Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 Toplam: 1

Cam Parçaları ve Kozalaklar

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda Cam Parçaları ve Kozalaklar Konusununun içerigi kısaca ->> Kıymetli bir okuyucumuzun sorusuna Makalemiz ile verdiğimiz cevap : SORU : Peki bu olduğumuzu zannettiğimiz şey nedir ki Rabbimin kalblerimize ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864

    Unknown Cam Parçaları ve Kozalaklar

    Kıymetli bir okuyucumuzun sorusuna Makalemiz ile verdiğimiz cevap :


    SORU : Peki bu olduğumuzu zannettiğimiz şey nedir ki Rabbimin kalblerimize yerleştirdiği... ve kelimenin asıl ve mecazi iki şekilde kullanılmasından galiba insanı üzen, ruha sıkıntı veren, çelişkiye düşüren ?

    CEVAP:

    Allahü Teala insanı yokluktan başka birşey yapmadı.Bütün maddesel alemler yokluktan ibaret olup sadece "his" mertebesinde vardır.Yani hakikatte yoktur.Ruh bu cesede indirilince kendini unuttu.Bu karanlık ve bir ölü olan cesede aşık oldu.Vehimden ibaret olan bedenini var zannetti.Allahü Teala çok merhametli olduğundan , peygamberler göndererek gaflet içerisinde olan ruhları kendisine çağırdı.O'na ulaşmanın , taat ve nimetlerine şükr yollarını bildirdi.

    Ruhumuza bu dünya hayatında herşeyi her an varmış gibi hissettiren Allahü Teala Hazretleri akılların ötesinde kudret sahibidir.Şimdi bu satırları maddesel olarak " biz" yazdığımızı düşünüyoruz , "siz" ise okuduğunuzu zannediyorsunuz , oysaki ne biz yazıyoruz nede siz okuyorsunuz.Hakikatte bunların herbiri his mertebesindedir.Yani öyle olduğunu ZAN ediyoruz.Bütün bunları ruhumuza his yani vehim mertebesinde varmış gibi gösteriliyor.

    Bu konuda materyalistler akıllarını yitirmekte olsalarda bilimsel olarak gerçeğin karşısında söz söylemekten aciz kalmıştır.Evet bu gün bilim, maddesel hayatın aslında yok olduğunu ürpererek ve akılları donarak keşfetmiştir.

    Yüzyıllar önde Hazreti Ahmet Faruk-i Serhendi Müceddidi Elfisani yani İmam-ı Rabbani hazretleri bu gerçeği bildirmiş ve bütün Ehl-i Sünnetin kalplerine feyz menbaını akıtmıştır.

    Silsile-i Aliyye'nin en büyüklerinden olan bu mübarek insanın yüzyıllar önce bildirdiği , insanoğlunun içine düştüğü yanılgıdan kurtarılması açısından bu kadar önemli bilgidir.Ayrıca bu konu dinine uymaya çalışan insanları yobaz , bilgisiz ve cahil zanneden ahmaklara tokadın en büyüğüdür.

    Etrafımıza baktığınızda , insanların içine düştüğü durum çok ama çok vahimdir.Nefs bir yandan , şeytan bir yandan ve kötü arkadaşlar bir yandan yok olan şeylerin peşine takılmakta ve dünyaya sarılmaktadır.Asıl varlık olan yüce sahibini unutup yok olan şeylerin peşinde koşmak ahmaklık değil midir ?

    Çelişki burada başlıyor , insanlar hakiki varlığı bırakıp yokluğun peşinden koşsun bu koşturmada emirleri çiğnesin , kalblerinde türlü türlü yoklukların sevgisini barındırsın ve Rabbinden merhamet beklesin.Merhamet olarak şu anki halimize bakıp başımıza taş yağdırmadığına sükretmeliyiz.


    Cam Parçaları ve Kozalaklar

    Her bakımdan yok olan bu dünya, bu gerçekten mahrum olanlara sanki hakikaten varmış gibi görünmekte, bu hayal ve aldatmacası ile de beşeriyatı büyük bir maksat sapmasına itmektedir. Hayal ile gerçeği karıştıranlar böylece gerçek maksadı olan kulluk vazifelerinden sapmakta, çok kısa ve geçici bir hayale aldanarak dünyanın alçak zevklerine dalmaktadır.

    Şüphesiz ki bu aldanışın ilk basamağı aşina olduğumuz görme duyumuzdaki yanılma ile başlar. Baktığı zaman dışarıda gördüğü zannettiği görüntünün yani hayalin aslında beyninde olan bir resimden ibaret olduğunun bilincinde olmayanlar böylece görüp dokundukları, duydukları, tat aldıkları her şeyin dışarıda var olduğunu, maddesel bir varlık olduğunu sanmaktadır. Oysa ki bu konuda görme hususunda gözün inceliklerine vakıf olan bir göz doktorundan bilgi alınsa ya da bu konuda bilimsel bir araştırma içerisine girilse işin hakikati su yüzüne çıkacaktır. Bu konuda bilimsel verilerden bir kısmını açıklamak uygun olacaktır. Önce gözün görme konusunda ne gibi etkisi olduğuna kısaca değinelim.

    İnsan yaşamının başından itibaren içinde yaşadığı maddesel dünyanın kesin bir gerçek olduğuna şartlanmıştır. Bu şartlanma içerisinde büyür ve tüm hayatını bu bakış açısı üzerine kurar. Ancak modern bilimin ulaştığı sonuçlar sanıldığından çok farklı ve çok önemli bir sırrı ortaya çıkarmıştır. Bu dünya gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, burnumuzun kokladığı, dilimizin tattığı ve elimizin dokunduğu bir dünyadır. Doğduğu andan itibaren bu beş duyuya bağlı olan insan bu sebeple dış dünyayı ancak bu beş duyunun tanıttığı şekliyle tanıyabilir.

    Dış dünya hakkında en çok bilgi veren duyumuz olan görme işlemi birkaç aşamada gerçekleşir. Görme sırasında her hangi bir cisimden gelen ışık demetleri yani fotonlar göz merceğinden kırılarak geçer ve gözün arka tarafındaki retinada odaklanır. Burada elektrik sinyallerine dönüşen ışınlar görme siniri aracılığı ile beynin arka tarafındaki görme merkezine iletilir. Görme işlemi de beyindeki bu merkezde gerçekleşir. Hayatımız boyunca izlediğimiz her görüntü yaşadığımız her olay gerçekte bu küçük ve karanlık bölgede yaşanmaktadır. Şu an okumakta olduğunuz bu yazı da kilometrelerce uzağa baktığınızda gördüğünüz uçsuz bucaksız manzarada gerçekte bu birkaç metreküplük bölgede oluşmaktadır.

    Şimdi bu bilgiyi daha dikkatli bir şekilde düşünelim. 'Görüyorum' derken aslında gözümüze gelen ışınların elektrik sinyaline dönüşerek beynimizde oluşturduğu etkiyi görürüz. 'Görüyorum' derken aslında beynimizdeki elektrik sinyallerini seyrederiz. Aynı durum diğer algılar içinde geçerlidir. Ses, dokunma, tat alma ve koku alma beyinde yalnızca birer elektrik sinyali olarak algılanır. Dolayısı ile beynimiz, yaşamımız boyunca maddenin bizim dışımızdaki aslı ile değil, sadece elektriksel bir kopyası ile muhatap olmaktadır. Biz ise bu kopyaları dışımızdaki gerçek madde zannederek yanılırız.

    Bu fiziksel gerçekler bizi tartışılmaz bir sonuca ulaştırır. Bizim gördüğümüz, duyduğumuz, dokunduğumuz ve adına madde, dünya ve evren dediğimiz kavramlar sadece ve sadece beynimizde yorumlanan elektrik sinyalleridir. Örneğin dış dünyada bir kuş görürüz; fakat gerçekte bu kuş dış dünyada değil beynimizdedir. Kuştan yansıyan fotonlar, gözümüze ulaşır ve burada elektrik uyarılarına çevrilir, bu uyarılar beyindeki görme merkezine iletilir, yani gördüğümüz kuş aslında beynimizdeki elektrik sinyalleridir.

    Uzaklık hissi de aslında beyinde hissedilen bir boşluktan ibarettir. Çok uzakta zannettiğimiz maddeler de, beyinde tek bir noktada toplanmış görüntülerdir. Çok uzaklarda sandığınız yıldızlar, güneş, gökyüzü ve bu yazıyı okurken oturduğunuz oda, baktığınız bilgisayar ekranı ve gördüğünüz her şey de aslında beyninizde olan birer elektrik sinyalidir. Yani aslında siz odanın içinde değil, oda sizin içinizdedir, yıldızlar ve güneş sizin içinizdedir. Bütün maddesel dünyada aslında sizin içinizdedir. Bu görüntülerin yani elektrik sinyallerinin dışında ise aslında nerede olduğumuzu Allah-ü Teala’dan başka kimse ve onun bildirdiklerinden başka kimse bilemez. Bütün bu harikulade yaratılışı hisseden ise ruhumuzdur. Maddesel hayat ise gerçekte bir hayal ve yokluktan ibarettir. Bütün bu hayalleri gerçek zanneden beşer ise büyük bir yanılgıya düşmekte ve kendisine gerçek gibi gösterilen hayallere kapılıp çocuk gibi eğlenmektedir. Bu aldanış ile beşer, başlarken de belirttiğimiz gibi asıl maksadı olan Rabbe kulluk görevlerini unutmakta, hayal olan bedeninin ve tamamen yokluk olan nefsinin, hayal olan zevkleri ile ömrünü ziyan etmektedir.

    İşin en önemlisi bugün ulaşılan bu bilgileri yüzyıllar önce büyük İslam alimi Ahmet Faruk-i Serhendi Hazretlerinin (K.S) bildirmesi, Müslümanlığı ve Allahü Teala’ya kulluğu gericilik olarak gören zavallılara tokat gibi cevap verilmiş olmasıdır. Bu gibi zavallılar yokluğunu var sanan, çocuklar gibi camla, kozalakla eğlenen nasipsizlerdir. Büyüklerimizin tarihte bıraktığı bu izleri bu gün kullanan, bu bilgiler ışığında dünya hayatına hakim olmaya çalışanlar ise ne yazık ki çoğunlukta bu nasipsizlerdir. Hatta çok çok ileri giderek aziz insan oğlunu Müslümanlıktan ve bu gibi büyüklerin bilgilerinden istifade etmekten men etmek için çeşitli propagandalar yapmakta, dinimizi gericilik olarak, bu büyükleri ise birer sihirbaz, büyücü, gerici tanıtmaya çalışmaktadırlar. Bu gün bu zavallılara aldananlar ise onlardan daha zavallıdır. Gençlerimiz ve yetişkinlerimiz herbiri birbirinden farklı meallar yazan kimliği belirsiz kişilerin Kur'an meallarini değil bu büyüklerin Kur'anı Kerimden ve Hadis-i Şerif'erden anlayarak nakil esaslı yazmış oldukları ilmihalleri okumalı, bütün çevresine bu ilmihalleri tavsiye etmeli, başkalarını din diye anlattığı kendi düşüncelerine itibar etmemeli, bu büyüklerin izinden giderek ilm ve fende yükselerek İslamiyet’e, insanlığa ve sahibine hizmet etmelidir.

    Ahmed Faruk-i Serhendi (Kaddesallahusirrehülaziz) hazretleri şöyle buyurmaktadır. "Allahü Teala, yarattığı varlıkların vücutlarını yokluktan başka birşey yapmadı...Tüm bunları his ve vehim derecesinde yani algı derecesinde yarattı. Alemin varlığı his ve vehim derecesinde olup maddi derecede değildir. Gerçek manada, dışarıda yüce zattan yani Allahü Teala'dan başkası yoktur." (Mektubat/Cild 2 357. Mektup) Bir çok mektubunda bu konuyu dile getirmiştir.

    Akıl sahipleri kendisine bu kadar yakın olan Rabbinden utanır, çocuklar gibi cam parçaları ve kozalaklar ile değil asıl maksat ile meşgul olur.

    Behâeddîn Ziya SADIK
    Konu bziya tarafından (29-01-2009 Saat 05:45 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Bu kışın en moda parçaları
    simqe Tarafından Kadın Modası Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 24-10-2009, 05:01 PM
  2. Yaz gardırobunun olmazsa olmaz parçaları
    YukseLL Tarafından Kadın Modası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-06-2009, 07:18 PM
  3. Fotoğraf Makinalarının Parçaları
    dogangunes Tarafından Fotoğrafçılık Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-01-2008, 01:51 PM
  4. Kasa Toplama ve Donanım Parçaları (video)
    YukseLL Tarafından Donanım Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 09-08-2007, 08:53 PM
  5. Bilgisayar parçaları nelerdir?
    Cerrah Tarafından Donanım Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-12-2006, 09:58 PM
Yukarı Çık