Dünyada, vekili tarafından öpülen tek millet, her halde Türk milletidir.
Bakın, burada “Türk lafına itiraz yok!”
Asgari ücretin bin lirayı bulmadığı, milyonlarca insanın açlık sınırında, bir o kadarının da yokluk sınırında yaşadığı ülkemizde biz onlara yolluğuyla, molluğuyla; ödeneğiyle, mödeneğiyle; telefonuyla melefonuyla on binlerce lirayı çoluk çocuğumuzun rızkından kesip vermekle mükellefiz.
Yetmiyor, yenilerini istiyorlar.

İstediklerini de gece yarısı oturumlarıyla alıyorlar.
Siz uykudayken, onlar size vekâleten uykularını bölüyorlar.
Ne de olsa vatana, millete hizmet ediyorlar.
Üstelik, onların hiç birini siz seçmediniz. Ama maaşlarını, yolluklarını, sağlık harcamalarını en üst seviyeden siz karşılamak zorundasınız.

Geçen dönemlerin birisinde yaşlı bir vekil kamış taktırmıştı da, parasını siz ödemiştiniz!
Pırıl pırıl parlayan çakma dişlerinin parasını da siz ödüyorsunuz.
Sırıtınca seçenlerine şirin gözüksünler diye kim bilir kaç milyon daha ödediniz!
Ülke meselelerini görüşürken(!) biri birlerine söylenmedik laf bırakmayan, “senin ananı, avradını…” diyerek yek diğerinin üzerine yürüyen arkadaşlar, sıra kendi menfaatlerini düzenlemeye gelince her şeyi bir anda unutup can ciğer kuzu sarması oluyorlar.
Bakınız; daha dün, toplantıları vardı. Orada söylenenleri alt alta yazıp karşınıza koysanız okumaktan utanırsınız.
O lafların arasında “namussuz”u da vardır, “********” i de vardır, “alçak” ı da vardır, “arsız”ı da vardır, “soysuz”u da…
Ama iş, o noktaya gelince bütün bunlar unutulur, kol kola yürünür. Üstüne bir de çay kahve içilir.
Çayın, kahvenin en ucuza satıldığı mekânda sohbet ederler.
Acıktıklarında en ucuz lokanta onlar için mesai yapar.
Asıl “barış süreci” burada işler de, siz farkında olamazsınız.
Onlar, sizin için gecenin bir saatinde barışırlar, gündüzün belli saatlerinde de cambaza baktırırlar.

Tuttuğunuz tarafa göre;
Ya, “ha geçti, ha geçecek” diye avunursunuz,
Ya da “ha düştü, ha düşecek” diyerek el ovuşturursunuz.
Siz cambaza bakarken, bir el cebinizi karıştırır.
İçinde nafakanız vardır.

Bu güne kadar verdikleriniz kesmemiş, şimdi yenileri için bir araya gelmişler.
Buna “bir araya gelmişler” demek yetmez; ittifak etmişler.
İttifak, oy birliği demektir. Tek bir itiraz sesinin yükselmediği oylamadır bu!
Artık trafik cezası bile kesilemeyecek.
Yolluk, ödenek, emeklilik gibi halen yürürlükte bulunan pek çok husus da iyileştirilmiş olacak.

Gerekçesi de ittifakla yazıldı:
“Gerek uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi, gerekse kamuoyunun şeffaf bir şekilde bilgilendirilmesini teminen mevzuatın tek bir kanunda toplulaştırılması büyük önem taşımakta olup, bu kanun teklifi ile anılan bu amaç doğrultusunda mevzuat toplulaştırılmıştır.”
Sanki arazi toplulaştırıyorlar.
Siz bu anlaşmaya bakarak “barış süreci tamamdır!” dersiniz,
Onlar da “endişeye mahal yoktur!”

Mehmet Necati GÜNGÖR