CEMAAT ERDOĞAN’I BIRAKTI MI?
Mehmet Necati GÜNGÖR

Eylül-Ekim ayları, başkentte politikanın yavaş yavaş ısındığı aylardır.

Yeni siyasi oluşumlar, partilerin içindeki hareketlenmeler nedense hep bu aylarda beklenir.

Politika ile uğraşanlar, yaz rehavetini geride bıraktıktan sonra, bir mevsim boyunca tatil beldelerinde biriktirdikleri enerjiyi bu aylarda harcarlar.

Ekim ayında Meclisimiz de yeni yasama dönemine başlayacak. Orada fazla bir hareketlenme beklenmiyor. Anayasa çalışmaları muhalefet tabanında yükselen “çekilin” çağrılarına rağmen ağır-aksak da olsa devam edecek gibi görünüyor. Kimsenin çekilmeye niyeti yok. Çünkü partiler, ölü bir doğumun kendilerine fatura edilmesinden çekiniyorlar.

Diğer taraftan PKK, geri çekilmeyi durdurduğunu açıklayarak Hükümetten çözüm” konusunda atılım bekliyor. Açıkca Tayyip beye “sözünde durmazsan biz yapacağımızı biliriz” tehditlerini kendi lisanlarınca duyurmaya çalışıyorlar. Şimdilik “geri çekilmeyi durdurma” hali, Hükümette bir hareketlilik olmazsa bu defa “teröre yeniden başlama” hali. Bakalım; daha neler göreceğiz.

Hükümet bu tehditler karşısında ne yapar; bilemeyiz ama, “fazla kaşıntı kaşağı gerektirir” atasözünü birilerinin PKK sözcülerine anlatması gerekir diye düşünüyoruz.

Başbakan, baştan beri çekilmenin olmadığını söylüyor. Aksini ispat edecek deliller ise yok gibi. PKK’nın eli bu konuda zayıf. Hükümet, “çekilme yoksa çözüm de yok” restini nereye kadar dayatabilir, onu tüm açıklığı ile göremiyoruz. Belli ki, perde gerisinde yapılan pazarlıkların açığa çıkmasından veya çıkarılmasından endişe ediliyor. Dananın kuyruğunun kopmasına az kaldı. Bakalım, kuyruk kimin elinde kalacak.

Biz dönelim kulislere.

Peşinen belirtelim; vereceğimiz bilgiler, adından da anlaşılacağı gibi “kulis” bilgileridir. Yani, doğruluğunu, yanlışlığını bu bilgilerin açığa çıktığı nispetle anlayabileceğiz.

Kulislerde dilden dile aktarılan bilgilere göre, Cemaat Erdoğan’ı gözden çıkarmış. Cumhurbaşkanı Gül’ün yanında saf tutmuş. Hatta, Gül destekli yeni bir siyasi oluşumun da senaryoları konuşuluyor.

Senaryo, eski ANAP’lı, MHP’li ve ülkücü kökenli Murat Başesgioğlu ismi üzerine yazılıyor. Yakın bir tarihte Başesgioğlu’nun başkanlığında bir parti kurulacak, Gül’ü destekleyecek siyasi unsurlar da bu parti içinde yer alacakmış. Tabii, cemaat bütün ağırlığı ile bu yeni oluşumun içinde, ya da destekçisi olacakmış.

Amaç; AKP’yi iktidardan düşürerek, içinde CHP ve MHP’nin de yer alacağı bir koalisyona zemin hazırlamak. Ardından, yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip beyi saf dışı bırakarak Gül’ü yeniden Cumhurbaşkanı seçtirmek.

Tutar mı, tutmaz mı onu bilemeyiz. Niyet bu imiş!

Başesgioğlu ismi sağ bloktaki çevrelere itici gelmeyecek bir isim. AKP’ye giden merkez sağ oylarla bir kısım milliyetçi oyları geri çekeceği hesaplanıyor.

Fakat, merkez sağda başka oluşumların hesapları da yapılıyor.

Demokrat Partide bir lider değişikliği ile siyasi denkleme ağırlık koyma hesaplarını yabana atmayalım. İlhan Kesici ismi etrafında bir toparlanmadan söz ediliyor. İlhan bey ise şimdilik renk vermiyor. “Evet, ben de varım” derse, bu harekete omuz vereceklerin sayısı hiç de az değil.

Bu arada bir de ekonomi kulisi verelim. İş çevreleri, ekonominin gidişinden rahatsız. Geçenlerde, Veli Sarıtoprak’ın Başkanlığı yaptığı TUSİAV’ın Eylül ayı mütevelli heyet toplantısı yapıldı. Ankaralı iş adamlarını bünyesinde barındıran bu vakıfta her partiden insan var. Yani, siyasi bakımdan heterojen bir yapı. Dolayısiyle, herhangi bir siyasi partiyi, ya da görüşü temsil etmiyor. Ülke meselelerine tarafsız bir bakış açısından bakıyor.

Vakıf Başkanı Sarıtoprak “ihtiyatlı olmak lazım, fazla açılmamakta fayda var” derken, Vakfın Başkan Yardımcısı olan, Ankara’nın tanınmış sanayicilerinden Mehmet Doğanlar açık uyarılarda bulundu ve dedi ki:

“Piyasalarda hızlı para çıkışı var. Dolar 2 bin lira seviyesini aştı, faizler iki haneyi gördü, borsa düştü. Tüm bunların neticesinde enflasyon azacak, yatırım ve üretim patinaj yapacak, işsizlikle mücadele oldukça zorlayacaktır. Pazar zor bulunmaya başlamıştır. Vadeler uzuyor. Herkes alacağını teminatlandırmaya çalışıyor. İş dünyasında, üretimde ve ticarette risk artıyor. Dikkatli ve tedbirli olalım.”

Eli taşın altında olanlar böyle düşünüyor.