Irak, Suriye, Afganistan, Filistin, Mora, Çad, Türkistan gibi ülkelerde Müslüman kardeşlerimiz acımasızca şehit ediliyorlar, çok büyük zulme uğruyorlar. Ben bugünkü yazımda özellikle Haziran 2012’den beri daha da şiddetlenen ve Burma (Myanmar)’ın Arakan bölgesinde Arakan’lı Müslüman kardeşlerimize karşı yürütülen büyük katliamdan bahsetmek istiyorum.

Nüfusunun %5’ini Arakan’lı Müslümanların oluşturduğu Burma’da Müslüman kardeşlerimiz vahşice şehit ediliyorlar. 1942 yılında Çanbilli Köyü’ndeki Müslümanlara saldırıp köyde yaşayan kadın, erkek, çocuk demeden herkesin şehit edilmesi, tüm mallarının yağmalanmasıyla başlayan ve günlerce süren saldırılar sonucunda en az 150 bin Müslüman kardeşimiz şehit edildi, yüz binlercesi sakat kaldı, yarım milyon insan topraklarından göç etmek zorunda kaldı. 1962 yılında Burma’da yönetim Komünistler tarafından ele geçirilince “Kral Dragon” operasyonu adı altında bir göçmen soruşturması başlatıldı. Camiler, medreseler ve köyler yıkıldı, Mescitler ya eğlence merkezlerine ya da Budist tapınaklarına çevrildi. Toplu namaz kılmak, hacca gitmek, kurban kesmek gibi ibadetler yasaklandı. Bu zulüm karşısında bir milyondan fazla Müslüman kardeşimiz Arakan’ı terk ederek Bangladeş’te mülteci kamplarında yaşamaya başladı. Bu kamplarda ise çok büyük sefalet, açlık ve salgın hastalıklarla mücadele ettiler.

1942-1996 yılları arasında 300 bin Müslüman kardeşimiz şehit edilip, 2 milyonu göçe zorlandı. 5000 cami ve medreseyi yaktılar. 1992 yılında 700 kişi Bangladeş sınırında boğularak öldürüldü. 1994 yılına gelindiğinde ise 1000den fazla Müslüman kardeşimiz yargısız infaz yöntemiyle şehit edildi. Haziran 2012 yılından itibaren de Müslümanlara yapılan bu saldırılar gittikçe şiddetini artırdı. Birçok Müslüman kardeşimizi evlerinde diri diri yaktılar. Zulümden kaçmak isteyen Müslüman kardeşlerimiz Bangladeş’e sığınmak isteseler de, Bangladeş Hükümeti kendilerini kabul etmeyince yüzlerce Müslüman okyanusta boğularak şehit oldu.

Siz bu yazıyı okurken bile dünyanın birçok yerinde binlerce Müslüman hala şehit edilmeye devam ediyor. Bütün bu vahşet devam ederken bizim suskun kalmamız demek, bu katliamlar sonucunda hayatını kaybeden her insandan sorumlu olduğumuzu kabul etmek demektir.

Allah bize Kuran’da Müslümanların birlik olmalarını emreder. Müslümanlar birlik olmaktan kaçındığı, İslam Birliği geciktiği sürece ise bu acılar yaşanmaya devam eder. Hepimiz her gün gazetelerde, haberlerde bu haberleri okuyor ve seyrediyoruz. Fakat zulüm gören bu insanlara kısa bir süre acıyıp, sonra hiçbir şey yokmuş gibi hayatımıza devam etmek hiçbir Müslümana yakışmaz. Herkes “benim çabamdan ne olur” demeden vahşice şehit edilen, büyük zulme uğrayan tüm bu insanlar için bir şeyler yapmakla sorumludur. Bunun en başında da İslam Birliği’ni sağlamak için çabalamak gelir.

Vicdan sahibi her insan hemen, hiç beklemeden bu zulümlerin durması için harekete geçmelidir.

Allah bir ayetinde zulüm gören bu insanlar için mücadele etmemizi bizlere farz kılmıştır.

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75)

Rabbimiz başka ayetlerde şöyle buyurmuştur:

"Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır." (Şura Suresi, 38-39)

Rabbimiz yukarıdaki ayetlerden de gördüğümüz gibi müminlerin “haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyan” kişiler olduğunu bildirir. Bizim de yapmamız gereken birlik olmaktır. Bu iman edenler için çok büyük bir yükümlülüktür, Allah’ın namaz kılmak, oruç tutmak gibi farz kıldığı bir ibadettir.

Allah Müslümanlar birlik olmadıkça yeryüzünde fesadın devam edeceğini bir ayette şöyle bildirir:

… Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Müslümanlar olarak mutlaka birlik olup, zulüm görenler için mücadele etmemiz farzdır. Dünyanın dört bir yanında katliamların bu derece arttığı, zayıf bırakılmış kadın ve çocukların yardım beklediği bu dönemde İslam aleminin birlik olup, Kuran ahlakını tüm dünyaya yayması, İslam Birliği için elinden geleni yapması ertelenmemesi gereken, çok önemli bir ibadettir.