HİLELİ TERAZİ HAK TARTMAZ!
Mehmet Necati GÜNGÖR

Kuyumcu terazisi neden hassastır bilir misiniz?
En değerli şeyi, altını tartar da ondan! Ölçüsü gram ve hatta santimdir.
Bırakın gramı, bir santimlik hile bile o kuyumcuyu esnaf kaydından düşer.
Altından daha değerli olan nedir?
O da insan hakkıdır, kul hakkıdır.
Yüce Yaratıcı “Huzuruma kul hakkı ile gelmeyin!” buyurmuyor mu?
Ulan pazarcı!
Önündeki terazinin hileli olduğunu bile bile insanların hakkını yiyorsun.
Tarttığın domates değil, kul hakkıdır, hıyar bozması!
Bir kefesine koyduğun gramaj hileli, diğer kefenin altına yerleştirdiğin kurşun (ağırlık) hileli. Sen bu tartı ile ancak cehennemi boylarsın!
Kuldan utanman yok, anladık, Allah’tan da mı kokmuyorsun?
Tarttığın terazi ile kaç kişinin hakkını yediğinin, kaç masumu mağdur ettiğinin farkında mısın?
Kabahat sende değil, seni orada tutan “Beladiye” reisinde.
Sanki biz onu “bela” diye seçtik.
Bundan sonra adın “Beladiye Reisi”dir!
Tartıları kontrol etmek, hileli olanlarını ayıklamak, hilekârı cezalandırmak senin görevin değil mi?
Sanki pazarcıyla keseniz de, amacınız da ortak.
Bu dünyaya insanları aldatmak, soymak için mi geldiniz?
Seni belediye reisi seçtiğimiz güne lanet olsun.
Hem bir kere değil, bin kere lanet!
Boyuna posuna aldanıp adam sandık.
Bizi “Allah”, “Kitap”, “Kur’an” diyerek kandırdın, yaptığın işlere bak!
Ana rahmine düştüğün güne de lanet!
Sanırmısın ki bu yaptıkların yanına kalacak?!
Aha ufukta seçim var.
Oy yerine “nah” alırsın.
Bu belediyeyi “beladiye” olmaktan kurtaracağız!
Seni anandan doğduğuna pişman edeceğiz!
Gör bakalım, mazlumun hakkı nasıl çıkacak?

Bu çığlık, bir Pazar yerinde, hakkı yenmiş mağdur bir vatandaşa aitti.

Mağdur vatandaş saydırdı da saydırdı.
Ama, söylediklerini “Beladiye Reisi” duymadı.
Duysaydı, maazallah!