20. Sayfa, Toplam 25 BirinciBirinci ... 101819202122 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 191 ile 200 Toplam: 244
  1. #191
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    12
    Rep Gücü
    1581
    Kimse kusura bakmasın,

    Benim inandığım İslam Dini zalimlerin,yobazların,gericilerin,sapkınların,kend ini haşa Allah zannedipde, Allah adına can alanların dini değildir.
    Benim inandığım İslam dini barış dinidir, mantık dinidir, İnsanlık dinidir, kardeşlik dinidir. Bu dinde hesap sorabilecek tek Merci Allahtır. Hiç bir kul Allah adına görev üstlenipde infaz yapamaz hele ki bunu Allahın emriyle yaptığını asla söyleyemez. Bu herşeyden önce İslama haykırıdır. Çünkü İslam da çok net olarak İnsanların tüm günah ve sevaplarını tek bir merciye verecekleri belirtilmiştir bu merci ise Yaratandır.
    Böylesine modern ve akıl dinini dünyaya böylesine gerici ve zalimce gösterenler Allah nazarında en büyük günahkarlardır.

  2. #192
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    çok sağlam deliller rica ediyorum,iddialarınıza...
    Ebu Hureyre hakkında bir konu açtım.
    http://www.supermeydan.net/forum/for...read59777.html

    Peygamberimizi görmekle şereflenmek ve şeytanın ayartmasından muaf kılınmak mümkün olsaydı, Ebu Cehil hayatında Peygamberimizi Ebu Hureyreden daha fazla görmüştür. Ama Ebu Cehil şereflendmedi, İslama gelmedi ve hep İslama karşı savaştı. Peygamberimiz zamanında müşrikler haricinde bir sürü münafık da vardı. Bunlar da peygamberimizi görmekle şereflenmişlerdi. Ama bu şereflenmenin onların amellerine etkisi olmadı.

    Peygamberler, peygamberlerin akrabaları, peygamberlerin arkadaşları, evliyalar, imamlar vs. hiç kimse yanlıştan münezzeh olamaz. Bu Allah'ın kanununa aykırı. Hiç ama hiç bir kimseye koşulsuz inanmayınız.

    Ayrıca soy zincirine falan da inanmayınız. Örneğin bir adamın Hz. Ömer soyundan geliyor olması onu büyük insan yapmaz. Hz. Nuh'un oğlu kafirdi ve babasının peygamberliğine inanmayarak tufanda boğuldu. Hz. Lut'un karısı ahlaksızları desteklediği onlarla birlikte helak oldu. (kaynak Kuran)

    İnsanların peygamber görmüş olmaları onları şerefli yapmaz. İnsanın takvası, kendi amelleri o insanı şerefli yapar.


    Sahabeler veya mezhep imamları veya falanca tarikat şeyhi veya falanca alim veya x şahıslar günahsızdır, kusursuzdur derseniz Hristiyanlık dinindeki azizlik kurumunu İslama uydurup inşa etmiş olursunuz.

    Duyacağınız her şeyi ancak Kuran'la karşılaştırarak doğrulayabilirsiniz. Çünkü meal bozukluklarını saymazsak, şeytana uymuş insanoğlunun pisliği karışmamış elimizde kalan tek kavram Kuran'dır.

    Bakın Ebu Hureyrenin kendisi, ayrıca bir de ne aktarmış:

    İbn-i Hacer "İsabe"de, İbn-i Abdulbirr "İstiab"da Ebu Hureyre'nin kendisinden Resulullah (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu naklediyorlar:
    "Benim adıma yalan söyleyenler çoğaldılar. Kim bilerek benim adıma yalan söylerse onun yeri cehennem ateşidir. Ne zaman benden size bir hadis gelirse, onu Kuran'la karşılaştırın."


    Bir arkadaş mezhep imamlarının çok okuduklarını, bir mezhep çıkarmanın o kadar kolay olmadığını, çok şey okumak lazım geldiğini söylemişti. Cuma suresinin 5. ayetinde Tevrata uymayan Yahudiler için "kitap yüklü eşekler" benzetmesi yapılıyor. Çok doğru bir benzetme. Sırtındaki kitabın eşeğe bir faydası olmaz. Biz de elimizdeki kitaba sahip çıkıp ona göre amel etmek yerine elimizdeki kitabı nesh'di mensuhdu, yok iptal olan ayetti, yok mezhep hükmüydü diyerek eritip bitirmeye çalışanlara göz yumuyoruz.
    Konu Apollonius tarafından (19-12-2009 Saat 08:55 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #193
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Şimdi bu kadar uzun tartışmalardan sonra kannatim şudur ki; sizin gözleriniz önüne ne delil getirir isek getireli kabul etmeyeceksiniz, kendi aklım ve KUR-AN yeter diyeceksiniz.. Aşağıda ki ayetler sizin durumunuz açıklıyor..


    Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur... (Nur Suresi, 11)

    "Sizi hoşnut kılmak için Allah'a yemin ederler; oysa mü'min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır." (Tevbe Suresi, 62)

    İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır. (Bakara Suresi, 8-10)

    Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (Münafikun Suresi, 4)

    Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: Biz ona inandık, tümü Rabbimiz'in Katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7)

    Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. (Alak Suresi, 6-7)


    Bu hadisi Şerifi ile sana değil belki şu yazıları okuyan bi kardeşimize fayadası olur inşaALLAH.. Bunlar yeni türemedi, ta o zamanlarda da vardı bunlar gibiler....

    Hariciler de diğer sünnet ehli müslümanlar gibi mana bakımından mütevatir olan hadislerle amel etmenin, lafız itibariyle mütevatir olan hadisler gibi vacib olduğunu kabul etmişlerdir. Sahabe ve müslümanlardan ayrılmaları onları cehalet karanlıklarına düşürmüştür.

    Onun için hariciler Halife Ömer bin Abdulaziz (ra)'e, recm uyguladığında, «Bunu neden yaptırıyorsun, çünkü Kur'anda recm yoktur.» dediler.

    Ömer bin Abdulaziz (ra) onlara, «Peki siz namazın rekat sayıları ile zekatın nisab ölçülerini nereden çıkarıyorsunuz?» diye sordu.

    Hariciler. «Rasulullah (sav)'ın fiili hadislerinden öğreniyoruz.» dediler.

    Bunun üzerine Halife, «Recm de Rasulullah (sav)'in fiili hadisleriyle sabittir.» diyerek onları sus*turdu.»
    (Ebu Davud Alusi. age, C. 18, S. 70) (Ahkam Tefsiri)



    TİRMİZ, BUHARİ, MÜSLİM' e güvenmeyen onları yalancılıkla itham edenin karşı delil olarak verdiği KAYNAKLAR.....Bulduğu ve delil diye getirdiği kaynaklar aşağıda veda hutbesi çeşitleri imiş... diyanet (kadın kurban keser en son bombası) diye fetva verebilen ALLAH c.C dan değil kuldan korkan kurum... VİKİPEDİA (ansiklopedi) ve CAFERİLER, içler acısı durum, sende haklısın denize düşen yılana sarılır...

    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/hutbe/vedahutbesi.asp

    Veda Hutbesi - VikiKaynak

    Kaynak:
    http://www.caferilik.com/ehlibeyt/hzmuhammed/veda.htm

  4. #194
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Kuran'a uymayan hadisi kabul etmediğimizi söylüyoruz. Sen kabul etmediğimize sinirleniyorsun ve sürekli laf kalabalığı yapıyorsun, peki sen kendi kaynağından her hadisi kabul ediyor musun? Aşağıdaki hadis senin kaynağından (Ebu Hureyre):

    "Benim adıma yalan söyleyenler çoğaldılar. Kim bilerek benim adıma yalan söylerse onun yeri cehennem ateşidir. Ne zaman benden size bir hadis gelirse, onu Kuran'la karşılaştırın."


    İşin komik tarafı sürekli beni karşına alıp tartışmanın yönünü değiştirip beni kafir yerine koyarak ayetlerle karşılık veriyorsun. Fakat konumuz olan recm konusunda bir ayet yazdığını görmedik daha. Ne o? Konuyla ilgili ayet yok mu? :)))



    ...
    Konu Apollonius tarafından (19-12-2009 Saat 12:21 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #195
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    "Hz. Ömer (r.a) haccdan çıkınca Medine'ye geldi. (Orada halka hitaben şunları söyledi: "Ey insanlar! Sizlere bir kısım sünnetler ve farzlar teşrî edildi. Size çok açık bir din bırakıldı. Recm âyeti hususunda kendinizi sakın tehlikeye atmayın. İçinizden biri: "Biz Allah'ın kitabında iki haddi (1) bulamıyoruz" diyebilir. Şurası muhakkak ki Resûlullah da, biz de (zinâ edenlere) recm uyguladık. Nefsimi elinde tutan Zât-ı Zulcelâl'e yemin ederim, insanlar "Ömer Kitabullah'a (onda olmayan şeyi) ilavede bulundu"demiyecek olsalar, (Kur'ân'ın sonuna) şu âyeti elimle yazardım:


    اَلشَّيخُوَالشَّيْخَةُإِذَازَنَيَافَارْجُمُوه ُمَاا َلْبَتَّةَ

    "Yaşlı bir erkek ve yaşlı bir kadın zinâ edecek olurlarsa onları mutlaka recmedin."

    İmam Mâlik, burada geçen yaşlı erkek ve yaşlı kadın tâbirlerini "dul erkek", "dul kadın" diye açıklar.
    Parantez içindeki ziyadeler başka rivayetlerden alınarak dercedilmiştir.

    RESULULLAH S.A.S Tevrat, hükümlerine göre eylem yaptığını veya haraket ettiğini düşünüyosan ;

    Berâ' bin Âzib (Radıyallâhü anh)'den Şöyle demiştir:
    Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yüzü kömür ile karartılmış ve değnekle dövülmüş bir yahûdî erkeğin yanından geçti. Sonra yahûdîleri çağırtıp onlara) :


    «Siz kitabınız (Tevrat) da zina edenin cezasını böyle (mi) buluyorsunuz?» buyurdu.


    Yahudiler:

    Evet, diye cevab verdiler.

    Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) onların âlimlerinden (Abdullah bin Surya isimli) bir adamı çağırtıp (ona) :

    «Musa'ya Tevrat indiren Allah'a yemin ettirerek sana soruyorum. Siz (Tevrat'ta) zina edenin cezasını böyle mi buluyorsunuz?» buyurdu. Adam:

    Eğer bana böyle yemin ettirmen olmasaydı ben (gerçeği) sana bildirmezdim, biz kitabımız (Tevrat) da, zina edenin cezâsmı recmet-mek olarak buluyoruz. Lâkin eşrafımız arasmda recim cezası çoğaldı. Bunun üzerine artık eşraftan olan kimseyi (zina suçuyla) yakaladığımız zaman onu bırakıyorduk ve zayıf kimseyi (zina suçundan) yakaladığımız zaman onun hakkında recim cezâsmı uyguluyorduk. Sonra biz Gelin eşraftan olana ve olmayana tatbik edeceğimiz bir ceza şekli üzerinde ittifak edelim, dedik. Sonra recim cezası yerine yüzü kömürle karartma ve değnekle dövme cezası üzerine ittifak ettik, dedi. Bundan sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

    «Allahım, Yahudiler senin emrini Öldürdükleri (uygulamadıkları) zamanda, senin emrini ilk ihya eden (uygulayan) benim,» buyurdu ve zâni yahûdînin recmedilmesine hükmetti de bu hüküm infaz edildi.*'



    " Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan emir sahiplerine (müslüman idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve âhirete gerçekten iman ediyorsanız- onu Allah'a ve Rasûl'e götürün (onların tâlimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha iyidir." (4/Nisâ, 59)

    "(Rasûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayan ve merhamet edenidir." (3/Âl-i İmrân, 31)

    "De ki: Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez." (3/Âl-i İmrân, 32)

    Ayetler ilede gördüğün üzre ; PEYGMABERİN YAPTIKLARI KUR-AN AYETLERİ HÜKMÜNDEDİR....

    KURAN= SÜNNET


    Kur'ân-ı Kerîm'de, Peygamber (s.a.v)'in Allah'tan vahiy alarak konuştuğu belirtilir.


    "Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).
    "Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).
    "Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).
    "O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O'nun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir" (Necm: 3, 4).

    "Sana Allah'ın bol nimet ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar, sana da bir zarar veremezler. Allah sana Kitap ve Hikmeti indirmiş ve bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan nimeti büyüktür." (en-Nisâ': 4/113).

    "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âlu İmrân: 31)

  6. #196
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Peki Ammar kardeşim. Sana bir soru soracağım. Anladığım kadarıyla sen diyorsun ki Peygamberimiz benim iddia ettiğim gibi Tevrata göre recm hükmü vermemiş, Allah'tan vahiy alarak recmetmiştir. Doğru mu anlamışım?

  7. #197
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    doğru ....

    Sen cevap yazmadan önce ben senin şu sözüne cevap veriyim bakalım nasıl kaçacak delik arayacan merak ettim ... Müsade et KUR-AN il 1 e 1 nasıl örtüşüyor hadislerin sana ispatlıyayım hemen..:prv


    ŞUNU SEN SÖYLEDİN UNUTMA VE İNKAR ETME SAKIN OKEY Mİ...

    Kuran'a uymayan hadisi kabul etmediğimizi söylüyoruz.

    ŞUNUDA DESTEKLEDİĞİN VE DOĞRULUĞUNU KABUL ETTİĞİN HADİS DOĞRUMU

    "Benim adıma yalan söyleyenler çoğaldılar. Kim bilerek benim adıma yalan söylerse onun yeri cehennem ateşidir. Ne zaman benden size bir hadis gelirse, onu Kuran'la karşılaştırın."

    GELİYOR CEVAPLAR BAKIYIM NE YAPACAN NASIL KIVIRICAN DURUMU

  8. #198
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Rep Gücü
    1513
    Recm ayeti ile ilgili bilgi verir misiniz? Kuranı Kerimde recm ayeti var mı?
    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kuran ayetlerinde her hangi bir eksiklik veya fazlalık yoktur. Peygamberimize gelen her emir ve yasak Allah'ın vahiyle bildirmesi sonucu oluyordu. Ancak bu emir ve yasakların bir kısmı sadece mana olarak geliyordu. Peygamber Efendimiz de onları ümmetine anlatıyordu. Diğerleri ise hem mana hem de lafız olarak geliyor ve Peygamber efendimizin onlara hiç bir katkısı olmadan olduğu gibi kalıyordu. İşte bunlar Kuran ayetleridir. Manası Allah'tan olup da anlamı peygamber efendimize ait olanalar vaya Kuran ayeti olmayan vahiyler ise Kurana girmiyordu. Okunan bir kuran ayeti olmadığı için Kuran'a girmeyen ayetler vardı. İşte Recimle ilgili olan vahiy de bunlardan biridir. Bu nedenle bu ayetin hükmüyle amel ediliyor. Ancak Okunan Kuran ayeti olmadığı için de Kuran da yoktur. Yani hükmüyle amel ediliyor.

    İmam Şafii, meşhur eseri el-Ümm’de şunları kaydeder: “Peygamber’in farz kıldığı her şey vahiy ile olmuştur. Bir okunan vahiy (vahy-i metluv) vardır, bir de doğrudan Hz. Peygamber’e vahyedilen ve Hz. Peygamber’in sünnet kıldıkları vardır.” Şafii, bu ikinci çeşit vahyin, ister bazılarının dediği gibi Cebrail tarafından Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kalbine ilka edilen bir bilgi olsun, isterse insanları doğru yola iletmesi için bizzat Allah’ın kendisine bildirdiği bir bilgi olsun, herkesi bağlayıcı olduğunu söylemektedir .

    Şafii, bu yaklaşımı aynı kitabın bir başka yerinde şöyle ifade eder: “Peygamber, Allah’ın emri olmadan hiçbir konuda hüküm vermemiştir. Allah’ın, Peygamberine gönderdiği emirler iki kısımdır: Biri, bizzat Allah’ın insanlara tebliğ edilmek üzere inzal ettiği vahiy; diğeri de Allah’tan “şu işi şöyle yap” diye bir mesaj gelir, o da onu yerine getirir.” Şafii, bu yaklaşımını delillendirmek için “(Ey Peygamber hanımları) oturun da evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti zikredin.” (Ahzab, 34) âyetini anarak, vahyin ikinci kısmını “hikmet”le açıklar . Şafii bir başka yerde de şöyle demektedir: “Bazı âlimlere göre, Hz. Peygamber’in sünnetinin tümü onun kalbine ilka olunmuştur ve onun sünneti de hikmetin ta kendisidir” .

    Konuyla ilgili İsmail L. Çakan’ın değerlendirmesi ise şöyledir: “Kur’an-ı Kerim, hem lafzı hem de manasıyla vahiy olduğu için ona vahy-i metluv (okunan vahiy) denilmektedir. Sünnet ise, vahyin bir çeşit meal ve mefhumu olduğundan dolaylı vahiydir. Fakat lafız olarak vahiy niteliğine sahip değildir. Bu sebeple de ona vahy-i gayr-i metluv denilmektedir.

    İsmail Lütfü Çakan’a göre, Hz. Peygamber, vahiy, üstün beşerî akıl ve nebevî akıl ya da peygamberlik birikimi (meleke-i nübüvvet) denilen üçlü bir yolla ilim elde etme imkânına sahiptir. Vahiy gibi, diğer insanların ulaşması mümkün olmayan bir bilgi kaynağıyla uzun süre temasta bulunan beşerî aklın en üst seviyesine sahip bulunan Hz. Peygamber’de, meleke-i nübüvvet denilen bir peygamberane ictihad kabiliyet ve birikiminin oluşacağı muhakkaktır. Bu meleke sayesinde de Hz. Peygamber (s.a.s.), başkalarının intikal edemediği bir takım İlâhî gerçekleri kavrayıp en uygun ifade ve uygulamalarla insanlara anlatır. Sünnetin bilhassa Kur’an’ı ve Allah’ın muradını anlayıp, tefsir etmede ve uygulamada, kendisine uyulması kesin olan ve başkaları açısından ulaşılamaz boyutu, işte buradan kaynaklanmaktadır.

    Bilgi almak bilgi için tıklayınız

    Recm ayeti ile ilgili değerlendirmeler için tıklayınız.
    Selam ve dua ile...

  9. #199
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    ŞİMDİ ŞU HADİS BAKALIM KUR-AN'a UYUYORMU...


    Onun için hariciler Halife Ömer bin Abdulaziz (ra)'e, recm uyguladığında, «Bunu neden yaptırıyorsun, çünkü Kur'anda recm yoktur.» dediler.

    Ömer bin Abdulaziz (ra) onlara, «Peki siz namazın rekat sayıları ile zekatın nisab ölçülerini nereden çıkarıyorsunuz?» diye sordu.

    Hariciler. «Rasulullah (sav)'ın fiili hadislerinden öğreniyoruz.» dediler.

    Bunun üzerine Halife, «Recm de Rasulullah (sav)'in fiili hadisleriyle sabittir.» diyerek onları susturdu.»


    (Ebu Davud Alusi. age, C. 18, S. 70) (Ahkam Tefsiri)

    "Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (Mâide: 92).
    "Kim Rasûle itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ': 80).
    "Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr: 7).
    "O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O'nun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir" (Necm: 3, 4).

    "Sana Allah'ın bol nimet ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar, sana da bir zarar veremezler. Allah sana Kitap ve Hikmeti indirmiş ve bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan nimeti büyüktür." (en-Nisâ': 4/113).

    "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âlu İmrân: 31

    Delilleri ile bu hadis KUR-AN ile Birebir örtüşüyor mu...?

    [B][COLOR="Blue"]Berâ' bin Âzib (Radıyallâhü anh)'den Şöyle demiştir:
    Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yüzü kömür ile karartılmış ve değnekle dövülmüş bir yahûdî erkeğin yanından geçti. Sonra yahûdîleri çağırtıp onlara) :


    «Siz kitabınız (Tevrat) da zina edenin cezasını böyle (mi) buluyorsunuz?» buyurdu.

    Yahudiler:

    Evet, diye cevab verdiler.

    Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) onların âlimlerinden (Abdullah bin Surya isimli) bir adamı çağırtıp (ona) :

    «Musa'ya Tevrat indiren Allah'a yemin ettirerek sana soruyorum. Siz (Tevrat'ta) zina edenin cezasını böyle mi buluyorsunuz?» buyurdu. Adam:

    Eğer bana böyle yemin ettirmen olmasaydı ben (gerçeği) sana bildirmezdim, biz kitabımız (Tevrat) da, zina edenin cezâsmı recmet-mek olarak buluyoruz. Lâkin eşrafımız arasmda recim cezası çoğaldı. Bunun üzerine artık eşraftan olan kimseyi (zina suçuyla) yakaladığımız zaman onu bırakıyorduk ve zayıf kimseyi (zina suçundan) yakaladığımız zaman onun hakkında recim cezâsmı uyguluyorduk. Sonra biz Gelin eşraftan olana ve olmayana tatbik edeceğimiz bir ceza şekli üzerinde ittifak edelim, dedik. Sonra recim cezası yerine yüzü kömürle karartma ve değnekle dövme cezası üzerine ittifak ettik, dedi. Bundan sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

    «Allahım, Yahudiler senin emrini Öldürdükleri (uygulamadıkları) zamanda, senin emrini ilk ihya eden (uygulayan) benim,» buyurdu ve zâni yahûdînin recmedilmesine hükmetti de bu hüküm infaz edildi


    O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi İbrahim'e Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir. (42/13)

    Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de bunda (Kur'an'da) da sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın zekatı verin ve Allah'a sarılın sizin Mevlanız O'dur. İşte ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı. (22/78)

    Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene İbrahim İsmail İshak Yakub ve torunlarına indirilene Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız." (2/136)

    Yoksa siz gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı? Allah'tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir." (2/140)

    Gerçek şu ki Allah, Adem'i Nuh'u İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah, işitendir bilendir.; (3/33-34)



    Şimdi bu Haisde KUR-AN ile 1 e 1 örtüşüyor mu.....?

    Vereceğin cevap Hayır ise Hiç tarışmayalım konu bitsin gitsin...Senin yolun sana benim yolum bana...
    Konu RABİA tarafından (19-12-2009 Saat 06:51 PM ) değiştirilmiştir.

  10. #200
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı çerkeş18´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Recm ayeti ile ilgili bilgi verir misiniz? Kuranı Kerimde recm ayeti var mı?
    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kuran ayetlerinde her hangi bir eksiklik veya fazlalık yoktur. Peygamberimize gelen her emir ve yasak Allah'ın vahiyle bildirmesi sonucu oluyordu. Ancak bu emir ve yasakların bir kısmı sadece mana olarak geliyordu. Peygamber Efendimiz de onları ümmetine anlatıyordu. Diğerleri ise hem mana hem de lafız olarak geliyor ve Peygamber efendimizin onlara hiç bir katkısı olmadan olduğu gibi kalıyordu. İşte bunlar Kuran ayetleridir. Manası Allah'tan olup da anlamı peygamber efendimize ait olanalar vaya Kuran ayeti olmayan vahiyler ise Kurana girmiyordu. Okunan bir kuran ayeti olmadığı için Kuran'a girmeyen ayetler vardı. İşte Recimle ilgili olan vahiy de bunlardan biridir. Bu nedenle bu ayetin hükmüyle amel ediliyor. Ancak Okunan Kuran ayeti olmadığı için de Kuran da yoktur. Yani hükmüyle amel ediliyor.

    İmam Şafii, meşhur eseri el-Ümm’de şunları kaydeder: “Peygamber’in farz kıldığı her şey vahiy ile olmuştur. Bir okunan vahiy (vahy-i metluv) vardır, bir de doğrudan Hz. Peygamber’e vahyedilen ve Hz. Peygamber’in sünnet kıldıkları vardır.” Şafii, bu ikinci çeşit vahyin, ister bazılarının dediği gibi Cebrail tarafından Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kalbine ilka edilen bir bilgi olsun, isterse insanları doğru yola iletmesi için bizzat Allah’ın kendisine bildirdiği bir bilgi olsun, herkesi bağlayıcı olduğunu söylemektedir .

    Şafii, bu yaklaşımı aynı kitabın bir başka yerinde şöyle ifade eder: “Peygamber, Allah’ın emri olmadan hiçbir konuda hüküm vermemiştir. Allah’ın, Peygamberine gönderdiği emirler iki kısımdır: Biri, bizzat Allah’ın insanlara tebliğ edilmek üzere inzal ettiği vahiy; diğeri de Allah’tan “şu işi şöyle yap” diye bir mesaj gelir, o da onu yerine getirir.” Şafii, bu yaklaşımını delillendirmek için “(Ey Peygamber hanımları) oturun da evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti zikredin.” (Ahzab, 34) âyetini anarak, vahyin ikinci kısmını “hikmet”le açıklar . Şafii bir başka yerde de şöyle demektedir: “Bazı âlimlere göre, Hz. Peygamber’in sünnetinin tümü onun kalbine ilka olunmuştur ve onun sünneti de hikmetin ta kendisidir” .

    Konuyla ilgili İsmail L. Çakan’ın değerlendirmesi ise şöyledir: “Kur’an-ı Kerim, hem lafzı hem de manasıyla vahiy olduğu için ona vahy-i metluv (okunan vahiy) denilmektedir. Sünnet ise, vahyin bir çeşit meal ve mefhumu olduğundan dolaylı vahiydir. Fakat lafız olarak vahiy niteliğine sahip değildir. Bu sebeple de ona vahy-i gayr-i metluv denilmektedir.

    İsmail Lütfü Çakan’a göre, Hz. Peygamber, vahiy, üstün beşerî akıl ve nebevî akıl ya da peygamberlik birikimi (meleke-i nübüvvet) denilen üçlü bir yolla ilim elde etme imkânına sahiptir. Vahiy gibi, diğer insanların ulaşması mümkün olmayan bir bilgi kaynağıyla uzun süre temasta bulunan beşerî aklın en üst seviyesine sahip bulunan Hz. Peygamber’de, meleke-i nübüvvet denilen bir peygamberane ictihad kabiliyet ve birikiminin oluşacağı muhakkaktır. Bu meleke sayesinde de Hz. Peygamber (s.a.s.), başkalarının intikal edemediği bir takım İlâhî gerçekleri kavrayıp en uygun ifade ve uygulamalarla insanlara anlatır. Sünnetin bilhassa Kur’an’ı ve Allah’ın muradını anlayıp, tefsir etmede ve uygulamada, kendisine uyulması kesin olan ve başkaları açısından ulaşılamaz boyutu, işte buradan kaynaklanmaktadır.

    Bilgi almak bilgi için tıklayınız

    Recm ayeti ile ilgili değerlendirmeler için tıklayınız.
    Selam ve dua ile...

    Ben bunlara bunu anlatamıyorum işte ta başından beri bu sözleri tekrarladım durdum... Kabul etmiyorlar işte sende aynı şeyi yazmışsında amalar bunada kulp buluyorlar..

Benzer Konular

  1. Recm Cezası ve Kur'an ın Emri.
    halukgta Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-02-2013, 01:15 AM
  2. bir recm görüntüsü daha
    atom Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 75
    Son mesaj: 02-10-2010, 01:38 AM
  3. Osmanlıda RECM..
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 17-11-2009, 06:53 PM
  4. İran'da Recm Uygulaması
    SOSYALİST Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 26
    Son mesaj: 05-03-2009, 11:39 PM
  5. Atatürk ve İslamiyet
    Nil@y Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-09-2006, 08:33 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık