+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Gerçeğe bakış.

GÜNCEL GÜNDEM Kategorisinde ve Özgün Makaleler Forumunda Bulunan Gerçeğe bakış. Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Biliyorum, gördüm, felsefe konusunda burada ayrı bir başlık var. Oraya değil, buraya yazmanın da bazı önemli ve geçerli nedenleri var.

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2017
    Mesaj
    1
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    1

    Gerçeğe bakış.

    Biliyorum, gördüm, felsefe konusunda burada ayrı bir başlık var. Oraya değil, buraya yazmanın da bazı önemli ve geçerli nedenleri var. Yazacaklarımın "felsefi tartışma" namına yazılıp çizilenlerin arasında kaybolup gitmesini istemediğim ve bir de, ağırlıkla makale niteliği taşıyacağını düşündüğüm için burada olmasını ve daha çok kişinin görme olanağı bulmasını istedim. Kaldı ki, yazacağım şeylerin bir kısmı felsefenin kapsamı dışına taşacak şeyler de olabilir.
    Ben kim miyim?
    Bunun aslında hiçbir önemi olduğunu sanmıyorum. İsmimi de buraya yazabilirdim. "Şuyum, buyum" diye ballandıra ballandıra kendimden söz edebilirdim. Ama maksadım ne kendimi övmek, ne de, "bunları yazan kişi benim ha" şeklinde bir aptallık göstermek. Bir yandan yazdıkları ve yazacakları kişinin kendi yaşantısı, deneyimleri ve karakteri ile ilgili olsa da, kişinin fikirleri bundan bağımsız düşünülemeyecek olsa da, yine de söylenilen şeyleri ve fikirleri esas almak daha isabetli bir yaklaşım olabilir.
    Genelde forumlara giren, forumlarda bir şeyler yazıp duran biri değilim. Forumlardaki tartışma ortamı, tartışılan şeylerin niteliği ve çoğu kez bir hastalık gibi nükseden saldırgan tutumlar hakkında yeterince fikir sahibiyim. Kalıcı değilim, bu nedenle "defolup gitse de kurtulsak" diye düşünebilecekler hiç endişe etmesinler.
    Yine de, eğer mümkünse, biraz anlayış ve hoşgörü göstererek bana yazmak istediğim bazı şeyleri yazma olanağı tanıyacağınızı ümit ediyorum. Yazdıkları sizin düşüncelerinizle örtüşmüyor, sizin gerçek ve doğrularınıza denk düşmüyor diye, sinirlenip başlığı okunmaz hâle getirecek saldırgan tutumlar göstermenize gerek yok.
    Ben, fikirlerini en beğenmediğim bazı kimselerin fikirlerini bile saatlerce okumaya çalışmış, ne anlatmaya çalıştıklarını anlamaya çalışmış, neyi ne kadar doğru veya yanlış anlattıklarını bulmaya çalışmış birisiyim.
    Şöyle düşünün: Eğer elinizde hiçbir malzeme yok ise, olmayan o malzeme ile hiçbir şey yapamazsınız. Bir şeyler yapabilmek için bazı araç gereçlere ihtiyaç duyarsınız. Birileri bazı fikirler ortaya koymaz ise, üzerinde düşünebileceğiniz ve okuyabileceğiniz bir şey de olamaz. Bir fikrin yanlış olduğuna dair bir izlenim edinseniz bile, o yanlış fikirden hareketle, onun üzerinde düşünerek çok daha doğrusuna ulaşma şansı bulabilirsiniz.
    Biliyorum, hemen herkes, kendi dışındaki diğer herkesin de kendisi gibi düşünmesini ve kendisinin inandığı şeylere inanmasını, kendisinin doğru bulduğu şeyleri doğru bulmasını istiyor. Herkes, doğruyu bilme, gerçeğin ne olduğunu söyleme konusunda kendinden ve kanıtlarından emin. Bu nedenle hemen herkes, bulduğu gazete veya internet köşelerinde, "açılın ulan" diyerek insanlara gerçeğin ne olduğunu söyleme ve onu da kendi tarafına çekme peşinde.
    Şahsen benim gerçeğin ne olduğuna dair pek bir fikrim yok. Ama gerçeğin ne olmadığına veya neyin gerçek olmadığına dair bazı fikirlerim var. "Gerçeği, doğruyu bilmek ve göstermek" çok iddialı bir yaklaşım. Fakat bunun dışında, bir insanın en doğru olanı bildiğine inanması çok korkunç bir yaklaşım. Tartışmasız yeryüzünün en akıllısı sizsiniz demektir. Einstein sizin yanınızda halt etmiştir. Fakat bir sorun var ki, milyonlarca insan en doğru olanı kendisinin bildiğini sandığına göre, ortada aynı zamanda vahim bir durum var demektir. Çünkü milyonlarca insanın "gerçek" ve "doğru" olduğuna inandığı şeyler farklıdır ve bu nedenle hepsi birden doğru olamayacağına göre, bir bakıma ortada milyonlarca da yanlış vardır. Bu durumda şıklardan hangisi? Belki de "hiçbirisi" şıkkı en doğru olanıdır.
    Kendimi, "ben şucuyum, "ben bucuyum" diye, tarif etmekten özenle kaçınan birisiyim. Bunun kendimce çok özel ve haklı nedenleri var. Fakat bunun dışında, bir toplumsal kümeye, "ben de sizdenim ha" diye seslenerek aralarına katılma çabasına ihtiyaç duymuyor olmam ve onların destek ve dayanışmasını almaya çalışmıyor olmam da başka bir neden. Kısacası ben hiçbirinizden değilim. Eskilerin "nevi şahsına münhasır zat" diye bir tarifleri vardı, biraz öyleyim diyeyim. Ama eskiden solcu olduğumu düşünür ve söylerdim, şimdi yine en yakın hissettiğim toplumsal kesim solcular olmakla birlikte, tam olarak onlardan da değilim.
    Belki bilirsiniz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "ifade özgürlüğü" tarifinde, geniş toplumsal kesimleri rahatsız edebilecek dile getirilebilmesi de bulunmaktadır. Dolayısı ile sizin doğrularınıza, gerçeklerinize ya da inançlarınıza aykırı düşecek şeyler söylenmesi halinde rahatsız olup saldırgan tavırlarla reaksiyon göstermeniz yerine, düşünmenizi isterim.
    "Akıllı" olmayı boş verin, aptal olmayı yeğleyin. Çünkü aptallar kendilerini çok akıllı zannederler. Hiçbir aptal, "ulan ne aptallık yapmışım meğer" diye düşünüp üzülemez; çünkü aptallık yaptığını fark edemez. Aptallık yaptığını fark edebilmek ve ondan ders çıkarıp tekrar aynı aptallığı yapmamak için de, biraz da olsa akıllı olmak gerekir. Dolayısı ile, "akıllı" olmayı, "ne kadar akıllıyım" diye övünüp boş ego tatminleri yaşamayı aptallara bırakın. Aptallık ise bana ve size kalsın.
    Emin olunuz, yeryüzü, kendindeki cevherin fark edilmesi için can atıp duran, ne kadar akıllı ve bilgili olduğunu göstermek, hak ettiği saygıyı görmek ve bazı şeylerin de karşılığını elde etmek için yanıp tutuşan sayısız "akıllı" görmüştür.
    Bunu dalga geçmek adına söylemiyorum. Bunun kötü tarafı şu: Belli şeylere odaklansa, iyi bir şeyler yapabilmek adına çırpınıp uğraşsa illa ki bazı şeyler yapabilecek insanlar, bir ego tatmini çabası içinde kendilerini sefil biçimde tüketip gitmiştir. Düşünsenize bir, binlerce yıl önce ardı ardına birçok "filozof" denilen insan çıkmış iken, bugün on binlerce üniversitenin olduğu, "profesör" unvanlı on binlerce kişinin olduğu, bilgiye ulaşma olanaklarının çok daha geniş olduğu bir dünyada neden filozof yetişmemektedir?
    Kanımca bunun birçok nedeni var ama, sanırım en önemli sebeplerden biri tam da bu "bilgi"ye ulaşma kolaylığıdır.(Neyse, bunun üzerinde daha sonra durabiliriz.) Sanırım bir diğer önemli sebep de, kapitalist kültürün kışkırtıp durduğu egoizmdir.
    Reklamları bilirsiniz: "Bu araba özel kişiler için. Sen özel değil misin lan yoksa? Hemen koş al! Bak halen duruyor yahu." gibi şeyler.
    Öyle ya, en kanı beş para etmez aşağılık tipler, ceplerine tomarla parayla geziyorlar diye hemen her gün bir programa çağrılıp gözlerinize sokulmuyor mı? Bir de, bir saygı bir saygı... Ayaklı kütüphane olsan kimse sana öyle saygı göstermez.
    Şahsen ben saygı görmeyi isteyecek eşiği aştım. Umursamıyorum Mesela çok param olsun istemiyorum. Para için onu bunu yaşayanlar, onun bunun önünde iki büklüm olup köpekleşenler, pis dillerini bana dokundurup beni de yalasınlar istemiyorum. Bu bana gerçekten mutluluk ve haz vermez. Olsa olsa tiksinti ve rahatsızlık verir. Birisi para için beni adam yerine koyacak ve saygı gösterecek ise, gerçekte saygı gösterdiği şey paradır ve karşımdaki çıkarcı namussuzun tekidir. Ne yapayım ben onun saygısını? Bu bir yana, "saygı" filan da istemiyorum. Ama burada sadece bir ricam var, yazı kalabalığı yaparak, hır gür çıkararak yazacaklarımı lütfen boğmayınız. Mümkünse lütfen, yazdıklarıma karşıt fikir ileri sürmek adına bilinen şeyleri, bir başkasının fikirlerini getirip buraya yazmayınız. Onlara ben dahil herkes ulaşıp okuyabilir. Lendi bilinmeyen özgün fikirleriniz var ise ve buraya yazmak isterseniz elbette yazabilirsiniz.
    Ve şimdilik son bir şey: Şu "filozof" denilmiş olanların hepsinin de insan olduğunu, esas itibariyle sizden, şundan, bundan üstün insanlar olmadıklarını unutmayınız. "Onlar yeteneklerle doğmuş, özeş yaratılmış, bin yon akılla dünyaya gelmiş olan, yemeyen, içmeyen, sıçmayan, cinsel arzu duymayan, çıkar hesabı yapmayan, hiçbir insani zayıflıkla malul olmayan insanüstü varlıklardır" gibi bir algı içinde kendinizi ve başkalarını aşağılamayınız. Filozof olmaya çalışarak ve size "filozof" denilmesini düşleyip zavallı hayaller içinde gezinerek asla filozof olamazsınız ama, "filozof" denilenleri "büyük adam" görüp, "üstün" varlıklar olarak görüp, kendinizi onlar karşısında aşağılık hissederek içinizden çıkabilecek filozofları da doğmadan öldürmüş olursunuz. Artık pek filozof yetişmemesinin bir nedeni de bu sanırım. Birçoğumuz, "ben değilsem, ben olmayacaksam kimse olmasın" diye daha doğmadan öldürüyoruz onları. Kürtaj yapıyoruz yahu!
    Şimdilik bu kadar sevgili arkadaşlar.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    33
    Mesaj
    1.049
    Beğenmiş
    64
    Beğenilmiş
    51
    Rep Gücü
    17

    Cevap: Gerçeğe bakış.

    Acaba Sosyalist geri mi döndü diyodum? Uzun yazı, solcuymuş, kapitlias mapitalist, kalaylı ifadeler?? Eğer geçmişine bir sünger çekcekse yeni hesaba gerek yoktu, eski yazılarımda kafam iyiydi siz şimdi yazdıklarıma bakın derdi yeter. Hem de her türlü eleştiri gerekli olduğundan o eski eleştiriler yapılmasaydı Hakiki İlim de yer bulamayabilirdi.

    Alıntı Bilinmeyen´isimli üyeden Alıntı
    Artık pek filozof yetişmemesinin bir nedeni
    yetişmediğini kim söylüyor? Bi ara Tek Doğrunun bozulabilmesi için çokluk lazımdı. Hani nerede çokluk orada tokluk hesabı. İşte o sıralarda o filozof bu dinozof derken o çoklukla milleti doyurdular, tok ettiler yani. Yani yani; kalabalık demek kalite demek değildir. Hali hazırda çokça alim var ama kürsülerde değil. Onları meşhur etmeyen medya da bizim için referans değil.

    Sayın Hocam kuvvetli tartışmalar bekliyoruz, mühendislik kısmı var anasayfada oraya da katılın. Hürmetler...

Benzer Konular

  1. SOSYALİST Bakış
    SOSYALİST Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 427
    Son mesaj: 25-03-2017, 04:33 PM
  2. Adalet; Gerçeğe / Hakka Hizmet - KUR'AN!
    Yasemin Çin Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-09-2016, 09:32 AM
  3. DeZir’den Gerçeğe
    mopsy Tarafından Oto Haber, Kampanya Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-07-2010, 04:16 PM
  4. ..hangi gerçeğe!
    Alem-i Sır Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-03-2009, 12:19 AM
  5. Hayalden Gerçeğe Uyanış
    Mehdikonya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-06-2008, 12:27 AM
Yukarı Çık