“Türkmen Yalanı”

Türkiye’nin başta Hatay olmak üzere birçok bölgesinde Arap olduğu gibi Suriye’nin de birçok yerinde Türkmenler var. Her iki ülkede Arap ve Türkmenlerin tarihsel konumu ile ilgili çok şey anlatılabilir ama konumuz o değil. Ben burada daha çok günceli anlatıp son günlerde koparılan yaygaranın iç yüzünü anlatmak istiyorum.

Suriye’de olayların başladığı 2011 öncesinde siz hiç Türkmenlerle ilgili her hangi bir yerde herhangi bir şey duydunuz mu?

Peki, Irak’ın tersine son 60-70 yılda Türkiye’de herhangi bir yetkilinin Suriye Türkmenleri ile ilgili bir tek sözünü duydunuz mu?

Duymazsınız çünkü Türkmenlerin Suriye’de ciddi anlamda hiç bir sorunu yoktu, varsa da Arapların Türkiye’deki sorunlarından farklı değildi.

Türkmenler ordu ve istihbarat dâhil devletin her kurumunda görev alır, ekonominin her alanında faaliyet gösterir ve hiç kimse Türkmen oldukları için onlara dokunmazdı.

Örneğin muhalif Suriye Ulusal Konseyi’nin dandik hükümetinde Sağlık Bakanı olarak görev yapan kişi ki çok iyi tanırım, ülkeden kaçmadan önce Suriye Tabip Odası Başkanıydı ve bakan olacaktı. Ama kaçtığında ‘Esad biz Türkmenlere çok kötü davranıyor’ diyecekti.

Onun gibi çok kişiyi birebir tanırım ve şu anda ne tür pisliklere bulaştıklarını biliyorum.
Hepsi yalan söylüyor.

Başka bir örnek: Hasan Türkmani.
Annesi ve babası Sünni Türkmen. Ocak 2004’te ilk Türkiye ziyaretinden sonra Esad onu Genelkurmay Başkanlığına atadı. 2009’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Faruk Şara’nın yardımcısı oldu. 2004-2011 döneminde Türkiye ile ilişkilerden sorumluydu ve dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile çok yakın kişisel dostluğu vardı. 18 Temmuz 2012’de ÖSO’ya bağlı militanların Genelkurmay binasına yönelik saldırısında öldürüldü.

ÖSO Antakya’da kurulmuş, eğitilmiş ve silahlandırılmıştı. ÖSO gibi onlarca örgüt vardı. Bu örgütler içinde savaşan birçok Türkmen grup var. Bu gruplar içinde yer alan militanların sosyal medya paylaşımlarında bu grupların Türkiye ile var olan karanlık ilişkileri hakkında tonlarca bilgi ve görsel var.

Hepsi de Türkiye’de eğitildi, silahlandırıldı ve finansa edildi.
‘Alevi Esad’ı devirmek için’.
Oysa Esad onlara hiç bir kötülük yapmamıştı.
Tıpkı diğerlerine yapmadığı gibi.
Ama bunun hiç önemi yok.
Bölgesel ve uluslararası devlet ve güçler karar vermişti:
‘Alevi Esad ve yandaşları öldürülecek, Suriye yıkılacak ve insanları perişan edilecek’
Bunun için siyasette ve medyada milyonlarca yalan söylendi.
Tıpkı TIR olayında olduğu gibi.
Türkmenler kandırıldı ve kirli oyunlarla göçe zorlandı.
Türkmenlerin ezici çoğunluğu Türkiye’de ve sokaklarda dilenenlerin bir kısmı Türkmen.
AKP çok seviyorsa öncelikle onlara yardım etsin.
Bunların büyük bölümü Sünni, bir kısmı Alevi.
Hatırlayın Türkiye’ye kaçmak zorunda kalan Alevi Türkmenlere hiç kimse yardım etmeyince Cem Evlerine sığınmışlardı.

Şimdi tüm bu gerçekler ortadayken birileri çıkıp Türkmenleri siyasi malzeme olarak kullanmaya çalışıyor. Tıpkı bir zamanlar Irak Türkmenlerini kullandıkları ve yarısının Şii olduğu anlaşılınca vazgeçtikleri gibi.
Son örnek saldırıya uğrayan Tuzhurmatu Türkmenleri .
Sünni ya da Şii Türkmenler Barzani’ye feda edildi.
Beyler halka yalan söylemekten vazgeçin.
Suriyeli Türkmenleri kullanmaktan ve onlara daha fazla acı çektirmekten vazgeçin.
Hiç kimse onları öldürmüyor.

Lazkiye’nin kuzeyinde Suriye ordusunun Suriye toprağı olan bazı bölgeleri Nusra ve yandaşlarından geri alması o ülkenin egemenlik hakları ile ilgili bir konu.
O bölgelerde bulunan Nusra militanlarının ezici çoğunluğu Çeçen ve Kafkas kökenli.
2012’de köy ve kasabaları işgal ettiklerinde özellikle Alevi halktan binlerce insanı hunharca öldürdüler geri kalanlar Lazkiya’ya kaçtı.
Öldürülen ve kaçanlar arasında çok sayıda Türkmen vardı.

Aynı militanlar Mart 2014’te Türkiye tarafından gelerek Yayladağı karşısında bulunan stratejik Keseb kasabasını da işgal etmiş ancak üç ay devam eden çatışmalar sonucu çekilmek zorunda kalmıştı.
Peki, benzer şekilde Çeçen ya da Kafkas kökenli binlerce silahlı militan Suriye, Gürcistan, Ermenistan, Yunanistan ya da Bulgaristan sınırından girip bir kasabayı işgal ederse Türk devleti ne yapar?

Hadi daha da ileri gideyim.
Suriye, Ermenistan, Gürcistan, Yunanistan, Irak ve ileri bir zamanda kurulacak bir Kürdistan Türkiye içindeki kendi soydaşlarına destek verip Türkiye’ye karşı ayaklandırırsa devlet ne yapar?

Bugün dünya ülkelerinin hemen hemen tümünde komşu ülkelerin soydaşı insanlar yaşar.
Bu bir zenginliktir.
Her ülke isterse herhangi bir gerekçeyle komşusu ülke ya da ülkelerde sorun yaratabilir.Gerekçe bulmak her zaman çok kolay.

Baksanıza Suriye’de hiç bir gerekçe yokken bu kadar sorun yaratıldı ve bu ülke yok edildi.
Sakın siz de o ruh hastası kral, emir ve şeyhler gibi ‘Herşey demokrasi ve özgürlük için’ demeyin.

Esad Türkmenlere hiç bir kötülük yapmadı.
Ama birileri içinde bazı Türkmenlerin bulunduğu ve BM’nin iki gün önce terör örgütü olarak ilan ettiği Nusra ve benzeri örgütleri kullanarak Suriye’yi yok etti ve etmek istiyor.
Birileri Türkmenlerin kötülüğü ve acısı için bazı Türkmenleri yeterince kullandı ve öyle devam etmek istiyor.

Unutmayalım ki IŞİD içinde de binlerce Türk, Türkmen ve Türk kökenli soydaş var.
Uygur, Çeçen, Kafkas ve Orta Asya kökenli…
Dünya IŞİD ile savaştığına göre buyurun siz de dünyaya savaş ilan edin.
Oyuna gelmekten vazgeçin.

Birileri size sürekli yalan söylüyor. Birileriniz yalanları yutmaktan hoşlanıyor. Yandaşlar ve sözde bilumum liberal, demokrat, milliyetçi ve laikler.
Din, iman ve kuru hamaset adına.
Açın gözünüzü görün artık gerçeği.
Bu kadar pislik, rezillik ve vicdansızlığa ortak olmayın.

Hüsnü Mahalli - Türkmen yalanı