TÜRKİYE SENİNLE GURUR DUY(M)UYOR!
Mehmet Necati GÜNGÖR

Bak, usta! Kritik bir eşiktesin!

Anketler, seni destekleyenlerin oranında bir miktar düşüş olduğunu gösterse de yine de arkanda “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağıran bir topluluk var.

Siyaset nankör bir iştir. Üzerinde bulunduğun bu kritik eşinde birazcık tökezlesen; “seni sevmeyen ölsün” diyenler öyle hızlı bir dönüş yaparlar ki feleğin şaşar!

Halk, günü yaşar. Hizmet çetelesi tutmaz.

Yaptığın hizmetlere güvenme. Ne Marmaray’a, ne üçüncü köprüye.

Boğazın üstüne ilk “inci gerdanlık”ı Demirel takmıştı biliyorsun. Ondan önce araba vapurlarının önünde günlerce süren kuyruklarda ne meşakkatler çekiliyordu, hatırla.

Köprü yapıldı, kuyruklar kalktı, üstünden geçenler Demirel’e ve ceddine rahmet okudular.

Kısa bir zaman sonra mahalli seçimler yapıldı. O da ne! Demirel’in partisi İstanbul belediye başkanlığını da, belediye meclis üyeliklerini de kaybetti.

Seçimi, İstanbul’a hiç de hizmeti olmayan CHP’nin adayı kazanmıştı.

Köprünün üstünden geçen İstanbullular bu rahatlığı bir anda unutuverdiler.

Hatta “babasının parasıyla mı yaptı” diyenler bile oldu.

İnkâr etmiyoruz; senin başkanı olduğun hükümetin de bu ülkeye bazı güzel hizmetleri oldu. Bölünmüş yollar, hızlı trenler, havayolundaki gelişmeler… Özellikle Ulaştırma Bakanını burada kutlamak istiyorum.

Temsil ettiğin zihniyeti sevmiyorum. Birçok konuda farklı düşünüyoruz. Bu yüzden, sana dost olmadığım açık. Ama düşman da değilim. Çünkü, bu ülkenin başbakanısın. İçine düştüğün çıkmazlar, aşamadığın eşikler, senin için olduğu kadar, bir vatandaş olarak benim için de dramatik sonuçlar doğurur.

Bu bakımdan, tökezlemeni istemem!

Ama, görünen o ki, hem kendini, hem ülkeyi dört nala uçuruma sürüklüyorsun.

Büyük güçler Ortadoğu’yu sana yedirmezler. Onun için ulaşılmaz hayallerle, onarılmaz yaralar açma.

Suriye, Suriye diye tutturdun. Mısır için hançereni yırtıyorsun.

Ama bunlardan bize ne? Birleşmiş Milletler, Arap Birliği dururken, senin çabaların tek başına neyi çözer?

Bizim ilkemiz “yurtta sulh, cihanda sulh” değil miydi?

Sulh’u ne yurtta bıraktın, ne cihanda.

Bizi, bulunduğumuz coğrafyada başı dik, sözü dinlenen, güvenilen dost olarak tutan “Başkalarının iç işlerine karışmama” ilkemizi çöpe atmakla, kendini de, ülkemizi de yalnızlığa ittin!

Yurtta insanları böldün, cihanda etrafımızda dost bırakmadın.

“Stratejik derinlik” adına işbaşına getirdiğin adam seni de ülkeni de derin bir kuyunun içine attı.

Bulaştığın işin boyutlarını bir gör!

Savaşın getirdiği yıkımların tarihte ne büyük felaketlere yol açtığını tefekkür et, öyle karar ver.

“Savaş” diye tutturduğundan beri ekonomi tepe taklak! Dolar, almış başını gidiyor. Akaryakıt fiyatları zirveye ulaştı. İhracat düştü. Cari açık yükseldi. Makas giderek açılıyor.

Stratejik ortağına da fazla güvenme.

O, seni bu topraklarda taşeron olarak kullanmak istiyor.

O gider, düşman olduklarınla sen baş başa kalırsın!

İnan, her şey tepe taklak olur;

“Türkiye seninle gurur duyuyor” diyenler,

Bir bir çekilirler. Bir de bakmışsın ki, yanında ve arkanda kimsecikler yok.

Çok sevdiğin nakarat olumsuzlaşır, “Türkiye, artık seninle gurur duymuyor” noktasına gelir.

Ortada kalırsın.

Zira,

Siyaset, hatayı ve yenilgiyi kabul etmez.