11. Sayfa, Toplam 11 BirinciBirinci ... 91011
Gösterilen sonuçlar: 101 ile 102 Toplam: 102
  1. #101
    Acemi Üye sailor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    244
    Rep Gücü
    5530
    ben fikrim olan islama göre laiklik:Devlet adamlarının din değerlerinden emekliliğe kadar uzak kalması.

  2. #102
    Üyecik ramo7 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesaj
    46
    Rep Gücü
    0
    SORU : İslam da Laiklik nasıl olmalıdır.?
    CEVAP : Kafir un süresi gereğince devleti yönetecek kişilerin kendi inançlarını bir kenara koyarak halkın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde din kurallarını dikkate almadan yönetmeleri gerekir ki İslami kurallara uymak istemeyen kişiler bundan rahatsız olmasınlar.
    Biliyorsunuz ki islamiyette zorlama yoktur. Allah resulüne sadece sana tebliğ etmek düşer demiş ve bunu birçok defalar üzerine basa basa tekrar etmiş ve bu konunun ne kadar önemli bir husus olduğunu vurgulamak için eğer dileseydim ben insanları melekler gibi bana mutlak itaat eder vaziyette yaratırdım demiştir.
    Bu bakımdan insanlardaki özgür irade çok önemlidir. Özgür iradesi olmayan bir insan yargılanabilir mi? Şimdi bir örnek verirsek bir öğretmen talebeleri sınav yapıyor sorular soruyor.
    a. Daha sonrada sorulara kendisi cevap veriyor. Bu iyi bir durum buna göre herkes yüz alır. (Herkes cennete giderdi, iyide o zaman bu dünyaya gelmemizin ve sınav yapılmasının bir anlamı kalmazdı, zaten bu şekilde yaratmış olduğu ALLAH’ın melekleri var. Meleklerde ALLAH’a ne demişler.)

    BAKARA
    30 – Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit onlar: “Â! Oradaki nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen’i tenzih etmekteyiz!” dediler. Allah: “Ben, sizin bilmediğiniz pek çok şey bilirim” buyurdu. {KM, Tekvin 1,26}
    31 – Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Müteakiben önce onları meleklere göstererek: “İddianızda tutarlı iseniz haydi Bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım!” dedi. {KM, Tekvin 2,20}
    32 – “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sensin.” dediler.
    33 – Allah: “Âdem! Eşyanın isimlerini onlara sen bildir.” dedi. O da isimleriyle onları bildirince Allah buyurdu: “Ben size demedim mi ki, göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim!” Ve Ben sizin gizli açık yapmakta olduğunuz her şeyi de bilirim!” [20,7; 27,25]
    34 – O vakit meleklere: “Âdem‘e secde edin!” dedik. İblis dışındaki bütün melekler secde ettiler. İblis bunu yapmadı, kibrine yediremedi ve kâfirlerden oldu [7,11; 15,29; 20,116; 38,72]

    Öğretmen kopya çekilmesine müsaade eder ise durum nasıl olur aşağıda maddeler halinde sıralayalım.
    Bütün sınıf bir birinden kopya çekeceği için hepsi aynı notu alır. Sınavın amacı ortadan kalkar. (Bu dünyaya geliş amacımız ortadan kalkar.)
    Öğretmenin adaletli olduğunu kimse düşünmez. ( ALLAH’ın İlahi adaleti tartışma konusu olur.)
    Sınıftaki örgenciler içinden güçlü olanlar diğer arkadaşlarına baskı yaparak benim dediğim doğru bunu yaz diyerek etki altına alabiliriler. (Bu durumda ya insanlar cennete ya da cehenneme giderler, hem de hiç hak etmedikleri halde, bu durumda tekrar ALLAH’ın adaletini tartışma konusu yapar.)
    Hem ‘Adaleti sonsuz olan’ diyeceksiniz, birde kalkıp dinde zorlamayı ALLAH emrediyor diyeceksiniz. Yani Kuran-ı Kerimde zorlama vardır diyeceksiniz. Bu iki durum birbiriyle tezat oluşturur. Bu durum akla ve mantığa uymaz. Dinimiz mensubu olduklarını iddia eden bazı insanlar, Kuran-ı Kerim de zorlama olduğunu beyan etmektedirler. Bir an böyle olduğunu düşünüp durumu değerlendirelim. Kuran bize ALLAH’ dan gelmiştir. Öyleyse dinde zorlama olduğu olgusu da ALLAH’ dan gelmektedir. Ne diye dinde zorlama getirecek direkt olarak bizi melekler gibi kendisine itaat eder vaziyette yaratırdı. ALLAH’ın kendisini kandırmaya ihtiyacımı var. ALLAH insana şah damarından daha yakın iken zorla namaz kılmaya giden insanın bilinçaltında kimin için namaz kıldığını bilmek istemediğini mi? iddia ediyorlar. Bu nasıl bir saçmalık hem noksan sıfatlardan tenzih ederim diyeceksin hem de ALLAH’ın sonsuz gücüne bir nokta koyarak sonlandıracaksın.
    Bazı müminler şöyle diyebilir iyide kardeş ben onun iyiliğini istiyorum, (iyide onun yaratıcısı olan ALLAH onun kötülüğü nümü istiyor.) o yüzden bu şekilde davranıyorum. İyide kardeşim sende hiç mantık yok mu? ALLAH ona senden daha yakın senin zorlamanla yapmış olduğu ibadetleri kabul edeceğini nereden biliyorsun beklide senin yüzünden dine karşı anti pati duyacak beklide imanı gidecek bunu hiç düşündün mü? ALLAH’ın senin yardımına ihtiyacımı var. Sana zaten emrini vermiş sen sadece tebliğ etmekle sorumlusun eğer dinlemek isterse dinlemek istemezse ondanda sorumlu değilsin. Artık günümüzde her türlü iletişim aracı var merak ederse internetten hemen ulaşarak Kuran-ı Kerimi okuyabilir veya dinleyebilir.
    Yukarıdaki görüşler ışığında bana göre devlet yönetimi ile din işleri ayrılmalı bir birine karıştırılmamalıdır. İnsanların başkalarına zarar vermeden dini inançlarına göre günah ve sevap işleme olanakları her zaman korunmalıdır. Bana göre bu durum dinimizin gereğidir. Bana göre dinde zorlama vardır demek dinsizlikle eş anlamlıdır. ALLAH’a gerektiği gibi inanmamaktır.
    İşte bu yüzden din ve devlet işleri birbirinden ayrıştırılmalıdır.
    Bunun için şu çalışmalar yapılmalıdır.
    1. İlk başta bütün dinler için ayrı ayrı Din İşleri Yüksek Kurulu oluşturulmalıdır.
    2. Her türlü dini eğitim devlet tarafından Milli Eğitim Bakanlığınca okullarda bu konuda eğitim almış personel tarafından verilmelidir.
    3. İmam Hatip gibi dini eğitim veren liseler kaldırılmalı, dini eğitim velinin isteği doğrultusunda İlköğretim birinci sınıftan başlayarak gönüllülük esasına göre verilmeli ve ders geçme kriteri konmamalıdır çocuk gelişimini tamamladığında dini ile ilgili bütün konular verilmiş olmalıdır. Burada kastettiğim her dinin uygulanması değil ruhu (özü) öğretilmelidir. Eğer çocuk imanı güçlenmiş ve gönül rızası ile dini vecibelerini yerine getirmek istiyor ise, zaten kendisi bunları öğrenip icra edecektir. Bu durum onunla ALLAH arasında olan bir durumdur. Buna anne ve baba dahi karışamaz. (Bu eğitim bütün dinler için ayırdım yapmaksızın verilmelidir. Bu dinimizin ve laikliğin gereğidir.)
    4. Diyanet işleri kaldırılmalı onun yerine diyanet vakfı kurulmalıdır. Diyanet vakfı devlet tarafından mali yönden denetlenmelidir. Diyanet vakıflarına devlet yardım yapmamalı ve diyanet vakıfları ticarette yapmamalıdır. Bu vakıflar gelirlerini bağışlardan sağlamalıdır.
    5. Halkın yaşayışına giyim ve kuş***** karışılmamalı dini inançları gereği nasıl giyinmek istiyorsa öyle giyinmesine izin verilmelidir. Aşağıda belirttiğim iki durum saklı tutulmalıdır.
    Güvenlik nedeniyle oluşacak sakıncalı durumları önüne geçmek için,
    Örneğin: Çarşaf giymiş bir vatandaşın kimliğini ilk bakışta tespit edemesin, kimliğini tespit etmek için yanına çağırsan çarşafın altında ne var senin yanına geldiği zaman sana zarar verir mi vermez mi bunu bilemezsin. Çarşafın veya burkanın altında erkek olabilir, intihar bombacısı olabilir veya esrar eroin taşıyor olabilir silah taşıyabilir veya asker olabilir vs.
    6 Halkın dini ihtiyaçlarından doğan yasal düzenlemeler yapılarak mağduriyetleri önlenmelidir. Örnek iki kadınla evlendiğinde nikah kıyabilmeli hatta bu sayı serbest bırakılmalı ve bu hak kadına da verilmelidir.
    7. Miras Hukuku ve Borç verme kanunları gibi kanunlar çıkarılarak halkın mağduriyetleri giderilmelidir.
    8. Bütün dini ibadet yerlerinin yapımı, organizasyonu, faaliyetleri ve görevlilerin atanması ve görevlilerin maaşları Her dinin Kurmuş olduğu vakıf tarafından ayrı ayrı yapılmalıdır.
    9. Bu vakıfları görevleri yönünden Din İşleri Yüksek Kurulu denetlemeli mali yönden devlet denetlemelidir.
    10. Din eğitimini mutlaka ve mutlaka devlet vermelidir. Her dinin din işleri yüksek kurumu buna karıştırılmamalıdır. Bundan amaç dinin siyasi emellere alet edilerek değiştirilmesini önlemek ve uzun yıllarda oluşacak anlam kaymalarını ortadan kaldırmak ve tartışma ortamı yaratarak yaşanan çağa ayak uydurmak içindir. Zira Eğitim ve uygulama tek bir kuruma verilirse devleti yönetenler zayıf ve aciz kaldıklarında din, devlet üzerine baskı kurar tersi olduğunda da devlet, din üzerine baskı kurar bunu ikisi de doğru değildir.
    11. Her dinin Din İşleri Yüksek Kurulu başkan ve üyeleri üniversitelerde görevli öğretim elemanları tarafından İlahiyat Fakültelerinde görevli doktorasını tamamlamış öğretim üyeleri arasından seçilmelidir.

    KAFİRUN
    1 – De ki: Ey kâfirler!
    2 – Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.
    3 – Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
    4 – Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek değilim.
    5 – Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.
    6 – O halde sizin dininiz size, benim dinim bana.
    ALİ-İMRAN
    20 – Buna karşı seninle münakaşaya kalkışanlara de ki: “Ben yüzümü, özümü Allah’a teslim ettim. Bana bağlı olanlar da O’na teslim oldular.” O Ehl-i kitapla, kitap ehli olmayan ümmîlere (müşriklere) de ki: “Siz de teslim olup müslüman olmaya var mısınız?” Eğer hakka teslim olup İslâm’a girerlerse doğru yolu bulmuş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse, sana düşen görev, sadece hakkı tebliğdir. Allah kullarını hakkıyla görür.
    RA'D SURESİ
    40 – Ya onları uyardığımız birtakım belaların bir kısmını sana gösterir, ya da bundan önce senin ruhunu teslim alırız, fark etmez. Zira senin görevin sadece tebliğ etmektir, hesap görmek ise Bize aittir. [88,21-26]
    NAHL
    35 – Bir de müşrikler dediler ki: “Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız, Kendisinden başkasına ibadet etmez. Onun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık.”Bunlardan öncekiler de böyle söylemiş, böyle yapmışlardı. O halde, peygamberlere açık bir tebliğden başka bir vazife düşer mi?
    NAHL
    82 – Eğer bunca nimetlere rağmen yüz çevirirlerse sen sorumlu değilsin.Çünkü senin açık tebliğden başka bir görevin yoktur.
    ANKEBUT
    18 – “Şayet siz beni yalancı sayarsanız, sizden önceki birtakım ümmetler de resullerini yalancı saymıştı.Elçinin görevi imana zorlamak değil, sadece açıkça tebliğ etmektir.”
    ŞURA
    48 – Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir.Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, şımarır.Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir. [2,272; 13,40]
    BAKARA SURESİ
    256 – Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir, bilir.

Benzer Konular

  1. İslama göre Kadınlar düğünlerde oynayabilir mi?
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 11-05-2014, 04:53 PM
  2. İslama göre Kadınların pantolon giymesi caiz midir?
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 10-05-2014, 10:15 PM
  3. Tüp bebek yönteminin islamiyetteki yeri nedir?
    YukseLL Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2012, 12:21 PM
  4. İslama göre canlıların RUHU yoktur!!!
    Apollonius Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 06-02-2010, 11:00 PM
  5. Sufizm dinimizdeki yeri nedir?
    İnci Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 38
    Son mesaj: 22-08-2009, 07:10 PM
Yukarı Çık