ŞEHİT VE ŞAHİT
Mehmet Necati GÜNGÖR

Yine şehitlerimiz var. Son sayı 9.
Milletin yüreği yanıyor.
Kimilerine göre ise hayat devam ediyor.
Gözler şimdi asrın liderinin kızının nikâhında.
Altı bin kişiye davetiye gönderilmiş.
Azledilen Başbakan, nikâh şahidi olacakmış.
Lütuf mu, gönül alma mı?
Oysa bu şahitliği sonuna kadar hak eden biri var: Devlet Bahçeli.
Dar günlerin dostu!
Zenginin düğünü züğürdün çenesini yorarmış misali, bazıları işin mali boyutuyla ilgileniyor.
Düğünde takılacak altınların miktarını hesaplıyorlar.
Size ne?
Asrın lideri, çelenk göndermek yerine Mehmetçik ve Polis vakıflarına bağış yapılmasını önermiş.
Çelenk dediğin nedir ki, atsan atılmaz, satsan satılmaz.
Çelenk yerine bağış yapılmasını isteyerek hem çöpten kurtuluyorsun, hem asil bir harekette bulunarak milletin gönlüne giriyorsun.
Çerle çöple uğraşmak yerine, bağışa tahvil ediyorsun.
Buna gazetecilik lisanında “sinekten yağ çıkarmak” denir.

Yalnız, burada unutulan bir şey var:
Çelenk ve çiçek paraları o iki vakfa giderse, Ensar ve Türgev’e ne kalır?
Yüce gönüllü büyüğümüz takıların bir kısmını Asker ve Polis vakıflarına,
Çiçek paralarını Ensar’a bağışlasa nasıl olur?
Terör mücadelesinde şehitlerimizin ve gazilerimizin acısına yandığımız bu günlerde Asker ve Polis vakıflarına bağışta bulunmak asrın liderine, başkumandanımıza çok yakışır.

Tarkan...
Türkiyey’nin megastar’ı.
Şehit var diye konserlerini iptal etti.
Nikâh gününü almıştı.
İsteseydi on binlerin katıldığı düğün yapardı.
Yapmadı.
Evine, 100 kişilik dost grubunu davet etti, sade bir nikâh töreniyle dünya evine girdi.
Çalgısız, çengisiz.
Tarkan’ı seviyorum. Ayrıca asaletine saygı da duymaya başladım.