IRZIKIRIK!
Mehmet Necati GÜNGÖR

Cevat Dursunoğlu anlatıyor. Bilinen bir hikâyedir.
Bazı “ırzı kırık”lara bu hikâyeyi anlatmanın tam zamanıdır.
“Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa, Üçüncü Ordu Müfettişi olarak Erzurum’a geliyor. Erzurumlular, batı tarafından gelen misafirlerini Ilıca’da karşılarlar. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları ikindi üstü Ilıca’ya varmışlardı. Birkaç söğüt gölgesinde kahvelerini içerlerken, Ilıca’nın batısındaki sırtlardan bir adam ufka mürtesem (resmolunmuş gibi) düştüğü için çok irileşiyor ve arkasına güneşi aldığı için de koyu ve parıltılı bir cevherden dökülmüş heykel gibi görünüyordu.
Heykel,sırtlardan aşağı doğru yürüyor, onu ufkun arkasından çıkan yeni heykeller takip ediyordu. Bu kafilenin ucu sırtların yeri beline yaklaştığı sırada sonu da ufuktan ayırmış bulunuyordu. Kafilenin önünde yürüyen heykel yavaş yavaş söğütlüğe doğru ilerledi. Bu iri ve dinç bir ihtiyardı. Gür ve ak sakalı göğsünü doldurmuş; Anadolu ovalarının güneşi, dağlarının rüzgarı çehresini tunçlaştırmıştı.

Misafirlerin ehemmiyetli kimseler olduğunu anlayan ihtiyarın zeki gözleri parladı. İri ve ak tüylü elini öğsünün üstüne koyarak oturanları selâmladı. Mustafa Kemal Paşa, ta yanı başına kadar gelen ihtiyarın hatırını soruyordu.

- Ağa böyle nereden geliyorsun? Diye sordu.
- Paşam, Çukurova’daydım. Şimdi toprağıma dönüyorum dedi.
- Yoksa oralarda geçinemedin mi?
- Hayır Paşam, Çukurova cennet gibi bir yer. Bir eken yüz biçiyor. Hamdolsun, uşaklar (çocuklar) da çalışkandır. Geçimimiz Padişahta bile yoktu. Yalnız, son günlerde işittim ki İstanbul’daki bir takım ırzıkırıklar bizim Erzurum’u Erminelere verecekmiş.

Geldim ki göreyim, kimin malını kime veriyorlar?
Mustafa Kemal, yaşlı gözlerle arkadaşlarına öndü ve “Bu milletle neler yapılmaz!” dedi ve ihtiyarla vedalaştı.”
Cevat Dursunoğlu, şahit olduğu bu hikâyeyi böylece anlattıktan sonra şu hükme varıyor:
“Bu ihtiyar, Erzurum’un 1319 ve 1322 ihtilallerine adı karışmış olan Mezararkalı Mevlüt Ağa idi. Yurt ve ülkü hizmetlerine karşılık beklemeyen halk adamlarından biri olan Mevlüt Ağa’nın o günlerde Türk milletinin azmini en kesin şekliyle anlatan bu güzel sözlerini ömrüm oldukça unutmayacağım.”

Gerçekten de o yaşlı kahraman, bu asil davranışıyla tarihe geçti ve bir daha hiç unutulmadı.
Biz de, bazı “ırzıkırık”lara karşı bu hikâyeyi hatırlatmak durumunda kalıyoruz.
Şimdi birileri çıkmış, bu kadim şehrin adını bazı ilçeleriyle birlikte değiştirmeye yelteniyorlar.
Tarihi, kahramanlıklarla dolu Türk’ün bu “dadaş” kalesini ismiyle yıkmaya çalışıyorlar.
Bu ülkenin Mustafa Kemalleri de bitmez, Mezararkalı Mevlüt Ağa’ları da.
Onlar, bu milletin vicdanına öyle bir tohum attılar ki, tıpkı Çukurova’nın bereketli toprağı gibi bir atıp bin aldılar.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Gençler için bir de Cevat Dursunoğlu’nu tanıtalım:
1920 başında Erzurum muallim mektebi, Kasım 1920 tarihinde Kars Maarif Müdürü ve bir ay süre ile mutasarrıf vekili oldu. 1921-1924 yılları arasında Erzurum Lisesi Müdürlüğü yaptı. Sonra sırasıyla Doğu vilayetleri Maarif müfettişliği, Orta Öğretim Umum Müdürlüğü, Almanya-Avusturya-Macaristan Türk talebe müfettişliği, Maarif Vekaleti Teftiş Heyeti Reisliği, Yüksek Öğretim ve Güzel Sanatlar Umum Müdürlüğü yaptı.

Erzurum Kongresi Üyeliği, Erzurum ve Kars Milletvekillikleri, Kurucu Meclis Erzurum İli Temsilciliği (6 Ocak 1961 – 15 Ekim 1961, Cumhuriyet Halk Partisi Umumi İdare Heyeti azalığı, 1949-1953 yılları arasında CHP genel sekreter yardımcılığı ve Ulus gazetesi başyazarlığı yaptı. Halkevleri ve Türk Dil Kurumuasli, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün ise şeref üyesi olarak hizmet verdi.

O’nun da ruhu şad, mekânı cennet olsun.