Öldürürler seni oğlum…

Gece üşür, alnına dökülen bukleler üşür, boyadığın merdivenler üşür, sevdiğin kız üşür.

Öldürürler seni oğlum…

Sen düğününe gider gibi koşarsın ölüme. Kaldırımlarda biriken kan denizinde gemilerini yüzdürürler. Ardından kanlı eldivenlerini çıkarıp ellerini ovuşturarak sıradakini çağırır karanlık gölgeler, buruşuk suretler.

İnanma çürük ağızlarından çıkan cennet vaatlerine oğlum.

Şehit derler, kahraman derler, aslan derler, ateş parçası derler. Sonra kan gölü otopsi masalarına yatırıp bedenini, parçalarlar etlerini, parçalarlar hayallerini. Her parçandan binlerce entrika devşirirler.

Öldürürler seni oğlum…

Toy çağlarında düşünemeyeceğin kadar büyük iktidarları ceplerinde taşırlar onlar. Usulca yuvarlarlar önüne adına devrim dedikleri, adına adalet dedikleri, adına hürriyet dedikleri, adına aşk dedikleri, adına dava dedikleri ateş topunu. Bela belayı kovalar, kerbela olur. An gelir ve zincir kopar. Tesbih taneleri gibi dökülür dökülür, un ufak olur düşlerin.

Öldürürler seni oğlum…

Tepeden tırnağa gaddar, temiz aklının alamayacağı kadar barbardırlar.

Bir efsane olacağını düşünürsün ama ciltler dolusu saçmalığın hiçbirinde yırtık ayakkabıların, ulaşamadığın hayallerin, kanla dolan akciğerlerin, karanfil kokan ellerin yer almaz. Beyaz itlerin kemik dalaşları ile doludur o sayfalar. Tarih onlarındır, medya onlarındır, edebiyat onların malıdır. Oturdukları masaj koltuklarında gerinir, senin düşlerinden çaldıkları ateşle tutuşturdukları pipolarının dumanını, annenin ekranları sızlatan yüzüne doğru üflerler.

Beyaz cam acıdan çatlar, gazeteler tutuşur ve onlar serpilirler. Onlar acıdan beslenirler oğlum.

Öldürürler seni oğlum…

Pis adamların istatistik raporlarına bir sayı daha olur eklenirsin. İnsan eti tüketenler kemiklerini yalayarak semirirler. Onlar için akıllarındaki avizeyi çatlatan kaldırım taşı, tüyü bitmemiş yetimden çalınan devlet malısın sen oğlum. Onlar için bir merdiven basamağı, yıldızlara atılacak balıkçı ağısın sen oğlum. Onlar için bozdurulmaya hazır senet, tutuşturulmayı bekleyen ve istedikleri an yerküreyi aleve kalbedecek bir avuç yongasın sen oğlum.

Öldürürler seni oğlum…

Sırtına binip yürürler, kanını içerek büyürler, senin zaferlerinle kendilerine fildişi kuleler dikerler ve saraylarının duvarlarına astıkları haritalarda açacakları yeni yaraları senin kirpiklerinle işaretlerler oğlum. İnanma onların delişmen hallerine, çılgın hayallerine, su beyazı kelimelerine, çıt kırıldım fikirlerine, yoldaş diyerek uzanan ellerine veya bol dualı dillerine…

Uzanma onların zehirli meyvelerine.

Çünkü

Öldürürler seni oğlum…


Emine Arslaner

Not: Emine Arslaner bu makalesini gezi olaylarında ölen gençler için yazmıştır.