7. Sayfa, Toplam 25 BirinciBirinci ... 5678917 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 61 ile 70 Toplam: 244

İslamiyet'te recm var mı yok mu?

Din ve İnanç Kategorisi Dini Sohbet Forumunda İslamiyet'te recm var mı yok mu? Konusununun içerigi kısaca ->> Arkadaşlar; - Bu recm uygulamasının Kuran'da olmayıp Musa şeriatinde olduğunu, - Allah'ın Yahudilere zamanında yaptıkları densizlikleri yüzünden Yahudilere getirdiği ağır ...

  1. #61
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Arkadaşlar;
    - Bu recm uygulamasının Kuran'da olmayıp Musa şeriatinde olduğunu,
    - Allah'ın Yahudilere zamanında yaptıkları densizlikleri yüzünden Yahudilere getirdiği ağır hükümlerin ve zorlamaları Kuran'da tek tek belirterek kaldırmak zorunda olmadığını,
    - Bir çoğu uydurma olmak üzere, uydurma olmayan hadislerin de peygamberimizin yahudilere karşı kendi kitaplarına göre hükmederek recm'i uyguladığı için bulunabildiği
    - Kurana göre "Tamamlanmış ve eksiksiz" Kuran'da 100 sopayı ve her konuda bir sürü küçük detayı bile vahyeden Allah'ın Recm'i vahyetmediğini,
    - İslama düşman olup Kuranı değiştirmeye gücü yetmeyen insanların (Yahudiler vs.) zamanla hadisler uydurarak ve islama bir şeyler katarak islamı sonradan eklenen binlerce kuralla zorlaştırdığını ve bu şekilde evrensellikten çıkararak yayılmasını engellemeye çalıştığını,
    - Recm'i savunan insanların Nisa suresi 25. ayetine mantıklı bir açıklama getiremediklerini
    Lütfen görünüz.



    Nisa Suresi
    25. Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min cariyelerden alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. #62
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    _Daha ALLAH C.C şeriatında ADEM A.S dan, MUHAMMED S.A.S kadar gelen tüm peygamberlerde ALLAH C.C' un ŞERİATININ değişikliğe uğramadan tek bir şekilde TEVHİD inancı olarak varolduğundan bi haberlerin, MUSA A.S' ın Kitabı, İSA A.S Kitabı, MUHAMMED S.A.S in kitabı diye ayrım yapacak kadar bilgisiz ve mesnetsiz salladığını...

    Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allah'ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın. FÂTIR - 43


    O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi İbrahim'e Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir. (42/13)



    Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene İbrahim İsmail İshak Yakub ve torunlarına indirilene Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (2/136)


    Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de bunda (Kur'an'da) da sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın zekatı verin ve Allah'a sarılın sizin Mevlanız O'dur. İşte ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı. (22/78)


    Gerçek şu ki Allah, Adem'i Nuh'u İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah, işitendir bilendir.; (3/33-34)



    _Mantıklı açıklamayı göremeyeni

    _Karşısına KUR-AN dan ayetler ile RESULULLAH S.A.S' in sözlerine ve amellerine hayatın her alanında sorgusuz sualsiz uyulması gerektiğini, bizatihi KUR-AN da, ALLAH C.C tarafından bildirildiğini

    _Bu emirlere rağmen hala gözlerinin önünde HADİS' ler ile var olan uygulamaların gösterilip, bu kitaplar hakkında uydurma, yalan diyeni..

    _ Daha KUR-AN ve SÜNNET den bihaber, ayrılmaz bir bütün olduğundan bir haber olum, İSLAM yorumu yapanı..

    _Nisa Suresinin 25 ayetinin açıklamasının yukarda gözünün önüne kadar sokulmasına rağmen görmeyeni, görmek istemeyeni,...

    _İSLAM' da bir farzın inkarın sonucunun ebedi Cehennem azabı olduğunu bilmeyeni.....

    Herkes gördüğ sayenizde...


    İşte en teferruatlı şekilde son kez ekliyorum İSLAM' da ZİNA ve RECM ve 100 Sopa sorunun cevabını dikkatli, iyi okuyun, hatta önce SÜNNET ve HADİS kitaplarının hükmü ve MÜSLÜMANIM diyen her bir zatı ne derece bağlayıcı olduğu konusunda ciddi anlamda araştırma yapmanızı öneririm, Yukardaki Hadisler ve geçtikleri HADİS kitapları hakkında araştırma yapmanızı ve yalandan uzak olduğunu nasıl ispatlandığını sıkıca araştırmanızı tavsiye ederim, kitap isimleri orada, HADİS NUMARALARI ORADA, google da kısacık bir araştırma ile bu kitapların, PDF, yada EBook versiyonlarını bulabilirsiniz, yok bulamam diyorsan bana PM at.. Ben sana ulaştırıyım...
    Konu Ammar tarafından (11-12-2009 Saat 10:39 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #63
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    F U H U Ş V E Z İ N Â

    Fuhuş; Anlam ve Mâhiyeti

    Zinâ; Anlam ve Mâhiyeti

    Zinânın Cezâsı; Yüz Celde ve Recm

    Kur’ân-ı Kerim’de Fuhuş ve Zinâ Kavramı

    Hadis-i Şeriflerde Fuhuş ve Zinâ Kavramı

    Zinâ Suçunu Önleyici Tedbirler

    Fuhuş ve Zinânın Cezâsı Üzerine; Recm Tartışması


    Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şâhit getirin. Eğer şâhitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin. İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa cezâ verin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara cezâ verip eziyet etmekten vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri çok kabul eden ve merhamet edendir.” (4/Nisâ, 15-16)

    “Zinâ eden kadın ve zinâ eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’miinlerden bir grup da onlara uygulanan cezâya şâhit olsun.” (24/Nûr, 2)


    Fuhuş; Çirkin davranış, gayr-i meşrû' cinsel ilişki, zinâ demektir. Gerek söz ve gerekse fiillerdeki her türlü çirkinliği, edepsizliği, hayâsızlığı, söz ve davranışlarda sınırı aşmayı kapsayan bir tâbirdir. Her türlü ahlâksızlık, homoseksüellik, kötü huyluluk, çıplaklık, açıklık, terbiyesizce konuşma ve cimrilik, kısacası; Allah'ın, yapılmasını veya söylenmesini yasakladığı her şey bu kelimenin şumûlüne girer. Ayrıca, bu ahlâksızlıkları, toplum içinde yaymak veya yaymaya çalışmak; örneğin, müstehcen hikâye ve romanlar, bu türden tiyatro oyunlarıyla sinema filmleri, çıplak resimler, kadınların ortalıkta açık saçık dolaşması, karşı cinslerin birbirleriyle diledikleri şekilde eğlenmeleri aynı şekilde fuhuş teriminin kaps***** girer..

    Müslüman Toplumlar ve Fuhuş

    İslâmiyet fuhşu en büyük günahlardan saymış ve buna karşı büyük bir mücâdele başlatmıştır. Câhiliyye döneminde evinin d***** bayrak asarak fuhuş yapan Ümmü Mehzûl adındaki kadını sahâbeden birinin nikâhlamak istemesi üzerine nâzil olduğu rivâyet edilen; "zinâ eden kadını ancak zinâ eden veya müşrik olan bir erkek nikâhlar" (24/Nûr, 3) meâlindeki âyette zinânın şirke yakın görülmesi dikkat çekicidir. Kur'ân-ı Kerim, fuhuş yapan erkek ve kadınları "habîs" (murdar) olarak vasıflandırmakta ve bunların ancak kendi aralarında evlilik bağı kurabileceklerini belirtmektedir (24/Nûr, 26).


    İslâm'ın amaçlarından biri de nesillerin korunması, sağlıklı bir toplum yapısının oluşturulmasıdır. Bu bakımdan fuhuş ve fuhşa götüren bütün davranışlar zinâya yaklaştıran tutumlar olarak haram kılınmış (17/İsrâ, 32), mü'min erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakınmaları (24/Nûr, 30-31) emredilmiş; mahrem olmayan kadın ve erkeklerin birbirlerine dokunmaktan, şehevî arzuları kabartan söz ve davranışlarda bulunmaktan sakınmaları istenmiştir. Ayrıca kadının, erkeğin cinsî duygularını uyandıracak şekilde yürümesi de hoş görülmemiştir (24/Nûr, 31). İlgili âyetlerin üslûbundan, bu kuralların hürriyetleri kısıtlama amacına değil; toplum ahlâkını koruma gâyesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Toplumda fuhşu önleyebilmek için fertlerin eğitimi, ahlâkî yetişkinliği, fuhşu kolaylaştıran ve özendiren yolların kapatılması kadar, bu yönde gerekli sosyal ve hukukî tedbirlerin alınması da önemlidir. İslâm'da ferdin cinsî ihtiyaçlarının tabiî bir ihtiyaç olarak görülüp evliliğin kolaylaştırılması, evlilik yoluyla cinsel tatminin temel bir hak olarak karşılanması böyle bir anlam taşır. Aynı şekilde Kur'ân-ı Kerim'de ve Hz. Peygamber'in uygulamalarında zinâ eden, livâta ve sevicilik gibi çirkin fiilleri işleyen kimseler hakkında öngörülen tedbirlerin ve cezâî müeyyidelerin de amacı müslüman toplumlarda fuhşu önlemek, kişilerin onur ve iffetlerini korumalarına yardımcı olacak bir toplum ve hukuk düzenini kurmaktır.

    İslâm'ın kesin tavrına rağmen Asr-ı saâdet'te, özellikle yeni müslüman olmuş kesimlerde eski alışkanlıkların bir sonucu olarak bazı zinâ olayları görülmüştür. Nitekim Tâif örneğinde olduğu gibi, İslâm'ın gücü karşısında teslim olanlar, kendilerine verilen emanda zinâ ve içkinin yasaklanmaması şartının bulunmasını istiyorlardı. Hz. Peygamber'in vefatından sonra meydana gelen dinden çıkma (irtidad) olaylarının sebeplerinden biri de coğrafî konumları sebebiyle İslâmî terbiyeyi yeterince alamamış Arapların içlerinde gizledikleri bu arzularını gerçekleştirmekti. Hatta Hadramut taraflarında bazı fâhişeler Rasûl-i Ekrem'in vefatını sevinçle karşılamışlardı

    Zinâ; Anlam ve Mâhiyeti


    Zinâ: Zinâ etmek, bir kadınla nikâhsız veya haksız olarak cinsel temasta bulunmak demektir. Arapça "zenâ" fiilinden masdardır. Zinânın sözlük ve terim anlamı birdir. Bu da; bir erkeğin kadınla bir akde veya haklı bir sebebe dayanmaksızın önden cinsel temasta bulunmasıdır. Zinâ eden erkeğe "zânî" kadına ise "zâniye" denir.


    Hanefîler, bir fıkıh terimi olarak zinâyı şöyle tarif etmişlerdir: İslâmî hükümlerle yükümlü bulunan bir erkeğin, kendisine cinsel istek duyulacak yaştaki diri bir kadına, İslâm ülkesinde nikâh akdine veya câriyelik gibi haklı bir nedene dayanmaksızın önden cinsel temasda bulunmasıdır.


    Zinâda had cezâsının uygulanması için, erkeğin cinsel organının en az sünnet yerinin (haşefe) kadının cinsel organına girmiş olması gerekir. Bundan daha azına meselâ; öpmek, sarılmak veya uyluk arasına sürtünmek vb. hareketler haram olmakla birlikte had cezâsını gerektirmez. Küçük çocuk ve akıl hastası yükümlü olmadığı için, bunların fiili de kendileri bakımından haddi gerektirmez. Diğer yandan Ebû Hanîfe'ye göre erkek veya kadına arkadan temasta bulunmak (livâta) zinâ hükmünde değildir. Çünkü bu, zinâ olarak nitelendirilmez. Ebû Yusuf, İmam Muhammed, Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikîler aksi görüştedir. Ölü kadın, hayvan veya ergenlik çağına gelmemiş olan ve kendisine cinsel istek duyulmayan kız çocuğu ile temas da zinâ hükmünde değildir (Yani, bunlara had cezâsının dışında başka cezâ -tâzîr- verilir). Çünkü bu gibi temasları selîm fıtrat kabul etmez. Ayrıca erkek veya kadının zinâya zorlanmamış olması da şarttır. Çünkü Raslüllah (s.a.s.): "Ümmetimden hata, unutma ve zorlandıkları şeyin hükmü kaldırıldı" (Buhârî, Hudûd 22, Talâk 2; Ebû Dâvud, Hudûd 17; Tirmizî, Hudûd 1; İbn Mâce, Talâk 15) buyurmuştur.


    Zinâya zorlanan kadına had cezâsı gerekmediği konusunda İslâm bilginlerinin görüş birliği vardır. Zinâya zorlanan erkeğe gelince, Şâfiîlere ve Mâlikîlerde tercih edilen görüşe göre böyle bir erkeğe ne had ve ne de ta'zîr cezâsı gerekir. Delil, yukarıdaki hadis ve zorlanma özrünün bulunmasıdır. Ebû Hanîfe'nin ilk görüşüne göre zinâya zorlama devlet başkanı tarafından olmuşsa had gerekmez. Devlet başkanından başkası zorlamışsa istihsân'a göre had uygulanır. Çünkü, zorlama ancak sultan tarafından gerçekleşir. Ebû Hanîfe'nin istikrar bulan görüşü ise, zorlanana had cezâsını uygulamamasıdır. Çünkü bazen erkeğin istek dışı cinsel temasa gücü yetebilir. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre iki durumda da zorlanana had cezâsı uygulanmaz. İmam Züfer aksi görüştedir (el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', 2. baskı, Beyrut 1394/1974, VII, 34,180; eş-Şirâzi, el-Mühezzeb, Mısır t.y., II, 267; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Mûctehid, II, 267; İbn Rüşd, Bidâyetû'l-Müctehid, II, 431; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire,1970, VIII,187, 205; Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, 2. baskı, Dimaşk 1405/1985, VI, 27 vd.; Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslâmiyye ve İstilâhat-ı Fıkhıyye Kamusu, İstanbul 1968, III/197 vd.).


    Zinâ İslâm'da ve önceki bütün semâvî dinlerde (İslâm'ın, önceki peygamberler döneminde) haram ve çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiştir. O büyük günahlardandır. Irz ve neseplere yönelik bir suç olduğu için cezâsı da hadlerin en şiddetlisidir.


    Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Zinâya yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iş ve kötü bir yoldur" (17/İsrâ, 32). "Onlar Allah ile birlikte başka ilâha duâ etmezler. Haksız yere, Allah'ın haram kıldığı kimseyi öldürmezler ve zinâ da etmezler. Kim bunları yaparsa cezâya çarpılır. Ona kıyamet gününde kat kat azap verilir ve o azâbın içinde alçaltılmış şekilde ebedî bırakılırlar." (25/Furkan, 68)


    Bekâr erkek veya bekâr kadının zinâ etmesinin cezâsı yüz değnek, evli ve iffetli erkek veya kadının zinâ cezâsı ise taşla öldürme (recm)dir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Zinâ eden kadın ve zinâ eden erkekten her birine yüz değnek vurun. Eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız bunları Allah'ın dinini uygulama hususunda acıyacağınız tutmasın. Mü'minlerden bir topluluk da, onların cezâsına şahid olsun" (24/Nûr, 2). Celde, ete geçmemek üzere, yalnız deriyi etkileyecek şekilde vurmak demektir. Vuruşta yalnız kürk ve palto gibi kalın elbiseler çıkartılır, diğerleri çıkarılmaz.


    Evli, iffetli erkek veya kadına recm cezâsı ise, sünnetle sâbittir. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s.) Mâiz'e ve Benî Gâmid'den bir kadına recm cezâsını uygulamıştır. Recm'in meşrûluğu konusunda ashâbın icmâı vardır.


    Zinâ haddi Allah'a ait haklardandır. Bu, aileye, nesle ve toplum düzenine karşı işlenen bir suç olduğu için toplum haklarından sayılır.


    Mezhep imamları çocuk ve akıl hastasına zinâ haddinin gerekmediği konusunda görüş birliği içindedir. Hadiste şöyle buyurulmuştur: "Üç kişiden kalem kaldırılmıştır. Çocuktan büyüyünceye kadar, uyuyandan uyanıncaya kadar, akıl hastasından iyileşinceye kadar" (Ebû Dâvud, Hudûd 17)



    Zinâ Haddini Uygulamanın Şartları

    Zinâ eden erkek veya kadına cezâ uygulanabilmesi için birtakım şartların bulunması gerekir:


    1- Zinâ edenin erginlik çağına ulaşması gerekir. Ergin olmayan çocuğa had uygulanmaz.


    2- Akıllı olması gerekir. Akıl hastasına had uygulanmaz. Akıllı bir erkek, akıl hastası bir kadınla veya akıl hastası bir erkek akıllı bir kadınla zinâ etse, bu ikisinden akıllı olana had cezâsı uygulanır.


    3- Çoğunluk fakihlere göre, müslümana ve kâfire zinâ haddi uygulanır. Fakat Hanefilere göre muhsan olan kâfire recm uygulanmaz, değnek vurulur. Mâlikîlere göre kâfir bir erkek kâfir bir kadınla zinâ etse had uygulanmaz. Fakat zinâsını açığa vurursa te'dib edilir. Müslüman bir kadını zinâya zorlarsa öldürülür. Şâfiî ve Hanbelîlere göre pasaportlu gayri müslim yabancılara ne zinâ ve ne de içki içme cezâsı verilir. Çünkü bunlar Allah haklarından olup, müste'menler bu hakları üstlenmemiştir.


    4- Zinânın istekle yapılmış olması. Çoğunluğa göre zinâya zorlanana had uygulanmaz. Hanbelîler aksi görüştedir.


    5- Zinânın insanla yapılmış olması. Üç mezhebe ve Şâfiîlerde sağlam görüşe göre hayvanla temas edene had cezâsı gerekmez, ta'zir uygulanır. Hayvan öldürülmez ve çoğunluğa göre onun yenilmesinde de bir sakınca yoktur. Hanbelîlere göre ise, iki erkeğin şâhitliği ile hayvan öldürülür, eti haram olur ve hayvanın tazmin edilmesi gerekir.


    6- Zinâ edilen kadının ergin veya kendisine cinsel istek duyulan bir yaşta olması gerekir. Küçük kız çocuğu ile zinâ edilmesi halinde zinâ eden erkeğe de kıza da had cezâsı gerekmez. Ergin olmayan çocukla cinsel temasta bulunan kadına da had uygulanmaz.


    7- Zinânın bir şüpheye dayalı olmaması gerekir. Bir kimse kendi eşi veya câriyesi sanarak yabancı bir kadınla cinsel temasta bulunsa çoğunluğa göre had gerekmez. Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf'a göre ise had gerekir. Çünkü burada fiilde şüphe vardır. Mezhepler arasında ihtilaflı olan fâsit nikâhtan sonraki cinsel temasa had gerekmediği konusunda da görüş birliği vardır. Velîsiz veya şâhitsiz evlenme halinde durum böyledir. Bu da akitte şüphe bulunduğu içindir. Evlilik ittifakla fâsit olursa had uygulanır. İki kız kardeşi bir nikâhta toplamak, beşinci eşle evlenmek, nesep veya süt cihetinden haram olan bir hısımla evlenmek, iddet beklemekte olan kadınla veya üç talâkla boşadığı kadınla hulleden önce evlenmek bu niteliktedir. Ancak bütün bunların haramlığını bilmediğini iddia ederse, bunlarla olan cinsel temas haddi gerektirmez.


    8- Zinânın dârul-İslâm'da olması. İslâm Devlet başkanının dârul harp veya dârul-bağî (âsîler ülkesi) üzerinde velâyet yetkisi yoktur. Yani orada hadleri uygulamaya gücü yetmez.


    9- Kadının diri olması. Çoğunluğa göre, ölü kadınla cinsel temasta bulunana had gerekmez. Mâlikîlerde meşhur olan görüş bunun aksinedir.


    10- Cinsel temasın önden olması ve sünnet yerinin girmiş olması. Arkadan ilişki yani livata Ebû Hanîfe'ye göre yalnız ta'zir cezâsı gerektirir. Ebû Yusuf, İmam Muhammed ve diğer üç mezhebe göre ise livata haddi gerektirir. Yabancı bir kadına cinsel organın dışında, uyluk, karın vb. başka yerine temas ise yalnız ta'ziri gerektirir. Çünkü bu, şer'an kendisine bir şey takdir edilmeyen münker bir fiildir.








    Zinânın Cezâsı; Yüz Celde ve Recm


    Zinânın cezâsı, zinâ eden erkek veya kadının bekâr ya da evli olmasına göre değişiklik gösterir. Dayak, taşla öldürme, sürgün ve İslâm Devletinin koyacağı bir ta'zir cezâsı bunlar arasındadır.


    1- Yüz Celde/Değnek Cezâsı: Bekâr erkek veya kadının zinâ cezâsı yüz değnek olup, Kur'ân-ı Kerîm'le belirlenen bir had cezâsıdır. "Zinâ eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun" (24/Nûr, 2).


    Dayak cezâsı uygulanan zinâ suçlusunun, suçun işlendiği yöreden bir yıl süreyle sürgün edilmesi, İslâm'ın ilk dönemlerinde uygulanan bir cezâ türü idi. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bekâr'ın bekârla zinâsı için yüz değnek ve bir yıl sürgün. Dulun dulla zinâsı için ise yüz değnek ve taşla recm vardır." (İbn Mâce, Hudûd 7). Ancak bu uygulama Nûr sûresi inmezden önceye aittir. Bu sûre inince bekârlar için yalnız değnek (celde), evli (muhsan) olanlar için sünnetle recm cezâsı belirlenmiştir (es-Serahsî, el-Mebsût, 3. baskı, Beyrût 1398/1978, IX, 36 vd).


    Hanefîlere göre celde cezâsına sürgün ilâve edilmez. Çünkü âyette celde zinâ cezâsının tümünü ifâde eder. Ancak sürgün bir had cezâsı değil, İslâm Devlet başkanının görüşüne bırakılan ta'zir cezâsı kabilindendir. O sürgünde bir yarar görürse uygular. Nitekim, zinâ edenin tevbe edinceye kadar hapsedilebilmesi de bu niteliktedir.


    Şâfiî ve Hanbelîlere göre celde ve bir yıl sürgün birlikte uygulanır. Sürgün yeri seferîlik mesafesinden uzakta olmalıdır. Dayandıkları delil, yukarıda zikredilen sürgün bildiren hadistir. Ancak, kadın, kocası veya mahrem bir hısmı ile birlikte sürgüne gönderilir. Çünkü Hz. Peygamber; "Kadın, yanında kocası veya mahremi bulunmadıkça yolculuğa çıkamaz." (Buhârî, Taksîr 4, Mescidü Mekke 6, Sayd 26, Savm 67; Ebû Dâvud, Menâsik 3; Müslim, Hacc 413-434; Tirmizî, Radâ' 15) buyurmuştur.


    Mâlikîlere göre ise yalnız erkek sürgün edilir, yani bulunduğu beldeden uzakta hapsedilir. Kadın gittiği yerde de zinâ etmemesi için sürgün edilmez. Diğer yandan, sürgün hadisinin sonundaki dul için öngörülen celde ve taşla recmin birlikte uygulanması dört mezhebe göre amel edilmeyen bir esastır. Çünkü muhsan (evli) için yalnız recm uygulaması bildiren hadisler daha sahihtir. Nitekim Ebû Hureyre ve Zeyd bin Hillit'ten bir topluluğun naklettiği işçi kıssası bunu ifâde eder. İşçisi ile zinâ eden evli kadın olayında Hz. Peygamber, bekâr olan işçi için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezâsına, kadın için ise recm cezâsına hükmetmiştir (es-Serahsî, a.g.e., IX, 37; ez-Zühaylî, a.g.e., VI, 39). Zâhirîlere göre, celde ve recm birlikte uygulanır. Onlar, sürgün hadisinin sonundaki "...evlinin evli ile zinâsına yüz değnek ve taşla recm vardır" kısmının açık anl***** dayanırlar.


    2- Recm Cezâsı: Muhsan (evli) olan erkek veya kadının zinâsı için recm cezâsı konusunda İslâm bilginleri görüş birliği içindedirler. Delil; Sünnet ve İcmâ'dır. Hz. Peygamber'in evli olarak zinâ edene recm cezâsı uyguladığı tevâtüre ulaşan hadislerle sâbittir.


    Bir hadiste şöyle buyurulur: "Müslüman bir kimsenin kanı şu üç durumda helâl olur. Zinâ eden evli kimse, nefse karşılık nefsi ve İslâm toplumundan ayrılarak dinini terkedeni öldürmek" (Buhârî, Diyât 6; Müslim, Kasâme 25, 26; Ebû Dâvud, Hudûd 1; Tirmizî, Hudûd 15, Diyât 10; Nesâî, Tahrîm 5, Kasâme 6; İbn Mâce, Hudûd; Dârimî, Hudûd 2, Siyer 2).


    Hz. Peygamber'in recm uyguladığı olaylar şunlardır:

    a- Evli bir kadınla zinâ eden bekâr için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezâsı uygulanmıştır. Allah elçisi bir sahâbîyi kadına göndererek şöyle buyurmuştur: "O kadına git, eğer suçunu itiraf ederse, onu recmet" (Buhârî, Hudûd 3, 38, 46, Vekâlet 13; Tirmizî, Hudûd 5, 8).

    b- Çeşitli yönlerden sâbit olan Mâiz olayı. Mâiz, zinâsını itiraf etmiş ve Rasûlüllah (s.a.s.) onun recmedilmesini emir buyurmuştur (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VII, 95, 109; Zeylaî, Nasbu'r-Râye, III, 314 vd).

    c- Gâmidiyeli kadın zinâsını ikrar etmiş ve doğum yaptıktan sonra recm uygulannııştır (İbn Mâce, Diyât 36; Mâlik, Muvattâ, Hudûd 2; eş -Şevkânî, Neylü'I-Evtâr, VII, 109).


    İslâm ümmeti recmin meşrûluğu üzerinde icmâda bulunmuştur. Ancak Hâricîler ekolü recmi inkâr etmiştir. Çünkü onlar tevâtür sınırına ulaşmayan haberleri delil olarak kabul etmezler (es-Serahsî, a.g.e., IX, 36).



    ARTIK GÖRMÜŞSÜNDÜR, GÖZÜNE KADAR GETİRDİK BİLGİ BELGE VE DELİL İLE...

  4. #64
    bursali68
    Misafir..
    Selam

    Sn.Ammar,açıklamalarınız da gerçekten sizi bağlıyor.Çünkü kul sözü diye nitelediğimiz Hadis-rivayet..." ne kadar doğrudur,yanıltıcıdır,ayıklamaya kalktığınızda bir ömür yetmez.Bundan 1000 sene sonra da mı Hz.Peygamber böyle demişe bakacağız yoksa ilahi vahiy Kur'an ekseni mi bizim referansımız.Hem diyorsunuz Allah C.C 'ün TEVHİD 'i ve kanunları değişmemiştir hem de diyorsunuz ki " SÜNNET-İ MUHAMMEDİYE " ,bu nasıl bir mantık.İslam dinine inancın temeli Sünnete,hadise,rivayete,tevatüre inanç/iman değil Kur'an'a inanç ve imandır.Söz unutulur/yok olur,yazı baki kalır.

    Bu gün Yahudilerin Şeriati ve Hristiyanların Şeriati neye dayanıyor?Bakın söyleyeceğim tam 12 den vurmak gibidir HADİSE inanıyorlar.Tevrat yerine Talmud,Gamara ve Mişnalar,sözlü rivayet ve bu rivayetlerin yorumlarından ötesi değildir.Hristiyanların inandığı İnciller ise bir sürü İncil diye yazılmış yani şahısların yazdıklarının içerisinden seçilmiş sözlü rivayetlerin ötesine geçebiliyor mu?Bu arada içerisinde elbette doğruları da var,ama ne kadar,işte burası önemli.Şimdi siz hepsine iman ettik derken benim bu söylediklerimi gözardı ederek iman ediyor iseniz size şüpheyle yaklaşırım.Yok ben öyle demek istemedim tabii ki insan eli değdiğinden şüpheyle bakıyoruz diyorsanız o zaman aşağıdaki ayeti bir şeyler söylemek için yazmanız baltayı taşa vurmaktır.

    " Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene İbrahim İsmail İshak Yakub ve torunlarına indirilene Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (2/136)"

    Bu yazdığınıza bağlı olarak buyrun ;

    YARADILIŞ ( TEKVİN ) 6.BAB
    18 Ama seninle antlaşmamı sürdüreceğim. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.
    19 Sağ kalabilmeleri için, her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al.

    YARADILIŞ ( TEKVİN ) 7.BAB
    1RAB Nuh'a, "Bütün ailenle birlikte gemiye bin" dedi, "Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum.
    2-3 Yeryüzünde soyları tükenmesin diye yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan ikişer çift, kuşlardan yedişer çift al.

    Dolayısı ile sizin verdiğiniz örnek üzere başka bir örnek daha vereyim;

    Miraç hadisesini anlatır mısınız?Madem ki Allah C.C 'nin kanununda bir değişme yoktur o zaman niçin Miraç da Namaz vakit pazarlığı anlatılır durulur,yani Hz.İbrahim de,Hz.Musa da,Hz.İsa da zaten 5 vakit kılmış olmuyor mu?Niçin 55 vakitten 5 vakite inme pazarlığı?Bu konu rivayetten öteye geçebiliyor mu?Demekki dinlerin içini oyan/boşaltan en önemli unsur " kul sözleri-rivayetler-tevatür " diye isnad edilenlerdir.İnsanların bunları ayıklamaya çalışması bir ömür sürer ve de herkesin kabulleri bir değildir.Durum böyle olunca elimizde tek ve yegane seçenek kalıyor o da KUR'AN VE SÜNNETULLAH.

    Ayrıca son olarak RECM yani taşlanarak uygulanan " Had " cezası Kur'an'ın neresinde yazıyor?Yukarıdaki ayetinizi baz alarak söylüyorsanız o zaman Nuh'un gemisindeki gibi en basit ve ilk göze çarpan hataları da aynen doğrudur diyorsunuz ve Tevrat'ı da böyle kabul ediyorsunuz demektir.Daha Kur'an'ın bugünkü yazım dili ve " itikadların " şekillenmesiyle ilgili türlü çelişkiler bulunurken RECM vardır demek abesle iştigaldir.

    Ve de Zina ile ilgili olarak ;

    “Zina”, “Zani” = “Zina yapan”. “Zaniyye” = Hem zina yapan dişi, hem de çoğuldur.Dişi olduğunu söylüyorsunuz ancak çoğul olduğunu her ne hikmetse atlıyorsunuz!!! Yani GRUP HALİNDE zinacılar. Bir örnek verelim Arapçanın bir özelliği, “İlah” = “Erkek tanrı”, “İlahe” = “Tanrıça (Dişi)” ve/veya aynı zamanda “TANRILAR” (Tanrıçalar+tanrılar grubu, çoğulu). “La İLAHE illallah diyoruz”.

    NUR
    2. Ezzaniyeü vez zanı feclidu külle vahıdim minhüma miete celdetiv ve la te'huzküm bi hima ra'fetün fı dınillahi in küntüm tü'minune billahi vel yevmil ahır velyeşhed azabehüma taifetüm minel mü'minın
    2 - Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.

    3. Ezzanı la yenkihu illa zaniyeten ev müşriketev vezzaniyetü la yenkilhuha illa zanin ev müşrik ve hurrime zalike alel mü'minın
    3 - Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.
    ...................
    Bir nevi itikadlar bir tarafa konularak gerçek tercümesi yapılması gereken biraz argo tabir olacak ancak " Balans Ayarı " yapılması gereken ayetlerden bir kaçtanesidir.Aynen MAİDE 38 deki gibi ;

    MAİDE
    38. Ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahü azızün hakım
    38 - Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.

    SARIKU = Erkek Hırsız,SARIKATU = Kadın Hırsız diye çevrildiği gibidir.Oysaki SARIKU = Hırsız (erkek/kadın,bireysel hırsızlık),SARIKATU = Çoğul Hırsız (çete hırsızlığı,hortumculuk...).Ve de daha orada " YED = el " kelimesi yokken el kestiriseniz ve inançlara etkide bulunursanız tutarsınız her hırsızın elini kesiverirsiniz adamı ömür boyu " hırsız " yaparsınız.

    İşte yukarıdaki ayette siz eğer zina edeni tek seçeneğe indirirseniz inancınız farklı olur,yada şu seçeneği de düşünürseniz durum değişir ;

    1. Erkek ve kadın,
    2. Erkek ve erkek,
    3. Kadın ve kadın,
    4. Grupça birlikte hepsi,

    İşte bu RECM meselesi neden bu hale geliyor biliyor musunuz,ayetleri " KEÇİLERE,TAVUKLARA " yedirip hükmü baki kaldı notunu düşerseniz ,TAŞLAYIN gitsin insanları!!!

    Eğer şu savunuyu getirirseniz : Ayetlerdeki herekelemeler,ayraçlar,takılar...kelimeyi belirler derseniz o zaman size şunu sorarım Kur'an dilini yazan kim Baş Katip = Zalim HACCAC değil mi?Ondan önce nerede bu dil?Araplar bile anlamakta zorlandılar ki hala zorlanıyorlar.Ayrıca tartışırız.

    Sağlıcakla kalınız.
    Konu bursali68 tarafından (11-12-2009 Saat 12:54 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #65
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Recmi savunanların verdikleri örnek namaz örneği. E namaz da kuranda yok ama peygamberimizden öğreniyoruz.
    Bu recm ile ilgili bir örnek değil.
    Siz bana elma sunuyorsunuz, ben de diyorum ki hadi oradan öyle meyve mi olurmuş. Siz de diyorsunuz ki ama kuşyuvası var??? ne alaka )) ikisi de ağaçtaymış )
    Çünkü namaz Kuranda vardır. Recm de kuranda olsaydı, uygulanışını peygamberimiz öğretseydi o zaman şüpheye mahal olmazdı.

    Şüphe edilecek bir durum da yok aslında. Hadislerin tamamı yalan değildir. Peygamberimizin recm uyguladığı doğrudur. Ama dikkat edecek olursanız Nur suresi vahyin bitişine yakın gelmiştir. Yani bundan öncesi için zina ile ilgili bir durum yoktu. Peygamberimiz yahudilerle ilgili anlaşma dolayısıyla uygulamıştır. 2 tane daha recm vakası vardır ama onlar da istisnadır, kendileri gelip yalvarmışlardır bizi recm et temizlenelim diye. Çünkü o yıllarda Nur suresi ve 100 sopa hükmü indirilmemişti. Nur suresi indiriltikten sonra bu tevrat hükmü iptal olmuş oldu çünkü Kuranın hükmüdür bu.

    Arkadaşlar Musa şeriatı azgınlık yapan ve allah tarafından lanetlenen yahudi kavmine has zorlayıcı hükümler içerir. Eğer bugün Kuran tarafından tek tek kaldırılmadı diye oradaki tüm hükümleri uygulamaya kalkarsanız işin içinden çıkamazsınız. Allah Kuranda diğer islamla birlikte diğer şeriat hükümlerinin bitirdiğini, Kuran şeriati hükümleri geldiğini belirtmiştir. Lütfen rivayetlerle saldırıya geçmek yerine bu konuyu da araştırın Kuran'da. Rivayetlerde bir sürü uydurma rivayetin de olması, keçinin yediği ayet, hz. ömerin Kurana sokmak istemesi vs. gibi uydurmalardan bile işi uyanmanız lazım. Yani olmayan bir şeyin islama sokulma çabası.

    Ayrıca cariye ile ilgili hükmü recm ile birlikte düşünen kimse açıklayamamaktadır. Lütfen ona bir açıklama getirin önce. evli cariyenin hükmü nedir, bekar cariyenin hükmü nedir? NEDEN?

  6. #66
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam

    Sn.Ammar,açıklamalarınız da gerçekten sizi bağlıyor.Çünkü kul sözü diye nitelediğimiz Hadis-rivayet..." ne kadar doğrudur,yanıltıcıdır,ayıklamaya kalktığınızda bir ömür yetmez.Bundan 1000 sene sonra da mı Hz.Peygamber böyle demişe bakacağız yoksa ilahi vahiy Kur'an ekseni mi bizim referansımız.Hem diyorsunuz Allah C.C 'ün TEVHİD 'i ve kanunları değişmemiştir hem de diyorsunuz ki " SÜNNET-İ MUHAMMEDİYE " ,bu nasıl bir mantık.İslam dinine inancın temeli Sünnete,hadise,rivayete,tevatüre inanç/iman değil Kur'an'a inanç ve imandır.Söz unutulur/yok olur,yazı baki kalır.

    şimdi sizi nasıl bağlayacağını gösteren birkaç ayet ile başlıyalım söze, nasıl onun sözleri, ibadetleri, yaptıkları ALLAH C.C tarafından MÜMİN' lere nasıl tıpkı kendisinden geldiği haliyle farz olarak yapılamasını emretmiş bir bakalım..Buna tam iman etmez iseniz TAM anlamı ile İman etmemiş olduğunuzu ve sizi nasıl bir akibetin beklediğini ortak olarak kesin delill kabul ettiğimiz, KUR-AN ayetlerinde araştıralım, bakaloım ne diyor ALLAH C.C;


    (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (3/31)

    De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez. (3/32)

    Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur. (4/13)

    Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır. (4/14)

    Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler. (4/42)

    Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler. (4/42)

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (4/59)

    Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır! (4/69)
    Şüphesiz Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (4/105)

    Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir. (4/115)

    Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler. (5/55)

    De ki: "Ey insanlar ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. (7/158)
    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler. (2/146)

    Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah'ın kitabını bilmiyormuş gibi onu arkalarına atıp terkettiler. (2/101)



    Bu birinci kısım idi DEVAM EDECEK...

  7. #67
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Yoktur tabi. Yani herkes öyle söylüyor tabi islam ülkelerinde özellikle şeriatla yönetilenlerde rejim neden uygulanıyor bilemiyorum. Sanırım onlar müslüman değil...

  8. #68
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Bundan 1000 sene sonra da mı Hz.Peygamber böyle demişe bakacağız yoksa ilahi vahiy Kur'an ekseni mi bizim referansımız.Hem diyorsunuz Allah C.C 'ün TEVHİD 'i ve kanunları değişmemiştir hem de diyorsunuz ki " SÜNNET-İ MUHAMMEDİYE " ,bu nasıl bir mantık.
    Asıl bu nasılş bir mantık....?

    ALLAH C.C ve RESULULLAH S.A.S zaten TEVHİD' in merkezinde, ALLAH C.C ve RESULUNE S.A.S iman etmeden, zaten inanmış olmuyorsunuz ki... Bakınız ne diyor ALLAH C.C

    O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi İbrahim'e Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir. (42/13)

    Kim, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikâil'e düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır. (2/98)

    "Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin. (2/136)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır! (2/177)

    Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler. (2/285)

    Yukarda ki (bir mesaj önceki yani) ALLAH C.C tarafından, RESULUNE S.A.S uymayanları, onun söleri ve amlleri ile amel etmiyenleri nelerin beklediğini söylemiş, görüyorum ki halen TEVHİD nedir anlamayanlar var... bunlarda onun delilleri...


    Miraç hadisesini anlatır mısınız?Madem ki Allah C.C 'nin kanununda bir değişme yoktur o zaman niçin Miraç da Namaz vakit pazarlığı anlatılır durulur,yani Hz.İbrahim de,Hz.Musa da,Hz.İsa da zaten 5 vakit kılmış olmuyor mu?Niçin 55 vakitten 5 vakite inme pazarlığı?Bu konu rivayetten öteye geçebiliyor mu?Demekki dinlerin içini oyan/boşaltan en önemli unsur " kul sözleri-rivayetler-tevatür " diye isnad edilenlerdir.İnsanların bunları ayıklamaya çalışması bir ömür sürer ve de herkesin kabulleri bir değildir.Durum böyle olunca elimizde tek ve yegane seçenek kalıyor o da KUR'AN VE SÜNNETULLAH.
    İSLAM nedir bilmeyene, ben burada ayetleri gözlerine de soksam, göremeyecekleri için, sizinle daldala atlayarak konuşmayacağım..

    Size son sözüm şudur, ben delilleri en geniş hali ile RECM olayının varolduğunu yukarda açıkladım... ALLAH C.C da şahittir.. Ve diyorum ki ALLAH C.C tarafından FARZ KILINMIŞ BİR GÖREVİ İNKAR EDENLERİN MÜSLÜMANLIK İLE ALAKALARI YOKTUR.. MÜSLÜMANDA DEĞİLLERDİR..

    İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN....

    (Resûlüm!) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın? (10/99)

    Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor. (17/41)
    Konu Ammar tarafından (11-12-2009 Saat 03:48 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #69
    bursali68
    Misafir..
    Sn.Ammar aynen " tekkeciler,şıhlar,şehler..." gibi,onların " takip " için örnek aldığı ayetleri delil olarak sunmaya başladınız ve daha burada sapla saman karışmaya başladı.O ayetler de tabii ki Allah Hz.Muhammed'e uyulmasını salık verecek,önerecek,emredecek,yoksa gidip " kamyon şöförüne,deve çobanına...vb.ne uyulacak değil.Ancak o dönemde tamam da bu dönemde durum değişiyor.Kulaktan duymalar,tabular,söylenmemişler söylenmiş gibi söyleniyor,ravi lerin hangisinin ne zaman yaşadığına dair sağlam nüfus kayıt örneği mi var ki?Eğer var ise niçin bizler bu konuları tartışıyoruz,o dönemde yazılmış hadislere bakar durumu çözeriz değil mi?Yani sağlam kayıt tutma nerede?150 ravi senedi bu işi çözmüyor sn.Ammar.Ayetleri keçilere,tavuklara yedirenlerin 150 değil 1500 ravi senedi dahi ortaya koyabileceklerini az çok tahmin edebiliyorum.

    " şimdi sizi nasıl bağlayacağını gösteren birkaç ayet ile başlıyalım söze, nasıl onun sözleri, ibadetleri, yaptıkları ALLAH C.C tarafından MÜMİN' lere nasıl tıpkı kendisinden geldiği haliyle farz olarak yapılamasını emretmiş bir bakalım..Buna tam iman etmez iseniz TAM anlamı ile İman etmemiş olduğunuzu ve sizi nasıl bir akibetin beklediğini ortak olarak kesin delill kabul ettiğimiz, KUR-AN ayetlerinde araştıralım, bakaloım ne diyor ALLAH C.C;"


    Size ayrıca bir önerim tam olarak karşınızdakini anlamadan kesinlikle yok buna uyarsan şöylesindir uymazsan eksik kalırsın ...gibi tekkeci zihniyet nağmelerini bir kenara bırakınız.Sizin araştırma yolunuz ile bizim araştırma yollarımızda dahi farklılık varken aynı düşünebilmemiz mümkün mü?Değil.Peki o zaman sizin bilginiz mi başkalarının bilgisi mi doğrudur?Bununla ilgili ben size bir ipucu verdim ancak galiba ipucuna sağlam düğüm atmışım ki çözememişsiniz.Açayım o zaman,Hz.Ömer,Hz.Osman,Hz.Ali..şehid ediliyor.Kim şehid ediyor soruyorsunuz yanıt hemen hazır " Hariciler " !!!Yahu ne adamlarmış bu hariciler durup durup bizim halifelerimizi şehid etmişler Mİİİİ ACABA?Yoksa at çamuru izi kalsun misali mi yönlendirildik hep?İslam dinine inananların kendi aralarındaki bir çatışma/savaş = CEMEL Vakası,biraz inceleyince altından çok " çapanoğlu " çıkıyor.Ardından İmam-ı Azam'ın işkencelere maruz kalması ancak her ne hikmetse öğrencisi Yusuf'un el üstünde tutulması ve İmam-ı Azam'ın kurmadığı bir Mezhebin,İmam-ı Azamn üzerine atılması.İnanç sistemi ve tercüme ve mealler üzerinde oynanan," Arap örf/adet izleri,hadislerdeki yahudi parmağı ki Ebu Süfyan'ın eşi de Yahudidir,..."Tüm bu azıcık saymış olduklarıma bakarak din daha o zamanlar siyasallaşmışken siz şimdi kalkıp zinadan bir vatandaşı " Ankara'nın göbeğinde Recm mi " edeceksiniz.Buyrun yapın İslam bunu emrediyor deyip.

    Getirmiş olduğunuz delillerin hepsinde açık noktalar vardır.Ancak sizinle daha fazla tartışmama gerek yok çünkü siz de aynı uzunca zaman tartıştığımız diğer tekkeci zatlar gibi başladınız Hz.Muhammed'e uymayı emreden ayetleri buralara yapıştırmaya.Bin defa okuduk ve araştırdık o ayetleri beyfendi.Sizin sunduğunuz o ayetler sizin görüşünüzün sağlam olduğunu gösteren değil sizin SÜNNET-İ MUHAMMEDİYE itikadınızı gösteren ayetler olarak ortaya koyuyorsunuz.Bizler ise " insandır beşer mahkemede şaşar " felsefesiyle,ve bir ömür hadis ve rivayetlerin hangisi doğru hangisi yanlış karmaşasıyla yaşamayı bir kenara bırakarak " bireye,İnsana,Kula...indirilmiş Kur'an'ı baz alıp buna göre hareket etme çabasındayız.Çünkü Hz.Muhammed de,Hz.İsa da,Hz.Musa da,Hz.İbrahim de " Sünnet-i Muhammediye'ye göre değil SÜNNETULLAH'a " göre hareket etmiştir,bunun içindir ki Allah C.C Peygambere uyunuz derken diğer taraftan da Hz.Muhammed'e " Ey.Muhammed İbrahim dinine uy! " der..Bunun dışı bizi bozar Sn.Ammar.Heralde anlatabilmişimdir.

    Sağlıcakla kalınız.

  10. #70
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı:
    Miraç hadisesini anlatır mısınız?Madem ki Allah C.C 'nin kanununda bir değişme yoktur o zaman niçin Miraç da Namaz vakit pazarlığı anlatılır durulur,yani Hz.İbrahim de,Hz.Musa da,Hz.İsa da zaten 5 vakit kılmış olmuyor mu?Niçin 55 vakitten 5 vakite inme pazarlığı?Bu konu rivayetten öteye geçebiliyor mu?Demekki dinlerin içini oyan/boşaltan en önemli unsur " kul sözleri-rivayetler-tevatür " diye isnad edilenlerdir.İnsanların bunları ayıklamaya çalışması bir ömür sürer ve de herkesin kabulleri bir değildir.Durum böyle olunca elimizde tek ve yegane seçenek kalıyor o da KUR'AN VE SÜNNETULLAH.

    Sn.Ammar benim şu yukarıda dediğime bakıp,şu aşağıdaki yorumu yazabiliyorsanız CEHALETİ bilmiyorsunuz,halkın içerisinde tabulaşmış inançları yaşamamışsınız diye algılıyorum.

    " İSLAM nedir bilmeyene, ben burada ayetleri gözlerine de soksam, göremeyecekleri için, sizinle daldala atlayarak konuşmayacağım.."

    Size bilgi dolu olarak " gözlerine de soksam " cümlenize karşılık sokaktaki vatandaşa sorun da " kulaklarınıza soksunlar ve tabu nerelerden gelip içimize yerleşiyormuş,biraz çevrenize de bakınız diyorum.

    Sağlıcakla kalınız.

7. Sayfa, Toplam 25 BirinciBirinci ... 5678917 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Recm Cezası ve Kur'an ın Emri.
    halukgta Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-02-2013, 01:15 AM
  2. bir recm görüntüsü daha
    atom Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 75
    Son mesaj: 02-10-2010, 01:38 AM
  3. Osmanlıda RECM..
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 17-11-2009, 06:53 PM
  4. İran'da Recm Uygulaması
    SOSYALİST Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 26
    Son mesaj: 05-03-2009, 11:39 PM
  5. Atatürk ve İslamiyet
    Nil@y Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-09-2006, 08:33 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık