“Yahu, bu MHP ne yapıyor Allah aşkına?!” diyecek olmuştuk ki, Genel Başkan Bahçeli’nin açıklaması imdada yetişti.

Şandır-şundur bir açıklamadan sonra, belki de gelen tepkiler üzerine Genel Başkan duruma vaziyet etme ihtiyacı duymuş olmalı ki o açıklamayı yaptı.

Şu 48 madde meselesinden söz ediyorum.

AKP, yeni bir şark kurnazlığı ile muhalefeti potaya düşürmeye çalıştı ama, yemediler.

MHP’nin Grup başkanvekili Mehmet Şandır, durup dururken kalktı, AKP’ye bir can simidi daha fırlattı. Dedi ki:

"Varılan 48 maddelik uzlaşmayı önemli buluyoruz bunun kanunlaştırılması için MHP hazırdır.”

Burada duralım.

MHP, bir muhalefet partisi. Görevi iktidarı her adımında tökezletmek olmasa da, her adımında, her dediğinde hikmet arayıp, ona stepne olmak da değildir. Ne yazık ki MHP zaman zaman bu hataya düşüyor ve son çare, kendisine oy vermeye niyetlenmiş kitleleri de kendinden uzaklaştırıyor.

Oysa, “milli şuur”, bu ortamda vatanseverlere MHP’den başka bir seçenek bırakmıyor.

O halde MHP aklını başına almalı, böyle abuk-sabuk işlerden vazgeçmelidir.

Neyse ki Bahçeli tez uyandı ve gereken cevabı hem partisine, hem kamuoyuna bütün açıklığı ile vermiş oldu.

Sözleri mealen şöyle:

“Evet, biz bu çalışmayı önemli buluyoruz ve masadan kalkmayacağız. 48 maddenin oylanmasını erken buluyoruz. Bizim kırmızı çizgilerimiz var, onlardan vazgeçmeyeceğiz. Başbakan isterse masadan kalkabilir.”

MHP’nin kırmızı çizgileri, hepimizin, bütün milletin kırmızı çizgileridir.

Boyalı buna kızmış. Terbiye sınırlarını da aşarak, bakın, neler döktürmüş:

"Sayın Bahçeli uçağa binmeye korkan, Ankara’da adeta kuluçkaya oturmuş bir zavallısınız ve Başbakan'a saldırıyorsunuz. Bütün yaptığınız iş budur."

Bakalım, bunun arkasından jöleli ne cevher yumurtlayacak?

Bir partinin işi boyalı ile jöleliye kalmışsa, inandırıcılığını tümden yitirmiş demektir. İnsanları jöle ile, boya ile kandırmak yeni bir siyaset jargonu mu acaba?

İşin bu tarafını geçelim de öze dönelim:

AKP açılım saçmalığını bir sarmala dönüştürmüş durumda.

PKK denen örgüt yurt dışına çıkmıyor, yeniden yapılanıyor.

Kendi polis teşkilâtını kuruyor, bunu törenlerle, üniformalarla ilan ediyor.

Başbakan da Şırnak’a jest yapıyor: “Müjdeyi Bingöl’den veriyorum. Şırnak Havaalanının adı Şırnak’ın evladı Şerafettin Elçi havaalanıdır.”

Şerafettin Elçi Kim?

Merhum Ecevit’in Güneş Motel hükümetinde 11’ler kanadından Bayındırlık Bakanlığı’na getirilen bir Kürtçü! Kürtçülüğün hamisi de diyebilirsiniz.

12 Eylül'den sonra 30 ay hapis yattı.

1992'de 1992'de, 98 kürt aydını ile birlikte Kürt Hak ve Özgürlükler Vakfı'nı kurdu. Uzun bir hukuki mücadelenin sonucunda, sözkonusu vakıf, 1995'te Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı olarak tescil edildi.

Bu sayede, Cumhuriyet tarihinde ilk olarak, "Kürt" adı ile bir kurum resmiyet kazanmış oldu.

12 Haziran seçimlerinde BDP'nin desteklediği bağımsız adaylardan biri olarak milletvekili seçildi.

Kanser hastalığından öldü.

AKP’ye ve ona oy verenlere hayırlı olsun!

Mehmet Necati GÜNGÖR