CAFER
Mehmet Necati GÜNGÖR
1920’li veya 30’lu yıllarda, bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında Fenerbahçeli defans oyuncusu Cafer, kalecisine geri pas vermek isterken kendi kalesine gol atar. Bunun üzerine Fenerbahçe seyircisi hemen bir slogan üretir ve hep bir ağızdan Cafer’i protesto için kullanır:
“Sıçtı Cafer bez getir, kurban olam tez getir.”
(İnanmayanlar Türk spor tarihi uzmanı Cem Atabeyoğlu’na veya Ergun Hiçyılmaz’a sorabilirler.)
Bu deyim, Türk dil kurumunun “Türkçe Deyimler Sözlüğü”ne de girmiştir.
Tercümesi; bir işin ele-yüze bulaştırılmasıdır.
O yıllarda spor tarihine geçen bu söz, bu olayla siyasi tarihe uyarlanır mı bilmem.
Bana sorarsanız, tam da caferlik bir durum.
Tam anlamıyla, geri pastır.
Kendi kalesine gol atmaktır.
Güneydoğu’daki bazı belediyelere kayyum atanmasına sevinmiştik.
Kayyum olarak atanan kaymakamların ilk işi sokakları kirden ve çöpten temizletmek, bir de Belediyelerin kapısına asılmış olan o Kürtçe tabelaları kaldırtmak olmuştu.
“Hah işte, devlet budur!” diyecek olmuştuk ki, cafer, geri pasını verdi.
“Hayır, o tabelalar yerlerine asılacak!”
Haydaaaaaa!!!!!
O Kürtçe tabelalar bu gün, yarın yerlerine asılacak, iyi mi?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşürüldüğü duruma bakar mısınız?
Anayasasının değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek maddeleri arasında bulunan “Devletin resmi dili Türkçedir” ibaresi, Cafer’in ters kale golü ile berbat ediliyor.
Kayyumların yaptığını doğru bulduğumuzu söyleyelim.
Sonra da böyle bir emrin, baştan beri yapılan mücadeleyi yok saymak olacağını düşünelim.
Kayyum, bölücünün yaptığı ihaneti düzeltirken,
Yukarıdaki yeniden yanlışa götürüyor.
Böylece, bölücünün emeline yüksek perdeden hizmet edilmiş oluyor.
Türkiye Cumhuriyeti’ne “ek dil” tanımlaması yapılmış oluyor.
Bir yerel dil, bir kısım halkımız tarafından kendi aralarında kullandıkları ana dil, ikinci bir devlet dili haline dönüştürülmüş oluyor.
Oysa, Anayasa madde 3 şöyle diyor:
“Türkiye devleti. ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir.”
Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın dilinde tüy bitti.
Her kürsüye çıktığında;
“Tek millet, tek bayrak, tek dil” gibi hoşa giden cümleler kurarak kızgın yüreklere su serpiyordu.
Şimdi, bu “cafer”lik durumun anlamı nedir?
Bize sorarsanız,
Bu bir Anayasa suçudur. Yapanı, “anayasayı ihlal”den yargı önüne götürür.
Sonu iyi değildir.
Spor tarihimize geçen o kötü olayın biçare taraftarları gibi:
“Yapma Cafer, etme Cafer” diyerek uyarmak istiyoruz.
Umarız, bu vahim hatadan dönülür, o çirkin tabelalar söküldükleri yerlerde kalır.