Mehmet Necati GÜNGÖR

Üç günden beri Bodrum’dayız.

Hemen siz de “Bodrum?” diye sormayın.

Arkadaşlar “ne iş?” dercesine soruyorlar. Sanki burası ben yaştakilere fazla imişcesine. Bodrum’un sonuna “Ne iş?” anlamına gelen soru işaretini koymaları ondan. Ben de muziplik olsun diye “sosyetemi geliştiriyorum” diyerek geciştiriyorum.

Dün “Kadir Gecesi” idi.

Dinimiz açısından çok ulvî bir gece. Kutsal kitabımız Kur’an bu gecede indi.

Bunun içindir ki, “bin aydan daha hayırlı olan bir gece” olarak müjdelendi.

İşte Kadir Suresi’nin ayetleri:

“Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler. O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.”

İnanmış bir Müslüman, bu ayetlere bakınca o geceyi ibadetle geçirmez de n’apar?

Biz de onu yapmaya çalıştık. Ne var ki;

Her yıl huşu içerisinde idrak ettiğimiz bu mübarek geceyi yüksek volümlü eziyet altında kafamız zonklayarak geçirdik. Hoş, her gecemiz böyle ya!

Gittiğimiz cami çok küçük ve tıklım tıklım. Hanımla birlikte gittik,o hanımlar bölümünde, ben cami içinde ve avlusunda kendimize yer açamadan döndük.

Anlaşıldı; ibadetimizi kaldığımız yerde yapacağız.

Hanım, elime bir takvim yaprağı tutuşturdu. Fazilet takvimiymiş. Kadir Gecesi’ni anlatıyor, ikinci bölümde de “Kadir Gecesinde Ne yapılır?”ı.

“Bu gece dört rekat Kadir Gecesi namazı kılınır.” Birinci rek’atte 1 Fatiha, üç innâ enzelnâhu. İkinci rek’atte 1 Fatiha 3 ihlas-ı şerif. Üçüncü ve dördüncü rekâtlar, yine birinci ve ikinci rek’at gibi kılınacak.”

Çok güzel ve çok kolay.

“Namazdan sonra 100 Elem neşrah leke suresi. 100 innâ enzelâhu suresi.”

Bundan sonrasını “yüksek volümlü eziyet” altında yapmamız çok zor.

Tarifin ikinci bölümünü es geçeceğiz.

Zira, “yüz defa”, bilmem “kaç bin defa” diye sunulan tavsiyelere pek itibar etmiyorum.

Kur’an matematik kitabı değil ki…

Allah ilk dediğinizi kabul etmeyecek de, binincisini mi edecek? Ya da (haşa) ilk dediğinizi anlamayacak da, doksan dukuzuncusunu mu?

(Yetkin bir din adamımızdan öğreniyorum ki Kadir Namazı kadı altında bir namaz yokmuş. İstediğin gibi ibadet et ve Allah’a şükret ve yalvar. Özü bu!)

Neyse, Allah kabul etmiştir inşallah. Biz Kadir Gecesi ibadetimizi yüksek volümlü müzik eşliğinde yaptık. Elimizde değildi ama gerçek bu!

Kadir Gecesi ve Bodrum!

Arkadaşların “ni iş?” gibi sormalarını şimdi daha iyi anlayabiliyorum.

Kadir Gecesi için Bodrum’a çok hayıflandığımı itiraf etmeliyim.

Bana Kadir Gecesi gibi bin aydan daha hayırlı geceyi zehir ettin ya;

Bin aydan daha hayırlı olan bir ibadeti “yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz hoop ordayız” nakaratına boğdun ya!

Elim kıyamete kadar yakandadır Bodrum!

Dini bütün Hükümetimizin dini bütün Dahiliye Nazırından bir isteğim var:

Turizm merkezlerinde yüksek volümlü müzik çalınması, çılgınlık düzeyine varmış durumda. İnsanlar bu eziyeti çekmek zorunda değiller. Yaşlısı var, hastası var, bir annenin uyutmaya çalıştığı bebeği var.

Birileri “yatcaz kalkcaz hoop ordayız”la göbek atacak diye insanları rahatsız etmenin alemi var mı?

Volümünü kıs, ne yapacaksan yap!

Sadece müzikholler mi, arabalardan bile yüksek volümlü müzikler yükseliyor ve hepsi kulaklarımızı sağır edercesine çalınıyor.

Lütfen bir genelge.

Belli saatlerden sonra insanları rahatsız edecek derecede yüksek volümlerle çalınan müziğe yasaklama getirin.

Ve de “biraz saygı” telkin edin!