Anketimiz: Fethullah Gülen cemaatinin okulları ve dershaneleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Katılımcı sayısı
512. Anket kapatılmıştır
  • Asıl amaçları farklı

    153 29,88%
  • İyi bir amaca hizmet ediyorlar

    249 48,63%
  • Kesinlikle gitmem/gitmedim

    55 10,74%
  • Dershanesine gittim/gidiyorum, memnunum

    59 11,52%
  • Okuluna gittim/gidiyorum, memnunum

    38 7,42%
  • Şimdiki aklım olsa gitmezdim, pişmanım

    11 2,15%
  • Yeterince bilgim yok

    34 6,64%
  • Kararsızım

    24 4,69%
Birden fazla seçeneğe oy verilebilir.
25. Sayfa, Toplam 33 BirinciBirinci ... 152324252627 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 241 ile 250 Toplam: 326

Fethullah Gülen okulları ve dershaneleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Sohbet Forumunda Bulunan Fethullah Gülen okulları ve dershaneleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> her şeye tamam ama bu dinler arası diyalog ta ne dedir. şimdi bir yahudi hristiyanlık diye bir din oldugunu kabul

  1. #241
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Nerden
    ist
    Mesaj
    7
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    8
    her şeye tamam ama bu dinler arası diyalog ta ne dedir. şimdi bir yahudi hristiyanlık diye bir din oldugunu kabul ederse, dininden çıkar hrıstiyan olması gerek. yada bir hristiyan islamı tanıdıgını kabul etse dinden çıkar vs. peki birbirlerinin inançlarını tanımayan insanlar arasında ne diyalog olabilir? olsa olsa hitab ettikleri kitlelerin kontrolu ile ilgili seyler. benim aklıma baska bişey gelmiyo. bir din oburunu kafir sayıyo bu insanlar birbirlerine musamaha nasıl gosterebilirler.
    yada bir araya gelip din dersimi veriyolar birbirlerne; benimki dogru seninki yanlıs gibilerinden. fettullah hocaya gelince, osmanlının son donemlerindede baska cemaatler vardı (eski şişli terakki lisesinin eski versiyonları adını telaffuz etmek istemiyorum) onlar devlet kurdular. onlara kimse bişey dmiyor. onlarda osmanlıya gore devlet duşmanlarıydı devletin içine sızan. onlar devleti ele gecirince onlarda baska herkes dusman sayılmadımı? yarın bugunku devlet dusmanları iktidarı ele gecirince otekileri dusman sayacak kendisi en ii oldugunu soyleyecek..
    ve bizlerde birbirimizle kavga edicez sen o cusun ben bucuyum birbirimizi yiyecegiz.
    sizi bilmem ama ben kimseyi yemeyecegim yada kavga etmeyecegim. oturup seyretmek en iisi.:)

  2. #242
    - Çevrimdışı
    yeni üye Kara Kalpaklı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Nerden
    Bulutlar Ülkesi
    Mesaj
    63
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    564
    Dinler arası diyalog diye birşey olamaz Kuranın gelmesiyle diğer dinler gecerliligi yitirmiştir Adamlar Kitaplarını kendileri oturup yazmıs Hangi dinden bahsediyoz Allah aşkına ...
    Tevratta Allah bu dünyaya size bagısladı Diger herkesi kasaplık koyun gibi kesin diyor Yahudinin kitabında bu yazıyor ( Ne diyalogu adamlar kasap gibi filistinlileri katlediyor Lanetli millet bunlar )

    Ama basımızdakileri ve müslüman hoca gecinenleri hayretle izliyoruz ve eshefle kınıyoruZ

    İNSANLARA GERCEK İSLAM ANLATILMIYOR KADIN KAPALI AMA KIZI YANINDA HERYERİ MEYDANDA GEZİYOR BİLMIYORKİ KENDİ VUCUDUNU SERGİLİYOR ANNESİ

    UYAN GAFLETTEN MÜSLÜMAN YARIN GEÇ OLABİLİR KEŞKE DER KALIRSIN BİR GÜN TOPRAK OLCAGİNİ UNUTMA !!!!!!!!!!!!!

  3. #243
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye çerkeş18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesaj
    197
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    1512
    Dinler Arası Diyalog

    --------------------------------------------------------------------------------

    Dinler arası diyalogu ilk defa kim ortaya atmış?
    Bu güne kadar bunu savunanlar kimler olmuş?

    Bu işi başlatanların gerçek gayeleri ne olabilir?

    Bu yolda şimdiye kadar neler yapılmış?

    Bütün bu ve benzeri soruları bir an için bir tarafa bırakıp, böyle bir fikirle ilk defa karşılaştığımızı düşünelim ve diyaloga karşı tavrımızın nasıl olması gerektiğini belirlemeye çalışalım.

    Hemen ifade edeyim ki bu soruya, hemen çala kalem, müspet yahut menfi cevap vermek doğru değildir. Yer yüzündeki tek hak dinin mensupları olarak böyle bir diyaloga, öncelikle, “Evet” dememiz beklenir; ancak, burada önemli olan söz konusu diyalogu kimlerin kimlerle yapacağıdır.

    Bu görüşmelerde Müslümanları temsil edecek kişilerin İslâm’ın temel hükümlerini harfiyen yaşamaları, bu dinin güzellikleriyle kalplerini, akıllarını, bütün duygu ve latifelerini kemale erdirmeleri, muhtaçların karşısına böylece çıkmakla onlara fiilen ve hal diliyle ders vermeleri icap eder.. Bunu başarılabilirlerse, Üstad Bediüzzaman’ın şu şartlı müjdesi gerçekleşecek demektir:

    “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler. Belki, Küre-i Arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehalet edecekler.” (Tarihçe-i Hayat, 90)

    İşte diyalog bu noktaya gelindikten sonra başlarsa faydalı olur. Gerçeği arayan, fakat ideal inanç sistemini ve onu sergileyen örnek insanları bulamadığından içine kapanıp kalan ve çareyi sefahatte ve inançsızlıkta bulan günümüz batı toplumu ancak böyle bir diyalog sonunda gerçeklerle tanıştırılabilir. Bütün ins ve cinin irşadı için nazil olan Kur’an-ı Kerim’e kavuşabilir; bütün alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’e (asm.) ümmet olma şerefine erişebilir.

    O halde, yeterli bilgi birikimine sahip olunduğu halde bu diyaloga karşı çıkmak, müslümanları “sadece kendi aralarında görüşen, başkalarına bir şeyler verme ihtiyacı duymayan, komşusu aç iken kendisi olasıya doyan ve muhtaçları aç bırakmayı sevap sanacak kadar egoist ve bir o kadar da İslâm’ın ruhuna ters düşen birer olumsuz tip” olarak sunmak demektir.Bunun vebali de oldukça büyüktür.

    Allah Resulüne (asm.) yapılan şu İlâhî hitap, günümüzde de aynen geçerliğini korumaktadır. .

    “De ki, “Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda ortak bir kelimeye gelin: Allah’tan başka bir mâbut tanımayalım. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da bazımız bazımızı Rab edinmesin.” (Âl-i İmran, 64)

    Şimdi şöyle bir düşünelim:

    Teslis inancı, günümüzde de Hıristiyan aleminde hâlâ hüküm sürmüyor mu? Bu inanç, “Allah’tan başkalarını mabud tanımak, Ona ortak koşmak” manasına gelmiyor mu? Hastalık devam ettiğine göre, Peygamber Efendimize yapılan bu davet emri, günümüz Müslümanlarını da ehl-i kitapla görüşmeler yapmaya çağırmış olmuyor mu?

    Müslüman’a her konuda olduğu gibi bu konuda da büyük görevler düşüyor. Nitekim, dinî ilimlerde gerekli bilgi birikimine sahip, hamiyetli, gayretli ve şefkatli insanlar, İslâm’ın nurunu bütün muhtaç gönüllere ulaştırmak için çaba gösteriyorlar ve her fırsatı en güzel şekilde değerlendirmeye çalışıyorlar. Dinler arası diyalog da bu fırsatlardan birisi olarak görülebilir.

    Şu da var ki, muhataplarımız da bizi kendi gizli emellerine alet etmek için aynı aracı kullanmak isteyebilirler. Burada Müslüman’ın basiretli olması büyük önem taşır.

    Tarafların hepsinde ortak gaye, “gerçeği bulmak ve müşterek düşmanlarına karşı işbirliği yapmak” olursa, sonunda hak üstün gelecek ve böyle bir diyalogdan zaferle çıkan taraf , Müslümanlar olacaktır.

    Müslümanlar, diyalogdan kaçan taraf olmamalı, diyalogun bütün bir insanlığın ortak menfaati için yürütülmesini savunmalıdırlar. Ancak, karşı taraf konuyu dinî olmaktan çıkarıp, Hıristiyan aleminin siyasî ve ekonomik menfaatleri n***** bir alet olarak kullanmaya kalkıştığı taktirde, onlarla fazla zaman kaybetmek yerine mesailerini ateizme kaymış gençlikte yoğunlaştırmalıdırlar. Yani, diyaloglarını gençlerle yapmalıdırlar.

    Bu açıklamalardan sonra konuyu ana hatlarıyla ve ön yargılardan uzak olarak ele almaya çalışalım:

    İyi niyetle yapılacak böyle bir diyalogun birkaç boyutu vardır.

    Bunlardan birisi bütün dinlerin müşterek düşmanı olan menfiliklere karşı iş birliği yapmaktır.

    Nedir bu olumsuzluklar?

    Hemen akla gelenlerden bir kaçını sıralayalım:

    - Ateizmin özellikle Avrupa’da büyük boyutlara ulaşması.

    -Ahlak buhranı sonucu namus mefhumunun ortadan kalkması, aile hayatının sönmesi.

    -Ahiret inancının zayıflamasıyla dünya menfaati için her türlü yolsuzluğun, zulmün, ihanetin rahatlıkla işlenmesi.

    -Kalp ve ruhların gıdasız kalmasının bir göstergesi olarak içki ve uyuşturucu alışkanlığının gittikçe yayılması.

    - İnanç boşluğunu “şeytana tapma” gibi bir takım sapık görüşlerin doldurma çalışmaları.

    - Ve herkesi rahatsız eden anarşi. Kimi niçin öldürdüğünü bilmeyen robot insanların döktükleri oluk oluk kan. İnsanlığın huzur ve refahına gideceğine silah şebekelerine akan paralar.

    Bu son madde bana, Risale-i Nur müellifinin, çok istismar edilen bir konuya getirdiği açıklamayı hatırlattı. Kısaca değinmek isterim:

    “Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur’anda nehiy vardır.…Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?” sorusuna verdiği öz, fakat çok doyurucu cevabında şöyle diyordu:

    “Bu nehiy, Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan ayineleri hasebiyledir.”

    Buna göre Kur’anda yasaklanan muhabbet, Hak din olan İslâm’a kavuştuktan sonra Yahudiliğe yahut Hıristiyanlığa meyletmek ve sevgi beslemektir. Bu yasaktan kaçınmak şartıyla, bir Hıristiyan’la iyi komşuluk ilişkileri kurulabilir, ticaret yapılabilir, ortak düşmanlara karşı birlikte hareket edilebilir. Bütün bunlar Hıristiyanlığı sevmek demek değildir.

    Konunun devamında bu noktaya şöyle açıklık getiriliyordu:

    “Bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat ve san’atı içindir. …. Binaenaleyh, Müslüman bir sıfatı veya san’atı istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” (Münâzarât, 40)

    Son cümle gerçekten çok harika ve konuya son noktayı koyuyor. Ehl-i kitaptan bir kadınla evlenen Müslüman, hanımını elbete sevecektir, ama bu sevgi onun dinini sevmesi manasına gelmez.

    Bu ince ölçüden uzak kalmak bize bazen çok pahalıya mal oluyor.

    Konunun devamında, ehl-i kitapla dost olmanın gerekçesi, şu cümlelerde net olarak ortaya konuluyor:

    “Onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk kat’iyen nehy-i Kur’ânî de dahil değildir.” (Münâzarât, 41)

    Bu cümleler, dinler arası diyalogun da iki önemli yönünü nazara vermiş oluyor: Birisi, birbirlerinden medeniyet ve terakki dersi almak, bu sahadaki gelişmeleri paylaşmak. Diğeri ise, asayişi yani dünya barışını korumak. Bu ikinci maddenin dünya saadetinin de esası olduğu özellikle vurgulanıyor.

    Şimdi şöyle bir düşünelim: Yukarıda bir kısmını sıraladığımız müşterek düşmanlara ve dertlere karşı, farklı dinlere mensup insanların bir araya gelip ortak bir strateji belirlemelerine niçin karşı çıkılsın? Böyle bir işbirliğine Müslümanların değil, ancak sözünü ettiğimiz menfi fikirleri taşıyanların karşı çıkmaları gerekmez mi?.

    Bu soru sürekli olarak zihnimi kurcalar durur ve “İslam dininin cihanşümul oluşu” gerçeğiyle, böyle bir anlayışı bir türlü bağdaştıramam.

    Bu konuda iki ayet-i kerime:

    “Şüphesiz ki, Allah katında (hak) din İslâm’dır.” Âl-i İmran Suresi, 19

    “İşte bu gün sizin dininizi kemâle edirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.” Maide Sûresi, 3

    Peygamberimiz (asm.) ahir zaman peygamberidir ve İslâm, bütün inanlığın kıyamete kadar tek rehberidir. O halde, bu dinin esaslarını bütün insanlığa ulaştırmak bizim görevimiz değil mi? Sözünü ettiğimiz diyalog, toplumun yaralarını sarmak için bir araya gelen çeşitli din mensuplarına İslam’ı anlatmamıza bir vesile olamaz mı?

    Örnek alarak Hıristiyanlık üzerinde konuşalım: Böyle bir diyalog ile ya onlar bizden tevhid inancını alacaklar, yahut biz onların teslis görüşüne kayacağız. Bu ikinci şıktan bir endişemiz mi var ki diyalogdan kaçınalım. Kaldı ki, bugün birçok Hıristiyan din adamının teslisi bırakıp tevhide döndüğü bir gerçek iken, böyle bir diyalogdan karşı kesimin korkması daha makul değil mi?

    Geliniz tahminleri, yanlış teorileri bir yana bırakıp realiteye bir göz atalım:

    İşsizliğin büyük boyutlara ulaştığı, geri kalmışlığın olabildiğine hüküm sürdüğü dönemlerde ülkemizden Avrupa’ya, özellikle de Almanya’ya çok sayıda işçi göç etti. Bunlardan acaba kaçı İslam’ı terk edip Hıristiyan oldu? Birkaç aşk macerası dışında, bir Müslüman’ın din değiştirmesi vakasına istatistiklerde rastlamıyoruz. Avrupa’ya ilk defa gelen bir kısım gurbetçilerimiz, batı kültürüne kapılmış, o aşırı serbesti ortamında içkiye, sefahate düşmüştür, ama bunlar yine de imanlarını korumayı başarmışlardır. Bir sonraki nesil ise işin vahametini anlayıp yeniden kendi öz benliklerine dönme savaşı vermeye başlamışlardır. Şimdi ise durum oldukça iç açıcı ve ümit vericidir.

    O gün Avrupa’ya göç etmiş vatandaşlarımızı batının dini değil, hayat düzeni etkilemiş, kiliseleri değil meyhaneleri kendine çekmişti. Burada gurbetçi vatandaşlarımızın kabahatleri ve zaafları bir tarafa, şu gerçek de açıkça ortaya çıkıyordu: Avrupa’da Hıristiyanlık değil sefahat hakimdi.

    Bugünün Avrupa’sında Hıristiyanlık açısından müspet denebilecek bir gelişme olmamıştır. Gençlik, bazı üniversitelerde, yüzde doksanlara varan vahim bir oranla ateist olmaktadır. Avrupa’da yeni kilise yapmak bir yana eskiler, özellikle tarihi değeri olmayanlar bir bir yıkılmakta ve işyeri yapılmakta, bir kısmı da cami haline getirilmektedir. Artık, içkinin yerini uyuşturucunun süratle almağa başladığı bir Avrupa ile karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda bizim dinler arası diyalogdan İslam dini adına bir tehlike vehmetmemiz gerçeklere ters düşmektedir. Dinimiz açısından değil de, milletimizin ve devletimizin menfaatleri açısından bir zarar görüyor, bir gizli oyun hissediyorsak, bunu da göz ardı etmemek ve gerekli tedbirleri almak aklın gereğidir. Bu ayrı bir konudur.

    Nur Külliyatından diyalog çalışmalarına ışık tutacak iki önemli mesajı aktarmak istiyorum:

    Birisi bizzat Peygamber Efendimizin bir haberini bize ulaştıran şu ifadeler: “Hadis-i sahihle, âhir zamanda Îsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edip müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi….” ( Lem’alar, 151)

    Bir ittifaktan söz ediliyor; Îsevîlerin hakiki dindarları ile Müslümanlar arasında gerçekleşecek bir işbirliği haber veriliyor. “Hakiki dindar” ifadesi çok önemlidir ve siyasi oyunlar sergilemek, maddi menfaat temin etmek için değil, doğrudan din n***** yapılacak bir ittifak söz konusu. Düşman olarak da zındıka gösteriliyor. Bütün dinsizlik cereyanları ve her türlü ahlaksızlık şebekeleri bu terimin içine girer.

    Üstadın şu ifadelerini de aynı mantık içinde değerlendirebiliriz:

    “Şimdi bu acib zamanda, îmanı bulunan ve hatta fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak; ve Allah’ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hırıstiyan bile olsa onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.” Kastamonu Lahikası, 247

    Bu mesajın, diyalog olmaksızın uygulama sahasına gireceğini bekleyebilir miyiz?

    İkinci mesaj:

    “Nasraniyet, ya intifa ya ıstıfa bulacak. İslam’a karşı teslim olup terk-i silah edecek.” ( Sözler, 703)

    Hıristiyanlığın ya tamamen söneceği, yahut teslis ve benzeri yanlışlıklardan temizlenerek İslam’a teslim olacağı haber veriliyor.

    Bunun tahakkuku için de diyalog şart değil mi?

    Îsâ aleyhisselamın yer yüzüne ineceğini haber veren hadis-i şerif konusunda, yine Nur Külliyatında yapılan şu açıklamalar da sözünü ettiğimiz ikinci mesajı desteklemektedir:

    “Tabiiyyun, maddiyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiyye vasıtasiyle intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir.

    İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan Îsevîlik dîni zuhur edecek, yâni rahmet-i İlâhiyyenin semasından nüzûl edecek; hâl-i hâzır Hıristiyanlık dîni o hakikate karşı tasaffi edecek, hurâfattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâb edecektir… Ve Kur’ana iktida ederek, o Îsevîlik şahs-ı manevisi, tâbi; İslamiyet, metbû’ makamında kalacak. Dîn-i Hak, bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.” (Mektûbât, 57)

    Konunun bir başka boyutuna da kısaca değinmek istiyorum:

    Bir Müslüman olarak, bizim gibi düşünmeyen din kardeşlerimiz hakkında “su-i zan, tecessüs, gıybet, iftira ve tekfir”den hassasiyetle sakınmamız gerekir. Şahsî kanaatimiz, dinler arası diyalogun Müslümanlara zarar vereceği istikametinde olabilir. Bunu fikir hürriyeti içinde değerlendirir ve hürmetle karşılarız. Ancak, aksini düşünen bir Müslüman’ı hemen tenkit ve itham etmek yerine, kendisiyle bizzat görüşüp gerekçelerini dinlememiz gerekir. Bu karşı fikrin gerekçesinde, “İslâm dininin intişarı ve Müslümanların bütün dünyada daha bir rahat ortamda dinlerini yaşamaları ve başkalarına da tebliğ etme imkanı bulmaları” gibi ulvî gayeler varsa, kendilerini itham etmeye hiç hakkımız yok demektir. Bir kişi söz konusu diyalogu, “İslâm’a ve Müslümanlara zarar verme” niyetiyle desteklemiş olacak ki, kendisine karşı çıkalım ve onunla gerekli fikir mücadelesine girişelim.

    Bazılarının bu hususta çok aşırı giderek kendileri gibi düşünmeyenleri tekfir ettiklerini, küfürlerine hükmettiklerini işitiyoruz. Tekfir konusunda, alimlerimiz şöyle bir kural ortaya koymuşlardır:

    “İman, kalbin kabulü ve dilin ikrarıyla sabit olduğu gibi, küfür de kalbin reddi ve dilin bunu ifade etmesiyle tahakkuk eder.”

    Buna göre, bir mümin, İslâm’ın ruhuna ters düşen bir takım davranışların içine girmişse onun küfrüne hemen hükmedemeyiz. Çünkü ne kalbine nüfuz edebilmiş, ne de dilinden İslâm’ı reddeden bir söz işitmişizdir.

    Ehl-i sünnet itikadına göre, “Bir kişinin küfrüne doksan dokuz delil bulunsa, imanına ise bir tek delil olsa, müftü bu tek delile göre hükmeder.”

    Bu konuda Allah Resulünün (asm.) şu hadis-i şerifi tüyler ürperticidir ve hepimizi azami dikkate davet eder:

    “Bir kişi diğerine kâfir dediğinde, o söz havada kalmaz. Eğer karşısındaki gerçekten kâfir ise söz ona ulaşır. Eğer değilse geri döner ve o sözü söyleyeni kâfir yapar.”

    Son söz:

    Müslüman, içine kapalı bir tip değildir. Kur’an-ı Kerim’de “en hayırlı ümmet” olduğumuz haber verilirken, bunun gerekçesi de “doğruyu ve güzeli başkalarına anlatmamız ve onları yanlışlardan ve yasaklardan men etmemiz” şeklinde ortaya konulmuştur. Bütün peygamberlerin ortak yolu, Allah’ın kullarını irşat etmek, onları küfürden, şirkten ve isyandan kurtarmağa çalışmaktır.

    O halde, kendimizi, batıl yolda gidenleri öldüren bir katil tip olarak değil, onları doğruya ulaştırmaya çalışan bir ıslahçı olarak takdim etmeli ve bunu yaşayışımızla da sergilemeliyiz.

    Şimdi iç alemimize dönelim ve kendimizle şöyle bir hesaplaşalım:

    “Ben İslâm’ın nurundan mahrum kalan insanlara acıyıp onları kurtarmaya mı çalışıyorum; yoksa onları hayatlarına son vererek cehenneme göndermek için fırsat mı kolluyorum? Eğer nefsim bu ikinciden yana ise ben “Peygamberlerin ortak çizgisinden sapma gösteriyorum.” demektir. Kendime gelmeli, görevimi iyi belirleyip ona göre çalışmalıyım.

    Bir doktorun hastaya değil hastalığa düşman olması gibi, Peygamberimiz de şirke düşmandı, ama müşrike acıyor ve onu kurtarmaya çalışıyordu. Ben sevgili peygamberimin bu sünnetine ne ölçüde uyum gösteriyorum?

    Böyle bir iç diyalog bizi diyalog konusunda da en isabetli kararı vermeğe götürecektir.

  4. #244
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    12
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    1580
    Bu okullarla, bu cemaatle, dersanelerle ilgili tecrübe ve bilgi sahibiyim.

    İnsanların bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmalarına her zaman karşı olmuşumdur, aynı şekilde keskin ve aşırı fikirlerde tehlikelidir. Bu cemaat' in içerisinde faydalı, olumlu, güzel ve anlamlı işler yapmaya çalışan, tek gayreti menfaatsiz ve Allah rızası için hayırlı işler yapmak olan, iyi niyetli insanlar oldukça fazladır. Aynı zamanda dindarlığı ve müslümanlığı tam olarak idrak edememiş, dogmatik düşüncelere açık, son derece keskin fikirli kişiler var. Bu kişilerin dindarlığı ne yazıkki dincilik ve yobazlık sınırlarını zorluyo. Ama hepsinden de vahim olan, bu cemaatin bünyesi içerisinde yer sahibi olan öğrenciler hatta yöneticilik,idarecilik,öğretmenlik yapan bazı kişiler Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK' e ve onun Cumhuriyetine son derece mesafeli bakan hatta ciddi şekilde sevgisizlik hatta öfke ve nefret barındıran şahıslar. ( Kesinlikle ama kesinlikle hepsi değil ).
    Her ne kadar şahısların cehalet ve yanlışları kavramları genel olarak etkilemesede, Fetullah Gülen cemaatinin içerisinde yer alan bu Atatürk düşmanları cemaatin iyi niyetini ve tertemiz davasını, bu cemaatin içerisinde yer alan gerçek dindarları ciddi anlamda kirletmektedir.

    Ben bu açıkladığım sebeblerden ötürü ankette kararsızım şıkkını işaretledim.

  5. #245
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nerden
    ankara
    Mesaj
    458
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    22699
    Fettullah gülen hocaefendi Sistemle hicbirsorunumuz yok demişti Yani laikligi demokrasiyi vs..kabul ettigini acıklamıstı Dinlerarası diyaloga olumlu bakmıstı
    bunu söyleyen kara kalpaklı...

    Dinler arası diyalog diye birşey olamaz Kuranın gelmesiyle diğer dinler gecerliligi yitirmiştir Adamlar Kitaplarını kendileri oturup yazmıs Hangi dinden bahsediyoz Allah aşkına ...
    Tevratta Allah bu dünyaya size bagısladı Diger herkesi kasaplık koyun gibi kesin diyor Yahudinin kitabında bu yazıyor ( Ne diyalogu adamlar kasap gibi filistinlileri katlediyor Lanetli millet bunlar )
    bunu söyleyen de kara kalpaklı...

    bi laf vardır " bu ne perhiz bu ne lahana turşusu "
    kafası güzel olan insan bu kadar çelişkili cümleler kurar bence...bi promil ölçmek lazım diye düşünürüm bu lafları eden insan için :)))

    ya bişey söyleyeyim mi sizin gibiler yüzünden insanlar dinden imandan çıkıyo...fetullah 'ın demokrasiyle laiklikle sorunu yokmuş :)))

    ya adam bu söze ağızını bırakır başka yeriyle güler :)))

    bari çıkında delikanlı gibi kardeşim bizim bu demokrasi laiklik gibi kavramlarla işimiz olmaz biz islam devleti istiyoruz diyin ama bunu açık açık söyleyin öle asena kıvırtmaçı yapmayın da bari islam devleti istiyo ama delikanlı adammış bak dobra dobra konuşuyo diyelim...

    ama söyleyemezsiniz neden çünkü mossad'ın cia 'in yardakçısı fetullah hocanın korkusundan ta amerikalara kaçtığı gibi o küfür ettiğiniz yahudilerin kanatları altına girdiği gibi siz de sonsuza kadar bu laik demokratik sistemin parçası olacaksınız...TSK 'dan ödünüz kopacak ama hiçbir zaman göğsünüzü gere gere ben islami devlet istiyorum diyemeyeceksiniz...

    ne kadar kötü insanın istediği şeyi söyleyememesi...

    iritasyon... :)
    GÜLÜMSE , YARIN DAHA KÖTÜ OLACAK :)

  6. #246
    - Çevrimdışı
    yeni üye Kara Kalpaklı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Nerden
    Bulutlar Ülkesi
    Mesaj
    63
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    564
    Ajan cok komik birisin sen benim yukarda kurdugun cümlelerde celiski yokki Dinlerarası diyolaga olumlu bakan F.gülen bende dinlerarası diyolaga karsıyıM Celiski nerde

    Sen ;Az Kuran Kitap Allah bilsen sende dogruları görcen ama nerde ,
    Fettulah gülenle isimiz yok biziM ... Sizden korkan siz gibi olsuN Biz Allahtan baska biseyden korkmayız
    Yalnız sende Ben hem Laigim hem demokratım Hemde Müslümanım deme Bunlar bir arada olmaz
    Sen bunları kabul ediyorsan müslüman degilsin Ve Müslüman olarakta ölmiyeceksıN
    Ben Heryerde herortam da fikrimi savunmaktan korkmam
    Sen bizi kendin gibi olan sözde müslümanlarla karıstırdın galiba
    Siz kimliginde müslüman yazdıgı icin müslüman gecinen Allah kitabı bilmeyen Küfre şirke girmiş cagdas yobazlarsınız

  7. #247
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nerden
    ankara
    Mesaj
    458
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    22699
    Alıntı Kara Kalpaklı´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ajan cok komik birisin sen benim yukarda kurdugun cümlelerde celiski yokki Dinlerarası diyolaga olumlu bakan F.gülen bende dinlerarası diyolaga karsıyıM Celiski nerde

    Sen ;Az Kuran Kitap Allah bilsen sende dogruları görcen ama nerde ,
    Fettulah gülenle isimiz yok biziM ... Sizden korkan siz gibi olsuN Biz Allahtan baska biseyden korkmayız
    Yalnız sende Ben hem Laigim hem demokratım Hemde Müslümanım deme Bunlar bir arada olmaz
    Sen bunları kabul ediyorsan müslüman degilsin Ve Müslüman olarakta ölmiyeceksıN
    Ben Heryerde herortam da fikrimi savunmaktan korkmam
    Sen bizi kendin gibi olan sözde müslümanlarla karıstırdın galiba
    Siz kimliginde müslüman yazdıgı icin müslüman gecinen Allah kitabı bilmeyen Küfre şirke girmiş cagdas yobazlarsınız
    ben komiğimdir konulara hep esprili yaklaşmaya çalışırım zaten :)) ama sen nesin ben onu anlayamadım onu bi de bana :))

    kara kalpaklı ASENA'yı bu aralar ekranlarda göremiyoruz bildiğim kadarıyla sahnesi de yok nerde bu kız ya özledik onu sen iyi bilirsin sana bi sorayım dedim :)))

    benim laikliğimin demokratlığımın ayrıca hepsinden önemlisi MÜSLÜMANLIĞIMIN derdi seni niye bu kadar gerdi :)

    bide "müslüman olarak ölmeyeceksin" lafını etmişsin yahu sen mesih misin peygamber misin tövbe tövbe... :))) millete yok sen müslüman öleceksin hayır sen yahudi öleceksin yok sen cenabet öleceksin afrası tafrası yapıyosun... yahu sana ne ki adam nası yaşamak isterse öle yaşar nası ölmek isterse de öle ölür...

    yok yok senin bu fetullah hocanın içindeki tırsınç korkular cemaatine de işlemiş ben iyice anladım bunu... :))

    korku başa bela ;)

    böh !!! :)))
    GÜLÜMSE , YARIN DAHA KÖTÜ OLACAK :)

  8. #248
    - Çevrimdışı
    yeni üye Kara Kalpaklı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Nerden
    Bulutlar Ülkesi
    Mesaj
    63
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    564
    Neyse Seni muhatap alip konusanda suc neyi kime anlatıyorumki...

  9. #249
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Nerden
    ankara
    Mesaj
    458
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    22699
    Neyse Seni muhatap alip konusanda suc neyi kime anlatıyorumki...
    feto da amerikaya böle gitti işte :)))
    GÜLÜMSE , YARIN DAHA KÖTÜ OLACAK :)

  10. #250
    - Çevrimdışı
    yeni üye Kara Kalpaklı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Nerden
    Bulutlar Ülkesi
    Mesaj
    63
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    564
    Alıntı ajan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    feto da amerikaya böle gitti işte :)))
    Ajan ben fettulahcı degilim banane nasil giderse gitsiN Nedir Sendeki bu müslüman düsmanlıgı

Benzer Konular

  1. Fethullah Gülen’e ben ne sorardım?
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-03-2014, 01:17 PM
  2. Fethullah Gülen'den yeni açıklama
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-12-2013, 05:25 PM
  3. Fethullah Gülen'in CIA Bağlantısı
    SOSYALİST Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 28-02-2013, 04:47 PM
  4. M. Fethullah Gülen
    ashenarşi Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-03-2011, 06:26 PM
Yukarı Çık