YENİ FORMAT NE OLA?
Mehmet Necati GÜNGÖR

Sıkıştın usta. Bak, şimdi ne diyor muhatabın:

“Bunlar yetmez, yeni format, daha derinlikli bir strateji!”

Anlaşılan, yaptıkların hafif kalmış. Formatını da beğenmiyor muhatap.

Daha derinlikli işler olsun istiyor, derdi; seni kendi çizgisine çekmek.

Zaten çekildin be usta! Görmediklerimizi görüyoruz bu ülkede.

Şımarttın da şımarttın. Ne yaptıysan beğendiremedin kendini.

Yerim dar dedi, genişlettin. Arkadaş gönderin dedi, gönderdin. “Ğari istirım” dedi, onun için kanun yaptın. Sayesinde diğer mahkûmlar da ayda bir defa, (gardiyanlar kapı önünde, biraz ötede beklemek şartıyla) eşleriyle görüşeceklermiş.

Hiçbiri kesmemiş ki, tutturmuş “yeni format!”.

Acep ne ola?

Yandaşlarının baştan beri söylediklerine bakarak gelin, hep beraber görelim:

Dertleri daha fazla demokrasi falan değil. Asıl dertleri özerklik. Önce devlet içinde, sonra devlet dışında devlet olmak!

Adam, açıkça “beni serbest bırakmazsanız başınıza haller getiririm” diyor da seninkiler anlamazlıktan geliyor.

Sen tek dil, tek bayrak dedikçe;

Onlar Diyarbakır, Şırnak meydanlarını da geçtik; İstanbul’da, Mersin’de ve zemin buldukları her yerde kendi paçavralarını sallayarak devlete meydan okuyorlar. Görmüyor musun?

Kendi dillerini devlet dili yapmak istiyorlar.

Kendi okullarında kendi dilleriyle eğitim yapmak istiyorlar.

Kendi silahlı güçlerini, kendi maliyelerini kurmak istiyorlar.

Senin valini, kaymakamını istemiyorlar; kendi seçecekleri adamlar tarafından yönetilmek istiyorlar.

Sen “tek devlet” dedikçe, onlar hem devletin altını oyuyorlar, hem sözüm ona kendi devletlerinin temelini atıyorlar sayende.

Bu kadar bakar kör olamazsın usta!

Anla artık! Sen paketi öteledikçe o sıkıştırıyor, seni seçimle çözüm arasında sıkıştırmak istiyor anlamıyor musun?

Çözüm derken, hepten kaybedeceksin usta!

Herkese meydan okuya okuya yanında dost kalmadı.

Meydan okudukların, seni tersten okutuyorlar halâ anlamadın mı?

Sen “eş başkanım” diye övündükçe, eş başkanın seni yerden yere vuruyor.

Önce beyzbol sopası gösterdi anlamadın,

Sonra başka işaret dillerini kullandı, onları da anlamadın.

Sonunda seni muhatap almadı, gitti yanı başındaki Putin’le el sıkışıp ortada bıraktı.

“Sap gibi!”

Vurula vurula çoban keçesine döndün!

“Van münit” çektiklerin şimdi arkandan dolaşıp elense çekiyorlar.

Tepeye taşıdığın kankan içeride sinsice altını oyuyor.

Yanında görünenlerin bazıları, çoktan onun safında yer tutmuş, haberin bile yok.

Yalakaların önüne perde çekmiş, görmüyorsun.

Yandaş ekranlarında övgüler dizerek kandırıyorlar seni, gaza gelip tuzağa düşüyorsun.

Gidiyorsun, gittiğinin bile farkında değilsin.