Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Kıdemli Üye onuc13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Yaş
    46
    Mesaj
    559
    Rep Gücü
    2430

    Nurculuk Nedir, Gerçek Nurcu Kimdir?

    Nurculuk Nedir, Gerçek Nurcu Kimdir?


    NURCULUK bir mezhep değildir. Tarikat değildir. Dernek değildir. Cemaat değildir... Nurculuğa bir meşrebtir diyebiliriz. Bu meşrebin özellikleri nelerdir? Arz edeyim:

    Birincisi: Ehl-i sünnet ve cemaat dairesi içindedir.

    İkincisi: Şeriata sımsıkı bağlıdır, şeriattan kıl kadar ayrılmamıştır.

    Üçüncüsü: Kur’ân’ı düstur olarak kabul eder.

    Dördüncüsü: Resulullah aleyhi ekmelüttahiyyat Efendimizin Sünnetine bağlıdır.

    Beşincisi: Sahih İslâm itikadı üzerinedir.

    Altıncısı: Gerçek Nurcular beş vakit namazı dosdoğru kılarlar.

    Yedincisi: Namaz dışındaki ibadetleri dikkat ve hassasiyetle yerine getirirler.

    Sekizincisi: Nurculuğun esaslarından biri takvadır. Gerçek nurcu muttaki Müslümandır.

    Dokuzuncusu: Gerçek Nurcular vera sahibidirler. Şüpheli şeylerden uzak dururlar.

    Onuncusu: Gerçek Nurcular dünyevî ihtiyaçlarını çoğaltmaz; asla lükse, israfa, aşırı tüketime, konfora, gösterişe, kibre, gurura sapmaz.

    Onbirincisi: Gerçek Nurcular muhabbet fedaileridir, husumete vakitleri yoktur.

    Onikincisi: Gerçek Nurcularda Cemal tecellileri parıldar. Kendilerine yapılan kötülükleri affederler, kötülüğü iyilik ile def ederler.

    Onüçüncüsü: Gerçek Nur hizmetkârı, muhtaç olsa bile zekat istemez. Kendisi istemeden verilirse, ihtiyacı kadar alabilir. (Bediüzzaman’ın emri böyledir.)

    Ondördüncüsü: Gerçek Nurcu hizmetlerini ihlasla yapar, Haliq için yaptığı hizmetlerin ücretini ve mükafatını mahluqattan beklemez, böyle bir riyakarlığa düşmez.

    Onbeşincisi: Gerçek Nurcu, Nur talebesi olan Müslümanlar ile Nur talebesi olmayanMüslümanlar arasında ayırım yapmaz, ikincileri dışlamaz. Allah indinde üstünlüğün şu veya bu taifeye mensubiyetle değil, takva ile olduğunu bilir.

    Onaltıncısı: Gerçek Nurcu, mü’min ve müslim kardeşlerini bırakıp da kâfirleri dost ve velî (idareci) edinmez.

    Onyedincisi: Gerçek Nurcu, Allah katında gerçek, makbul, geçerli tek dinin İslâm olduğuna inanır; İslâm’a, gerçek din olmak konusunda ortak katmaz.

    Onsekizincisi: Gerçek Nurcu Tevhid inancına sımsıkı bağlıdır. Tevhid ile Teslis’i asla bir tutmaz.

    Ondokuzuncusu: Gerçek Nurcu, Resûl-i Kibriya Efendimizi inkâr ve tekzib eden kâfirleri asla ehl-i necat ve ehl-i Cennet olarak kabul etmez.

    Yirmincisi: Gerçek Nurcu asık ve abus suratlı değildir. Kainata tebessüm ederek bakar.

    Yirmibirincisi: Gerçek Nurcu fitneden, fesattan, tefrikadan nefret eder, o birleştirici ve toplayıcıdır.

    Yirmiikincisi: Gerçek Nurcu iman, İslâm, Kur’ân, Sünnet, Şeriat için çalışır. Amaç bunlardır, Risale-i Nur metodu, hizmet aracıdır.

    Yirmiüçüncüsü:
    Gerçek Nurcu asla gıybet etmez, laf taşımaz, ara bozmaz. İnsanlar onun elinden ve dilinden selamettedir.

    Yirmidördüncüsü:
    Gerçek Nurcu cerrar (para toplayıcı) değildir.

    Yirmibeşincisi: Gerçek Nurcu ara bulur, barıştırır, kaynaştırır.

    Yirmialtıncısı: Gerçek Nurcu beddua etmez, hayır dua eder.

    Yirmiyedincisi: Gerçek Nurcu Allah’tan sabır ve namazla yardım ister.

    Yirmisekizincisi: Gerçek Nurcu benlik, hodfüruşluk, riyaset, dünyevî mevki ve makam ihtiraslarından uzaktır.

    Yirmidokuzuncusu: Gerçek Nurcu Müslümanların ve insanların kurdu değil, meleğidir.

    Otuzuncusu: Gerçek Nurcu iyi ve örnek bir Müslümandır. Ona bakan onda İslâm’ı görür.

    Otuzbirincisi: Gerçek Nurcu, başta Bediüzzaman Said Nursî hazretleri olmak üzere din büyüklerini erbab haline getirmez, putlaştırmaz.

    Otuzikincisi: Gerçek Nurcu ıslah edicidir. İnsaniyetin hidayetini ister.

    (Yukarıdaki maddelerin hepsi de Risale-i Nur’da vardır.)


    Mehmet Şevket Eygi

  2. #2
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Nurculuk Nedir, Gerçek Nurcu Kimdir?

    Said Nur ve talebeleri

    Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı, Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi bir şeye inanmış, Allaha!.. Âlemlerin Rabbı olan Allaha, o*nun ulu Peygamberine.. o*nun büyük kitabına..

    Kur'ân henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var o*nlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta Asr-ı Saadette hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz bir şeye bağlanmak, her yerde hâzır, nâzır olana, âlemlerin yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak Evet!.. Ne büyük saadet!

    Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Gün görmüş bir ihtiyar. Üç devir; Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış! Yalnız bir adam var. O ayakta Şark yaylâlarından, Güneşin doğduğu yerden İstanbul'a kadar gelen bir adam. İmanı, sıradağlar gibi muhkem. Bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. Allah! demiş. Peygamber demiş, başka bir şey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim o*nu eğememiş, hiçbir âlim o*nu yenememiş Kayalar gibi çetin, müdhiş bir irade Şimşekler gibi bir zekâ İşte Said Nur!.. Divan-ı harbler, mahkemeler, ihtilâller, inkılâblar... o*nun için kurulan idam sehpaları... Sürgünler... Bu müdhiş adamı, bu mâneviyat adamını yolundan çevirememiş! O, bunlara îmanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. Kur'ân-ı Kerîm'de "İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (Âl-i İmran sûresi âyet 139) buyuruluyor. Bu Allah kelâmı, sanki Said Nur'da tecelli etmiş!

    Mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. Bu müdafaalar bir nefs müdafaası değildir; büyük bir dâvânın müdafaasıdır. Celâdet, cesaret, zekâ eseri, şaheseri.

    Niçin Sokrat bu kadar büyüktür? Bir fikir uğruna hayatı hakîr gördüğü için değil mi? Said Nur en az bir Sokrat'tır; fakat İslâm düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olundu. o*nlara göre büyük olabilmek için ecnebi olmak gerek. O, mahkemelerden mahkemelere sürüklendi. Mahkûmken bile hükmediyordu. O hapishanelerden hapishanelere atıldı. Hapishaneler, zindanlar o*nun sayesinde Medrese-i Yûsufiye oldu. Said Nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi. Nice azılı katiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu îman âbidesinin karşısında eridiler; sanki yeniden yaratıldılar. Hepsi halim selim mü'minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler… Sizin hangi mektebleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir?

    Onu diyar diyar sürdüler. Her sürgün yeri, o*nun öz vatanı oldu. Nereye gitse, nereye sürülse, etrafı saf, temiz mü'minler tarafından sarılıyordu. Kanunlar, yasaklar, polisler, jandarmalar, kalın hapishane duvarları, o*nu mü'min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı. Büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler; din, aşk, îman sayesinde letafetler haline geldiler. Kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdid ve tehdidleri, ruh âleminin ummanlarında büyük dalgalar meydana getirdi. Bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı; üniversitelerin kapılarına kadar dayandı.

    Yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, îmana susayanlar; o*nun yoluna, o*nun nuruna koştular. Üstadın Nur risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. Genç-ihtiyar, cahil-münevver sekizinden seksenine kadar herkes o*ndan bir şey aldı, o*nun nuruyla nurlandı. Her talebe, bir makine, bir matbaa oldu. İman, tekniğe meydan okudu. Nur risaleleri binlerce defa yazıldı, teksir edildi.

    Gözlerinin nuru sönmüş, iç âlemlerinin ışığı sönmüş, harabeye dönmüş olan körler; bu nurdan, bu ışıktan korktular. Bu aziz adamı, dillerden hiç eksik etmedikleri "İnkılâba-lâikliğe aykırı hareket ediyor" diye, tekrar tekrar mahkemeye verdiler; tekrar tekrar hapishanelere attılar. Kaç kerre zehirlemek istediler. o*na zehirler, panzehir oldu. Zindanlar dershane... o*nun nuru, Kur'ânın nuru, Allahın nuru vatan sınırlarını da aştı. Bütün Âlem-i İslâmı dolaştı. Şimdi Türkiye'de, her teşekkülün, vatanını seven herkesin, önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet vardır: Said Nur ve Talebeleri. Bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırtısı nutku, alâyişi, nümayişi yoktur. Bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, îmanlı, inanlı kalabalığıdır

    O. Yüksel Serdengeçti.

    Tarihçe-i hayat, Tahliller bölümünden.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

Benzer Konular

  1. IŞİD kimdir? Nedir?
    YukseLL Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 09-10-2014, 10:38 AM
  2. Gerçek dost nedir ve kimdir ?
    elalem Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 13-02-2009, 06:50 PM
  3. Tanri Nedir?, Kimdir?
    evrensel-insan Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 19
    Son mesaj: 16-01-2009, 02:48 AM
  4. gerçek deli kimdir?
    eray yucel Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 03-12-2008, 12:48 PM
  5. Türkiye'nin ''Gerçek Aydını'' Kimdir?
    RABİA Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-05-2008, 01:23 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık