HAYATLA NİŞANLI, ÖLÜMLE NİKÂHLI…
Mehmet Necati GÜNGÖR

Bir bayramı daha geride bıraktık.
Güzel sabahlara “günaydın”larla başlayan güzel insanlar arasında geçirdik bayramı.
İzmir’in insanı başka oluyor.
İçten, samimi ve sevecen…
Bulunduğum sitedeki bütün komşular böyle.
Site yöneticimiz Zekâi Akan ve zarif eşi Pervin hanımefendinin organizasyonu ile ikinci gün toplu bir bayramlaşma yaptık.
Birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulduk.
İnsan, tanıdıkça daha çok seviyor muhatabını.
Bizim için de öyle oldu.
Bu arada, bayram tatilini fırsat bilip kendi “tefekkür” mağarama çekildim.
Geçmişi, geleceği düşündüm.
Bizi her gün biraz daha karamsarlığa sevk eden insanlardan kurtulma ümidimi hayal ettim.
Her topluluğun, her insanın eceli olduğu gibi, iktidarların da eceli vardır. Günü gelince onlar da gidecekler.
Evet, mutlaka kurtulacağız. Ve tahrip edilen ne kadar değerimiz varsa, hepsini elbirliği ile onaracağız.
Hepimiz hayatla nişanlıyız.
Ölümle de nikâhlı…
Bundan kurtuluş yok.
Yüce Yaratıcı, “her canlı ölümü tadacaktır” demiyor mu?
Kolumuzdaki saatlerin fiyatı ve markası ne olursa olsun her saniye bizi bir tık daha sona yaklaştırıyor.
Ölümün torpili yok.
Ve giden geri gelmiyor.
Orada ne olup bittiğini bilmiyoruz. Ne olup biteceğini ilahi kelamlardan öğreniyoruz.
Bir gün bizi de “imamın kayığı” na bindirecekler.
Önemli olan, geride olumlu ve insani izler bırakmak.
Allah’ın huzuruna “makbul kul” olarak çıkabilmek.
Kitabı sağ tarafından verilenlerden olmak…
İnşallah….
Ülkem adına kaygılarım var.
İyi yönetilmiyor ülkem.
Yöneticilerimize ısınamadık.
Yaptıkları yetmedi, şimdi de üç milyon Suriyeliyi içimize alacaklar.
Bu havza bu debiyi taşımaz! Kendinize gelin!
Diye haykırdım.
Tefekkür mağaram bu bağrışımla yankılandı.