Haberi televizyonlardan izleyince irkildim ve utandım.
Büyük acı duydum. Vicdanım kanıyor.
77 yaşındaki Nazife nineye yapılan muameleyi, 86 yaşındaki anacığıma yapılmış gibi algıladım ve kaskatı kesildim.

Olay şu:
Nazife Babayiğit, yıllar önce doğudan gelip, Kocaeli’nin Gebze ilçesi Pelitli köyüne yerleşmiş bir Kürt kadını.
77 yaşında, ayağına elektronik kelepçe takılmış, üç aydır bu kelepçe ile yaşıyor. Evinin bahçesine çıkmasına bile izin yok. Ayağı şişiyor, yürüyemiyor, buna rağmen kelepçesi çözülmüyor.

Gelini, gardiyanı olmuş. Kayınvalidesi yasak ihlaline girmesin diye pür dikkat, onu kolluyor.
O, ana yüreğinin işlettiği bir suçla 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılıp, 12 gün hapishanede yatan, sonra yakınlarının başvurusu üzerine “Erbakan Yasası”ndan yararlanıp ayağına kelepçe takılarak salıverilen bir mahkûm.
Suçu ise oğluna kazak örmek, ona resmini göndermek!

Gebze ilçesinin Pelitli Köyü’nde yaşayan 77 yaşındaki Nazife ninen oğlu PKK’nın dağ kadrosuna katılmış. Altı yıldır kendisinden haber alınamıyormuş. Bir gün köye iki inşaat işçisi gelir, onlar da doğuludur, tesadüfen tanışır ve karşılaştığı herkese bin bir umutla sorduğu soruyu onlara da sorar:

“Oğlum Metin dağdadır, haberimiz yoktur. Ölü müdür, diri midir? Tanıyanınız var mı?”
Tanımışlardır. Oğlunun, PKK'nın Iğdır civarındaki dağ kadrosunda ve hayatta olduğunu söylerler. İçini büyük bir sevinç kaplar.

Bölgeye döndüklerinde oğlunu görebileceklerini belirtirler. Bunun üzerine Nazife nine "Bu fotoğrafımı ona verin. Sağ olduğumu söyleyin" diyerek vesikalık fotoğrafıyla birlikte bir miktar erzakla birlikte ördüğü kazağı verir, gönderir.

Garibim, oğluna yardım ettiğini sanarak bunu yapmıştır da, “terör örgütüne yardım ve yataklık etmek”le suçlanıp yargılanacağını bilememiştir!

Cezası ağırdır Nazife ninenin. Yasalar, onun yaşlı bedenine, içinde taşıdığı ana yüreğine bakmazlar elbet. Yasa, hükmünü icra edecek, Nazife nine cezasını çekecektir.

Çekiyor da.

O, cezasını çekerken, dağdaki teröristlere, ülkeden salimen çıkışları için imkânlar ve yollar araştırılıyor.

Nazife ninenin terörist oğlu da belki bunlar arasında.

Çelişkiye bakın ki; seksenine merdiven dayamış ana, analık refleksiyle bir kazak ördü diye ayağında elektronik kelepçe, gelin gardiyan, iki adım ötedeki evinin bahçesine hasret; şişen ayaklarda kelepçenin metal izleri ve titrek yüreğini inleten sızılar eşliğinde cezasını çekiyor; öte yanda terörist oğul “serbest dolaşım” hakkı kazanıyor.

Hayırsız evladın cezasını garip ve günahsız ana çekiyor.

Analar ağlamasın diye barış çığlıkları atılan ülkede, seksenine üç adım kalmış bir anaya reva görülen muameleye bakın!

Teröristi serbest bırak, anasına kelepçe tak!

Bu da barışın tersten okunanı.
“Şeriatın kestiği parmak acımaz” diyeniniz varsa, Cumhurbaşkanına bir yetki hatırlatmasında bulunsun:
“Yaşlılık ve ağır hastalık halindeki mahkûmları af etme yetkisi” O’na aittir.
Çözün Nazife ninenin kelepçesini! Ya da gevşetin azıcık, canı yanmasın. Bahar geldi, bırakın bahçeye çıksın!
O kelepçe sanki benim anamın ayağında!
İçim acıyor, vicdanım kanıyor!

Mehmet Necati GÜNGÖR