6. Sayfa, Toplam 25 BirinciBirinci ... 4567816 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 51 ile 60 Toplam: 244

İslamiyet'te recm var mı yok mu?

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan İslamiyet'te recm var mı yok mu? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> güney ´isimli üyeden Alıntı Estafurullah hocam .. sağolun.. ayrıca "tenx" sözcüğüde yakışmış dilinize,her ne kadar alanım değil diyerek tevazu göstermiş ...

  1. #51
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: İslamiyet'te recm var mı yok mu?

    Alıntı güney´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Estafurullah hocam .. sağolun..

    ayrıca "tenx" sözcüğüde yakışmış dilinize,her ne kadar alanım değil diyerek tevazu göstermiş olsanızda umarım örnek teşkil eder bazılarına bu manidar sözünüz...

    Alansızlığın alanında bogulmaya yüz tutmuş beyinciklere muhteşem örnek...
    Sevgili göney;
    İnsanın en büyük vasıflarından biriside , kendisini ifade ederken, karşısındakini de anlıyabiliyor olmasıdır. Siz eğitimcilerin malumudur alansız konuşanlara öğrencilere dersizinzki '' Yavrucum öyle değil, beni dinlersen senin için en iyisi olur '' işte benim koptuğum an, tüm iyi niyet ve ehilliğine rağmen , senin ile kesişen beyanlarda bulunması bilmem sizi ama bana suku ettiriyor. '' eccewabu ahmakul sukut '' u da söylettiriyor.
    Huşkamın...:)
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  2. #52
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Arkadaşlar iki taraf da haklı gibi. Sadece bilgi eksikliği var.
    İslamda recm yoktur. Fakat peygamberimiz uygulamıştır.
    E peygamberimizin uyguladığı bir şey İslamda nasıl olmaz?

    Şimdi tarihsel bilgilere bir bakalım:
    Recm Müslümanların değil Yahudilerin tartışmaları gereken bir sorundur. Çünkü bu ceza Kur'an'da değil, Tevrat'ta yer almaktadır.

    Tevrat'tan okuyalım: "Eğer bir adam başka bir adamın karısıyla zina ederken bulunursa, zina eden adam ve kadın ölecekler... erkeği taşla taşlayacaksınız ve ölecekler ve kötülüğü aranızdan kaldıracaksınız." (Tesniye, 22/22-24. Ayrıca bkz. Levililer, 19/20, 20/10-14 ve 21/9).

    Hz. Peygamber Yesrib'e (sonradan Medine) hicret ettiğinde, şehir halkıyla "anayasa" kabilinden bir sözleşme yaptı. 47 maddelik bu sözleşmenin ilk 24 maddesi Müslüman Arap kabilelere, geri kalanı Yahudilere ilişkindi. Bu sözleşmeye göre Yahudiler şehirde kendi hukuklarını uygulayabileceklerdi. Hatta Allah Rasulü kendisine gelen davalarda eğer davacılar Yahudi iseler onlara kendi hukuklarına göre hükmediyordu. Bu Maide suresinin 42-50. ayetler arasında yer alan ilkelerin sözleşmede yer almasından başka bir şey değildi. Bu sözleşmenin 36. maddesi Yargı ve yürütmenin işleyişine kimse nüfuzunu ve statüsünü kullanarak müdahale edemeyeceği hükmünü içeriyordu.

    Rasulullah'ın Medine'de recmine hükmettiği ilk zani ve zaniye Yahudilerdendi. Onlara sözleşme uyarınca kendi hukuklarına göre hükmetmişti.

    Bir çok kaynağın birlikte naklettikleri bir rivayette, Yahudiler kendi aralarında dahi adil yargılama yapmıyorlardı. Varsıl ve erk sahibi biri zina ettiği zaman "tahmim" (yüzü siyaha boyayıp eşek üzerinde sırt sırta dolaştırma) cezası veriyorlar, fakat bu işi fakir yaparsa taşlayarak öldürme cezasına mahkum ediyorlardı.

    Bu olay dışında aynı cezanın uygulandığı kahramanı Müslüman olan bir (ya da Gamidli kadın olayı müstakil bir olay olarak değerlendirilirse iki) istisnai dava daha var. Fakat Allah Rasulü Kur'an bu konuda Nur suresinin 2. ayetiyle kesin ve nihai hükmü getirdikten sonra önceki şeriatın hükmüyle amel etmemiştir. Buhari ve Müslim'in Hudud kitaplarında yer alan bir haberden Rasulullah'ın Nur 2'den sonra bu cezayı tatbik edip etmediğine dair tartışmanın daha ilk nesiller tarafından yapıldığına tanık olmaktayız. Zina suçunu cezalandırmada Kur'an tedrici bir yöntemi benimsemiştir. Nisa 15 ve 16 ile başlayan süreç Nur 2 ile noktalanmıştır. Vahyin hedeflerinin söyledikleriyle sınırlı olmadığı gerçeği göz önünde tutularak, vahyin bu konudaki hedefi de Kur'anî teşriin istikametine bakılarak çıkarılabilir.

    Maiz el-Eslemi ve Gamidiyye örnekleri tamamen "şer'u men kablena" (öncekilerin şeriatı) bağlamında verilen hükümlerdir. Nebi'nin bu uygulamasıyla, Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar "Biz Musa'ya Yahudilerden daha yakınız" buyurarak tuttuğu ve müminlere tutturduğu âşûrâ orucunu aynı kategoride değerlendirmek icap eder kanaatindeyiz. (Mustafa islamoğlu)

    Tarihsel bilgi ile ilgili kanıt yok diyecek olunsa bile kanıt olarak bir tek Kuran ayeti yetiyor.

    Nisa Suresi
    25. Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min cariyelerden alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.


    Şimdi bu ayete göre eğer recm cezası var diyorsanız, taşlayarak öldürme cezasının yarısı nedir? Topraklayarak öldürme mi, yoksa bayıltana kadar taşlamak mı?

    Apaçık ayeti rivayetle iptal edenlerden olmayacağınızı umuyorum.

  3. #53
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    ZİNA EDENİ RECMETME

    2553) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
    Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh) (halîfe iken Medîne-i Mü-nevvere'deki Mescid-i Nebevfde bir Cuma hutbesinde) şöyle demiştir:
    (Ey müslümanlar) Şüphesiz ben şundan korkarım: Halkın üzerinden uzun bir zaman geçer de nihayet bir adam; Ben Allah'ın kitabında (zina eden evliyi) recmetme (hükmünü) bulmuyorum, der ve bu yüzden halk Allah'ın farizalarından birisini terketmekle dalâlete giderler. Bilmiş olun ki (Zina eden) kişi muhsan (evlenmiş) olup beyyine (dört erkek şâhtdî, veya gebelik, ya da itiraf olduğu zaman şüphesiz recmetmek haktır. Şüphesiz ben recm âyetini okudum. Âyet şudur»
    «Şeyh ve Şeyha (yâni muhsan erkek ve kadın) zina ettikleri zaman onları muhakkak recmediniz.»
    Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) recmetti ve O'ndan sonra da biz recmettik."


    Yani Peygamberin S.A.S in uygulamaları da ALLAH C.C dan gelen ayetler gibidir, farz dır, ve

    Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) recmetti ve O'ndan sonra da biz recmettik

    2554) ''•... Ebû Hüreyre (Rodıyaüâhü oh///den rivayet edildiğine .»öre; Mâiz bin Mâlik (el-Eslemî). Peygamber (SalJallahü Aleyhi ve Srltctu)"ın yanına gelerek:
    (Yâ Resûlallah) ben şüphesiz zina ettim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ondan yüz çevirdi. (Yâni söylediği söz üzerinde durmadı.) Sonra Mâiz (gene) : Şüphesiz ben zina ettim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)' (gene) ondan yüz çevirdi. Daha sonra Mâiz (tekrar) : Ben şüphesiz zina ettim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (tekrar) ondan yüz çevirdi. Sonra Mâiz: Ben zina ettim, dedi. Peygamber (Saîlaîlahü Aleyhi ve Sellem) Cgene) ondan yüz çevirdi. Nihayet Mâiz dört defa ikrar edince Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun recme-dümesini emretti. Sonra Mâiz (götürülüp) taşlanınca, (dayanamayıp) geri kaçtı. Elinde bir deve çene kemiği bulunan bir adam (Abdullah bin Üneys) ona yetişip vurdu ve yere yığdı. (Böylece öldürüldü.) Taşlann kendisine verdiği ızdıraba dayanamayıp kaçışı sonradan Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlatılınca buyurdular kİ :
    «Niçin onun peşini bırakmadınız» (belki itirafından dönüş yapardı. Allah da onun tevbesini kabul ederdi.»-"

    2555) ... İmrân bin Husayn (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine
    Bir kadın Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selîem)'in huzuruna gelerek zina ettiğini itiraf etti. ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kadının üstündeki elbisenin onan üzerinde sıkıca bağlanmasını emretti. Sonra kadını recmettirdi. Daha sonra kadının cenazesi .üzerine namaz kıldı."






    ZİNA EDEN YAHÛDÎ ERKEK VE KADINI RECMETME

    2556) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan) Şöyle demiştir :
    Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve- Selîem) (zina eden) bir ya-hûdî erkek ile bir yahûdî kadını recmettirdi. Ben onları recmeden-lerdenim, (And olsun ki) ben, recmedilen erkeğin (atılan) taşlara karşı kendini recmedilen kadına siper ettiğini gördüm."

    2557) "... Câbir bin Semûre (Radıyallâhü a»A)'den; Şöyle demiştir:
    Gerçekten Peygamber CSallallahü Aleyhi ve Sellem) (zina eden) bir yahûdî erkeği ve bir yahûdî kadını recmettirdi."

    2558) "... Berâ' bin Âzib (Radıyallâhü anh)'âen\ Şöyle demiştir:
    Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yüzü kömür ile karartılmış ve değnekle dövülmüş bir yahûdî erkeğin yanından geçti. Sonra yahûdîleri çağırtıp Conlara) :
    «Siz kitabınız (Tevrat) da zina edenin cezasını böyle (mi) buluyorsunuz?» buyurdu. Yahudiler:
    Evet, diye cevab verdiler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) onların âlimlerinden (Abdullah bin Surya isimli) bir adamı çağırtıp (ona) :
    «Musa'ya Tevrat indiren Allah'a yemin ettirerek sana soruyorum. Siz (Tevrat'ta) zina edenin cezasını böyle mi buluyorsunuz?» buyurdu. Adam:
    Eğer bana böyle yemin ettirmen olmasaydı ben (gerçeği) sana bildirmezdim, biz kitabımız (Tevrat) da, zina edenin cezâsmı recmet-mek olarak buluyoruz. Lâkin eşrafımız arasmda recim cezası çoğaldı. Bunun üzerine artık eşraftan olan kimseyi (zina suçuyla) yakaladığımız zaman onu bırakıyorduk ve zayıf kimseyi (zina suçundan) yakaladığımız zaman onun hakkında recim cezâsmı uyguluyorduk. Sonra biz Gelin eşraftan olana ve olmayana tatbik edeceğimiz bir ceza şekli üzerinde ittifak edelim, dedik. Sonra recim cezası yerine yüzü kömürle karartma ve değnekle dövme cezası üzerine ittifak ettik, dedi. Bundan sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
    «Allahım, Yahudiler senin emrini Öldürdükleri (uygulamadıkları) zamanda, senin emrini ilk ihya eden (uygulayan) benim,» buyurdu ve zâni yahûdînin recmedilmesine hükmetti de bu hüküm infaz edildi.*'


    ( Sünen-i ibn mace)
    __________________

  4. #54
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Sevgili Ammar;
    Tarihi olayları ve Allahın ayetlerini gözardı edip rivayetlere sıkı sıkıya iman etmişsiniz. Mesajımın üzerine bu rivayetleri yazıyorsunuz ya, "pes" diyorum!
    Konu Apollonius tarafından (08-12-2009 Saat 10:59 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #55
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Ne demek istediğini açıklarmısın detaylıca, yanlış anlaşılmadan dolayı bir cevap yazmak istemiyorum şimdi.. Açık konuş yani...

  6. #56
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Diyorum ki senin ayet karşısına hadis rivayet çıkarman çok saçma. Önce o ayetteki hükmü anlatır mısın? neymiş evli cariyenin cezası? evli ve hür kadının yarı cezası demekmiş.

    iki tane hadis duymuşsun, ne zaman söylendiği veya gerçekten söylenip söylenmediği belli değil. Peygamberimiz recm'i uygulamış ama neden? Mesajımı dikkatli okur musun? Kuranda zinanın cezası 100 değnek olarak geçiyor. Allah Kuranı eksik bırakmış olarak mı anlıyorsun? Ben ise yeni cezanın 100 değnek olduğunu anlıyorum. 100 değneği vahyeden allah recm i vahyetmeye çekindi veya tasarruf etti mi sanıyorsun? Cahiliye devrindeki veya tevratta yazan her şeyi uygulayacaksan Musa şeriatını bir araştır. Musa şeriatindeki her madde Kuran tarafından kaldırılmadı diye yahudilerin yaptığı her şeyi yap o zaman.

  7. #57
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    1- Benim verdiğim hiçbir Hadis-i Şerif uydurma değil SAHİH dir. Delilleri ile ispatlarım sana

    2-" Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan emir sahiplerine (müslüman idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve âhirete gerçekten iman ediyorsanız- onu Allah'a ve Rasûl'e götürün (onların tâlimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha iyidir." (4/Nisâ, 59)



    "(Rasûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayan ve merhamet edenidir." (3/Âl-i İmrân, 31)


    "De ki: Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez." (3/Âl-i İmrân, 32)


    "Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edin ki size merhamet edilsin." (3/Âl-i İmrân, 132)


    "Onlara: 'Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Rasûl'e gelin (onlara başvuralım)' denildiği zaman, münâfıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün." (4/Nisâ, 61)

    "Biz her peygamberi, ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Rasûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, merhamet edici bulurlardı. Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymasızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar." (4/Nisâ, 64-65)


    "Kim Rasûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik." (4/Nisâ, 80)

    "Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada ebedî kalırlar. İşte büyük kurtuluş budur. Kim de Allah'â ve O'nun Elçisine karşı gelir, O'nun sınırlarını aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır" (en-Nisa, 4/ 13, 14).

    "Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o Rasûle, o ümmî Nebî'ye uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara tayyibâtı (temiz ve güzel şeyleri) helâl, habâisi (pis ve zararlı şeyleri) haram kılar. Ve üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri atar(hata ile adam öldürmekte kısas icrâsını ve günah işleyen âzâların, pislis değen elbisenin kesilmesi gibi ağır teklifleri kaldırır). O Peygamber'e iman edip ona saygı gösteren, yardım eden ve onunla birlikte gönderilen Nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır." '7/A'râf, 157)


    Bu kadar ayeti artık görüp şalter düşer diye ekliyorum, KUR-AN da olmayıp PEYGAMBER S.A.S tarafından yapılan pekçok ibadeti niye yapıyor isek o nedenle örneğin SÜNNET namazlar gibi, vs.vs.vs. onun sözleri, haraketleri, ibadetleri, ALLAH C.C dan gelen vahiy gibidir, bunu idrak şuurundan uzak isen ben ne diyim ki... Yukarda ki ayetleri oku sonra konuşalım.......


    1. Zina cezası (hadd-i zina): Evli erkek ve kadın için recm (taşlayarak öldürme), bekâr erkek ve kadın için yüz sopa (celde) vurmaktır: "Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanan (insan) lar iseniz Allah'ın dini (ni uygulama hususu)nda sizi, onlara karşı acıma duygusu tut (up engelle) mesin. Mü'minlerden bir grup da onlara yapılan, uygulanan cezaya şahid olsun" (en-Nûr. 24/2).

    bekâr erkek ve kadın için yüz sopa (celde) vurmaktır:
    Senin bahsettiğin ayete muhattap olanlar bekar erkek ve kadındır

    Eğer Zina edenler evli ise RECM edilir...

    Recm cezası Hz. Peygamber'in uygulamasıyla sabittir: "Cüheyne'den bir kadın zinadan gebe olduğu halde Rasûlullah (s.a.s)'e gelerek: "Ey Allah'ın Rasûlü! Haddi icap eden bir iş yaptım, bana hadd(i şer'îyi) icra et' dedi. Peygamber (s.a.s) kadının velisini çağırdı: Buna iyi bak, çocuğu doğurduğunda bana getir' buyurdu. (Velisi denileni) yaptı. Peygamber (s.a.s) emretti. Kadının elbisesi sıkıca bağlandı, sonra emir verdi, kadın taşlandı. Daha sonra (cenazesi) üzerine namaz kıldı. Bunun üzerine Hz. Ömer; Ey Allah'ın Rasûlü, onun üzerine namaz kıldınız, halbuki o zina etmişti' dedi. Rasûlullah (s.a.s): "O öyle bir tevbe etti ki Medine halkından yetmiş kişiye taksim olunsa hepsine kâfı gelirdi. Allah için canını vermesinden daha faziletli bir şey biliyor musun?' "buyurdu

    Zina cezasının tatbik edilebilmesi için dört âdil erkek şahidin hakim huzurunda açıkça şahitlikte bulunması ve zina eden kişinin zinanın haram olduğunu bilmesi gerekir.

    KAYNAKLAR : SENİN TABİRİN İLE DELİLLER....

    (Müslim Hudûd 28; İbn Mâce, Diyet, 36' Malik, Müslim, Muvatta" Hudûd, 11).



    2553) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
    Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh) (halîfe iken Medîne-i Mü-nevvere'deki Mescid-i Nebevfde bir Cuma hutbesinde) şöyle demiştir:
    (Ey müslümanlar) Şüphesiz ben şundan korkarım: Halkın üzerinden uzun bir zaman geçer de nihayet bir adam; Ben Allah'ın kitabında (zina eden evliyi) recmetme (hükmünü) bulmuyorum der, ve bu yüzden halk Allah'ın farizalarından birisini terketmekle dalâlete giderler. Bilmiş olun ki (Zina eden) kişi muhsan (evlenmiş) olup beyyine (dört erkek şâhtdî, veya gebelik, ya da itiraf olduğu zaman şüphesiz recmetmek haktır. Şüphesiz ben recm âyetini okudum. Âyet şudur»
    «Şeyh ve Şeyha (yâni muhsan erkek ve kadın) zina ettikleri zaman onları muhakkak recmediniz.»
    Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) recmetti ve O'ndan sonra da biz recmettik."


    ZATEN BU HADİS DE SENİN GİBİ DÜŞÜNENLERİN GELECEĞİNİ ANLATIYOR, İNSANLARI BU DÜŞÜNCE HAKKINDA UYARIYOR...

    Şüphesiz ben şundan korkarım: Halkın üzerinden uzun bir zaman geçer de nihayet bir adam; Ben Allah'ın kitabında (zina eden evliyi) recmetme (hükmünü) bulmuyorum, der
    2554) ''•... Ebû Hüreyre (R.A) den rivayet edildiğine .»göre; Mâiz bin Mâlik (el-Eslemî). Peygamber (SalJallahü Aleyhi ve Srltctu)"ın yanına gelerek:
    (Yâ Resûlallah) ben şüphesiz zina ettim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ondan yüz çevirdi. (Yâni söylediği söz üzerinde durmadı.) Sonra Mâiz (gene) : Şüphesiz ben zina ettim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)' (gene) ondan yüz çevirdi. Daha sonra Mâiz (tekrar) : Ben şüphesiz zina ettim, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (tekrar) ondan yüz çevirdi. Sonra Mâiz: Ben zina ettim, dedi. Peygamber (Saîlaîlahü Aleyhi ve Sellem) Cgene) ondan yüz çevirdi. Nihayet Mâiz dört defa ikrar edince Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun recme-dümesini emretti. Sonra Mâiz (götürülüp) taşlanınca, (dayanamayıp) geri kaçtı. Elinde bir deve çene kemiği bulunan bir adam (Abdullah bin Üneys) ona yetişip vurdu ve yere yığdı. (Böylece öldürüldü.) Taşlann kendisine verdiği ızdıraba dayanamayıp kaçışı sonradan Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlatılınca buyurdular kİ :
    «Niçin onun peşini bırakmadınız» (belki itirafından dönüş yapardı. Allah da onun tevbesini kabul ederdi.»-"


    KAYNAK:
    ( Sünen-i ibn mace)


    ARTIK KUR-AN da yok demezsin umarım...
    Konu Ammar tarafından (09-12-2009 Saat 08:42 PM ) değiştirilmiştir.

  8. #58
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Hadisi uyduran kılıfını da uydurur zaten :)

    Peki yani diyorsun ki o ayete göre evli cariyenin hükmü 50 sopadır.

    peki soruyorum. bekar cariyenin hükmü nedir? 100 sopa mı? :)))

  9. #59
    bursali68
    Misafir..
    İslam dinini Hz.Adem'den buyana kabul ettiğimizde görünen şudur;İslam dininde Tevrat'a kadar Tevrat dahil " RECM " uygulaması vardır hatta Kur'an ayetlerinden " Zina " ile ilgili ayetler inene dek.Ancak zina ile ilgili ayetler indikten sonra Kur'an bu konudaki hükümlerini koymuş olup bu hükümlerin içerisinde " RECM " hiçbir şekilde yoktur.

    Kur'an zina ile ilgili 3 tasvir yapar,birinde iki genç insanı baz alabilirsiniz,ikincisinde iki taraf da evli veya bir taraf evlidir,üçüncüsünde ise bugün " Fuhuş " diye tanımladığımız menfaat karşılığı zinayı tasvir eder.İşte " 100 değnek = Miete Celdetiv " de tam bu üçüncü şıkda kişileri " rencide " etmek amaçlıdır,işkence amaçlı falaka falan da değildir.

    Bu konu defalarca tartışılmış olup detayları daha önceki konular içerisinde bulabilirsiniz.

    Sağlıcakla kalınız.

  10. #60
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Yüz Celde/Değnek Cezâsı:

    Bekâr erkek veya kadının zinâ cezâsı yüz değnek olup, Kur'ân-ı Kerîm'le belirlenen bir had cezâsıdır. "Zinâ eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun" (24/Nûr, 2).


    Dayak cezâsı uygulanan zinâ suçlusunun, suçun işlendiği yöreden bir yıl süreyle sürgün edilmesi, İslâm'ın ilk dönemlerinde uygulanan bir cezâ türü idi. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bekâr'ın bekârla zinâsı için yüz değnek ve bir yıl sürgün. Dulun dulla zinâsı için ise yüz değnek ve taşla recm vardır." (İbn Mâce, Hudûd 7). Ancak bu uygulama Nûr sûresi inmezden önceye aittir. Bu sûre inince bekârlar için yalnız değnek (celde), evli (muhsan) olanlar için sünnetle recm cezâsı belirlenmiştir (es-Serahsî, el-Mebsût, 3. baskı, Beyrût 1398/1978, IX, 36 vd).


    Hanefîlere göre celde cezâsına sürgün ilâve edilmez. Çünkü âyette celde zinâ cezâsının tümünü ifâde eder. Ancak sürgün bir had cezâsı değil, İslâm Devlet başkanının görüşüne bırakılan ta'zir cezâsı kabilindendir. O sürgünde bir yarar görürse uygular. Nitekim, zinâ edenin tevbe edinceye kadar hapsedilebilmesi de bu niteliktedir.


    Şâfiî ve Hanbelîlere göre celde ve bir yıl sürgün birlikte uygulanır. Sürgün yeri seferîlik mesafesinden uzakta olmalıdır. Dayandıkları delil, yukarıda zikredilen sürgün bildiren hadistir. Ancak, kadın, kocası veya mahrem bir hısmı ile birlikte sürgüne gönderilir. Çünkü Hz. Peygamber; "Kadın, yanında kocası veya mahremi bulunmadıkça yolculuğa çıkamaz." (Buhârî, Taksîr 4, Mescidü Mekke 6, Sayd 26, Savm 67; Ebû Dâvud, Menâsik 3; Müslim, Hacc 413-434; Tirmizî, Radâ' 15) buyurmuştur.


    Mâlikîlere göre ise yalnız erkek sürgün edilir, yani bulunduğu beldeden uzakta hapsedilir. Kadın gittiği yerde de zinâ etmemesi için sürgün edilmez. Diğer yandan, sürgün hadisinin sonundaki dul için öngörülen celde ve taşla recmin birlikte uygulanması dört mezhebe göre amel edilmeyen bir esastır. Çünkü muhsan (evli) için yalnız recm uygulaması bildiren hadisler daha sahihtir. Nitekim Ebû Hureyre ve Zeyd bin Hillit'ten bir topluluğun naklettiği işçi kıssası bunu ifâde eder. İşçisi ile zinâ eden evli kadın olayında Hz. Peygamber, bekâr olan işçi için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezâsına, kadın için ise recm cezâsına hükmetmiştir (es-Serahsî, a.g.e., IX, 37; ez-Zühaylî, a.g.e., VI, 39). Zâhirîlere göre, celde ve recm birlikte uygulanır. Onlar, sürgün hadisinin sonundaki "...evlinin evli ile zinâsına yüz değnek ve taşla recm vardır" kısmının açık anl***** dayanırlar.





    Recm Cezâsı: Muhsan (evli) olan erkek veya kadının zinâsı için recm cezâsı konusunda İslâm bilginleri görüş birliği içindedirler. Delil; Sünnet ve İcmâ'dır. Hz. Peygamber'in evli olarak zinâ edene recm cezâsı uyguladığı tevâtüre ulaşan hadislerle sâbittir.


    Bir hadiste şöyle buyurulur: "Müslüman bir kimsenin kanı şu üç durumda helâl olur. Zinâ eden evli kimse, nefse karşılık nefsi ve İslâm toplumundan ayrılarak dinini terkedeni öldürmek" (Buhârî, Diyât 6; Müslim, Kasâme 25, 26; Ebû Dâvud, Hudûd 1; Tirmizî, Hudûd 15, Diyât 10; Nesâî, Tahrîm 5, Kasâme 6; İbn Mâce, Hudûd; Dârimî, Hudûd 2, Siyer 2).


    Hz. Peygamber'in recm uyguladığı olaylar şunlardır:

    a- Evli bir kadınla zinâ eden bekâr için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezâsı uygulanmıştır. Allah elçisi bir sahâbîyi kadına göndererek şöyle buyurmuştur: "O kadına git, eğer suçunu itiraf ederse, onu recmet" (Buhârî, Hudûd 3, 38, 46, Vekâlet 13; Tirmizî, Hudûd 5, 8).

    b- Çeşitli yönlerden sâbit olan Mâiz olayı. Mâiz, zinâsını itiraf etmiş ve Rasûlüllah (s.a.s.) onun recmedilmesini emir buyurmuştur (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VII, 95, 109; Zeylaî, Nasbu'r-Râye, III, 314 vd).

    c- Gâmidiyeli kadın zinâsını ikrar etmiş ve doğum yaptıktan sonra recm uygulannııştır (İbn Mâce, Diyât 36; Mâlik, Muvattâ, Hudûd 2; eş -Şevkânî, Neylü'I-Evtâr, VII, 109).


    İslâm ümmeti recmin meşrûluğu üzerinde icmâda bulunmuştur. Ancak Hâricîler ekolü recmi inkâr etmiştir. Çünkü onlar tevâtür sınırına ulaşmayan haberleri delil olarak kabul etmezler (es-Serahsî, a.g.e., IX, 36).

6. Sayfa, Toplam 25 BirinciBirinci ... 4567816 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Recm Cezası ve Kur'an ın Emri.
    halukgta Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-02-2013, 01:15 AM
  2. bir recm görüntüsü daha
    atom Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 75
    Son mesaj: 02-10-2010, 01:38 AM
  3. Osmanlıda RECM..
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 17-11-2009, 06:53 PM
  4. İran'da Recm Uygulaması
    SOSYALİST Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 26
    Son mesaj: 05-03-2009, 11:39 PM
  5. Atatürk ve İslamiyet
    Nil@y Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-09-2006, 08:33 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık