6. Sayfa, Toplam 7 BirinciBirinci ... 4567 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 51 ile 60 Toplam: 61
  1. #51
    Tecrübeli Üye Arkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    487
    Rep Gücü
    20780
    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ayete ve ayetin açıklamasına bakıldığında tam da dediğiniz çıkıyor ortaya.
    Bunun içindir ''DUA Gereksiz mi'' sorusu yöneltilmiştir.

    Ama beğenmemiş görünüyorsunuz ?
    sayın sosyalist kardeşim
    evet doğrudur her şey bir kaderle yazılıdır ve kainatta ne yaratılmışsa her şeyin bilgisi levh-i mahfuzda saklıdır.Önceden Allah tarafından görülüp bilinen şeyler Levh-i mahfuza kaydedilmiştir.
    Mevlana derki Cihanlar henüz yoktu tuluğlar gruplar yoktu ben vardım ve seviyordum. Buradanda anlayacağımız üzere biz çok önceden yaratılmıştık fakat madde ve materyale dair hiç bir şey yoktu çünkü biz Allah ın nurunda bir nur olarak vardık.Ruhumuz Allah ın nurundan yaratılmıştır.
    Biz ozamanlar Allah ın ilim sıfatındaydık Allah yaratacağı şeylerin akıbetlerini görüyor ve biliyordu ki bilmese yaratıcı denilmez.Geleceği bilmeyen bir yaratıcı düşünülemez,yarattıklarının başlangıç ve bitişini bilmeyene yaratıcı denilemez. Dolayısıyla biz ilim sıfatında biliniyorduk nur olarak da vardık sonsuzluğa dahildik.
    gelelim kudret sıfatıyla vücut bulmamıza
    matrix filminde kahin neo ya derki sen kararlarını çoktan verdin buraya sadece kararlarını niçin verdiğini görmeye geldin.
    biz ilim elindeyken kararlarımız vermiştik başımıza gelecek her şey gelmişti bizim ateist yada dindar olacağımız belli olmuştu cenneti veya cehennemi hak edeceğimiz belliydi biz dünyaya bunları niçin hak ettiğimizi görmeye geldik çünkü mahşer yerinde itiraz hakkımız olacaktı.
    Feriduddun ibn-i attar der ki biz sarhoşken henüz üzüm yaratılmamıştı.ilim elinde aşk ehli aşktan sarhoştular henüz nurdular ruh olup bedene girmemişlerdi.
    kudret eline geçtik ve yaratıldık o zaman dünyaya teşrif buyurduk ve ilim elindeyken levh-i mahfuza yazılmış olan her şey başımıza gelmeye başladı ve bizde yaşamaya başladık.
    Ancak insana elest bezminde verdiği kulluk sözü unutturuldu ta ki peygamberler gelsin ve sözümüzü hatırlatarak bize görevimizi yapmamızı istesin.bizde yaparak veya yapmayarak sınava dahil olalım.Kulluk sözünün unutturulmasındaki hikmet bizim cüzi irademizi kazanmamızdır.
    dolayısıyla biz her şeyi ilim sıfatında yaşadık ancak vücut bulup kararlarımızı görmemiz kudret sıfatıyla yaratılmamızla başlamıştır.
    bizim cüzi irademiz vardır ve duaya henüz ilim elindeyken cevap verilmiştir.şimdi cevap verilip verilmediğini yaşıyor ve görüyoruz.
    saygılarımla

  2. #52
    Acemi Üye sailor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    244
    Rep Gücü
    5530
    Sn. sosyalist size birşey sorucam ama lütfen dürüstçe cevap verin. Biz size bu konuyu iyi bir şekilde cevaplasak siz uygulayacak mısınız?Yoksa sormak için mi soruyorsunuz soruları?Yada ben sorumu sorayımda siz cevap verin ben genede bildiğimi okurum mu diyorsunuz?Bunları gerçekten dürüstçe cevaplarsanız sevinirim.

  3. #53
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Alıntı Arkun´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın sosyalist kardeşim
    evet doğrudur her şey bir kaderle yazılıdır ve kainatta ne yaratılmışsa her şeyin bilgisi levh-i mahfuzda saklıdır.Önceden Allah tarafından görülüp bilinen şeyler Levh-i mahfuza kaydedilmiştir.
    Mevlana derki Cihanlar henüz yoktu tuluğlar gruplar yoktu ben vardım ve seviyordum. Buradanda anlayacağımız üzere biz çok önceden yaratılmıştık fakat madde ve materyale dair hiç bir şey yoktu çünkü biz Allah ın nurunda bir nur olarak vardık.Ruhumuz Allah ın nurundan yaratılmıştır.
    Biz ozamanlar Allah ın ilim sıfatındaydık Allah yaratacağı şeylerin akıbetlerini görüyor ve biliyordu ki bilmese yaratıcı denilmez.Geleceği bilmeyen bir yaratıcı düşünülemez,yarattıklarının başlangıç ve bitişini bilmeyene yaratıcı denilemez. Dolayısıyla biz ilim sıfatında biliniyorduk nur olarak da vardık sonsuzluğa dahildik.
    gelelim kudret sıfatıyla vücut bulmamıza
    matrix filminde kahin neo ya derki sen kararlarını çoktan verdin buraya sadece kararlarını niçin verdiğini görmeye geldin.
    biz ilim elindeyken kararlarımız vermiştik başımıza gelecek her şey gelmişti bizim ateist yada dindar olacağımız belli olmuştu cenneti veya cehennemi hak edeceğimiz belliydi biz dünyaya bunları niçin hak ettiğimizi görmeye geldik çünkü mahşer yerinde itiraz hakkımız olacaktı.
    Feriduddun ibn-i attar der ki biz sarhoşken henüz üzüm yaratılmamıştı.ilim elinde aşk ehli aşktan sarhoştular henüz nurdular ruh olup bedene girmemişlerdi.
    kudret eline geçtik ve yaratıldık o zaman dünyaya teşrif buyurduk ve ilim elindeyken levh-i mahfuza yazılmış olan her şey başımıza gelmeye başladı ve bizde yaşamaya başladık.
    Ancak insana elest bezminde verdiği kulluk sözü unutturuldu ta ki peygamberler gelsin ve sözümüzü hatırlatarak bize görevimizi yapmamızı istesin.bizde yaparak veya yapmayarak sınava dahil olalım.Kulluk sözünün unutturulmasındaki hikmet bizim cüzi irademizi kazanmamızdır.
    dolayısıyla biz her şeyi ilim sıfatında yaşadık ancak vücut bulup kararlarımızı görmemiz kudret sıfatıyla yaratılmamızla başlamıştır.
    bizim cüzi irademiz vardır ve duaya henüz ilim elindeyken cevap verilmiştir.şimdi cevap verilip verilmediğini yaşıyor ve görüyoruz.
    saygılarımla
    Sayın Arkun yazdıklarınızdan şunu anladım:

    1. İnsanların tüm geçmiş ve geleceği yazılmıştır.
    2. Durum böyle olunca bunları değiştirme imkanları bulunmamaktadır.
    3. Fakat insanlar bunu unutmuş olabileceklerinden, kendilerine hatırlatılması için peygamber göndermek gerekmiş ve sınava tabi tutulmuşlar.
    4. Duanın kabul edilip edilmediğine ise daha insanlar dünyaya gelmeden önce karar verilmiştir.

    Doğrumu acaba ?

    Alıntı sailor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sn. sosyalist size birşey sorucam ama lütfen dürüstçe cevap verin. .
    Dürüst olmak önemlidir sayın sailor.
    Bunu sizlerde görmek inanın benim için de güzel bir durum olacak.

    Biz size bu konuyu iyi bir şekilde cevaplasak siz uygulayacak mısınız?
    Benim uygulayıp uygulamayacağım bir durum değil ki sizlerin konuyu cevaplamanız.
    Dikkat ederseniz bir çelişkiden söz ediliyor.
    Yani tüm herşey yazılmış, çizilmiş, defter dürülerek kaldırılmış, hiçbir şeyin değiştirilmeyeceğinden söz edilmiş fakat siz diyorsunuz ki ben duayla bazı şeyleri değiştireceğim.
    Sizin bu düşünceniz ayete aykırı bir durum değil midir?
    Dürüst olalım lütfen.

    Yoksa sormak için mi soruyorsunuz soruları?Yada ben sorumu sorayımda siz cevap verin ben genede bildiğimi okurum mu diyorsunuz?Bunları gerçekten dürüstçe cevaplarsanız sevinirim
    Soruları sormama neden olan durum, sizlerin fark etmediklerini fark etmemden kaynaklanmaktadır.
    Ya da kavramlardaki çelişkilerdir bana bu soruları sorduran.
    Doğruyu bulmak ve doğruyla içiçe yaşamaktır aslolan.
    Başka da amacım yok sayın sailor..
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  4. #54
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    "Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım "Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?" diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. "(Bakara Sûresi, 186)

    "Rabbimiz buyurduki: Bana dua edin size cevap vereyim."
    (Mü'min suresi 60. Ayet)

    "Deki; Eğer duanız olmasa Rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var."
    (Furkan suresi 77.Ayet)

    Dua,Kalbimizin Rabbimizle buluştuğu zamanlardır.duaya gerek olmaz olur mu en büyük gereksinim.
    Duanın ve yapılan hayırların kaderin hepsi değilsede bir kısmı üzeinde tesiri vardır.Hatta eceli bile etkiler.

    İki türlü ecel vardır; Biri ecel-i mübrem, diğeri de ecel-i muallak’dır. Ecel-i mübrem asla değişmez, kat’îdir, fakat ecel-i muallak değişebilir. Çünkü bu ecel, bir işin yapılmasına veya yapılmamasına bağlanmıştır. Bir iş yapılırsa ecelin gelmesi, yapılmazsa gelmemesi takdir olunmuştur. Meselâ: duâ’ya bağlı ecel, sadaka’ya bağlı ecel, devâ’ya bağlı ecel gibi.



    Duâya bağlı eceli Cenâb-ı Hakk, dua eden kuluna değiştirir, sadakaya bağlı eceli de, verilen sadaka ile değiştirir, ilaca bağlı eceli de, ilacın devasıyle değiştirebilir. Bunlara ecel-i muallak denir. Bir de kaza ve belaları değiştirme vardır ki, Allah yazdığı bir belayı, bir sadakaya veya duaya veya bir namaza, veyahut bir hayra bağlamıştır, o da, o hayır, o sadaka işlenince belayı def eder. Nitekim Hadisi Şerifde sadaka hakkında buyrulmuştur ki:

    “Sadaka belayı def eder, ömrü uzatır, Allah’ın
    gadabını söndürür, günahları imha eder, rızka bereket getirir.”
    Sadakanın daha pek çok hasletleri sayılmıştır. Faydaları çoktur.
    Meselâ ağızdan çıkan sözlere bağlı hükümler de vardır. Onun için ağızdan çıkan sözlere çok dikkat etmelidir. Çünkü, “Ayak sürçerse bacak kırılır, fakat dil sürçerse baş kesilir.”

    Halîfe Mütevekkil, oğullarını okutmak üzere, zamanın âlimi İbnüssekit’i hoca tutmuş. Bir gün ona şöyle bir soru sormuş: Benim oğullarımı mı daha çok seversin? Hz. Ali’nin Haseneyn’ini mi daha çok seversin? demiş
    İbnüssekit: Vallahi Hz. Ali’nin kanberini bile senin oğullarından çok severim, diye cevap vermiş. Bunun üzerine Mütevekkil, o âlimin dilini kestirmiş ve kanlar aka aka şehid etmiş. İşte bu ecel de dilinden çıkan söze bağlı eceldir. Ecel-i muallak, bağlı bulunduğu şeyle gelir. Sadaka belayı def eder, eğer verilmezse bela gelir, sadaka ömrü uzatır, eğer verilmezse ecel gelir, çünkü ecel-i muallak buna bağlıdır... Sadaka verilince ecel değişecek ve ömür kat’î ecele kadar uzayacaktır. Verilmezse ecel-i muallak takdir olunacak veya mukadder bela gelecektir.

  5. #55
    Acemi Üye sailor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    244
    Rep Gücü
    5530
    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın Arkun yazdıklarınızdan şunu anladım:

    1. İnsanların tüm geçmiş ve geleceği yazılmıştır.
    2. Durum böyle olunca bunları değiştirme imkanları bulunmamaktadır.
    3. Fakat insanlar bunu unutmuş olabileceklerinden, kendilerine hatırlatılması için peygamber göndermek gerekmiş ve sınava tabi tutulmuşlar.
    4. Duanın kabul edilip edilmediğine ise daha insanlar dünyaya gelmeden önce karar verilmiştir.

    Doğrumu acaba ?



    Dürüst olmak önemlidir sayın sailor.
    Bunu sizlerde görmek inanın benim için de güzel bir durum olacak.


    Benim uygulayıp uygulamayacağım bir durum değil ki sizlerin konuyu cevaplamanız.
    Dikkat ederseniz bir çelişkiden söz ediliyor.
    Yani tüm herşey yazılmış, çizilmiş, defter dürülerek kaldırılmış, hiçbir şeyin değiştirilmeyeceğinden söz edilmiş fakat siz diyorsunuz ki ben duayla bazı şeyleri değiştireceğim.
    Sizin bu düşünceniz ayete aykırı bir durum değil midir?
    Dürüst olalım lütfen.


    Soruları sormama neden olan durum, sizlerin fark etmediklerini fark etmemden kaynaklanmaktadır.
    Ya da kavramlardaki çelişkilerdir bana bu soruları sorduran.
    Doğruyu bulmak ve doğruyla içiçe yaşamaktır aslolan.
    Başka da amacım yok sayın sailor..
    Cevapladığınız için teşekkürler...
    Ama sizin doğrularınız bizim yanlışlarımız oluyor.Ben size anlatmak istedim anladınız yada anlamadınız orasını bilemem ama lütfen sözde bize sizin doğrularınızı göstermek için soru sormayın.Çünkü bize ters düşen sorular.İnançlı insanların aklına şüphe düşürmeyin.Ahiretleriyle oynamayın.(siz inanmıyorsunuzdur ama biz inanıyoruz.)Eğer oynayacaksanız kendi ahiretinizle oynayın lütfen.

  6. #56
    Tecrübeli Üye Arkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    487
    Rep Gücü
    20780
    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın Arkun yazdıklarınızdan şunu anladım:

    1. İnsanların tüm geçmiş ve geleceği yazılmıştır.
    2. Durum böyle olunca bunları değiştirme imkanları bulunmamaktadır.
    3. Fakat insanlar bunu unutmuş olabileceklerinden, kendilerine hatırlatılması için peygamber göndermek gerekmiş ve sınava tabi tutulmuşlar.
    4. Duanın kabul edilip edilmediğine ise daha insanlar dünyaya gelmeden önce karar verilmiştir.

    Doğrumu acaba ?



    Dürüst olmak önemlidir sayın sailor.
    Bunu sizlerde görmek inanın benim için de güzel bir durum olacak.


    Benim uygulayıp uygulamayacağım bir durum değil ki sizlerin konuyu cevaplamanız.
    Dikkat ederseniz bir çelişkiden söz ediliyor.
    Yani tüm herşey yazılmış, çizilmiş, defter dürülerek kaldırılmış, hiçbir şeyin değiştirilmeyeceğinden söz edilmiş fakat siz diyorsunuz ki ben duayla bazı şeyleri değiştireceğim.
    Sizin bu düşünceniz ayete aykırı bir durum değil midir?
    Dürüst olalım lütfen.


    Soruları sormama neden olan durum, sizlerin fark etmediklerini fark etmemden kaynaklanmaktadır.
    Ya da kavramlardaki çelişkilerdir bana bu soruları sorduran.
    Doğruyu bulmak ve doğruyla içiçe yaşamaktır aslolan.
    Başka da amacım yok sayın sailor..
    sayın sosyalist kardeşim
    yanlış anladığınız bazı noktalar var insanların tüm geçmiş ve geleceği görülmüş ve yazılmıştır fakat değiştirme imkanı bulunmuyor demek değildir bu
    düşünün Allah ilim sıfatıyla bizlerin nasıl varlıklar ve karekterler olacağımızı görmek için hologram bir dünya yarattı biz henüz vücut bulmamıştık hologram halindeyken başımıza gelen her şey geldi trafik kazası geçirdik ve yaralandık iyileşmek için dua ettik Allah bu duaya henüz hologram halindeyken cevap verdi ve bizi iyileştirecek ilaçlara erişmemizi sağladı.biz o zaman Allah a şükrettik veya acıdan dolayı isyan ettik henüz hologram halindeyken bizim cennete yada cehenneme gideceğimiz belli oldu
    sonrasında tüm hologramlara çevre ve insan kainat hologramlarına kudret eli ile vücut verdi biz dünyaya geldik aynı şeyler başımıza geldi ve trafik kazası geçirdik hologram halindeyken ne tür bir tepki verdiysek aynı tepkiyi verdik ve mükafat veya cezayı hak ettik dolayısıyla dünya sadece bir gözlemleme alanıdır biz hologram halindeyken verdiğimiz tepkileri görmeye geldik.
    diyorsunuz ki her şey önceden kaydedildiğine göre dünyada dua etmenin ne anlamı var
    hologram halindeyken süpermeydan da her şeyin önceden kaydedilmiş olduğunu öğreniyorsunuz ve artık diyorsunuz dua etmek mantıksızlıktır çünkü ne yapacağım belliydi
    oysaki hologram halindeyken bu dünyada başınıza ne geliyorsa onlar geldi.burada olan her şey orada da vardı bu kararı yanlış anlayıp henüz oradayken verdiniz.şimdi bu kararı niçin verdiğinizi görmeye geldiniz .
    kısacası ortada bir çelişki yoktur
    hologram dünyada vermiş olduğunuz kararları görmeye geldiniz
    ve hoşgeldiniz dilerim hologram hayatınızda akıllıca bir hayat yaşamışsınızdır :)))))

  7. #57
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    DUANIN ÇARESİZLİĞİ...

    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  8. #58
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    dostlar dua'nın amacı niyet ifade etmektir. tabiatın ve yaşamın kuralları vardır. bu kuralları değiştirmek için yapılan dua'nın bir mana içermesi gerekir. ölümün manasını anlayan için kimse ölmesin diye dua etmek anlamsız ve gülünçtür. örneğin ünv. sınavına giren 250bin insanın sınavının hiç bitmemesini dilemek onca insan için iyilik değil azaptır. ulu Allah tüm kainatı ve yaşamı bir hesap ve ölçü üzerine yaratmıştır. en nihayetinde her canlı ölümü yaşayacaktır. insanların ölmemesi için değilde sınav şartlarının iyileştirilmesi için dua edilebilir hatta birşeyler yapabiliriz. örneğin sınav yerinin temiz olması bizim elimizdedir. kalemi silgisi olmayanla paylaşabiliriz, birbirimize güzel sözlerle selam verebiliriz bu sınava gireceğimiz aynı zamanı paylaştığımız insanlara. herbiri çok özeldir. hatta bizi bu sınava hazırlayan gelmiş geçmiş tüm öğretmenlerimize teşekkür edebiliriz. bu öğretmenler başta ulu melekler sonrada peygamberlerdir. elbette tüm bu senaryoyu yaratan ve bizi içerisine koyan ve herbirimize farklı meziyetler veren heran heryerde var olan ulu Allahımız'a da teşekkürün ötesinde şükür edebiliriz. buda bir niyettir. illaki ihlas veya fatiha okumamız gerekmez. bizden istenilen ince bir düşüncede her an uyanık olmamızdır.

    beddua'da vardır ondada kötü niyetler ifade edilir. düşünsenize bir başkasıda çıkıp hergün 250milyon insan ölsün diye dua etseydi? ve her dua edeninde manasız bu duaları kabul görseydi? bu sefer sanırım aynı başlığı şöyle atardınız. "ne saçma bir yaradılış var her canı isteyen bir dua ile dilediği kadar insanı yok edebiliyor" . hatta bazı araçlarda görüyorum "duan ile doğmadım ki beduanile öleyim" insanları dua ile yaşatmak yada öldürmek gülünç bir yaklaşım değilmi sayın sosyalist?

    işin daha da kötüsü var dostlarım. yaşatmak yada öldürmek hernekadar ulu Allah'ın emri ve izni ile olsada bunda biz insanların dilek, istek ve niyetlerininde karşılığı ve etkisi vardır. niyetler yaşatmak yeşertmek çoğaltmak paylaşmak korumak çoğunlukta olduğunda dünya bu istikamette yol alır. ve ulu Allah insanın niyetlerine ve isteklerine göre verendir. insan yapmak istediği inanılmaz hatta mucize diyebileceğimiz şeyleri çok kısa zamanda yapabilmektedir. ulu Allah dileyene dilediğini verendir.

    malesef günümüzde niyet dilekler hep kişinin veya aynı fikri paylaşan bir topluluğun kendi çıkar ve arzularına göre egoizmin bencilliğin agır bastıgı bir zamanda yaşıyoruz. işin dahada kötüsü bu bizim düşünce ve anlayışda ileriye gitmiş halimizdir. yani bugün aynı fikir ve düşüncede olanlar guruplaşıyorken, geçmişte aynı ten renginde olanlar guruplaşmıştır.

    fakat insanlık bir türlü hala farkına varamamıştır. çokda fazla yol alamamıştır. adına din dediğimiz tüm anlayışların amacı makamı, rengi, rütbeyi bir kenara bırakıp insana insan olduğunu bildiren ve bütünlüğe davet eden ilahi mesajlardır. buluşulacak nokta "insanlık" tır. insanlıkta buluşmak ancak üstün yaratıcımızın varlığında ve birliğinde buluşmakla mümkündür. biz insanlar, tabiattaki varlığımızı ve tabiata olan etkilerimizi, yani yeryüzünde üzerimize düşen sorumlulukları idrak etip ve doğruda durmaya gayret edip. asla ve asla yüce yaradanımıza hesap vereceğimizi unutmadan, bu bilinç seviyesinde yaşamalıyız. ulu meleklerin yeryüzüne iniş amacı bu bilince insanı erdirmektir. amaç tapınılacak ezberlenecek ve hergün hatmedilecek birkitap yada öne çıkarılıp önder ilan edilecek bir peygamber yaratmak değildir. insanı bu bilinç düzeyine erdirmektir.

    ne yazıkki ölümü bile yokmuş gibi yaşayan bizler bu yüksek bilince ulaşmamız için gönderilen din ve peygamberlerde bile ayrılığa düşmüş bu sebeple savaşlar yapmışızdır. hiç akıllara gelmeyen belkide gelen ama düşünülmek istenmeyen çok önemli bir ayrıntıda tüm dinlerin cebrail as tarafından ulu Allah'ın emri ile gönderilmiş olduğunun kabul edilmesidir. (hiç olmazsa birçok hıristiyan ve tüm müslümanlar tarafından.)

    hal böyle iken bugün ortaya çıkan insanlıkla bağdaşmayan olaylar, müslüman olupda birçoğu tarafından söylenilen "onlar müslümansa ben müslüman değilim" yada "müslümanlık buysa ben müslüman değilim" gibi sözleri doğurmuş, ateizmi yada deist'liği körüklemiş, din dediğimiz ilahi bildirininde malesef anlaşılamadığını ortaya koymuştur. yani cehalet (Kur'an'a göre iblis) insanlığa karşı zafer kazanmış, insanlık hezimete uğramıştır. örneğin insanın yapması gereken doğal bir davranış günümüzde karşılaşıldığında alkışlanacak seviyede aranır olmuştur. yerde para bulanın karakola götürmesi, ihtiyaç sahibine otobüsde yer verilmesi, yaşlı bir kimseye apartman kapısının açılması bile taktir sebebi olmuştur. bunlar basit insanlık gereği kurallardır. birde siz düşünün gelirinizin 40da birini senede zekat vermek ne demektir. bugün insan ihtiyaç sahibine bir markette sıra vermekten acizdir. markette sıra vermek dinmidir? güler yüzle selam vermek almak dinmidir? olmayanla paylaşmak dinmidir? öksüz yetim bulup doyurmak dinmidir? eğilip şükür etmek onca nimete hamd etmek dinmidir? dindar dedik gerçekten DARALTTIK bu din meselesini. baş örtüsü dinmidir? edebiyle giyinmek dikkat çekmemek ortamına göre giyinmek dinmidir? gecelik nikah kıymak dinmidir? nifak sokmak dedikodu yapmak zinadan ağır suçtur diyor sevgili peygamber? insanları sevmeyen iman etmiş sayılmaz diyor, anlayan olmuşmu sizce?

    din malesef putlaşmıştır. bugün yaşanan din din değildir. sebebi ise bellidir;

    ARAF-16
    Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
    İblis:-Beni azdırmana karşılık, Ben de onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım.



    saygılar sunarım.
    Konu tansxx tarafından (20-11-2013 Saat 01:27 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  9. #59
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0
    Allah Kaderi En Güzel Şekliyle Yaratır

    "Kader ilmi" iman etmeyenlerin vakıf olamadıkları büyük bir ilimdir. Müslümanların dünya ve ahiret hayatındaki tüm zorluklara ve denemelere güzel bir sabır göstermelerine vesile olan da bu ilimdir. İman edenler "Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, herşeyi bilendir." (Teğabün Suresi, 11) ayetinde de bildirildiği gibi, başlarına gelen herşeyin bir kader üzere gerçekleştiğini bilmenin rahatlığını ve huzurunu yaşarlar.

    Her insan daha iyiye ve güzele ulaşmak ister. Kendine göre idealleri olur, bunları elde etmek için çalışır, çabalar, tabi ki bu sırada önüne engeller de çıkabilir. Bazı kişiler böyle durumlarda hemen ümitsizliğe kapılarak, “Neden olmadı?”, “Neden böyle oldu?” diyerek telaşlanabilir. Birçok kişinin alışkanlıkla karşıladığı ve hatta zararsız gibi gördüğü bu düşünme tarzı aslında insanı büyük bir yanılgıya sürükleyebilir.

    Kader Nedir.com

    Son derece basit bir konuyu, tevekkül edilse hemen hallolacak bir sorunu şeytan vesvese vererek, insanın düşüncelerine etki ederek farklı bir yöne çekebilir, çok zor gibi gösterebilir. Dolayısıyla kişi o olayın kader dışında gerçekleştiği yanılgısına kapılabilir. Oysa herşey yani yaşanan her türlü olay, her detay Allah’ın bilgisi ile gerçekleşir. İmanı doğru anlayan insanlar bu gerçeği bilir ve buna göre yaşarlar. Aksinde, yani olaylara hayır ve hikmet gözüyle bakılmadığında sürekli üzüntü, korku, ümitsizlik ve duygusallık oluşur. İman neşesi ortadan kalkar.

    kader2(2)



    Bu olumsuzlukların nedeni Kuran’da bildirilen kaderin tam kavranmamış olmasıdır. Allah’ın istisnasız herşeyi bildiğinin, herşeyi en ince detayıyla birlikte yaratan olduğunun unutulmasıdır. Allah kaderle ilgili olarak Kuran’da şöyle buyurmuştur:

    “Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır.” (Enam Suresi, 59)

    Allah’ın Takdir Ettiği Kader Değişmez

    Akıl ve vicdan sahibi imanlı bir insanın, Allah’a ve Allah’ın yarattığı kadere gönülden teslim olması gerekir. Aslında her insan zaten Allah’a teslim olmuş ve boyun eğmiş olarak yaratılmıştır. Çünkü, istese de istemese de Allah’ın kendisi için yarattığı kadere boyun eğerek yaşar. Kaderi inkar eden insan da kaderinde “kaderi inkar etmek” olduğu için inkarcıdır.

    Allah’a gönülden teslim olarak boyun eğenler ise, hem Allah’ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmayı umabilirler, hem de dünyada ve ahirette, güven ve mutluluk içinde huzurlu bir yaşam sürerler. Çünkü, Allah’a teslim olan, Allah’ın yarattığı kaderin kendisi için en hayırlısı olduğunu bilen bir insanı üzecek, korkutacak, endişelendirecek hiçbir şey yoktur. Bu insan, elinden gelen her çabayı gösterir, ancak bu çabanın da kaderinde olduğunu, ne yaparsa yapsın kaderinde yazılı olanları değiştirmeye güç yetiremeyeceğini bilir.

    Kaderin Tam Anlaşılması İçin Kesin Bir İman, Allah’a Tam Bağlılık Gerekir

    Hakiki iman için, Allah’ın herşeyi tek bir an içinde yarattığı iyi düşünülmeli ve kavranmalıdır. Bir kişinin ölümü de, doğumu da hep o tek bir anda yaratılmıştır. 10 yaşında düştüğü sırada dizinde oluşan yara, üniversiteyi kazandığı an, çocuklarının büyümesi kısacası her şey o tek bir an içinde yaratılır. Yazılan her harf, konuşulan her kelime o an içinde bellidir, sorulan sorular hep bellidir, içilen çayın miktarı, gidilen yerlerdeki detaylar hepsi en ince detayına kadar kaderdedir. O kişi daha doğmadan hatta onun annesi, büyükannesi, büyük büyük anneleri de doğmadan önce bu bellidir.

    Kader Allah’ın dilemesiyle an içinde yaratılmış bir bütündür, parçalanamaz. Zamanı geldikçe biz bu bütüne şahit oluruz. Parçaların hepsi bir araya geldiğinde o insanın hayatı yani kaderi ortaya çıkar.kader3(2)



    Ciddi bir hastalık veya maddi açıdan sıkıntı yaşanması, kazaların, doğal afetlerin olması, yeni bir ev ya da araba alınması kısacası kişinin karşılaştığı her olay Allah’ın bilgisindedir, dolayısıyla istediği kadar tedbir alsa da bir insan kaderinde olanları yani başına gelecekleri değiştiremez.

    Şu ana kadar yaşadıklarınızı düşünürseniz bunun çok açık bir gerçek olduğunu bir kere daha anlarsınız. Her ne kadar çabalarsanız çabalayın, olacak olanın önüne geçemediğinizi bilirsiniz.

    Her insanın istediği bir yaşantı yani bir kader vardır: İyi bir okul, iyi bir yaşam, sağlıklı olmak. Bunların hepsi birer duadır. Ancak her zaman bu beklentiler istenildiği gibi gerçekleşmeyebilir örneğin işte başarısız olabilir, üniversiteyi kazanamayabilirsiniz, ciddi bir rahatsızlığa yakalanabilir, kanser olabilir ya da sakat kalabilirsiniz. İşte imanlı insanlar ve imansız insanlar arasındaki fark bu durumlarda ortaya çıkar.

    İnananlar kendi istedikleri kadere değil, Allah’ın kendileri için takdir ettiği kadere razı olurlar. Bunu da güzellikle, neşeyle yaparlar ki bu hoşnutluk güçlü bir imanın göstergesidir. Her zaman, herşey istediğimiz gibi gelişmeyebilir ancak iman ediyorsak başımıza gelen her olay yine bizim için güzelliktir, olabilecek en hayırlısıdır. İçtenlikle sabreder, Allah’a tevekkül edersek bu hayırları hemen görürüz.

    Kader gerçeğini kavrayabilen bir insan için yarın endişesi yoktur, üzüntü, sıkıntı yoktur, dert yoktur, kızgınlık yoktur. Bu kişi kendisi için Allah’ın herşeyi an an, en güzel şekilde yaratacağını bilir. Bu ise kadere teslimiyettir ve büyük bir konfordur www.zamangercegi.imanisiteler.com

    Bazı insanlar, hayatları boyunca hep endişe ve korku içinde olurlar. Örneğin çocuklarının geleceği için çok endişelenirler. Onların hangi okulda okuyacağı, nasıl bir meslek sahibi olacağı, sağlığının nasıl olacağı, nasıl bir hayat süreceği gibi konularda tevekkülsüz bir gayret içindedirler. Oysa, her insanın, daha tek bir hücre olduğu halinden ilk okuma yazma öğrendiği ana, üniversite sınavında verdiği cevaplardan hayatı boyunca hangi şirkette ne iş yapacağına, hangi kağıtlara kaç kez imza atacağına, nerede ve nasıl öleceğine kadar her anı Allah Katında bellidir. Bu olayların tümü, Allah’ın hıfzında saklı olarak durmaktadır. O halde, her anı Allah’ın Katında yaşanmış, görülmüş ve halen Allah’ın hafızasında hazır bulunan bir hayat için endişelenmek, korku duymak, üzülmek büyük bir gaflettir. Ne kadar çabalarsa çabalasın, ne kadar kaygılanırsa kaygılansın bir insanın kendisi de, çocuğu da, eşi ve yakınları da kendileri için Allah Katında hazır bulunan hayatlarını yaşayacaklardır.

    Sayın Adnan Oktar’ın Kader ile İlgili Hikmetli Açıklamaları

    Bir yere bir tayin varsa tayini Allah yapar. Kader ne ise o olur. Her şeyi dizayn eden, yönlendiren, tayin eden, getiren, götüren hepsi Allah’tır. (A9 TV; 24 Ocak 2013)

    Kader ince ince planlanmış, rahat etsinler. Aksi hiçbir şey yok kaderin içerisinde. Her şey hayırla, bereketle yaratılmış. Her şey güzellikle yaratılmış. Hep güzellik göreceğiz inşaAllah. (A9 TV; 12 Kasım 2012)

    Dua, kaderi değiştirmez. Dua da kaderin içindedir ama bazen duayı Allah kaderin içerisinde bir güzellik için muhafaza eder. Önce duayı ettirir, sonra şifayı verir. Yani duayla şifa birlikte yaratılır. (A9 TV; 6 Kasım 2012)

    Kader insana hakimdir, Allah’ın dilemesiyle. Allah herşeye hakimdir. (A9 TV; 1 Kasım 2012)

    Kaderde olanlar oluyor. Kaderin dışında bir şey olmaz. Kader derken; tek bir an içerisinde Allah bütün olayları yapıp bitirdi. Biz o anı zaman olarak görüyoruz. Sonsuz kısa zaman olan anı, Allah bize zaman olarak gösteriyor. (A9 TV; 20 Eylül 2012)

    Kaderin değişmesi mümkün değildir, imkansızdır. Yani hiçbir güç değiştiremez Allah’ın izniyle. Demiri bükebilirsin, çeliği kırabilirsin, dağı delebilirsin ama kaderi değiştiremezsin (A9 TV; 28 Ağustos 2012)

    Üzüntü ne demektir? Haşa, Allah’ın yarattığını beğenmemek demektir. Kader bu şekilde. (A9 TV; 23 Ağustos 2012)

    Yas tutmak Müslümana yakışmaz. Yas, Allah’ın yarattığı kadere isyan demektir. Allah şehit meydana getiriyorsa biz ona seviniriz. Biz de şehit olmak istiyoruz. (A9 TV; 22 Ağustos 2012)

    Aslında insanlar kaderi tam bilseler çok rahat ederler. Tam kamil anlamda bilseler kader bir konfordur. Kaderi Allah en güzel şekilde yaratıyor. İnsanlar bazen beğenmiyor gibi oluyor ama halbuki onun için en güzeli o, en doğrusu o. (A9 TV; 30 Mayıs 2012)

    Müslüman Kuran’la birlikte yaratılır, Musevi Tevrat’la birlikte yaratılır. Dünyada dinin yetişmediği-ulaşmadığı bir insan yoktur. Ve bu, tesadüfler sonucu olmaz, kaderde bir bütün olarak yaratılır. Kainatın tamamı metafiziktir. (A9 TV; 17 Şubat 2013)

  10. #60
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Dua Etmek Hiçbir Şeyi Değiştirmez

    Dua etmek hiçbir şeyi değiştirmez...Anlatayım kafamdakileri...
    Neden her zaman olasılıkların gerçekleştirebileceği şeyler için dua ediyorsun ve gerçekleşince tanrıya teşekkür ediyorsun ki? Bir kerede olasılıkların gerçekleştiremeyeceği şeyler için dua etmeyi dene...Jennifer Lopez ile evlenmek için, yağmurun biranda paraya dönüşmesi için, üçüncü gözünün çıkması için..Tanrı bunları gerçekleştirecek mi? Hayır...
    Senin dualarına kimse yukardan bakıp kabul etmez...Olasılıkların dışına çıkn da bakalım oluyor mu?Peki neden olmuyor tanrının buna gücü yetmiyor mu?Eğer varsa yeter demekki karışmıyor sana.o halde hiçbir duana karışmıyor.

    Ayrıca şöyle bir durum var ... Tanrı herşeyi biliyorsa (!) senin düşüncelerini de biliyordur.Neden özel olarak cümle kurmanı istesin ki gerçekleştirmek için ? Gerçekleştirmek için cümle kurma ihtiyacı neden.Nasıl olsa istediklerin belli illa ki yalvarmanı mı bekliyor bu egoist tanrı ?

    Onu da geçtim diyelim tanrı duanı gerçekleştirdi.Gelecek belliyse duanı gerçekleştirinceye kadarki zamanda geleceği yanlış görmüş olmaz mı ?O halde tanrı duanı kabul edip geleceği değiştirirse o zamana kadarki geleceği yanlış görmüş olup yanılacaktır.O halde tanrının geleceği değiştirme hakkı yoktur.Nitekim gelecek bellliyse değiştirilemez değiştirilirse gelecek belli olmaz...

    Bir de tevekkül üzerinde durmak istiyorum..Tevekkül ayrı bir saçmalıktır bence...Eğer bir şey uğruna çalışırsan dua etsen de etmesen de o şey gerçekleşecektir...Sanırım bunu bilerek uydurulmuş bir olay
    "-Allah dualarımı kabul etmiyor
    +İyi de çalışmazsan Allah duanı kabul etmez" gibi bir diyalog yaşanmış olsa gerek.

    Alfa : Dua Etmek Hiçbir Şeyi Değiştirmez
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

6. Sayfa, Toplam 7 BirinciBirinci ... 4567 SonSon

Benzer Konular

  1. Gereksiz Dosya Temizleme Programı
    YukseLL Tarafından Araçlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-05-2013, 09:57 PM
  2. Gereksiz Dosyaları Silme programı
    YukseLL Tarafından Araçlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-05-2012, 03:51 PM
  3. Gereksiz bilgiler ...
    mopsy Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 17-01-2010, 11:20 AM
  4. Bilgisayarınızı Gereksiz Programlardan Temizleyin
    YukseLL Tarafından Araçlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-09-2008, 07:05 AM
  5. Dünyanın en gereksiz 20 aleti
    SMN Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-05-2008, 09:12 AM
Yukarı Çık