GÜZ YAPRAKLARI
Mehmet Necati GÜNGÖR

Mevsim bitiyor.
Ömrün yoluna sarı yapraklar düşüyor.
Yollara güz yaprakları düşünce,
Yazlıkçılar dönüş hazırlığına başlıyorlar.
Sitelerde ışıklar tek tek sönüyor.
Veda sözcükleri dökülüyor dost dudaklardan.
Ege insanının sevecenliği ile yüreklerde buluşan,
Dostluklar… güzel dostluklar…
Her sabah “günaydın”larla başlayan,
Sabah kahvelerinde koyulaşan,
Mangallarda közlenen dostluklar…
Yaz dostlukları, güz ayrılıklarıyla hüzne dönüşüyor.
Pencerelerdeki ışıklar komşu evleriyle birlikte kapanıyor.
Her sabah kahvaltı masasında karşılaşıp el salladığımız,
Sevimli komşularımız birer birer gidiyorlar kış konaklarına…
Yüzlerinden gülümsemeleri eksik olmayan yöneticimiz Zekâi bey ve eşi Pervin hanım…
Gürcan-Figen çifti.
Değerli eşi Figen hanımın o güzelim irmik helvasının tadı halâ damağımda…
“Yeni Foça’nın muhtarı” diye takıldığım, Mustafa beyin Nimet’i en son ayrılanlardan.
Sitemizin teknik adamı, elektronikçisi İsmail, eşi Zehra, sevimli Ali Ege’yi de yanlarına alarak Menemen’deki yuvalarına uçtular.
Ali Ege’yi çok sevdim, O’nu çok özleyeceğim.
Öncel-Sezgin çifti…
Mehmet-Şirin çifti…
Ekrem-Halime çifti,
Bolulu Abak ailesi…
Sonradan tanıştığım güzel dostlarımız…
Kışlıkçılarımızı ardımızda bırakarak ayrılıyoruz.
Karşı evdeki yaşlı teyzemizi hep hüzünle seyrettim.
Kızı tarafından bakılıyor. Onda hep annemi gördüm.
Arkasından şifa duaları ettim.
Ertan-Nesli çifti.
1211 esprisinin mucidi Ertan bey.
(Bu espri bir yazı konusu olabilir. Ayrıca yazacağım.)
Sitemizin doktoru Prof. Uğur-Zehra çifti. Sağlığımız Uğur beye emanet.
Sitenin Maskotu şirin kızımız Elisa’nın babası Okan ve annesi Merve.
Bir de Erzurum’a yakın Erzincanlı hemşerim:
Ayşen… Kızımız Ayşen…
Daha isimlerini sayamadığım dostlarımız, komşularımız…
Bazılarıyla akrabadan da öte olduklarımız…
Bir dahaki yaza kadar,
Hoşça kalın, sağlıkla kalın…
Bu tatil mevsiminden içimde kalan bir sızı:
Yeni Foça’nın boynu bükük, sahipsiz, harabe taş evleri.
Dar sokakların kenar süsleri…
Mazi kokan, kültür kokan konaklar…
Güz yaprakları gibi solgun, ışıksız, kimsesiz evler…
Kendilerine uzanacak elleri bekliyorlar.
“Kültür Bakanlığı ne yapar?” sorusunu belleklerde bırakarak…