BARIŞ TOPLANTISI!
Mehmet Necati GÜNGÖR

Altı bin polis, dört bin asker korumasında “Barış Bayramı”.
Ve biz bu bayramı millet olarak tv’den izliyoruz.
Bu kadar yüksek korumalı bir barış toplantısına şahit olmamıştık; bu bir.
İkincisi; kim kiminle barıştı anlayamadık.
Mekân Diyarbakır. Nüfusunun büyük çoğunluğunu Kürtler’den oluşan şehrimiz.
400 çiftin nikâh töreni, Şivan’la İbo’nun düeti. Akılda kalan tablo bu.
Şivan, 37 yıl sonra gelmiş, Başbakanımız O’na hoş geldiniz dedi.
Bir de Barzani’ye.
Barzani’nin babasına, dedelerine varıncaya kadar methiyeler dizdi.
Peki, kim kiminle barıştı?
Barzani ile Tayyip bey küs değildiler ki barışsınlar.
Düette birbirlerine çok iyi sarılıp, aynı dilin ve aynı ırkın muhabbeti adına coştukları için onların da küs olmadıklarını anladık.
O törende zaten Türklerin cismi yok.
Türk bayrağı derseniz; o da düetin nağmelerinden coşup sahneye fırlayan bir Kürt kardeşimizin cebinden çıkarıp mendil niyetine, bazen göğsünde, bazen kıç hizasında sallayıp, sonra da sırtına astığı Tük bayrağından başka bir bayrak da görmedik.
Anlayacağınız, bu toplantıda Türk bayrağı bir tek kişi tarafından bayrak niyetine değil de, mendil niyetine sallandı, o kadar!
Ve bunun adına barış bayramı diyorlar.
Devam edelim sorumuza:
Sahi, kim kiminle barıştı?
Leyla Zana ile Emine hanımın muhabbetine bakarsanız, onların arasında da küslük yok. Maşallah, muhabbetleri yerinde.
Asıl küslük Bülent bey’le Tayyip bey arasındaydı, o küslüğün de giderilip giderilmediğini pek anlayamadık. Bakışlardaki donukluk halâ sürüyor.
Barış, galiba Tayyip bey ile Osman arasında.
Tayyip bey, ilk defa Diyarbakır Belediyesine bir ziyarette bulunuyormuş.
Bence, gerçek barış sahnesi budur. “Hassstr” diyenle, “O’na anlayışla uzanan ellerin buluşması.
Bu barış toplantısının görünmeyen davetlileri de vardı elbet.
Olayı televizyonlardan ibretle izleyen Türk milleti ve ayetle diri olduklarına inandığımız şehit yavrularımız.
Sorularını, göremediğimiz bakışlarıyla sordular.