Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Düşünmeyi ve sevmeyi önleyenler

GÜNCEL GÜNDEM Kategorisi Özgün Makaleler Forumunda Düşünmeyi ve sevmeyi önleyenler Konusununun içerigi kısaca ->> DÜŞÜNMEYİ VE SEVMEYİ ÖNLEYENLER Hemen her gün güç, güçlü, sözcüklerini duyarız. Kimileri; yetki, makam, unvan, para, soy, taraftar, cemaat, medya ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Düşünmeyi ve sevmeyi önleyenler

    DÜŞÜNMEYİ VE SEVMEYİ ÖNLEYENLER

    Hemen her gün güç, güçlü, sözcüklerini duyarız. Kimileri; yetki, makam, unvan, para, soy, taraftar, cemaat, medya bilgi, silah, gücünden bahseder, durur.

    Bunların hepsi de insanın da elde etmek istediği, edince de kullandığı birer gerçek güçtür. Elde edemeyenler ise ya suskunluğu tercih eder, ya gıpta eder ya da acımasız muhalif olur.

    Bu nedenle de tarih boyunca; akıllı, gerçekçi insanlar, bu gücün, güçsüz karşındaki sınırsız istismar damarlarını sınırlandırma mücadelesi vermişler. Yazarlar, şairler, sanatçılar, yani duygu dünyaları zengin insanlar, mücadele vermişlerdir.

    Gücü sınırlandırma için ya din ya da ideolojiyi öne sürenler olmuştur. Ancak yine de gücün sarhoşluğu adaletsiz keyfi çıkar amaçlı uygulamaların önlenmesine engel olamamıştır.

    Bunun için de kurumsallaşma ve kurallaşma çabası önplana çıkmıştır. Kurallara göre yetkinin gücün sınırlandırılması. Bu nedenle de demokrasi denen sistem oluşmuştur. Ancak bu kez de ayrıcalıklı sınıf, zümre egemenliğinde, dokunulmaz eleştirilemez aristokratlar farklı adla egemenliklerini yine sürdürmeye devam etmişlerdir.

    Bu nedenle insanların gerçekleri, olan biteni algılamasında beyinler ya uyandırılmak istenmiş ya da köreltilmek istenmiştir. Zira, beyin öyle bir güçtür ki; insanın olan biteni anlaması, algılaması, kavraması ve ona göre hareket etmesi için insanın kumanda merkezi. O nedenle de tüm çabalar beyne yönelik sürdürülmektedir.

    Kafadan geçen her düşünce aslında bir taleptir. Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.

    Öyle mutsuz bir toplum olduk ki; birbirimize günaydın diyemiyoruz. Bir araya gelindiğinde hep olumsuz olaylar konuşuluyor. Biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk. İşler nasıl dese, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyor, hastalıkdan ve ölüm bahsediyoruz. Böylece dostlarla da sohbetin güzelliği, keyfi kalmıyor.

    Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olur. Beyin şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size onu getirir.

    Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.

    Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir.
    Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.

    İnsan beyin gücünü kullanarak isterse; kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beynini şartlandırabilsin.

    Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır.

    Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir.

    Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin. Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış.

    Aynı rüyalar gibi biten dünün tekrarı yoktur. Yarın, bilmiyoruz, iyi şeyler de olabilir kötü de.

    Dün, bugün, yarın diye biz ani stresleri çok severiz. Çünkü ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza, algılama, enerji süper olur. Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır.

    Ama siz bu stresi kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.

    Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon, kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.

    Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki? Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterlidir.
    Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.

    Günün Sözü: Her söylenene inanma sorgula, gerçeğe ulaşırsın.


    Nurullah AYDIN

    06 Mayıs 2014-ANKARA

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim,

    harika bir paylaşım. insan hücresinin yaydığı enerji kısmından çok etkilendim. taşıdığımız bu kudretin ne farkındayız nede kıymet veriyoruz. biz yaratmışız gibi hep üzerimizde kalacak sanıyoruz. herhangi bir ilim veya sanat ile uğraşarak biraz olsun hakkını vermeliyiz hayatın.boş gelmedikki boş gidelim. donatmış yüce Allah biz insanları. metropole yetecek enerjiyi bir tekimiz taşıyormuşuz baksanıza ulu Allah'ın yaratma kudretine. subhanallah.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

Benzer Konular

  1. Akıl Doğru Düşünmeyi Sağlar
    meridyen2 Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-05-2013, 10:42 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 27-12-2009, 12:29 PM
  3. Sevmeyi Öğretemediğimiz Kalpler!
    Gül@y Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-06-2009, 10:53 AM
  4. Sevmeyi Bilmek-1
    blueice Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 07-04-2009, 12:46 PM
  5. Sana Sevmeyi Öğrettim
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 04-02-2009, 01:22 PM
Yukarı Çık