Çağın müstekbirleri bir süredir Yeni bir Dünya Düzeni’nden bahsetmekteler. Henüz kurulanın eskiyip atılacağı kadar vakit geçmeden, yeni bir dünya düzeninden bahsedilmesi, üzerinden düşünülmesi gereken bir şeydir. Dikkat edilirse yeni bir dünyadan bahsedenler, eskisini kuranların da kendileridir. Kurdukları dünya düzeninin yeniden değişmesini, yeni bir düzenin tekrar kurulması gerektiğini öngörmektedirler.Dört yüzyıllık bir geçmişi bile olmayan eskimiş düzenin, yeniden ihyası ve inşasını düşünen kürsel Firavunlar, her değişimden, her dönüşümden kendilerine daha rahat hareket edecekleri bir alan ortaya çıkarmakta.

Kendilerinden başka toplumlara anayolda sol şeridi kapatan çağdaş Nemrutlar, kimsenin kendi önlerine geçmemesi için alabildiğine insanlık ihlali yapmaktalar. Ürettikleri popüler kavramlarla, yeni kutsallarını sürekli yüceltmekte, yücelttikleri kavramları dünya insanlığına dayatmaktadırlar. İslam dünyasının hayattan soyutlanması ve eidlgen olması da işlerini daha rahat yapmalarını sağlamakta.

Bu kadar cüretkar olmalarının nedeni nedir?

Modern müstekbirlerin uzun soluklu planlarının olması ve dolayısıyla da tarihe yön verecek çabalar göstermeleri, insan hayatını etkileyecek her türlü olanağa sahip olmaları, onları dünyaya yeni bir düzen kurabileceklerini inandırmış görünmektedir. Kendilerinde, yaptıklarının, yapacaklarına referans gösterecek derecede kanaat oluşturması bir özgüvene dönüşmüş, pervasızca hareket etmekteler. Yani bu dünyada bir şey yapılacaksa biz yaparız diyecek kadar azgınlaşmaları, zaman içerisinde yapıp ettiklerinin bir sonucudur. Karşılarında kendilerine karşı koyabilecek organize bir güç olmayışı, İslam Dünyası’nın dağınıklığı, Müslümanların günü birlik hesaplar içerisinde geleceğe dönük çabalarının olmayışı, bu azgınların azgınlıklarını daha da artırmıştır.

Müslümanların dünyadaki olağan üstü gelişmelere zihnen kendilerini hazırlayamamaları, kendilerine ait değerleri çağa uyarlayamamaları, müsait zaman Müslümanlığını tercih etmeleri, dünyalı olmanın ötesine geçerek dünyacı olmaları, zamanın cahili egemenlerinin işini kolaylaştırmıştır. Asırlar boyu Kur’an’ın ruhundan kopuk bir yaşamın ardından, seküler değerlerin zihinleri işgal etmesinden sonra iradesiz bir yapıyla Kur’anla buluşma, sayılamayacak kadar fırkalaşmayı da gündeme getirmiştir. Modern çağa ait çözüm önerilerinden öte eklemlenme sorunu yaşanırken, bir diğer sorunda Kur’ani paradigmanın sahipleri sadece eleştirel bir tutumla kendilerini pasifize etmiştir.

Kendileri, hiç bir şey yapmadan sadece eleştiri ve yargılama sathına mahkum olanlar, garip bir şekilde çağın insanının çıkmazda olduğunu, tüm dünya insanlığının İslam’ın aydınlık geleceğine, esenlik yurduna muhtaç olduğunu da vurgulamaktan geri durmamaktalar. Bu ifadeler yapılan yanlışların eleştirilmeyeceği demek değildir, lakin sadece oturduğunuz yerden vurun abalıya tarzını kuşanmanın doğru olmayacağı anlamına gelmektedir.

Devamı için Yeni Bir Dünyanın İnşası İçin, Yakup DÖĞER, Küre Medya, Bu küreye dair ne varsa...