2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 17 Toplam: 17

Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Duamız Niçin Kabul Olmuyor? Konusununun içerigi kısaca ->> Kulluğu yüceltme sanatı İnsan, dünyaya teşrifinden kısa bir süre sonra başlar okumaya. Hayat nuruyla, gözlerini açtığında önce puslu görür dış ...

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Üyecik Nuru Dilara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    8
    Rep Gücü
    56

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    Kulluğu yüceltme sanatı

    İnsan, dünyaya teşrifinden kısa bir süre sonra başlar okumaya. Hayat nuruyla, gözlerini açtığında önce puslu görür dış dünyayı. Bu, onun gözlerinin daha kuvvetli görebilmesi için Hakim-i Rahim'in insana lütfettiği bir hâldir. İnsan, hayata teşrifinden bir müddet sonra görür, dokunur, hisseder, düşünür, araştırır...

    Henüz bebekken, fıtrî bir hâl ile okumaya başlar dış dünyayı. Cenâb-ı Hakk'ın ona verdiği cihazlarla, duygularla tanımaya çalışır; geldiği şu dünya memleketini. Basamak basamak yükselir hayat merdivenlerinde.

    Zamanı gelir; harflerle, cümlelerle tanışır. Elinde kalem, aklında binlerce soru ile okumayı öğrenir. İşte bu okuma ile daha da geliştirir kendini. Sonra ''Büyüyünce ne olsam? hayalleri'' Tutkuyla bağlandığı hayallerine sıkı sıkı sarılır. Hep bir şeyi öğrenme çabası içinde, yükselme gayretinde devam eder yaşantısına. Gerektiğinde sorgular hayatı. Kısacası her daim ilme müştaktır. Ve ilme koşmaktadır. Buna hem ihtiyacı vardır, hem de merakı. Bu, yaratılışında varolan bir özelliktir. Bu hâl, onu diğer hayat sahiplerinden farklı ve özel kılar.

    Üstad Hazretleri ilmin iki kısım olduğunu söyler: ''Bir nevî ilim var ki, bir defa bilinse ve bir-iki defa düşünülse kâfî gelir. Diğer bir kısmı, ekmek gibi, su gibi, her vakit insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım, yeter diyemez. İşte ulûm-u imaniye bu kısımdandır. Elinizdeki Sözler, ekseriyet itibarıyla inşaallah o cümledendir'' der.1

    '' İnsanın vazife-i fıtriyesi, taallümle (ilim öğrenmekle) tekemmüldür, duâ ile ubudiyettir.

    Yani, ''Kimin merhametiyle böyle hakîmâne idare olunuyorum?

    Kimin keremiyle böyle müşfikane terbiye olunuyorum?

    Nasıl birisinin lütuflarıyla böyle nazeninâne besleniyorum ve idare ediliyorum? bilmektir;

    ve binden ancak birisine eli yetişemediği hâcâtına dair Kàdıü'l-Hâcâta (Bütün ihtiyaçları yerine getiren Allah) lisan-ı acz ve fakr (fakirlik ve acizlik dili ) ile yalvarmaktır ve istemek ve dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla (yönleriyle) makam-ı âlâ-yı ubudiyete (kulluğun yüce makamlarına) uçmaktır .''2

    İlmin yanında ehemmiyetli bir husus daha vardır. O da, duâ ile hareket etmek. Duâ, imanın belirtisidir. İnsan, doğar doğmaz acz içindedir. Kainata yabancıdır. Kâinatı tanıdıkça da Bir Yaratıcıya ihtiyaç duymaktadır. Çünkü böyle bir acz, ancak sonsuz bir kudret sahibine iman ve itimadı gerektirir.

    Bu sığınma ve inanma ihtiyacı ile Rabbine iman eder. İman ile birlikte Mabud'unu tanımak ister. Kâinatı okumakla, ilim ile, duâ ile Marifetullaha yaklaşır. Yani Rabbini tanır. Tanıdıkça sever. Sevdikçe muhabbetullahı kalbinde hisseder. Mânevî lezzet içinde, bir niyaz tavrını alır. Her an acz içindedir. Ve her an tam teslimiyetle Rabbine sığınır. Kul, duâ ile ehemmiyet kesb eder. Burada insanın aklına şu âyet-i kerime geliyor; ''De ki: Eğer duânız olmasa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?'' (Furkan Sûresi, 25:77.)

    Duâ ile ubudiyet makamında yücelir kul. Ne güzeldir, Rabbe kul olmak... Ne tatlıdır, ubudiyetten lezzet almak... Ne latiftir, insaniyetten kul mertebesine çıkmak... Zira İnsan,

    ''Muhabbetullahı tazammun eden imanın nuruyla münevver olan İslâmiyetin terbiyesiyle tekemmül eden insaniyet cihetinde, ubudiyeti içinde bir sultan; ve cüz'iyeti içinde bir küllî (küçüklüğü içinde bir bütün); hakareti (kendini zelil görmesi) içinde makamı pek büyük ve daire-i nezareti (Bakış dairesi) pek geniş bir nâzırdır (bakandır,görendir) ''3

    ''Demek, insan bu âleme ilim ve duâ vasıtasıyla tekemmül (mükemmelleşmek) etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat (iç yüzü ve kabiliyeti) itibarıyla her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin (Gerçek ilimlerin) esası ve madeni ve nuru ve ruhu marifetullahtır ( Allahı tanımaktır) ve onun üssü'l-esası da ( en sağlam temeli) iman-ı billâhtır (Allaha İmandır).-4

    Öyleyse biz de ebede uzanan ubudiyet gayemizde ilim ve duâ ile yükselmeliyiz. Bilhassa ilimlerin şahı iman ilmiyle dolup, o imanın verdiği teslimiyetle Rabbimizden medet ummalıyız. Kulluğu yüceltme sanatı ''ilim ve duâ'' ile Sani-i Hakîm'e ubudiyetimizi sunmalıyız.

    Dipnotlar:

    1- Barla Lahikası, 144

    2- Sözler, 286

    3- Age, 297

    4- Age, 286

    Fatma ALTUNER

    Yeni Asya

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    Tüm Olaylar "Levh-i Mahfuz" İsimli Kitapta Kayıtlıdır.
    Allah, bizim için geçmiş ve gelecek olan tüm olay ve varlıkları, tek bir anda yaratmıştır.
    Kuran'da, tüm insanların ve varlıkların kaderlerinin Rabbimizin katında, Levh-i Mahfuz'da yani "Ana Kitap"ta saklandığı şöyle bildirilmektedir:
    "Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın." (Neml Suresi, 75)


    Bu açıklamalara bakıldığında DUA gereksiz gibi görünüyor.
    Çünkü insanın başına gelecek ne varsa ve sahip olacağı ve olmayacağı herşey Ana Kitap'ta kayıtlıdır.
    Orada kayıtlı olanın dışında hiçbir şey gerçekleşemez. Bu da DUA yı gereksiz kılıyor bence.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Üyecik Nuru Dilara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    8
    Rep Gücü
    56

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    Eğer desen: "Birçok defa duâ ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki, âyet umumidir; her duâya cevap var," ifade ediyor.

    Elcevap: Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her duâ için cevap vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlûbu vermek Cenâb-ı Hakkın hikmetine tâbidir.

    Meselâ, hasta bir çocuk çağırır: "Yâ hekim, bana bak."

    Hekim "Lebbeyk," der. "Ne istersin?" Cevap verir.

    Çocuk "Şu ilâcı ver bana" der.

    Hekim ise, ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binâen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez.

    İşte, Cenâb-ı Hak Hakîm-i Mutlak, hâzır, nâzır olduğu için, abdin duâsına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzûruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat, insanın hevâperestâne ve heveskârâne tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin iktizâsıyla, ya matlûbunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.

    Sözler | Yirmi Üçüncü Söz | 287



    Hem, duâ bir ubûdiyettir; ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir( neticesi ahirettedir).

    Dünyevî maksadlar ise, o nevi duâ ve ibâdetin vakitleridir; o maksadlar, gâyeleri değil.

    Meselâ, yağmur namazı ve duâsı bir ibâdettir. Yağmursuzluk, o ibâdetin vaktidir; yoksa, o ibâdet ve o duâ, yağmuru getirmek için değildir.

    Eğer sırf o niyet ile olsa, o duâ, o ibâdet hâlis olmadığından, kabule lâyık olmaz.

    Sözler | Yirmi Üçüncü Söz | 287

    --------Yeni Postalandı 07:00 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 06:56 PM ----------

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tüm Olaylar "Levh-i Mahfuz" İsimli Kitapta Kayıtlıdır.
    Allah, bizim için geçmiş ve gelecek olan tüm olay ve varlıkları, tek bir anda yaratmıştır.
    Kuran'da, tüm insanların ve varlıkların kaderlerinin Rabbimizin katında, Levh-i Mahfuz'da yani "Ana Kitap"ta saklandığı şöyle bildirilmektedir:
    "Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın." (Neml Suresi, 75)


    Bu açıklamalara bakıldığında DUA gereksiz gibi görünüyor.
    Çünkü insanın başına gelecek ne varsa ve sahip olacağı ve olmayacağı herşey Ana Kitap'ta kayıtlıdır.
    Orada kayıtlı olanın dışında hiçbir şey gerçekleşemez. Bu da DUA yı gereksiz kılıyor bence.
    '' İnsanın vazife-i fıtriyesi (yaratılış vazifesi), taallümle (ilim öğrenmekle) tekemmüldür, duâ ile ubudiyettir.

    Yani, ''Kimin merhametiyle böyle hakîmâne idare olunuyorum?

    Kimin keremiyle böyle müşfikane terbiye olunuyorum?

    Nasıl birisinin lütuflarıyla böyle nazeninâne besleniyorum ve idare ediliyorum? bilmektir;

    ve binden ancak birisine eli yetişemediği hâcâtına dair Kàdıü'l-Hâcâta (Bütün ihtiyaçları yerine getiren Allah) lisan-ı acz ve fakr (fakirlik ve acizlik dili ) ile yalvarmaktır ve istemek ve dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla (yönleriyle) makam-ı âlâ-yı ubudiyete (kulluğun yüce makamlarına) uçmaktır .

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    Mesela şu açıklama da DUA yı gereksiz kılmaktadır:

    Geçmiş ve geleceğin gerçekte Allah Katında yaratılmış ve yaşanmış olarak saklı ve hazır olaylar olmaları bize çok önemli bir gerçeği gösterir:
    Her insan kayıtsız ve şartsız kaderine teslim olmuştur.
    İnsan nasıl geçmişini değiştiremezse, geleceğini de değiştiremez. Çünkü geçmişi gibi geleceği de yaşanmıştır; geleceğindeki tüm olaylar, ne zaman, nerede, ne yemek yiyeceği, kiminle ne konuşacağı, ne kadar para kazanacağı, hangi hastalıklara yakalanacağı, nihayetinde ne zaman, nasıl, nerede öleceği hepsi bellidir ve bunları değiştiremez. Çünkü bunlar zaten Allah Katında, Allah'ın hafızasında yaşanmış olarak bulunmaktadır. Sadece bunların bilgisi henüz kendi hafızasında değildir.

    Dolayısıyla başlarına gelen olaylara üzülenler, sinirlenenler, geleceği için kaygılananlar, hırslananlar aslında kendilerini boş yere yormaktadırlar. Çünkü, nasıl olacağından kaygı ve korku duydukları gelecekleri, zaten yaşanmıştır. Ve ne yaparlarsa yapsınlar bunları değiştirme imkanları bulunmamaktadır.

    Herşey bu kadar açık ve net.

    kaynak ve devamı
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Ribat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    350
    Rep Gücü
    6784

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ..."Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın." (Neml Suresi, 75)
    ...Bu açıklamalara bakıldığında DUA gereksiz gibi görünüyor...
    ...Bu da DUA yı gereksiz kılıyor bence.
    Kur'an'ı-Kerimden işine gelen ayeti yazıyor işine gelmeyeni yazmıyorsun anlaşılan.
    Bir kere şunu çok iyi bilmen gerekiyor;
    Yüce İslam dininin esasları bellidir,hükümleri açıktır.Bu işin sana göresi,"sence" si olmaz,bide oraya "bence" yazmışsın!!!

    "De ki: «Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?» Demek ki, yalanladılar! O halde yarın ceza (yakalarına) yapışacak!" (furkan-77)

  6. #16
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    SELAM

    MADEMKI KONU DIN; MADEMKI KONU KABUL MAKAMI;O ZAMAN O MAKAMA SORALIM-NASIL DUA?-

    ALLAH DIYOR KI:

    Bakara
    (186) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana DUA edince, DUA edenin DUAsına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

    Araf
    (180) En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle DUA edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.

    Araf
    (56) Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak DUA edin. Şüphesiz, Allah'ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.

    Araf
    (55) Rabbinize alçak gönüllüce ve için için DUA edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.

    Yunus
    (10) Bunların oradaki DUAları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selâm"; DUAlarının sonu ise, "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.

    Rad
    (14) Gerçek DUA ancak O'nadır. O'ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı halde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin DUAsı daima boşa çıkar.

    İbrahim
    (40) "Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! DUAmı kabul eyle."

    Kehf
    (28) Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek DUA edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

    Mümin
    (50) (Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kâfirlerin DUAsı boşunadır.

    Mümin
    (60) Rabbiniz şöyle dedi: "Bana DUA edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir."

    Şura
    (26) Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin DUAlarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.

    Müzzemmil
    (6) Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur'an ve DUA okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.

    --------Yeni Postalandı 11:13 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 11:03 PM ----------

    SELAM

    SOSYALİST ISIMLI UYENIN [Herşey bu kadar açık ve net.] FETVASINA BIR IGNE DELIGI!?

    [ Her insan kayıtsız ve şartsız kaderine teslim olmuştur.
    İnsan nasıl geçmişini değiştiremezse, geleceğini de değiştiremez. Çünkü geçmişi gibi geleceği de yaşanmıştır; geleceğindeki tüm olaylar, ne zaman, nerede, ne yemek yiyeceği, kiminle ne konuşacağı, ne kadar para kazanacağı, hangi hastalıklara yakalanacağı, nihayetinde ne zaman, nasıl, nerede öleceği hepsi bellidir ve bunları değiştiremez. Çünkü bunlar zaten Allah Katında, Allah'ın hafızasında yaşanmış olarak bulunmaktadır. Sadece bunların bilgisi henüz kendi hafızasında değildir.

    Dolayısıyla başlarına gelen olaylara üzülenler, sinirlenenler, geleceği için kaygılananlar, hırslananlar aslında kendilerini boş yere yormaktadırlar. Çünkü, nasıl olacağından kaygı ve korku duydukları gelecekleri, zaten yaşanmıştır. Ve ne yaparlarsa yapsınlar bunları değiştirme imkanları bulunmamaktadır.

    Herşey bu kadar açık ve net. ]

    _ "Çünkü bunlar zaten Allah Katında, Allah'ın hafızasında yaşanmış "

    PEKI BU YASANMISLIKLARIN ICINDE YAPTIGI VE HUKME BAGLANMIS DUALARDA VARSA??????????

    --------Yeni Postalandı 11:16 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 11:13 PM ----------

    SELAM

    [SOSYALİST´isimli üyeden
    ..."Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın." (Neml Suresi, 75)
    ...Bu açıklamalara bakıldığında DUA gereksiz gibi görünüyor...
    ...Bu da DUA yı gereksiz kılıyor bence.]

    O KITAPTA YAPACAGIN DUALARIN VE DUALARLA ILGILI HUKUMLERIN OLMADIGINI KIMDEN DUYDUN??????

  7. #17
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    SELAM

    Cevap: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?

    FORUMDA UYELER COGUNLUKLA DINSEL KONULARA SAHSI KANAATLERINCE/SIIRLERLE/HIKAYELERLE YAKLASIYORLAR. BU KONUYA BENDE BIR HIKAYE YAZMAK ISTEDIM.AMA ALLAH cc nin ANLATTIGI BIR KISSA ILE:Sebe ummeti ALLAH’a iman etmis bir kavimdi!


    ALLAH cc DIYOR KI:

    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...

    34.18. Biz onlarla, içini bereketle dolduğumuz kentler arasında, sırt-sırta vermiş kasabalar oluşturduk; Bunlar arasında gidiş-gelişler belirledik. "Geceleri ve güdüzleri, güven içinde gezip dolaşın oralarda." dedik.

    34.19. Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır!" Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.

    Halbuki ALLAH/RAB onlardan:Onlara verdiklerine RAZI olmalarini/SUKRETMELERINI istemisti.

    34.15. Yemin olsun, Sebe' için kendi meskenlerinde bir ibret vardı. Sağ ve soldan iki bahçe. Rabbinizin rızkından yiyin de O'na şükredin. Tertemiz bir belde ve affeden bir Rab...

    Ama onlar yuz cevirdiler/sukur etmediler.

    34.16. Ne var ki onlar yüz çevirdiler; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı, birazcık da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

    Onlar ALLAH’IN verdiklerine razi olmayip daha,daha fazlasini istediler.Allah onlari SUKRU bilenler icin ibret alinacak hale getirdi.[ sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.]Iman etmek yetmez.Nasibe kanaat getirip,sukretmek lazim,yani nankorluk etmemeliyiz.Dualarimizida bu nankorluge alet etmemeliyiz.

    34.17. İşte böyle! Nankörlük ettikleri için onları cezalandırdık. Nankörden başkasına ceza verir miyiz hiç!

Benzer Konular

  1. Yüce Allaha duamız
    selviler Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 12-11-2014, 03:25 PM
  2. Big-Bang , materyalistler tarafından niçin kabul edilmez...?
    bursali68 Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 25-12-2011, 03:17 PM
  3. Yüce Allaha Duamız
    selviler Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 19
    Son mesaj: 09-09-2011, 10:10 PM
  4. Olmayınca Olmuyor!..
    kasev Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 30-01-2010, 04:00 PM
  5. Onsuz olmuyor...
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-09-2009, 10:52 PM
Yukarı Çık