TBMM eski Başkanvekillerinden Hatay eski Milletvekili Murat Sökmenoğlu ile konuştum.
Sökmenoğlu, Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’in oğludur. Demokrasi tarihimizde sine-i millete dönme yürekliliğini gösteren tek milletvekilidir. (Bunu başka bir yazımda ele alacağım.) Sağlam bir kişiliği vardır, değerli bir insandır, büyük bir vatanseverdir.
Reyhanlı’da yaşıyor, çiftçilikle uğraşıyor.
Bombaların patladığı alandan yarım saat önce ayrılmasaymış, maazallah O da ölenlerin arasında olabilirmiş. Hatay halkına, değerli dostum Sökmenoğlu’na ve ailesine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, ölen vatandaşlarımıza rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.
Korkunç bir olay.
Ve, kendini göstere göstere gelmiş!
Sökmenoğlu, işte bunu söyledi: “Bu tür olayların yaşanabileceğini bir yıl önce söyledim. Ama sesimi kimseye duyuramadım. Söylediklerim gazetelerin sayfalarında kaldı.”

Bir yıl önce şunları söylemişti Sökmenoğlu:
“1978’deki Maraş katliamının bilinmeyen bir gerçeği vardır. Aslında o korkunç olayları Hatay’da çıkarmak istemişlerdi. Karanlık yıllardı, kimin eli kimin cebinde belli değildi. Ancak Hatay halkının kardeşliği bu tuzağı bozdu. Hatay’da tutmayan oyunu Maraş’ta sahneye koymuşlardı. Bizim şu an ki asıl endişemiz ne Suriye’deki iç savaş, ne de Esad rejimi. Hatay yabancı ajanların cirit attığı bir yer haline geldi. Mezhep ayrışmasını kaşımak için çalışıyorlar. Tansiyonu yükseltmeye Alevi-Sünni çatışması çıkarmaya çalışıyorlar.”

Sökmenoğlu, son durumla ilgili şu bilgiyi verdi:
“Suriye sınırı delik-deşik, kimin girip çıktığı belli değil. Bomba yüklü kamyonlar da sınırdan girmiş. İkisi öğlen saatlerinde patladı, birisi de akşam üzeri. Ölü sayısının 60 civarında olduğu bilgisini aldım. 150 kadar da yaralı var. Bunlar arasında ağır olanlar da bulunuyor.”

Peki, bu kimin işi olabilir? Diye soruyorum hem kendime, hem Sökmenoğlu’na.
Vardığımız sonuç, Suriye’nin işi de olabilir, bizi Suriye ile savaşa sokmak isteyen dış güçlerin işi de. Soruşturmanın tamamlanmasıyla olay aydınlığa kavuşacaktır elbet.
Hatay’da durumların çok karışık olduğu bilgisini aldık.
Bazı grupların, öfke duydukları Suriyelilerin dükkânlarına yürüdükleri, araçlarını tahrip ettikleri yolunda söylentiler de var.

Hatay, şu anda barut fıçısından farksız.
Olayların kitlesel hale dönüşmesi en büyük korku.
Bu arada ilgililerin “suya tirit” açıklamaları kimseyi tatmin etmiyor.

Vatandaş Hükümeti suçluyor.

“Suriye ile ne işimiz vardı da, bu derdi başımıza açtınız?” serzenişleri havada uçuşuyor.
Bomba yüklü üç araç sınırdan geçer de, yetkililerin nasıl haberi olmaz?
Cevabı henüz verilememiş olan bu soru dehşet uyandırıyor.
Sınırda bir ay önce de bir patlama olmuştu. Bari, bundan ders alınıp gerekli tedbirler alınsaydı!
Sitelere düşen son dakika bilgisi:
İçişleri Bakanı Muammer Güler, "Olayı gerçekleştiren örgüt ve bağlantılı olduğu kişiler tespit edildi. Saldırganlar Suriye rejim ve istihbarat yanlısı örgütle bağlantılı" demiş.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da Reyhanlı'daki patlamalarla ilgili yaptığı açıklamada, "Saldırganların Suriye'deki El Muhaberat'la bağlantılı olduğu belirlendi" diye konuşmuş.
Ne bekliyorduk ki!
Alın size sıfır sorun!

Mehmet Necati GÜNGÖR