PAKETTEN NE ÇIKACAK?
Mehmet Necati GÜNGÖR

Herkes merak içinde.

Başbakanın “bu gün”, “yarın”, “önümüzdeki hafta” diye ötelediği tarihin sonuncusu 30 Eylül. Eskilerin deyimiyle “fevkalade” bir durum olmazsa bu tarihte paketin içinde ne olup olmadığını öğrenmiş olacağız.

Paketten ne çıkacak?

Bu sorunun cevabını geçen akşam bir tv kanalında Fatih Portakal’ın yönettiği programa katılan BDP’nin Kürtçü Milletvekili açıkladı. Hem de alaylı bir dille. Dedi ki:

“Paketten gofretle lolipop çıkacak. Biri Adalet Bakanı Ergin’e, biri Başbakan Yadımcısı Beşir Atalay’a. Bir de çiğköfte olabilir.”

Anlaşılan, Kürt tarafı kendileri açısından “sadra şifa” olacak bir şey beklemiyor.

Zira, Başbakana inanmıyorlar. Hükümetin kendilerini oyaladığını düşünüyorlar. Seçimden seçime gündeme gelen bu konunun, bir seçim arefesinde yine “güm”e gideceğini görüyorlar.

“Peki, siz ne istiyorsunuz?” diye sorulduğunda cevap aynı formatta. Zaten ezberlemişler. Dönüp dönüp aynı şeyleri söylüyorlar.

“Ana dilde eğitim,
Özerklik veya Federasyon,
Yer adlarının iadesi,
Seçim barajının düşürülmesi.”
En önemlisi de, APO denen katilin serbest bırakılması.

“Yeni format” ve “derinlikli strateji” söylemlerinin ardındaki niyet bu. “Onu serbest bırakın, masanın bir tarafında O, bir tarafında Başbakan olsun. Bir anlaşma yapılsın, taraflar imzalasın.

TV’deki BTP sözcüsü milletvekili de bunları söyledi.

Bir iddia daha ortaya attı ki, bu çok tartışılır:

“Cemaat da ana dilde eğitimden yana. Bunu bizzat Fetullah Gülen açıkladı.”

Anlatanın bu cemaate yakınlığı da dikkate alınırsa, uydurulmuş bir iddia gibi gelmiyor insana. Zaten büyük patron ne istiyorsa, onlar da öyle düşünüp konuşuyorlar.

Kürtçe bilim dili olabilir mi?

Kürtçe yazılmış bir tek tıp kitabı, mühendislik kitabı var mı?

Hadi, diyelim ki bu hak kendilerine tanındı,

Öğrencilere hangi kitapla ve hangi dilde okutacaklar? (Elbette Türkçe. Kendi aralarında bile Türkçe konuşuyorlar.) Bu yetkinlikte adamları var mı?

Bu soru işaretlerini alt alta dizdiğinizde, hiçbir pratiği ve mantığı olmayan bir talep!

Ama, adam istiyor.

Durun, paketten ne çıkacağını bir de biz tahmin edelim:

Yer adlarının iadesi çıkacak. Tunceli’nin adını “Dersim” diye söylemeye başladılar bile.

Aleviler için cem evleri ibadethane statüsüne alınacak. Bu da alevi açılımı olacak.

Demokratikleşme için birkaç fırça darbesi o kadar!

Seçim kanununu değiştirebilirler. Beşer milletvekillik daraltılmış bölge ile AKP’nin iktidarını bundan sonraki dönemler için de garantiye almanın yolunu açacaklar. Bu arada barajı düşürebilirler. Baraj düşse de seçim çevrelerinde kendiliğinden oluşacak baraja diğer partiler ulaşamayacağı için AKP’nin her bakımdan kârlı çıkacağı bir durum.

İstikrar adına Türkiye’yi iki partili bir sisteme getirmek istiyorlar.

Amaçlarından biri de muhalefetin gücünü azaltmak, bu arada MHP’yi barajın altına itmek. Bunu başarabileceklerini sanmıyoruz. Zira, bileşik kabın bu tarafında MHP var. Ve bu kap Kürtçülük karşısında damla damla değil, oluk oluk doluyor.

MHP, bu iktidarın da, Kürtçülerin de kâbusu.

Bu paketten tavşan çıkacak.

Önünde fal kâğıtları. Bakalım, hangisini çekecek?