1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 19

Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan Bazı Önemli Hadis Uydurucuları Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Peygamberimiz’in hadisleri, eğer Kuran-ı Kerim gibi dinin temel bir kaynağı ve her Müslüman’ın bilmesi ve uyması gereken bir esas olsaydı, ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Peygamberimiz’in hadisleri, eğer Kuran-ı Kerim gibi dinin temel bir kaynağı ve her Müslüman’ın bilmesi ve uyması gereken bir esas olsaydı, Peygamber’imiz kendinden sonrakilere ulaşması için sahabeden bunların hem yazılmasını, hem ezberlenmesini isterdi. Peygamberimiz’in bunu istemek bir yana, hadislerin yazımını yasakladığını daha önceki bölümlerde gördük. Eğer Peygamber’imiz bunların ezberlenmesini isteseydi, sahabenin Peygamber’e en yakın olanlarının; Ebu Bekir’in, Ömer’in, Osman’ın, Ali’nin, Zübeyr’in, Zeyd bin Sabit’in, Selman el Farisi’nin onbinlerce hadis nakletmesi beklenirdi. Oysa bu sahabelerin söylediği iddia edilen sözler çok azdır. Örneğin birazdan göreceğimiz hadis uydurucularından Ebu Hureyre’nin söylediği iddia edilen hadislerin üçte, dörtte biri bile dört büyük halife ve diğer önemli sahabelerin hepsinin söylediğinin topl***** birden atfedilmez. İşte bu Ebu Hureyre’yi ve İsrailiyat adındaki Musevi hikayelerini ve Mesihhiyat adındaki Hıristiyan hikayelerini dine sokan birkaç uydurucuyu bu bölümde inceleyeceğiz. Bunu yaparken bu hadis uydurucular çok fazla miktarda hadis naklettikleri için naklettikleri binlerce hadisin tümünün neden güvenilir olmadığını anlayacağız. Ayrıca hadisçilerin hadis toplarken, hadis nakleden kişileri söyledikleri kadar iyi incelemediklerini bu bağlamda anlayıp, böylece hadisçilerin tüm çalışmalarının da güvenilmez ve şüpheli olduğunu kavrayacağız. 4. Bölümde hadisleri incelerken Peygamber’i her görene sahabe denildiğini ve her sahabenin kesin adil ve doğru sözlü kabul edilip, her sahabeden her hadisin alındığını gördük. (Sahabe kelimesinin bu tanımı benimsenerek yaygınlık kazanmıştır. Sahabe kelimesini, sadece Peygamberimizin yakın çevresi için kullananlar da olmuştur.) Oysa Kuran, Peygamber’in döneminde birçok münafığın inanmadığı halde kendini inanmış gibi gösterdiğini, birçok zayıf inançlı, inancı oturmamış kişinin, inandıklarını söylemelerine rağmen Peygamber’e zorluklar çıkardıklarını haber vermektedir. Ne yazık ki yüzlerce Kuran ayetiyle çelişen, dine binlerce ilave yapan hadisçiler, bu ayetlerin manasını görmezden gelerek tüm sahabeyi tartışılmaz ilan etmişler, hangi sahabeye uyulursa uyulsun kurtuluşun bulunacağını söylemişlerdir. Oniki İmamın masum ilan edilmesinde Şiiler’in hatasını çok iyi tespit eden Sunniler, ne yazık ki bütün bir nesli, hem de Kuran’ın birçok ayetiyle eleştirdiği kişilerin ve hatta münafıkların da içinde bulunduğu belirtilen bir nesli toptan tartışılmaz ilan ederek, Şiiler’den çok daha büyük bir hataya düşmüşler ve Şiiler’e getirdikleri doğru eleştiride bile gülünç olmuşlardır. Gelin sahabe damgasıyla mühürlendiği için her sözüne itibar edilmiş olan ve mevcut binlerce hadisi olan Ebu Hureyre’yi inceleyelim ve bu zihniyetin bizi nereye, nasıl götürdüğünü anlayalım.

    EBU HUREYRE’YE GÜVENİLMEZSE TÜM HADİS KİTAPLARI GÜVENİLMEZ OLUR
    Ebu Hureyre’nin Müslüman olmadan önceki hayatı hakkında kendi anlattıklarından başka bir şey bilinmez. Müslüman olduktan sonra fakirliğinden dolayı Ashabı Suffe’den olduğu bilinir. Müslim’in Fezailus Sahabe’deki 159. Bölüm’ünde Ebu Hureyre’nin sırf karın tokluğuna Peygamber’le beraber olduğu anlatılır. İbn Hazm sırf Baki bin Mahled’in müsnedinde Ebu Hureyre’ye ait 5374 hadis olduğunu söyler. Buhari bunlardan 446’sını kitabına almıştır.

    Ebu Hureyre’nin anlattıklarından, en çok korktuğu kişinin Hz. Ömer olduğunu görüyoruz. Hz. Ömer’in Ebu Hureyre’yi hadis naklinden dolayı tehdit ettiği ve tartakladığı hadis kitaplarında anlatılır. Ebu Hureyre: “Size naklettiğim şu hadisleri Ömer zamanında anlatsaydım değneği ile beni döverdi.” der (Ez Zehebi – Tezkiretul-Huffaz). Ebu Hureyre’nin şöyle dediği geçer: “Ömer ölünceye kadar Allah’ın Resulu buyurdu diyemezdik.”(Müslim, Sahihi Müslim, 1. cilt, sayfa 34). Müslim’i eğer görebilseydik kendisine şöyle sorardık: Ey Müslim, sen Sahihi Müslim diye tüm hadislerinin doğru olduğunu iddia ettiğin bir kitap yazdın, cerh ve tadille kitabında hadis nakledenleri incelediğini söyledin. Ebu Hureyre’yi kendin de görmemene rağmen, onu gören ve halife olan Hz. Ömer’in onu yalancılıkla ithamını, Ebu Hureyre’nin şüpheli bir şahıs olması için neden yeterli görmedin? Demek ki senin sahih dediğin hadisler bu kadar sağlam temellere dayanıyor. Ne yazık ki Müslim de tüm sahabenin yıldızlar gibi olup, hangisine olursa olsun uyulabileceği şeklindeki asılsız inanca kanmış. Veya Ebu Hureyre ve diğerlerine gerçekte sıkı ölçüler uygulasa elinde hiçbir hadis kalmayacağını gördüğü için ve de özellikle Ebu Hureyre’den hatırı sayılır derecede çok hadis geldiği için, bu açık gerçekleri görmezlikten gelmiş. Ebu Hureyre’yi yalancılıkla suçlayan bir tek Hz. Ömer değildir. Hz. Aişe’nin de onu defalarca suçladığını Ebu Hureyre’ye sahip çıkan hadis kitaplarında bile görebiliriz. Hz. Aişe Ebu Hureyre’ye: “Sen Peygamber’den duymadığım hadisler rivayet ediyorsun!” dediğinde ona edepsizce bir cevap verir: “Ayna ve sürme seni Peygamber’le ilgilenmekten uzak tuttu.”(Zehebi, Siyeru Alemin Nubela 2. cilt, sayfa 435). Hz. Ali şöyle demiştir: “Yaşayanlar arasında Allah Resulu’na en fazla yalan isnad eden Ebu Hureyre’dir.”(İbni Ebul Hadid, Şerhu Nehcul Belağa, 1. cilt, sayfa 360). Yine Hz. Ali onun “Sevgili dostum bana haber verdi ki” diye Peygamber’den bahsettiğini duyunca: “Peygamber ne zaman senin sevgili dostun oldu?” demiştir. İbn Mesud gibi meşhur bir sahabe ise onun “Ölü yıkayan ve taşıyan kişi abdest alsın.” sözünü kabul etmeyerek hakkında ağır sözler söylemiş ve sonra şöyle demiştir: “Ey insanlar, ölülerinizden dolayı necasete (pisliğe) bulaşmazsınız.”

    ATIN KANDIRILMASI HZ. ÖMER’İN KÖTEĞİNDEN DAHA MI ÖNEMLİ?
    Hadisçilerin hadis nakledilen kişilerin doğruluğunu tespit etmek hususunda ne kadar titiz oldukları şu hikayeyle anlatılır: “Meşhur bir hadisçi, kendisinden hadis naklettiği bir kişiyi görmek için onun bulunduğu yere seyahat etmiş. O yere vardığında, bu kişinin atına yiyecek verecekmiş gibi yapıp atı çağırdığını ve sonunda ata yiyecek vermediğini görmüş. Atı kandıran insanları da kandırabilir diye onun naklettiği hadisi almamış.” Bu hikayeyi dinleyen bizlerin
    “Aman hadisçiler ne titizmiş!” deyip, onların yalancı hiç kimseden söz almadıklarını, böylece naklettikleri hadislerin ne kadar güvenilir olduğunu görmemizi umarlar. Buraya kadar birçok yerde hem sebebi, hem de sonucu ile hadislerin nasıl uydurmalarla karıştığını gösterdik. İleri sürülen bu mantık hiç şüphesiz geçersizdir. Yüzbinlerce hadisten hadislerini seçtiğini söyleyenlerin bu şundan, şu ondan, o öbüründen şeklinde giden hadislerin nakilcilerinin önemli kısmı hadis kitapları toplandığında vefat etmişti. Geri kalanların çoğu ise İslam coğrafyasının dört bir yanına dağılmıştı. Bunların hepsini ziyaret etmek ve doğru sözlü olduklarını tespit etmek özellikle o dönemin ulaşım şartları düşünülürse mümkün değildir. Ziyaret mümkün olsaydı bile, bu kısa ziyaretler bir insanın ne kadar doğru sözlü olduğunu tespit için elbette ki yetersizdir. Herhalde her hadisçi atını kandıran bir hadis nakilcisini tespit edecek kadar şanslı değildi! Bizim örneğimiz olan Ebu Hureyre’ye gelecek olursak; atını kandıran hadis nakilcisini kabul etmemekle hava atan hadisçiler, Hz. Ömer ve Hz. Ali gibi iki halifenin yalancılıkla itham ve dayaklarına, Peygamber’in hanımı Hz. Aişe’nin bu şahsın izahlarını reddine rağmen nasıl kendisini kabul ediyorlar? Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Aişe’nin bu tavırları atın kandırılmasından daha mı az önemli?

    Hz. Ömer’in Ebu Hureyre’yi atadığı valilikten hırsızlıkları nedeniyle geri çağırttığı anlatılır. Hz. Ömer Ebu Hureyre’ye hitaben: “Seni Bahreyn’e vali yaptığımda ayağında bir çift ayakkabı yoktu. Sonra duydum ki sen 1000 dinara, 600 dinara atlar satın almışsın. Sen Bahreyn’in en ücra köşesinden, insanlar vergilerini, Allah ve Müslümanlar için değil de, senin için versinler diye mi geldin?” der (Zehebi, Siyer). Ebu Hureyre’nin bizzat kendisinin aktardığı bir hadiste ise Hz. Ömer ona şöyle demiştir: “Ey Allah’ın ve Kitabının düşmanı! Allah’ın malını çaldın değil mi? Yoksa senin on bin dinarın nereden olacak?” (İbni Sa’d, Tabakat, 4. cilt, sayfa 59). Ne yazık ki Ebu Hureyre Hz. Ömer’in kendisine çıkışmalarını böyle anlatır, ama hadisçiler Hz. Ömer’in bu çıkışlarına rağmen Ebu Hureyre’yi birinci dereceden güvenilir kabul edip, en çok hadisi ondan naklederler. Bir de cerh ve tadil ilmiyle güvenilmeyen hiçbir kimseden hadis nakletmediklerini söylerler. Hz. Ömer’in “Allah’ın ve Kitabı’nın düşmanı” ilan ettiği şahsı en güvenilirler arasında kabul eden hadisçilerin, cerh ve tadil uygulamalarının ne kadar titizlikle yapıldığı görülmektedir.

    EMEVİLER EBU HUREYRE’NİN ALTIN ÇAĞIYDI
    Hz. Ömer’in ve daha sonra Hz. Ali’nin öldürülmelerinden sonra Emeviler dönemi Ebu Hureyre’nin altın çağı olmuştur. Emeviler Ebu Hureyre’ye el Akik’te bir köşk inşa edip arazi vermişlerdir. Muaviye dönemindeki bu ikramlara karşılık İbni Kesir’in el Bidaye ve’n Nihaye eserindeki şu hadisler Ebu Hureyre’nin nasıl karşılık verdiğini göstermektedir:

    Ebu Hureyre rivayet eder ki: “Allah’ın Resulu Muaviye’ye bir ok verdi ve şöyle dedi: Bu oku al ve cennette beni onunla karşıla!”

    Ebu Hureyre’den yine şu hadis rivayet edilmiştir: “Allah’ın Resulu şunu derken duydum: Allah vahyini üç kişiye emanet etti: Ben, Cebrail ve Muaviye”

    Tüm bu delillere rağmen “Her sahabe doğrudur” yanlış inancının hadisçileri sürüklediği nokta ortadadır. Ebu Hureyre kimdir ki, Peygamber’in en yakınlarının bile nakletmediği en garip uydurmaları Peygamber’le az görüşmesine rağmen nakletmiştir. Örneğin şu garip hadis Ebu Hureyre’den gelen mantıksız hadislerin yüzlercesinden biridir:

    Ebu Hureyre Peygamber’in kendisine şunu dediğini nakleder: “Ölüm meleği Musa’ya gönderildi. Musa’nın yanına gelince O ona vurdu. Melek Rabbinin yanına döndü ve şöyle dedi: Beni ölmek istemeyen birisine gönderdin. Allah Musa’nın kör ettiği meleğe gözlerini verdi ve şöyle dedi: “Git ve ona elini bir öküzün üzerine koymasını söyle. Elinin kapladığı yerdeki kıl sayısınca ona yıl olarak ömür verildi!” Melek: “Evet, Rabbim. Sonra ne olacak?” Allah: “Sonra, ölüm” dedi.”

    Ne yazık ki Ebu Hureyre’yi kurtarma derdinde olanlar bir yandan böyle bir mantıksızlığı İslam’a fatura edip zarar veriyorlar, diğer taraftan Ebu Hureyre’yi kırmamak için Hz. Musa’yı Allah’ın takdirinden kaçan, meleğin gözüne tokat atıp kör eden bir insan olarak gösteriyorlar. Ebu Hureyre’ye bir çok sahabe (Peygamber’i gören Müslüman) muhalefet etmiştir. Örneğin Ebu Hureyre’nin “Av ve çoban köpekleri dışındaki köpekleri öldürün” hadisine tarla köpeklerini de eklemesi üzerine İbni Ömer, Ebu Hureyre’nin tarlaları olduğu için böyle bir yalanı uydurduğunu söylemiştir (Cemal Sait Aktaş, Hadis Kritiği Makalesi).

    Ebu Hureyre’den nakledilen hadislerin eleştirisine bu kitabı ayırsak başka bir şey yazmaya yer kalmaz. Ebu Hureyre’nin geleneksel İslam için önemini, bu yapının en ateşli savunucularından ve ülkemizde en çok satan gelenekçi, hadisçi İslam’ın kitaplarından Saadeti Ebediye- Tam İlmihal kitabının yazarı Hüseyin Hilmi Işık şöyle anlatmaktadır: “Ebu Hureyre’yi inkar eden şeriatın yarısını inkar eder, çünkü hükümlerin çıktığı hadislerin yarısını Ebu Hureyre nakletmiştir.” Bize göre itiraf, Hüseyin Hilmi Işık Bey’e göre şeriata sahip çıkma olan bu söz, neden Ebu Hureyre’yi bir alt başlık yaptığımızın sebebidir. Allah’a şükür ki dinimiz tek başına yeterli olan Kuran’dadır ve ne Ebu Hureyre’nin, ne de başkalarının hadislerine ihtiyacımız yoktur.


    İSRAİLİYAT VE MEŞHUR UYDURUCULARI
    Özellikle Yahudilikten İslam’a geçenler, Yahudilikteki birçok hikayeyi, uydurmayı hadis adı altında İslam’a taşıdılar. Bunu İslam’ın saşığını bozmak için yaptıkları görüşü hakim olsa da, eski adetlerinden, eski dinlerindeki inançlardan kurtulamayıp, kendilerince katkı sağlamak veya dinimizi Yahudileştirmek gibi niyetlerle de yaptıkları düşünülebilir. İbni Haldun, Mukaddime adlı eserinde konuyla ilgili şu açıklamaları yapar: “Hadis nakil tefsirleri yanlış doğru, makbul merdud her şeyi içeriyordu. Bunun sebebi şuydu; Araplar ne kitap, ne de ilim ehlinden değillerdi. Onlara hakim olan yaşam tarzı bedevilik ve cahillikti. Yaratılışın esrarı, kainatın durumu, v.b. konularda bir şey öğrenmek istediklerinde bunu kendilerinden önce Kitap verilenlere sorarlar ve bu konularda onlardan yararlanırlardı. Bunların aralarında Kab el Ahbar, Vehb İbni Münebbih, Abdullah bin Selam vardı. Hadis nakilli tefsirler bu tür kişilerden yapılan nakillerle dolmuştur. Tefsirciler bu hususta gevşek davranmış ve tefsirlerini bunların nakilleriyle doldurmuşlardır.” İbni Haldun’un dediğini günümüzde Türkçe’ye çevrilen birçok tefsirde görebiliriz.

    KAB EL AHBAR’A DAYANDIRILAN DİN
    Kab el Ahbar İsrailiyat’ı, Yahudi uydurmalarını dinimize en çok sokan kişidir. Peygamberimiz’in vefatından sonra Hz. Ebubekir veya Hz. Ömer dönemlerinden birinde İslam’a girdiği söylenir. İsrailiyat hakkındaki bilgisi ve bitmek tükenmek bilmeyen hikayeleri onu, devrinde ilgi odağı haline getirmiştir. Peygamber’e iftira ederek söylenen hadislerin birinde “İsrailoğullarından hadis naklinde bulunun, bunda zarar yoktur.” denir. Bu hadisi Abdullah bin Amr’ın naklettiği söylenir. Tırmizi, Ebu Davud, Buhari bu hadise yer vermiştir. Birazdan göreceğimiz gibi Abdullah bin Amr, Kab el Ahbar’ın talebelerindendir. Uyduracakları binlerce İsrailiyat’tan önce bu hadisi uyduranlar, daha sonraki uydurmalarını buna bina etmişlerdir. Kab el Ahbar bunların en önde gelenidir. Kendisi yalnız hadis nakil etmekle kalmamış, daha evvel incelediğimiz Ebu Hureyre’ye, bunun yanında Abdullah bin Amr, İbni Ömer, İbni Abbas gibi şahıslara da ders vermiştir. Böylece uydurmaların yayılması için bu şahısları da kullanmıştır. Ebu Hureyre’ye karşı çıkan Hz. Ömer, aynı tavrı Kab el Ahbar’a da göstermiş ve onu sürgünle tehdit etmiştir. Hz. Ömer’in öldürülmesine kadar fikriyatını yaymakta güçlük çeken Kab Hz. Ömer’in vefatıyla kısmen ferahlamıştır. Kab’ın tüm bu hareketlerini anlatan Mahmud Ebu Reyye, Kab’ın Hz. Ömer’in öldürülmesinde parmağı olduğunu söyleyerek şu izahları yapar: “Hz. Ömer’in bu dahi Yahudi’yi akıllıca ve ısrarlı bir şekilde izlemesi ve ileride de göreceğimiz üzere bir takım çirkin emellerinin farkına varmasına rağmen sonunda o dehasının gücüyle Hz. Ömer’in uyanık ve iyi niyetli oluşuna galebe çalmış, gizli ve açık tuzağını kurmaya devam etmiştir. İş Hz. Ömer’in katledilmesine kadar varmıştır. Elde varolan verilerin hepsi bu olayın gizli bir cemiyetçe tertiplenmiş olduğunu göstermektedir. Büyük deha Kab’ın da üyelerinden biri olduğu bu cemiyetin başkanı Hürmüzandı. Malum olduğu üzere Hürmüzan Huzistan’ın
    kralıydı ve Medine’ye esir olarak getirilmişti. Hz. Ömer’i katletme görevi ise Ebu Lülüe’ye verilmişti.” (Mahmud Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, sayfa 171).

    Mahmud Ebu Reyye’nin İbni Kesir’den alıntılarla anlattığı bu ihtimalin kesin olarak doğru olduğunu savunacak durumda değiliz. Fakat Hz. Ömer’in hadisten men ettiği ve ihtimal dahi olsa Hz. Ömer’in ölümünde parmağı olan bir kişiden ve onun ders verdiği Ebu Hureyre, Abdullah bin Ömer, İbni Ömer ve diğer şahıslardan
    hadis nakli ne kadar sağlıklı olabilmiştir? Tüm bu şahıslardan İsrailiyatı ve diğer hadisleri nakil edenlerin bu konudaki titizliği güvenilir midir? Bu şahıslarda yanılan hadisçilerin, diğer şahıslarda yanılıp yanılmadıklarına nasıl karar verebiliriz? Apaçık Kuran dururken ve Kuran tek başına yeterliyken hala bu hadislerden medet ummak dine yapılan zulüm değil midir? Bu sorulardan sonra Kab’a geri dönersek, Kab kaynaklı uydurmalar dünyanın yaratılışı, ahiret manzaraları, Şam şehrinin önemi ve daha bir çok konuda kendini göstermiştir.

    KAB KAYNAKLI UYDURMALARA ÖRNEKLER:
    Bir adam Kab’la karşılaştı. Kendisine selam vererek dua etti. Kab ona “Kimlerdensin?” diye sordu. Adam “Şamlılardanım” diye cevap verdi. O zaman Kab şöyle dedi “Belki de sen Şamlıların arasından çıkacak ve hesaba ve azaba uğratılmayacak yetmiş bin askerden birisin!

    İbni Asakir-Tarih-1/57

    Kab dedi ki: Allah yeryüzüne baktı ve şöyle dedi; “Senin bir bölümüne dokunacağım.” Dağlar O’na koşuştu. Kaya aşındı. Allah bu yüzden onlara teşekkür edip ayağını üzerlerine koydu!

    Mahmud Ebu Reyye Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması 185

    Hesap için diriltilme ve hesap, Beytul Makdis’ten olacaktır. Beytül Maktis’te gömülü olan azaba uğratılmayacaktır.

    Mahmud Ebu Reyye Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması 185

    Kab’ın uydurduğu tefsir ve diğer kitaplara giren buna benzer uydurmaların bir kısmı kendisinden nakledilse de, talebeleri aracılığıyla nakledilenler doğrudan kendisinden alınanlardan çoktur. Ebu Hureyre’ye destek veren Muaviye, Kab’a da destek vermiş ve ona kıssa anlatmasını emretmiştir (İbni Hacer, İsabe 5/323).

    VEHB İBNİ MÜNEBBİH
    Kab her ne kadar İsrailiyat kaynaklı uydurmalarda bir numaraysa da, onun hemen ardından Vehb İbni Münebbih gelir. Kendisi birçok sahabeye atışa hadis nakletmiş, Ebu Hureyre, İbni Ömer, İbni Abbas da kendisinden hadis nakletmişlerdir. Ahmed Emin şöyle der: “Sıret kitapları, en eski ve en güvenilir olanları da dahil hurafe ve İsrailiyat’tan arınmış değildir. Tam aksine bunların kronolojik sırada en önce gelenleri İsrailiyat’la en fazla doldurulmuş olanlarıdır. İlk ve en güvenilir kaynak sayılan İbni İshak’a bakalım. Bu zatın esas kaynaklarından biri de Yahudilikten İslam’a geçen Vehb İbni Münebbih’tir. İbni İshak’ın ayrıca Hıristiyan ve Mecusi kaynaklardan da büyük ölçüde yararlandığı bilinmektedir.” (Ahmed Emin, Duhaul İslam, 2. cilt, sayfa 311). Ne yazık ki herkes Ahmed Emin’in tahlil ettiği gibi Vehb’i tahlil edememiş ve bol hadis nakletmek uğruna doğrudan veya dolaylı olarak aşağıdaki gibi uydurmaları Vehb’den nakletmişlerdir. Arşı dört melek omuzları üzerinde taşırlar. Her birinin dört yüzü vardır: Öküz yüzü, aslan yüzü, kartal yüzü ve insan yüzü. Her birinin dört kanadı vardır. Bunların ikisi yüzünü kaplar ve arşa bakıp yanıvermesini engeller. Onun azameti gökleri ve yerleri kaplamıştır.

    Malti-Kitab et Tenbih sayfa 99

    Reşid Rıza, Kab ve Vehb ikilisinin dine zararlarını ve uydurmalarını şöyle anlatır: “İsrailiyat rivayet eden ve Müslümanları kandırıp aldatanların en şerlileri bu ikisidir. Yaratılış, tekvin, Peygamberler, geçmiş ümmetler, Fitneler, kıyamet ve ahiret meseleleriyle ilgili olarak tefsir ve tarih kitaplarında yer almayan hiçbir hurafe yoktur ki üzerinde bu ikisinin imzası olmasın. Bu kişilerin rivayetleri arasında Tevrat ve diğer Semavi kitaplara dayandırdıklarını iddia ettikleri nakiller bu kitaplarla çeliştiğinden dolayı, bir çoklarının yalan oluşu hususunda kesin hükme vardık. Kuşkusuz önceki alimlerin bunların farkına varması mümkün değildi. Zira onlar Ehli Kitabın kitaplarına muttali olamamışlardır. Kuşkusuz bu iki Yahudi’nin rivayetlerinin çoğu İsrailiyat kaynaklı hurafeler olup, tefsir ve diğer sahalarda yazılmış kitapları bulandırmışlardır. Bunlar sayesinde İslam düşmanı mülhidler, İslam’ın da diğer dinler gibi hurafeler ve evham dini olduğunu iddia etmişlerdir.” (Reşid Rıza, Mecelletül Menar).

    MESİHHİYAT VE MEŞHUR UYDURUCULARI
    Dinimize sokulan uydurmaların kaynaklarından biri Yahudi kaynaklı İsrailiyat olduğu gibi, bir diğeri de Hıristiyan kaynaklı Mesihhiyat’tır. Mesihhiyat kaynaklı uydurucuların en önemlileri Temim ed Dari ve İbni Cureyc’dir. Deccaliyet, şeytan, ölüm meleği, cesas, cennet ve cehenneme dair izahlar, Hz. İsa hakkında uydurmalar Mesihhiyat’tan dinimize devşirilen en önemli uydurmaların başında gelir. Mesihhiyat kaynaklı uydurmalara aşağıdaki hadisleri örnek gösterebiliriz:
    Allah Resulü halkı topladıktan sonra şöyle dedi: Allah’a yemin ederim ki sizi korkutmak veya bir şeye teşvik etmek için toplamadım. Sizi şunun için topladım. Temim ed Dari bir Hıristiyandı. Sonra gelip bana biat ederek Müslüman oldu ve bana şunu anlattı: O iğrenç cüzzamlı otuz kişiyle bir deniz gemisine binmiş, yolda bir ay dalgalarla boğuştuktan sonra denizin ortasında bir adaya ulaşmışlar. Güneşin battığı yerde yer alan bu adaya girdiklerinde kendileri kıldan önü arkası ayırt edilemeyen bir hayvan karşılayıp şöyle demiş: Ben Cesase’yim. Sonra onlara manastırdaki bir adamı görmelerini önermiş. Temim ve arkadaşları manastıra girdiklerinde yaratılışça daha önce hiç görmedikleri kadar iri ve topuklarından boynuna kadar her yeri demirle bağlı bir adam görmüşler. Adam, onların hikayesini ve Arap olduklarını öğrenince kendilerine birçok soru sormuş. Temim ve arkadaşları da onu cevaplıyorlarmış. Sonunda: “Bana ümmilerin Peygamber’inden haber verin ne yaptı?” demiş. Bunlar da “Mekke’den çıkıp Medine’ye yerleşti.” demişler. O “Araplar onunla savaştı mı?” diye sorduğunda “Evet” demişler. O zaman o “Peygamber onlara nasıl bir muamelede bulundu?” diye sormuş. Bunlar da “Karşısında bulunan Arapları hezimete uğratarak, kendisine itaat etmelerini sağladı.” cevabını vermişler. O zaman demiş ki: “Size kendimden bahsedeyim, ben Mesih’im, bana izin verilme zamanı yaklaştı. Çıktığımda kırk günde yeryüzünü dolaşıp, Mekke ve Medine dışında kırk gece içinde uğramadık köy bırakmayacağım. O iki şehirse bana haram kılınmıştır. Onlardan birine girmek istediğimde elinde kılıç olan bir melek beni karşılar ve bana engel olur. Bunları zikrettikten sonra Peygamber’imiz asasını minbere vurarak şöyle dedi: İşte Medine, işte Medine, işte Medine.”

    Müslim-Şten 119/Ebu Davud-K. Melahım 15
    İbni Mace-K. Şten 33

    Bu hadis Müslim, Ebu Davud, İbni Mace gibi Sunni düşüncenin tartışılmaz ilan edilmiş eserlerinde geçiyor. Okuduğunuz bu hadisi Müslim’de geçtiği için reddeden kafir oluyor, kabul eden ise sünnete, hadise, Peygamber’e bağlı kişi oluyor. Bir de bu hadislere inananlar; bunları inkar edenleri Peygamber düşmanı, kabul edenleri ise Peygamber aşkıyla yanıp tutuşan (!) kişiler olarak ilan ediyorlar. Diğer bir Mesihhiyat kaynaklı uydurma hadisi daha inceleyelim:

    Şeytan her insanı doğarken yaralar. Ancak Meryem oğlu İsa’yı yaralayamamış, yaralamak için gittiğinde onun örtüsüne vurmuştur.

    Buhari-K. Bedul Halk 11- Hanbel 2/523

    Yukarıdaki hadisle Hz. İsa yüceltilirken, Peygamberimiz’in de içinde olduğu diğer insanlar şeytan tarafından yaralanmış ilan edilirler. Bu hadisten sonra Peygamberimiz’in, kalbindeki şeytanın darbesinden kurtulmak için melekler tarafından beş defa ameliyat edilip kalbindeki siyah pıhtının çıkarıldığına dair yakışıksız hadisler de nakledilir. Kimin tarafından? En doğru hadis kitabı Buhari ve Hanbeli mezhebinin kurucusu Hanbel tarafından! Yine de ısrarla savunulan şudur: Hadisleri inkar eden Peygamber’i inkar eder. En doğru hadis kitabı ise Buhari’dir! İşte en doğru hadis kitabının hadisi! İşte Kuran dışında başka hadis (söz) arayanların düştüğü durum!

    kurandakidin

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    kopyala yapıştır...
    kopyala yapıştır

    azda kopyalamadan yapıştırabilsek güzel resim olur....

    bu ne arkadaş adama sormazlarmı bu kadar yazıyı ne diye yapıştırıyrsun diye...


    şey işte ben netde başıboş dolanırken birden gördüm..ne olduğunu bilmiyorum ama kopyalamak hoşuma gidiyor .....da o bakımdan...şey yani ..bilmiyorummmm...

    boş sayfalarla dolu kağıt olacağıma..
    ormanda kütük olarak kalsaydım diyen kitaplar vardır....

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Alıntı atmaca34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    kopyala yapıştır...
    kopyala yapıştır

    azda kopyalamadan yapıştırabilsek güzel resim olur....

    bu ne arkadaş adama sormazlarmı bu kadar yazıyı ne diye yapıştırıyrsun diye...


    şey işte ben netde başıboş dolanırken birden gördüm..ne olduğunu bilmiyorum ama kopyalamak hoşuma gidiyor .....da o bakımdan...şey yani ..bilmiyorummmm...

    boş sayfalarla dolu kağıt olacağıma..
    ormanda kütük olarak kalsaydım diyen kitaplar vardır....
    Ben ne olduğunu biliyorum..
    bilmeyenleri kandıranlara selam olsun diye dir..bu kopyala yapıştır..
    yine bugün gördüm aynı konuyu,araştırdım..vermişim cevabını ...

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben ne olduğunu biliyorum..
    bilmeyenleri kandıranlara selam olsun diye dir..bu kopyala yapıştır..
    yine bugün gördüm aynı konuyu,araştırdım..vermişim cevabını ...


    waayy eski bir konu yeni bir tartışma sevdiğim bir kalemin amcasının kızı
    cevap vermişim diyorsunuz....
    kopyala yapıştır yapmadanmı vermişsiniz cevabı....?merak ettim..

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Günümüz şartlarına uymayan ve mantıklı olmayan birçok hadis
    bu işin uzmanlarınca araştırılmakta ve tafsiye edilmek için çalışmalar devam etmektedir.
    Türünden haberler okumuştum, bir zamanlar..
    Sanırım bu konuda bir toparlanma ve geçiş dönemi yaşanacaktır.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  6. #6
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Bu meseleyi tabulardan temizlenmiş bir şekilde düşünmek gerekir.Evvel emirde Şampolyon Mısır Hiyorogliflerini çözünceye kadar Mısırda İsrail kavmi vede Hz Musanın o kavme geldiği ,İsrail kavmini Mısırdan çıkardığına inanılıyordu.Ama İşin ilginç yanı Ne Antik Yunan ne Pers kayıtları bu olaydan bahsetmiyordu.Hiyoroglifler çözüldü ve tek bir İsraille ilgili kayıt bulunamadı.Keza Kenan yani Filistinde bir İsrail Devletininde kurulduğuna dair en ufak bir tarihi delil dahi yoktur.Hani nerede Süleyman mabedi ile ilgili tek bir kanıt.Ağlama duvarı ise Yavuz Sultan Selim Han tarafından ortaya konulmuştur. Diğer yandan Hz İsa ile ilgili tek bir delilde yoktur bulunamamıştır.Ama kiliselerde Pelerinleri,hırkaları vardır,Musanın sandıkları vardır vardırda vardır.Hal böyle olduğuna göre şu İhtimal çok kuvvetlidir.Bütün bu anlatımlar Sofi dediğimiz insanlar tarafından hazırlanmışlardır.Onlar vücut iklimlerinde gelişen manevi olayları mefhumları isimlendirerek anlattılar.Ama gayeleri Din ortaya koymak değildi. Tıpkı Ferhat ile Şirin ,Leyla ile mecnun,Kerem ile Aslı, Hz Alinin hikayeleri......v.s yazdılarda yazdılar. Ve kendi yaşamlarını anlattılar.Ama daha sonra bunların bir kısmı yani Eski ahit,Mezmurlar, İnciller gibi GÖNÜL YAZILARI DİN KURALLARINI İHTİVA EDEN DİN KİTABI OLARAK DEVLET VE HAKİM GÜÇLERCE KABUL EDİLDİ.Çünkü bu kitapları iyicene incelediğimizde onların Üç boyutlu yani Mana içerdiklerini görürüz.
    Diğer taraftan aynı iddia İslamiyet içinde geçerlidir.Son günlerde 15 yaşında Müslüman olup ilahiyatçı olan bir Alman Profösörüde Hz Muhammed(A.S) nin tarihte gerçekten yaşayıp yaşamadığının ispatlanamadığını ama kendi kanaatının yaşamadığı hususunda olduğunu söyledi.Bu iddia sadece ona mahsusta değildir.Açıkça söylenmesede Bazı mutasavvıflar tarafından ortaya atılmıştır."Muhabbetten Muhammed hasıl oldu" sözü,"Ezeli ve ebedi Nuri Muhammed ","Miraçtaki Muhammed o benim padişahımdır."sözü işte gizli gizli hep bu durumu izah etmektedir.Çünkü Şayet İlahi kelam sonsuz ise belli bir tarihi devirde kesilmemelidir.Devamlı olarak sonsuza kadar ortaya çıkabilmelidir.Ama 571 yılında doğduğu ileri sürülen efendimizin o devirdeki maddi vücudlarının ÜVEYS (Veysel Karani)olduğuda söylenir.Bir diğeride Kab bin Zuhayr dır. (Suat Banetin yazarı)Çünkü Hırkaları Bu iki kişidedir.Üveysin kabrini ziyaret benim kabrime ziyaret sayılır. Sözüde bir hadistir.Üstelik Hz Üveysin yaşantısına bakacak olursak Ne şan ne şöhret ne güç nede para vardır.İnsanların Deli meczup diye alay ettikleri yalnız bir insandır Hz Üveys.
    İşte O zaman bu Uyduruk yada Hurafe dediğimiz Hadislerde hep gönül insanlarının Vücut iklimlerinde yaşayan Muhabbetten hasıl olan Hz Muhammed Sallahü Aleyhi vesellem efendimize ait olurlar.Ve tıpkı Üç boyutlu Resim gibidirler. Başta bakıldığında bir şey anlaşılmaz ama dikkatlice şayet odaklanırsanız Oradaki resmi bütün heybetiyle görürsünüz.Ama Bu düşüncenin aksi ise O zaman Gerçek hadisleri ayıklayabilmek çok zordur hatta imkansız.Selamlar.

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Alıntı atmaca34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    waayy eski bir konu yeni bir tartışma sevdiğim bir kalemin amcasının kızı
    cevap vermişim diyorsunuz....
    kopyala yapıştır yapmadanmı vermişsiniz cevabı....?merak ettim..
    Cevapda kaynak belirtmişim göremedin galiba ,
    hem ben bu konularda bu kadar bilgiyi yazacak bilgiye sahip değilim,o yüzden konunun uzmanlarına başvurarak kopyalıyorum yazılarını,seninde pek çok kereler yaptığın gibi..
    kopyala yapıştır neden bu kadar rahatsız ediyor anlayamadım,bilgi sunuyorum sonuçda,bilmeyenlerde öğreniyor bu şekilde..

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    ''günümüz sartlarına uymayan ve mantıklı olmayan bir çok hadis''

    kurandada günümüz sartlarına uymayan bir çok sey var

    kuran bize değil, biz kurana uyacagız

    biri allahın emirleri , biri peygamberin yaptıkları ve sözleri
    ha Allahı inkar etmissin, ha peygamberin sözlerine uydurma ve yalan demissin
    arada hiç bi fark yoktur

    herseyde mantık aranmaz
    din sorgulanamaz

    insan vüvudunda bugün bazı organ ve parçaların ne işe yaradığı tıp tarafından bilinmemekte
    o halde bunlar lazım değil diyip kesip atalımmı o organları

    biraz mantıklı olalım

    peygamber efendimiz belki dediginiz gibi sözlerinin yazılmasını yasaklamış olabilir
    ancak
    namaz kılarken peygamber efendimiz nasıl kılmıssa bizde aynen öle kılıyoruz
    nitekim ozmnki müslümanlar bunu yazmamış olsaydı
    simdiye milyar müslüman ,camide farklı farklı namaz kılıyo olurdu

    zira peygamber efendimiz allahın emretmedigi hiç biseyi yapmadıgından , ozmnki müslümanların onun sözlerini ve hareketleri kaleme almaları kadar doğal ve akıllıca olan bisey daha yoktur....


    uydurma diyenlerde ya feministler
    yada feminist yandasları
    çünkü bazı hadisler işlerine gelmiyor

    aynı zmnda kurandaki bazı ayetlerde işlerine gelmiyor
    o yüzden bazı proflar kuranı kafasına göre ceviriyor (örn:yaşar nuri öztürk)

    dinde işine gelen kısmını kabul et, işine gelmeyeni reddet
    bu ancak kafirliktir
    ya hepsini kabul edersin, yada ateistim dersin delikanlı gibi

    simdi biri çıkıpta bi hadis uydursun bakalım kaç kişi inanacak
    kimse inanmaz
    o halde uydurma diye bisey yoktur

    hadisler uydurma ve yalan diyenlerin öteki taraftaki hallerini düsünmek istemiyorum
    Allah herkese akıl fikir versin

    iyi forumlar

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    Peki sevgili Masterlord

    Acaba bu Hadis'ler gerçek mi yoksa yalan mı?

    Sonunda Türkler kesilecekler...(Hz.Muhammed)...
    (Bkz. Ebu Davud, Kitabu'l-Cihad/9, hadis no:4305.)

    Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır." (Hz. Muhammed)

    (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/ Babu Gazveti't-Türk)
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post Cevap: Bazı Önemli Hadis Uydurucuları

    bu konuyu siz bizzat açmıssınız ve rabia kardesim tarafından cevabı çok güzel verilmiş

    uydurma hadis yoktur
    sonradan kurulan 3 5 abuk sitede bu hadisler varmış gibi gösteriliyor

    kitapçılarda yada kütüphanelerde peygamberimizin hadislerinin derlendigi bi kitap vardır
    alın okuyun

    ebu davud un böle bi hadisi kaleme almadıgını göreceksiniz

    neden sürekli aynı konuları tekrar tekrar cevabı verildigi halde önümüze getiriyorsunuz
    merak etmekteyim

    kuranda ve hadislerde lanetlenen milletler bellidir
    örnegin israiloğulları yani yahudiler
    ve 1944 te Allahın sesini enselerinde hissettiler

    1000 yılı aşkın bi süre
    islamiyetin kılıcı olmuş bi millet için(Türkler)
    ve bu ugurda milyonlarca sehit vermiş
    3 kıtaya islamiyeti tasımış
    ve liderlik etmiş Türkler için peygamberimiz böle bisey sölemez

    zaten böle bi hadiste yok
    ama dedigim üzere
    eşitliğe aykırı hadisler oldugu için bazı feminist ve onların yandasları
    işine gelmeyen pek çok hadise yalan yada uydurma diyorlar
    bunada şaşırmıyorum
    eninde sonunda onlarda doğruyu görecekler

    din yarım yamalak kabul edilmez
    ya hepsini kabul edersin yada reddedersin

    bu suna benziyo
    müslümanım ama
    namaz kılmak Allahın emirlerinden değildir ve asla uygulamam demeye benziyo

    umarım açıklayıcı olmuştur
    esitliği savuncam diye dinden uzaklaşmayın
    peygamberimiz zamanındada Kadın_erkek esit değildi
    simdide eşit değil
    1000 yıl sonrada değişmeyecek
    kabullenmesi biraz zor olsada gerçekler daima acıdır

    gerçekleri görmeniz dileğimle....

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Bazı Adamlar Bazı Kadınları Sevemezler
    selviler Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-09-2012, 02:29 AM
  2. Yorum: 4
    Son mesaj: 19-12-2009, 06:21 AM
  3. Yorum: 5
    Son mesaj: 01-11-2009, 12:39 PM
  4. Bazı kadınlar bazı erkekler …
    blueice Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 11-05-2009, 02:53 PM
  5. Hadis-Hadis Çelişkileri
    simqe Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 17-12-2008, 01:51 PM
Yukarı Çık