1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11
  1. #1
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Milliyetçiliğin Ortaya Çıkışı ve Süreç İçindeki Evrimi

    MİLLİYETÇİLİĞİN ORTAYA ÇIKIŞI VE SÜREÇ İÇİNDEKİ EVRİMİ

    Evrensel ve Ulusal Milliyetçiliği, milliyetçiliğin bağımsızlık ve ulusun üstünlüğü ilkesini, millet kavramını, devleti dil ve kültür birliği noktasında kurma ve bütünleşme girişimini, vatan sevgisini, kapitalizm ekseninde gelişen liberalizmi, KİT’lerin özelleştirilmesini değerlendirmek, bu hususta tespitler yapmak, çelişkilerini ortaya koymak ve milliyetçiliğin insanlık yararına doğru bir tercih olup olmadığına ilişkin düşüncelerimi paylaşmak istedim.

    Milliyetçilik Akımının Ortaya Çıkışı

    Bilindiği gibi Milliyetçilik Akımı Fransız Devrimiyle (1789-1799) bir dönemlerin krallıklarına, imparatorluklarına, baskı ve zulümlere karşı direnişin sonucunda ortaya çıkmış, bağımsızlık mücadelesidir. Bu mücadelede başarılı sonuçlar elde edilmiş, akabinde krallıklar, imparatorluklar, çarlıklar ve padişahlıklar karşısında zaferler kazanılarak adalet, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık kavramı gibi değerler ortaya çıkmıştır. Bu değerler her ne kadar kulağa hoş gelse de kralların esaretinden kurtulan halklar bu kez, burjuvazinin esaretine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Fakat yine de algılarda yer eden eşitlik, özgürlük, adalet gibi kavramlar aydınlık gelecek için umut olmuştur.

    Halkların Modern Esareti Milliyetçilik

    Hükümdarlıklar karşısında elde edilen bu kazanım ve zaferlerle egemenlerin baskı, zulüm ve esaretinden kurtulmaya çalışan milletler bu kez, milliyetçilik akımının ortaya çıkardığı ‘’milli devletler’’ bağlamında kapitalizm ve dolayısıyla emperyalizm kıskacına mahkûm olmuştur. Varılan sonuç itibariyle birkaç istisnanın dışında ezilen ve sömürülen emekçi halk hiçbir zaman gerçek bağımsızlığı ve özgürlüğü yaşayamamıştır. Bunun temel nedeni ise milli bağımsızlık oluşumunda egemenliğin halk iktidarına değil, sermayenin iktidarına ve çıkarına doğru evrilmesidir.

    Anlaşılan odur ki milliyetçilik ekseninde kapitalizm çemberine sıkıştırılan halklar bu çemberi kırmadığı müddetçe gerçek demokrasiyi, bağımsızlığı, hak ve özgürlükleri elde edemeyeceği gibi, egemen gücün sömürü ve esaretinden de kendilerini kurtaramayacaktır. Bir zamanlar imparatorların, kralların, çarların ve padişahların esaretinde olan halklar bu kez, kapitalizm özlü milli devletler tarafından modern bir esaretlik yaşamaktadır.

    Milliyetçilik Yararlı Olmuş Mudur?

    Milliyetçilik oluşumunu günümüz koşullarında değerlendirdiğimizde rasyonel, bilimsel ve evrensel anlamda dünya insanları yararına bir duruş, bir düşünce, bir şekillenme biçimi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kapitalizm eksenli milliyetçilik her ne kadar söylemlerinde yer verse de; dünya barışına, sevgiye, kardeşliğe, hak ve özgürlüklere asla katkı sunmamış, halklar arasında olduğu gibi devletlerarasında da savaşları kaçınılmaz kılmıştır.

    Milliyetçilik akımının ortaya çıktığı sancılı ve kanlı dönemlerden bu güne kadar ki süreçte iki dünya savaşı ve devletlerarası birçok savaşlar meydana gelmiş, ara vermeksizin hala devam ettiğini insani olmasa da izlemekteyiz. Bunun temel nedeni ise milli devletlerin ortaya çıkışı ve bu devletlerin küreselleşen kapitalizm kaynaklı sömürgecilik anlayışıdır. Milliyetçiliğin ekonomi politikası olan ve özel mülkiyetin kutsallığına dayanan bu anlayış, egemenlerce şekillendirilen ulusların besleyip büyüttüğü burjuvazisinin sömürü gücünü evrensel boyuta yaymak istemesidir.

    Milliyetçilik yapılanmasındaki bu düşünce, tutum, davranış ve oluşum tüm dünya kapitalist devletleri için geçerlidir. Milliyetçiliğin özü olan sömürüye dayalı ekonomi politik anlayışla kendi ülkesini diğer ülkelere karşı güçlü kılmayı, öteki ülkelerden daha üstün niteliklere ulaştırmayı amaçlamaktadır. Oysa sermayenin çıkarlarına hizmet eden bu yapılanmanın ülke yararına değil, zararına olduğunu dünya tarihinin her döneminde görmek mümkündür. Çünkü devletler içinde hâkimiyeti ele geçiren sermayenin yönlendirmesiyle silahlanma yarışında olan devletler, güç ve kazanımlarını bu gibi insani olmayan savaş araçlarına yatırmış, eksik edilmeyen savaşlarla milyonlar katledilmiş, büyük ekonomik çöküntü yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir.

    Tüm bunların nedeni ise devlet içinde yapılanan ve ülkenin her türlü gücünü ele geçiren dev şirketlerin sınırları içinde sıkışan pazar gücünü dünyaya yaymak ve dünya pazarını tekeline geçirmek istemesidir. Ayrıca bu yapılanmada görmekteyiz ki daha vahim olan ve birbirini hiç tanımayan, görmeyen dünya halkları da birbirine düşman olmakta, birbirine karşı kin ve nefret boyutunu zorlamakta ve dünya burjuvazisinin çıkar çatışması doğrultusundaki düşmanlıkları nedeniyle kışkırtma sonucu ilk fırsatta birbirini boğazlamaktadırlar.

    Görüldüğü gibi milliyetçiliği evrensel boyutta değerlendirdiğimizde insanlığın yararına olmadığı anlaşılmaktadır. Milliyetçiliği özümsemişlerin doğru bir tercih yapıp yapmadığını daha iyi anlamak için Milliyetçiliğin tanımından yola çıkarak ulusal boyutta değerlendirmek istiyorum. (devam edecek)

    SOSYALİST
    Konu SOSYALİST tarafından (18-01-2014 Saat 12:47 PM ) değiştirilmiştir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  2. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    MİLLİYETÇİLİK NEDİR,
    TÜRKİYE'DE MİLLİYETÇİLİK VE SORUNLARI


    Milliyetçilik;

    1) Kendilerini birleştiren dil ve kültür bağlarından dolayı ulusal bir topluluk oluşturmaları gerektiğinin bilincine vararak bağımsız bir devlet kurmak isteyen kişilerin yarattığı siyasi hareket. (AnaBritannica)

    2) Kendi ulusuna bağlılığın uluslar arası ilkelere bağlılıktan ya da bireysel çıkarlardan daha önemli olduğunu öne süren görüş. (Dıctıonnaıre Larousse)

    3) Atatürk Milliyetçiliği, 1924 Anayasası'nın 88. maddesinde ve Atatürk İlkelerinde de belirtilmiş olan, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, ulus tanımını dil, kültür ve siyasi birliktelik gibi değerlere dayandıran milliyetperverlik anlayışıdır. (wikipedia.org)

    4) Her şey Türk Milleti için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre sözler ile özetlenebilecek, Türk milletine bağlılık, sevgi ve Türkiye Devleti'ne sadakat ve hizmettir. (9 Işık)

    Milliyetçiliğin tanımlarını birleştirerek daha da özetleyecek olursak; ‘’dil ve kültür birliği bağlamında bağımsız bir devlet kurmak, ulusa bağlılığı uluslararası ilkelere bağlılıktan ya da bireysel çıkarlardan üstün kılmak, din ve ırk ayrımı yapmadan dil, kültür ve siyasi birlikteliği sağlamak, Türkiye Devleti’ne sadakat ve hizmet yolunda her şey Türk Milleti için’’ anlayışında toparlayabiliriz.

    Gerek evrensel, gerek ulusal tanımlamalara baktığımızda; ‘’bağımsızlığın, dil ve kültür birliğinin, ulus üstünlüğünün ve millet kavramının’’ milliyetçilik adına evrensel bir dil ve tercih olduğunu görmekteyiz. Atatürk Milliyetçiliğinde her ne kadar ‘’din ve ırk ayrımı gözetmeksizin’’ denilmişse de, ‘’dil, kültür ve siyasi birliktelik’’ diye devam edilmesiyle millet kavramının altı çizilmiştir. Sonuç itibariyle genel anlamda milliyetçiliğin ‘’ulus, millet, dil ve kültür birliği’’ temelinde farklı kültürlerin yok sayıldığı gerçeğini görmekteyiz.

    Milliyetçiliğin genel tanımı kapsamında katı tutum sergileyen ülkelerde yok sayılan halklar ayaklanmış, birçok etnik çatışmalar meydana gelmiş, milenyum çağında bile özellikle demokratik anlamda çağın gerisinde kalmış ülkelerde hala bu çatışmalar, zıtlaşmalar ve bölünmeler devam etmektedir. Bunun tek nedeni ise devlet içindeki azınlıkların görmemezlikten gelinmesi, yok sayılması, asimilasyon yolunun tercih edilmesidir. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde milliyetçilik çok kültürlü, çağdaş ve evrensel boyuta evrilirken, demokrasiden yoksun geri kalmış ülkelerde ise hala kalıplaşmış bir şekilde sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle birlik ve beraberlik adına ülkemizde milliyetçiliğin yeniden tanımlanması ve çok kültürlülüğün esas alınması gerekmektedir.

    Milliyetçiliğin ortak tanımı ve ‘’millet’’ kavramı üzerinden basit bir örnek vermek gerekirse şöyle bir durum ortaya çıkıyor:

    Ana, baba ve dört çocuklu bir aileyi devlet olarak kabul edelim. Ana ve baba, çocuklarından ikisini daha çok sevdiği ve kendine daha yakın bulduğu için ailenin tüm olanaklardan yararlandırıyor. Diğer ikisini de benimsiyor ama ötekiler kadar kendisine yakın hissetmediği için bir takım imkânlardan yoksun kılıyor. Bunun sonucunda aile içinde huzursuzluk baş gösteriyor, kutuplaşmalar ortaya çıkıyor ve o aile hiçbir zaman mutlu olamıyor. İşte, milliyetçiliğin millet ve ulus kavramından ortaya çıkan sonuç buna benzemektedir. (devam edecek)

    SOSYALİST
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #3
    Acemi Üye Yakamoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    218
    Rep Gücü
    23220
    Milliyetçilik ruhu içine işlemiş dost yada arkadaşınız olsaydı böyle düşünmezdiniz. Bu fikirlerinize katılmıyorum. Sizden böyle bir düşünce beklemezdim.
    " İnsanlar; yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler. Fakat adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya asla müsaade, müsamaha etmezler.''

  4. #4
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Alıntı Yakamoz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Milliyetçilik ruhu içine işlemiş dost yada arkadaşınız olsaydı böyle düşünmezdiniz. Bu fikirlerinize katılmıyorum. Sizden böyle bir düşünce beklemezdim.
    Teşekkür ederim değerlendirdiğiniz için.
    Lakin katılmadığınız bölümü belirtirseniz o konuyu sizinle konuşmaktan gurur duyarım.
    Konu SOSYALİST tarafından (20-01-2014 Saat 12:10 PM ) değiştirilmiştir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  5. #5
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Ulusal Milliyetçiliğin Şekillenmesi

    Ülkemizde milliyetçiliği ilke edinen siyesi partilerden bazıları vurgularında Atatürk Milliyetçiliği'ni ön plana çıkarırken, bazıları Türk Milleti kavramı üzerinde yoğunlaşarak siyaset yapmaktadır. Atatürk Milliyetçiliği’ni ilke edinen ve Kemalizm ideolojisi ekseninde birleşenler, ülke içindeki farklılıkların talepleri karşısında ılımlı bir tavır sergilerken, özellikle Türk Milliyetçiliği’ni özümsemiş kesim ise farklılıkların talepleri karşısında katı tutum sergilemektedir.

    Ekonomik tercihlerine baktığımızda ise her iki anlayış da tüzük, program ve ilkelerinde ekonomi politikasını kapitalizm eksenli karma ekonomi yapılanmasından yana göstermiştir. Bu tercih süreç içinde liberalizm doğrultusunda evrilerek küresel ekonomiyi benimsemiş, halkın malı olan KİT’lerin özelleştirilerek yerli ve yabancı sermayeye yok pahasına satılmasına sessiz ve seyirci kalmış, karma ekonomi ilkelerini yok saymışlardır.

    Türk Milliyetçiliği Çağdaş Mıdır?

    Milliyetçiliğin tanımlarına baktığımızda her ne kadar farklılık göstermişse de sonuç itibariyle halkların kültürel değerleri göz ardı edilmiş, ‘’dil ve kültür birliği’’ ifadesi kullanılarak farlılıklar yok sayılmıştır. Oysa bu tanımlar çağımızın çok gerisinde kalmış, medeni ve evrensel değeri olmayan ilkel yaklaşımlardır.

    Milliyetçiliği günümüzde değerlendirdiğimizde Türkiye Halkı için eksik bir tanım olduğunu görmekteyiz. Şöyle ki; Türkiye Halkı din, dil, kültür ve etnik farklılıkları olan Halklar topluluğudur. Her ne kadar ortak dilde birliktelik sağlanmışsa da, kültür benzeşmesi varsa da; farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin olduğu gerçeğini yadsımamak gerek. Bu bağlamda talep edilen temel insan hak ve özgürlüklerini reddetmek yerine rasyonel yaklaşmak, imkânlar doğrultusunda değerlendirmek; çağdaş, laik, demokratik ve hukuk devletinin evrensel temel görevidir.

    Geçmişe dönüp baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı bile dil ve kültür farklılığı olanların ortak mücadelesi ve dayanışması sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Türk Milliyetçiliği’nin milliyetçilik tanımına ilişkin dil ve kültür birliği kavramını ‘’halkların kardeşliği ve halklara eşitlik ilkesi’’ temelinde yeniden yorumlaması gerekmektedir. Aksi halde milliyetçiliğin oluşumu ve temel yapısında ırkçılık, ötekileştirme, yok sayma gibi insani olmayan nitelik taşıyan ilkel kavramlar ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu anlayış sonucunda ülkemizde inanç ve ırk farklılığı nedeniyle anlaşılmazlığa düşülmüş, insanlar birbirinden nefret eder hale gelmiş, kutuplaşmalar ortaya çıkmıştır. Ayrıca çok sayıda küçük çaplı çatışmaların dışında kırk bin insanın öldüğü ve milyarlarca dolarlık ekonomik kaybın yaşandığı da bilinmektedir.

    Tüm bu olumsuzlukların bir daha yaşanmaması, birlik ve beraberliğin sağlanması ve bizleri bölmek isteyenlerin eline koz verilmemesi adına milliyetçiliğin tanımı yeniden yorumlanmalıdır. Bu tanım yapılırken de; halkları karşı karşıya getirecek ve kutuplaştıracak ifadelerden kaçınmak, halkların kardeşliği adına adalet, eşitlik hak ve özgürlüklerin temel insan hakkı olduğunu ifade etmek, millet ve ulus kavramlarını halkları kucaklayacak nitelikte yeniden adlandırmak gerekmektedir. Çağdaş ve uygar milliyetçilik adına özellikle ülkeyi emperyalizmin kucağına sürükleyen, malını ve mülkünü yerli ve yabancı sermayenin insafsızlığına terk eden anlayış olan kapitalizme, liberalizme ve özelleştirmeye dur denmelidir. ‘’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’ ifadesini özümsüyorsak, devleti ve halkın iradesini egemenliğine geçiren burjuvazinin güdümünden kurtarmalıyız. (devam edecek)

    SOSYALİST
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  6. #6
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    ‘’Her Şey Türk Milleti İçin’’ Mi?

    Milliyetçiliğin ortak tanımından yola çıktığımızda ulusal anlayış ve kültür birliği bağlamında din, dil, ırk gibi kavramların ön plana çıktığını ve baskın olanların egemenliğinde şekillendiğini görmekteyiz. Bu bağlamda özellikle Türk Milliyetçiliği’nin ‘’her şey Türk Milleti için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre ’’ söylemini esas alan ve bu ifadesiyle ön plana çıkan siyasi anlayışın eylem ve söyleminde din, dil ve ırk hassasiyeti üzerinde titizlikle durduğuna tanık olmaktayız. Bu her ne kadar doğru ve tarafsız bir söylem değilse de, kendisini Türk olarak tanımlayanların ve aynı düşüncede olanların ruhunu okşamaktadır. Fakat bu söylemler realitede düşünüldüğü gibi değildir. Çünkü milliyetçiliğin esaslarında reddedilmeyen özel mülkiyete ve dolayısıyla sömürüye dayanan kapitalizm gerçeği vardır.

    Kapitalizm eksenli milliyetçiliğin özellikle altını çizdiği ‘’her şey Türk Milleti için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre ’’ söylemi gerçekten doğruyu yansıtıyro mu? Bunu daha iyi anlamak için kısaca detaylandırmak istiyorum:

    İzlenimlerimiz bize şunu göstermiştir ki; kapitalizmin hüküm sürdüğü ülkelerde güç her daim sermayenin kontrolünde olmuştur. Yasalar dahil, devletin tüm olanakları sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillenir. Öncelik her zaman en çok parası olanlarındır. Devletten herhangi bir talebiniz olduğunda, yerine gelip gelmesi için paranızın gücüne bakılır. En doğal insan hakkı olan eğitim ve sağlık hizmeti almanız bile paranızın gücü kadardır. Kimileri başını sokacak küçük bir kulübe bulamazken, kimileri apartmanlarının sayısını bilmez. Bir yanda hayatı boyunca yiyip-içip eğlenenler, çöpe ekmek atanlar ve hep mutlu yaşayanlar, öte yanda ise açlık-yokluk çekenler, çöpten ekmek toplayanlar ve hep mutsuz yaşayanlar görmekteyiz. Kısacası paranız varsa tüm kapılar size ardına kadar açılır. Paranız yoksa o kapılar bir bir kapanır yüzünüze. İşte, kapitalizm ekseninde katkılarımızla güçlenen sermaye bize neyi münasip görüyorsa öyle yaşamak zorundayız. Bu durumda sorası geliyor insanın; bu mudur ‘’her şey Türk Milleti için’’ denilen ve reva görülenler?

    Daha da anlaşılır bir dille örnekleyerek ifade etmek gerekirse: Üretim araçlarına sahip olan Türk sermayedar çok kısa bir sürede servetini kat kat artırırken, üretim araçlarını işleten ve patronunu zenginliğe boğan Türk işçisi ise yarı aç bir şekilde ömür boyu çalıştığı halde belki bir ev sahibi olabilmiştir.

    Yaptığımız patron-işçi kıyaslamasında ortaya çıkan sonuca baktığımızda her şeyin Türk Milleti için değil, patron için olduğu gerçeğine tanık olmaktayız. Aynı zamanda söz konusu patronun Amerikalı, İsrailli, İngiliz, Arap ya da herhangi başka bir milletten olması da söz konusuyken…

    Kendi yörelerimizle ilgili örnek verecek olursak: Çevremizdeki Türk Bankalarına biri zengin diğeri yoksul olan iki kişinin kredi için başvurduğunu düşünelim. Türk Bankası olan bu kuruluş, zengin olana istediği kadar kredi verecekken, yoksulu ise belki de bu konuda kapıdan içeri sokmayacaktır. Dikkatinizi çekmek isterim; zengin olan bu şahıs, Türk de olmayabilir…

    Anlaşılacağı gibi ulusal milliyetçiliğin gururla ifade ettiği ve temel ilke olarak benimsediği ‘’her şey Türk için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre ’’ ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır ve kocaman bir yalandır. Çünkü önemli olan hoş söylemler değil, hoş söylemlerimizi yaşamımıza uyarlayacak olan ekonomi politiğimizdir. (devam edecek)

    SOSYALİST
    Konu SOSYALİST tarafından (22-01-2014 Saat 09:55 AM ) değiştirilmiştir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  7. #7
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Ulusa Bağlılığı Bireysel Çıkarlardan Üstün Kılmak

    Milliyetçiliğin tanımındaki diğer bir ortak vurgu ise ‘’bağımsızlık’’ ve ‘’birey karşısında ulusun çıkar üstünlüğü’’ dür. Bu başlık altında, ‘’ birey karşısında ulusun çıkar üstünlüğü’’ konusunu değerlendirmek istiyorum. ‘’Bağımsızlık’’ kavramına yazımızın ileriki bölümünde değinilecektir.

    İçinde bulunduğumuz dünya konjonktüründe bağımsızlık ve birey karşısında ulusun, yani ülke içinde yaşayan ‘’bireyin’’ değil, ‘’bireylerin’’ oluşturduğu ‘’milletin’’ çıkar üstünlüğü elbette ki tartışma götürmeyen bir unsurdur. Oysa günümüzde devletleri meydana getiren topluluklar farklı kültürlere sahip halklardan oluştuğu için iki asır önceki ulus ya da millet kavramı tanımlaması günümüz koşullarında geçerliliğini yitirmiştir. Fakat biz yine de değerlendirmelerimizi milliyetçiliğin tanımından yola çıkarak, ‘’millet’’ kavramı üzerinden yapalım.

    Durumu ekonomik boyutta değerlendirdiğimizde, ‘’ Her şey Türk Milleti İçin Mi?’’ başlığı altında örnekleriyle de anlatmaya çalıştığımızda görmekteyiz ki, özümsenen kapitalist modelde tüm ulusun, yani ‘’bireylerin’’ değil, ‘’bireyin’’ çıkarı ön plandadır. Bu nedenle birey karşısında ulus çıkarlarını ilke edinmiş milliyetçiliğin kapitalist ekonomi modelini özümsemesi çelişkidir. Bu da aynı zamanda özel mülkiyetin toplumsal mülkiyete tercih edilmesinden kaynaklanan bir durumdur ve milliyetçiliğin temel ilkesine aykırıdır.

    Ulusun çıkarları bireyin çıkar üstünlüğüne tercih ediliyorsa, ki doğru olan da budur; bu durumda tercih edilen ekonomik model özel mülkiyet değil, toplumsal mülkiyete ve kolektivizme dayanan bir yaşam tarzında olmalıdır. Bunun adı ise bireysel çıkara dayalı sömürü düzeni olan kapitalizm değil, herkesin üretime katıldığı ve emeğinin karşılığını aldığı toplumsal mülkiyette dayanan bir yaşam tarzıdır. Yani nerden bakarsak bakalım; milliyetçiliğin temel ilkesi olan ulusun çıkar öncülüğü özümsenen kapitalist modelle çelişmekte, ulus karşısında bireyin, daha doğrusu burjuvazinin çıkar üstünlüğü yaşam bulmaktadır. (devam edecek)

    SOSYALİST
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  8. #8
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Ulusa Bağlılığı Bireysel Çıkarlardan Üstün Kılmak (devamı)

    Oysa mülkiyetin toplumsallaştırılması ve kolektivizmin hayata geçirilmesi durumunda bakın neler olur:

    - İşsizlik ortadan kalkar.

    - Eli iş tutan tüm bireyler; bilgisi, becerisi, yeteneği doğrultusunda üretime katılır.

    - Herkes üretime katıldığı için uyuşukluk, asalaklık, işe yaramamazlık gibi olumsuzluklar gündelik literatürden çıkar.

    - Üretmeden tüketenler olmadığı için devlet, dolayısıyla halk, hızla zenginleşir.

    - İşsizlik, aç kalma korkusu, gelecek kaygısı gibi endişeler biter ve sağlıklı, güvenli, huzurlu ve mutlu bir yaşam başlar.

    - İşsizlik olmadığı için çaresizlikler, aylaklıklar son bulacağından dolayı mafya, çete, hırsızlık, kaçaklılık gibi zararlı oluşumlar kapitalizmin kirli tarihine gömülür.

    - Kimse kimseye muhtaç olmadığı için rüşvet, torpil, adam kayırma, hak yeme gibi çirkeflikler ve adaletsizlikler ortadan kalkarak, herkes için onurlu bir yaşam devreye girer.

    - Bireylerin toplumsal üstünlüğü, dolayısıyla ulusun üstünlüğü sağlanmış olur.

    Bu gibi olumlu ve onurlu gelişmeler daha da uzatılabilir.

    Ulusa bağlılık, bireysel çıkarlardan üstün kılınmak isteniyorsa; üretim bağlamında toplumsal mülkiyetin ve kolektif yaşamın öneminin ortaya çıktığını görmekteyiz.
    Konu SOSYALİST tarafından (27-01-2014 Saat 11:08 AM ) değiştirilmiştir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  9. #9
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Devlet, Ulus ve Birey Ekseninde Güçlü Olmak

    ‘’Birlikten kuvvet doğar’’, ‘’ Bir elin nesi var, iki elin sesi var’’ deyimlerinden de yola çıkacak olursak; bireyselliğin değil, toplumsallığın önemi ortaya çıkmaktadır. Nitekim devlet de bu anlayışın farkındalığıyla teşviklerle kooperatifçiliği desteklemektedir. Oysa bu yeterli olmadığı gibi herkesin yararlanması da mümkün değildir. Bu nedenle devletin güçlü kılınması adına mülkiyetin toplumsallaştırılarak herkesin üretime katılmasını sağlamak, büyük önem arz etmektedir. Diğer bir deyişle devletin; kooperatifçilik modeline evrilmesi gerekmektedir.

    Farklı bir bakış açısıyla durum değerlendirmesi yapacak olursak; devleti var eden, yaşatan ve yaşatacak olan ulustur. Aynı zamanda ulusu var eden, yaşatan ve yaşatacak olan da bireylerdir. Bireylerin bir kısmı hastaysa ulus, ulus hastaysa devlet hasta demektir. Bu nedenle bireylerin ‘’toplumsal’’ sağlığı ulustan ve dolayısıyla devletten önce gelir.

    Yani milliyetçiliğin tanımında yer verdiği birey karşısında ulus üstünlüğü doğru bir yaklaşımdır. Bundan anladığımız ise ulusu oluşturanların ‘’toplumsal’’ menfaatidir. Fakat görmekteyiz ki bireysel mülkiyette ulusun değil, bireyin çıkarı söz konusudur. Oysa milliyetçiliğin ayakları üstüne oturtulması ve çelişkinin ortadan kaldırılması için ‘’toplumsal mülkiyetin’’ önemi ortaya çıkmaktadır. Bu çelişkinin vuku bulmaması adına, milliyetçiliğin ekonomi politiğindeki tercihini yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir.

    Genel değerlendirmelerden de anlaşılacağı gibi kapitalist ekonomiyle ulus çıkarını birey çıkarından üstün kılmak mümkün değildir. Bu, ancak; sürekli vurgulamak zorunda kaldığımız gibi mülkiyetin ‘’toplumsallaştırılmasıyla’’ mümkün olabilir.

    Devlet, gücüne güç katmak istiyorsa, toplumsal huzur ve refahı her daim ön planda tutmak zorundadır. Oysa özel mülkiyet bağlamında kapitalizmin algımıza enjekte ettiği; şahsın çıkarına ve rekabete dayalı insanlar arası sömürü, bencillik, büyük balık küçük balığı yutar, yaşamak için öldür gibi olumsuz gelişmeler sonucunda ortaya çıkan bireyin huzursuzluğu, ulusal huzursuzluğa ve iç çatışmaya sebebiyet vereceğinden dolayı, gerçek anlamda devletin yücelmesi, gücüne güç katması, toplumsal huzur ve refahın sağlanması asla mümkün olmayacaktır.

    Yapılan değerlendirmelerden yola çıktığımızda görüyoruz ki; milliyetçiliğin tanımında yer alan ‘’önce ulus’’ kavramı ancak mülkiyetin toplumsallaştırılmasıyla önem ve anlam kazanacaktır. Çünkü ulusu güçlü kılacak olan bireylerin toplumsal üretimi, birlik ve beraberliği, dayanışması, toplumsal eşitliği, hak ve özgürlükleridir. Ancak devlet bu bağlamda zenginleşir, hayat bulur, toplumsal refah ve huzuru sağlayabilir. (devam edecek)
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  10. #10
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Milliyetçilik Bağımsızlık Mıdır?

    Bağımsızlık, milliyetçilik akımının ortaya çıkışıyla değer bulan ve oluşan milli devletlerin ve milliyetçiliklerin en önemli ilkesidir.

    Bağımsızlık, emperyalizme karşı milli devletlerin gücünü ve varlığını koruyabilmesi için olmazsa olmaz temel bir kuraldır. Peki; milli devletler ve milliyetçi anlayışlar için çok önemli olan bağımsızlık ilkesi ne derece korunmuş, bu ilkeye ne derece sadık kalmıştır.

    Aşağıda tanımlanan bağımsızlık kavramından yola çıkarak, bizi götüreceği noktayı ve ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım.

    Çağımızda, bağımsızlığın ne anlam içerdiğinden yola çıkarsak:

    - Bağımsızlık; emperyalizme karşı durmak, antiemperyalist olmaktır.

    - Emperyalizme karşı durmak; ülkeyi emperyalizm kıskacına götüren kapitalizm ve seyrinde şekillenen liberalizme karşı olmaktır.

    - Kapitalizme ve liberalizme karşı olmak; devlet tekelinde bulunan ve dolayısıyla tüm halkın malı olan üretim araçlarını, yer altı ve yer üstü kaynaklarını özelleştirme adı altında yerli ve yabancı sermayeye satmamak, mülkiyeti toplumsallaştırarak halkların egemenliğine teslim etmektir. Devleti mülksüzleştirerek halkı işsizliğe, yoksulluğa, açlığa, sefalete ve köleliğe mahkûm eden burjuvazinin ve siyasi kolu kanadı olan egemenlerin dayattığı sömürü düzenine itiraz etmektir.

    Anlaşılacağı gibi milliyetçilik her ne kadar ‘’bağımsızlık’’ dese de, mülkiyet bağlamında kapitalizme ve dolayısıyla liberalizme karşı olmadığı için bağımsızlık ilkesiyle çelişmekte, istese de istemese de üzerinde titizlikle durduğu bağımsızlığını yitirmekte, emperyalizme teslim olmaktadır. Bu da, milliyetçiliğin özümsediği kapitalizm ekseninde bağımsız kalamayacağını göstermektedir. Çünkü günümüz koşullarında bağımsız kalmanın tek kuralı; kamuya ait varlıkların yerli ve yabancı sermayeye satılmaması, halkların egemenliğine teslim edilmesidir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Torun fırat’ın çıkışı
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-12-2013, 01:14 PM
  2. Trafik ve süreç hızlandı
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-09-2010, 12:47 PM
  3. Tasavvufun çıkışı
    nefisetülilm Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 27-02-2010, 12:01 AM
  4. Yorum: 0
    Son mesaj: 20-03-2007, 10:01 PM
  5. Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı
    Nil@y Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-01-2007, 10:31 AM
Yukarı Çık