

    ___bunlar hakaret deil dimi yukardaki düşüncenizle uyuşuyor dimi

    bu kadarda olmaz ya bundan sonra istesenizde istemesenizde bende hakaret vari konuşacam ve her konunuzda bir hakaret vari cevap yazacağım ve diyeceğimki ben sizin evrim ve kendiliğinden oluş düşüncenizi paylaşmıyorum bana mantıklı gelmiyor o yüzden böle yazılar yazıyorum böyle kelimeler kullanıyorum diyeceğim

    kabulmu

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 02-08-2012, 02:44 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 11-11-2011, 04:14 PM
  3. Yorum: 2
    Son mesaj: 10-08-2011, 06:04 PM
  4. iNSANI TANIMADA YAZI VE KAREKTER
    erkişi Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 14-04-2008, 12:06 PM
  5. makyaj kadını yaratti (video)
    EMRE Tarafından Makyaj Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-11-2007, 01:13 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık